---
title: "Sâffât Sûresi 11-21. Ayet Tefsiri"
sure: "Sâffât"
sure_no: 37
ayet_no: 15
url: https://www.kuranvemeali.com/saffat-suresi/15-ayeti-tefsiri
language: tr
source: Kuran ve Meali
---

# Sâffât Sûresi 15. Ayet Tefsiri

> Kur'an-ı Kerim, Sâffât Sûresi (37. sûre), 15. ayet. Kaynak: [Kuran ve Meali](https://www.kuranvemeali.com/saffat-suresi/15-ayeti-tefsiri)

### 11. Ayet

## Arapça

فَاسْتَفْتِهِمْ اَهُمْ اَشَدُّ خَلْقًا اَمْ مَنْ خَلَقْنَاۜ اِنَّا خَلَقْنَاهُمْ مِنْ ط۪ينٍ لَازِبٍ

## Okunuşu

Festeftihim ehum eşeddu ḣalkan em men ḣalaknâ(c) innâ ḣalaknâhum min tînin lâzib(in)

### 12. Ayet

## Arapça

بَلْ عَجِبْتَ وَيَسْخَرُونَۖ

## Okunuşu

Bel ‘acibte veyesḣarûn(e)

### 13. Ayet

## Arapça

وَاِذَا ذُكِّرُوا لَا يَذْكُرُونَۖ

## Okunuşu

Ve-iżâ żukkirû lâ yeżkurûn(e)

### 14. Ayet

## Arapça

وَاِذَا رَاَوْا اٰيَةً يَسْتَسْخِرُونَۖ

## Okunuşu

Ve-iżâ raev âyeten yestesḣirûn(e)

### 15. Ayet

## Arapça

وَقَالُٓوا اِنْ هٰذَٓا اِلَّا سِحْرٌ مُب۪ينٌۚ

## Okunuşu

Ve kâlû in hâżâ illâ sihrun mubîn(un)

### 16. Ayet

## Arapça

ءَاِذَا مِتْنَا وَكُنَّا تُرَابًا وَعِظَامًا ءَاِنَّا لَمَبْعُوثُونَۙ

## Okunuşu

E-iżâ mitnâ vekunnâ turâben ve’izâmen e-innâ lemeb’ûśûn(e)

### 17. Ayet

## Arapça

اَوَاٰبَٓاؤُ۬نَا الْاَوَّلُونَۜ

## Okunuşu

Eve âbâunâ-l-evvelûn(e)

### 18. Ayet

## Arapça

قُلْ نَعَمْ وَاَنْتُمْ دَاخِرُونَۚ

## Okunuşu

Kul ne’am ve entum dâḣirûn(e)

### 19. Ayet

## Arapça

فَاِنَّمَا هِيَ زَجْرَةٌ وَاحِدَةٌ فَاِذَا هُمْ يَنْظُرُونَ

## Okunuşu

Fe-innemâ hiye zecratun vâhidetun fe-iżâ hum yenzurûn(e)

### 20. Ayet

## Arapça

وَقَالُوا يَا وَيْلَنَا هٰذَا يَوْمُ الدّ۪ينِ

## Okunuşu

Ve kâlû yâ veylenâ hâżâ yevmu-ddîn(i)

### 21. Ayet

## Arapça

هٰذَا يَوْمُ الْفَصْلِ الَّذ۪ي كُنْتُمْ بِه۪ تُكَذِّبُونَ۟

## Okunuşu

Hâżâ yevmu-lfasli-lleżî kuntum bihi tukeżżibûn(e)

## Mealler

### 11. Ayet Mealleri

- **Ömer Çelik Meali:** Sor onlara: Kendileri mi yaratılışça daha güçlü kuvvetli, yoksa bizim gök, yer, melekler gibi yarattığımız diğer varlıklar mı? Doğrusu biz o insanları yapışkan bir çamurdan yarattık.
- **Diyanet Vakfı Meali:** Şimdi sor onlara! Yaratma bakımından onlar mı daha zor, yoksa bizim yarattığımız (insanlar) mı? Şüphesiz biz kendilerini yapışkan bir çamurdan yarattık.
- **Diyanet İşleri (Eski) Meali:** Allah'a eş koşanlara sor: Kendilerini yaratmak mı daha zordur, yoksa Bizim yarattığımız gökleri yaratmak mı? Aslında Biz kendilerini özlü ve yapışkan çamurdan yaratmışızdır.
- **Diyanet İşleri (Yeni) Meali:** (Ey Muhammed!) Şimdi sen onlara sor: “Kendilerini yaratmak mı daha zor, yoksa yarattığımız diğer şeyleri yaratmak mı? Şüphesiz biz onları yapışkan bir çamurdan yarattık.
- **Elmalılı Hamdi Yazır Meali:** Şimdi onlara sor: "Yaradılışça kendileri mi daha çetin, yoksa bizim yarattıklarımız mı?" Gerçekten biz onları cıvık bir çamurdan yarattık.
- **Elmalılı Meali (Orjinal) Meali:** Şimdi sor onlara yaradılışca kendileri mi daha çetin yoksa bizim yarattıklarımız mı? Biz kendilerini bir cıvık çamurdan yarattık
- **Hasan Basri Çantay Meali:** Şimdi onlardan haber iste: Yaratılışda kendileri mi daha kuvvetli, yoksa bizim yaratdıklarımız mı? Hakıykat biz onları bir cıvık çamurdan yaratdık.
- **Hayrat Neşriyat Meali:** Şimdi sor onlara: “Yaratılış cihetiyle kendileri mi daha zor, yoksa bizim (semâ ile berâber içinde) yarattıklarımız mı?” Muhakkak ki biz, kendilerini yapışkan bir çamurdan yarattık.
- **Ali Fikri Yavuz Meali:** Şimdi sor Mekke halkına: (Öldükten sonra) kendilerini yaratış mı zor; yoksa bizim yarattıklarımız (melekler, gökler, arz ve yıldızlar) mı? Biz kendilerini (Adem'den, Adem'i de) yapışkan bir çamurdan yarattık.
- **Ömer Nasuhi Bilmen Meali:** İmdi onlara soruver. Onlar mı yaradılışca daha kuvvetli, yoksa Bizim (sair) yaratmış olduklarımız mı? Şüphe yok ki, Biz onları yapışkan bir çamurdan yarattık.
- **Ümit Şimşek Meali:** Sor onlara: Kendilerini yaratmak mı daha zor, yoksa bütün bu yarattıklarımızı mı? Nihayet Biz onları yapışkan bir çamurdan yaratmışız.
- **Yusuf Ali (English) Meali:** Just ask their opinion: are they the more difficult to create, or the (other) beings We have created? Them have We created out of a sticky clay!

### 12. Ayet Mealleri

- **Ömer Çelik Meali:** Evet, sen Allah’ın varlığı ve kudreti karşısında hayran kaldın; onlar ise seninle ve Allah’ın âyetleriyle alay ediyorlar.
- **Diyanet Vakfı Meali:** Hayır, sen şaşıyorsun. Halbuki onlar alay ediyorlar.
- **Diyanet İşleri (Eski) Meali:** Evet; sen onlara şaşıyorsun, onlar da seni alaya alıyorlar.
- **Diyanet İşleri (Yeni) Meali:** Hayır, sen (onların hâline) şaştın, onlar ise alay ediyorlar.
- **Elmalılı Hamdi Yazır Meali:** Fakat sen onlara şaşıyorsun, ama onlar (seninle) eğleniyorlar.
- **Elmalılı Meali (Orjinal) Meali:** Fakat sen taaccüb ettin onlar eğleniyorlar
- **Hasan Basri Çantay Meali:** Belki sen (Habîbim) teaccüb etdin. Onlar da (bu teaccübünden dolayı) eğlenirler,
- **Hayrat Neşriyat Meali:** (Ey Habîbim!) Bil'akis (sen, onların bu kadar delillere rağmen inkâr etmelerine)hayret ettin, hâlbuki (onlar senin anlattıklarınla) alay ediyorlar.
- **Ali Fikri Yavuz Meali:** Doğrusu (Ey Rasûlüm, Allah'ın kudretini ve öldükten sonra dirileceklerini inkâr etmelerine) sen şaştın. Onlar ise, seninle (ve taaccüb edişinle) alay ediyorlar.
- **Ömer Nasuhi Bilmen Meali:** Evet. Sen taaccüp ettin. Onlar ise istihzâda bulunurlar.
- **Ümit Şimşek Meali:** Sen hayrete düştün; onlar ise eğleniyorlar.
- **Yusuf Ali (English) Meali:** Truly dost thou marvel, while they ridicule,

### 13. Ayet Mealleri

- **Ömer Çelik Meali:** Kendilerine öğüt verildiğinde düşünüp öğüt almıyorlar.
- **Diyanet Vakfı Meali:** Kendilerine öğüt verildiği vakit öğüt almazlar.
- **Diyanet İşleri (Eski) Meali:** Onlara öğüt verildiğinde öğüt dinlemezler.
- **Diyanet İşleri (Yeni) Meali:** Kendilerine öğüt verildiği zaman öğüt almıyorlar.
- **Elmalılı Hamdi Yazır Meali:** Kendilerine hatırlatıldığında da düşünmüyorlar.
- **Elmalılı Meali (Orjinal) Meali:** Ihtar edildiklerinde de düşünmüyorlar
- **Hasan Basri Çantay Meali:** Kendilerine (Kur'an ile) va'z edilince düşünüb de öğüt kabul etmezler,
- **Hayrat Neşriyat Meali:** Kendilerine nasîhat edildiği zaman da, ibret almıyorlar.
- **Ali Fikri Yavuz Meali:** Onlara Kur'an'la öğüd verildiği zaman da, düşünüp nasihat kabul etmiyorlar.
- **Ömer Nasuhi Bilmen Meali:** Ve onlara nasihat verildiği zaman, düşünüp nasihat kabul etmezler.
- **Ümit Şimşek Meali:** Öğüt verildiğinde düşünüp ibret almıyorlar.
- **Yusuf Ali (English) Meali:** And, when they are admonished, pay no heed,-

### 14. Ayet Mealleri

- **Ömer Çelik Meali:** Gerçeği ortaya koyan bir mûcize görseler, kendileri onunla alay ettikleri gibi, başkalarını da alay etmeye çağırıyorlar.
- **Diyanet Vakfı Meali:** Bir mucize görseler alay ederler.
- **Diyanet İşleri (Eski) Meali:** Bir mucize gördüklerinde onu eğlenceye alırlar.
- **Diyanet İşleri (Yeni) Meali:** Bir mucize gördükleri zaman onu alaya alıyorlar.
- **Elmalılı Hamdi Yazır Meali:** Bir mucize gördükleri zaman da eğlenceye alıyorlar.
- **Elmalılı Meali (Orjinal) Meali:** Bir mu'cize gördükleri vakıt da eğlence yerine tutuyorlar
- **Hasan Basri Çantay Meali:** Bir mu'cize gördükleri vakit (onu) eğlenceye tutarlar.
- **Hayrat Neşriyat Meali:** Ve bir mu'cize gördükleri zaman, (onunla) alay etmek istiyorlar.
- **Ali Fikri Yavuz Meali:** Bir mucize gördükleri vakit de eğlenceye alıyorlar.
- **Ömer Nasuhi Bilmen Meali:** Ve bir mûcize gördükleri vakit de onunla istihzâ eder dururlar.
- **Ümit Şimşek Meali:** Bir âyet gördüklerinde de alaya alıyorlar.
- **Yusuf Ali (English) Meali:** And, when they see a Sign, turn it to mockery,

### 15. Ayet Mealleri

- **Ömer Çelik Meali:** Diyorlar ki: “Bu Kur’an, başka değil, düpedüz bir büyü!”
- **Diyanet Vakfı Meali:** Bu ancak açık bir büyüdür, derler.
- **Diyanet İşleri (Eski) Meali:** 15,16,17. "Bu apaçık bir sihirdir; öldüğümüz, toprak ve kemik olduğumuz zaman, önceki babalarımız yahut biz mi dirileceğiz?" derler.
- **Diyanet İşleri (Yeni) Meali:** (Dediler ki:) “Bu bir büyüden başka bir şey değildir.”
- **Elmalılı Hamdi Yazır Meali:** Ve diyorlar ki: "Bu apaçık büyüden başka bir şey değildir."
- **Elmalılı Meali (Orjinal) Meali:** Ve, bu, diyorlar başka bir şey değil, ap açık bir sihir
- **Hasan Basri Çantay Meali:** (Nitekim) «Bu, dediler, apaçık bir sihirden başkası değildir».
- **Hayrat Neşriyat Meali:** Bir de dediler ki: “Bu, apaçık bir sihirden başka bir şey değildir.”
- **Ali Fikri Yavuz Meali:** Ve: “-Bu, ancak apaçık bir sihirdir.” dediler.
- **Ömer Nasuhi Bilmen Meali:** Ve dediler ki: «Bu, bir apaçık büyüden başka bir şey değildir.
- **Ümit Şimşek Meali:** Diyorlar ki: “Bu düpedüz büyüdür.
- **Yusuf Ali (English) Meali:** And say, "This is nothing but evident sorcery!

### 16. Ayet Mealleri

- **Ömer Çelik Meali:** “Biz ölüp de toprak ve çürümüş kemik yığını hâline geldikten sonra, yani biz o zaman mı yeniden diriltileceğiz?”
- **Diyanet Vakfı Meali:** «Gerçekten biz öldüğümüz, toprak ve kemik olduğumuz zaman mı, diriltileceğiz?»
- **Diyanet İşleri (Eski) Meali:** 15,16,17. "Bu apaçık bir sihirdir; öldüğümüz, toprak ve kemik olduğumuz zaman, önceki babalarımız yahut biz mi dirileceğiz?" derler.
- **Diyanet İşleri (Yeni) Meali:** “Gerçekten biz, ölüp bir toprak ve kemik yığını hâline geldikten sonra mı, biz mi tekrar diriltileceğiz?”
- **Elmalılı Hamdi Yazır Meali:** "Öldüğümüz ve bir toprakla bir yığın kemik olduğumuz zaman mı biz tekrar dirilecekmişiz?"
- **Elmalılı Meali (Orjinal) Meali:** öldüğümüz ve bir toprakla bir yığın kemik olduğumuz vakıt mı? biz mi ba'solunacakmışız?
- **Hasan Basri Çantay Meali:** «Biz olub de bir toprak ve bir yığın kemik olduğumuz vakit mı, saahiden biz mi mutlakaa diriltilmiş olacağız»?.
- **Hayrat Neşriyat Meali:** “(Biz) öldüğümüz, bir toprak ve bir kemik (yığını) hâline geldiğimiz zaman mı, gerçekten biz mi yeniden diriltilecek kimseleriz?”
- **Ali Fikri Yavuz Meali:** Öldüğümüz ve bir toprakla çürümüş bir yığın kemik olduğumuz zaman mı, biz mi diriltilecek mişiz?
- **Ömer Nasuhi Bilmen Meali:** Ya bizler öldüğümüz ve bir toprak ve kemikler olduğumuz vakit mi bizler mi muhakkak yeniden diriltilmiş olacağız?
- **Ümit Şimşek Meali:** “Biz ölüp de topraktan ve kemikten ibaret hale geldikten sonra mı tekrar diriltileceğiz?
- **Yusuf Ali (English) Meali:** "What! when we die, and become dust and bones, shall we (then) be raised up (again)

### 17. Ayet Mealleri

- **Ömer Çelik Meali:** “Önceden ölüp gitmiş atalarımız da, öyle mi?”
- **Diyanet Vakfı Meali:** «İlk atalarımızda mı (diriltilecek)?»
- **Diyanet İşleri (Eski) Meali:** 15,16,17. "Bu apaçık bir sihirdir; öldüğümüz, toprak ve kemik olduğumuz zaman, önceki babalarımız yahut biz mi dirileceğiz?" derler.
- **Diyanet İşleri (Yeni) Meali:** “Önceden gelip geçmiş atalarımız da mı?”
- **Elmalılı Hamdi Yazır Meali:** "Önceki atalarımız da mı?.."
- **Elmalılı Meali (Orjinal) Meali:** Evvelki atalarımız da mı?
- **Hasan Basri Çantay Meali:** «Evvelki atalarımız da mı?»
- **Hayrat Neşriyat Meali:** “Önceki atalarımız da mı?”
- **Ali Fikri Yavuz Meali:** Evvelki atalarımızda mı? (yine dediler).
- **Ömer Nasuhi Bilmen Meali:** Yoksa bizim evvelki babalarımız da mı (öyle) diriltilecekler?
- **Ümit Şimşek Meali:** “Üstelik gelip geçmiş atalarımız da, öyle mi?”
- **Yusuf Ali (English) Meali:** "And also our fathers of old?"

### 18. Ayet Mealleri

- **Ömer Çelik Meali:** De ki: “Evet, hem de zelil ve perişan bir halde diriltileceksiniz.”
- **Diyanet Vakfı Meali:** De ki: Evet, hem de hor ve hakir olarak (diriltileceksiniz).
- **Diyanet İşleri (Eski) Meali:** De ki: "Evet hem de zelil ve hakir olarak."
- **Diyanet İşleri (Yeni) Meali:** De ki: “Evet, hem de siz aşağılanmış kimseler olarak (diriltileceksiniz).”
- **Elmalılı Hamdi Yazır Meali:** De ki: "Evet, hem de sizler çok aşağılanmış olarak (dirileceksiniz)."
- **Elmalılı Meali (Orjinal) Meali:** De ki: evet, hem siz çok hor, hakîr olarak
- **Hasan Basri Çantay Meali:** Sen de ki: «Evet (diriltileceksiniz). Hem siz (hepiniz) hor ve hakıyr olarak».
- **Hayrat Neşriyat Meali:** (Ey Resûlüm!) De ki: “Evet! Hem de siz zelîl kimseler olarak (diriltileceksiniz)!”
- **Ali Fikri Yavuz Meali:** (Ey Rasûlüm), de ki: “- Hem hepiniz zelîl ve hakîr olarak (diriltileceksiniz).”
- **Ömer Nasuhi Bilmen Meali:** De ki: «Evet. Ve sizler zeliller olarak haşrolunacaksınızdır.»
- **Ümit Şimşek Meali:** De ki: Evet. Hem de horlanmış şekilde diriltileceksiniz.
- **Yusuf Ali (English) Meali:** Say thou: "Yea, and ye shall then be humiliated (on account of your evil)."

### 19. Ayet Mealleri

- **Ömer Çelik Meali:** Yeniden diriltiliş için yalnızca bir çığlık yeter! Bir de bakarsın ki hepsi kabirlerinden kalkmış etraflarına bakıyorlar.
- **Diyanet Vakfı Meali:** O (diriltme) korkunç bir sesten ibaret olacak, o anda hemen onların gözleri açılıp etrafa bakacaklar.
- **Diyanet İşleri (Eski) Meali:** Tek bir çığlık. Hemen bakıp kalırlar.
- **Diyanet İşleri (Yeni) Meali:** O ancak şiddetli bir sesten ibarettir. Bir de bakarsın ki onlar (diriltilmiş hazır) beklemektedirler.
- **Elmalılı Hamdi Yazır Meali:** Çünkü O (sura üfürmek) zorlu bir kumandadan ibarettir ki, derhal onların gözleri açılıverir.
- **Elmalılı Meali (Orjinal) Meali:** Çünkü o bir zorlu kumandadan ıbarettir derhal gözleri açılıverir
- **Hasan Basri Çantay Meali:** İşte o, ancak birtek sayhadan ibâretdir ki onların birden bire gözleri açılıverecekdir.
- **Hayrat Neşriyat Meali:** Artık o (dirilme işi), sâdece (korkunç) bir sesten ibârettir; bir de bakarsın ki onlar(dirilmiş de etraflarına) bakıyorlar!
- **Ali Fikri Yavuz Meali:** Çünkü o, (Sûr'a ikinci defa) bir üfürüştür ki, derhal kabirlerinden kalkıb başlarına gelecek şeyi gözetlerler.
- **Ömer Nasuhi Bilmen Meali:** Çünkü o bir sayhadan ibarettir, onlar o zaman hemen bakar dururlar.
- **Ümit Şimşek Meali:** Buna bir ses yeter; ve onlar o anda kalkmış, bakınmaktadırlar.
- **Yusuf Ali (English) Meali:** Then it will be a single (compelling) cry; and behold, they will begin to see!

### 20. Ayet Mealleri

- **Ömer Çelik Meali:** “Yazıklar olsun bize!” diye feryat edecekler, “İşte bize haber verilen hesap günü!”
- **Diyanet Vakfı Meali:** (Durumu gören kâfirler:) Eyvah bize! Bu ceza günüdür, derler.
- **Diyanet İşleri (Eski) Meali:** Şöyle derler: "Vay bize! İşte bu ceza günüdür."
- **Diyanet İşleri (Yeni) Meali:** Şöyle diyecekler: “Vay başımıza gelene! Bu beklenen ceza günüdür.”
- **Elmalılı Hamdi Yazır Meali:** "Eyvah bizlere! İşte bu hesap günüdür." derler.
- **Elmalılı Meali (Orjinal) Meali:** Eyvah bizlere derler bu o din günü
- **Hasan Basri Çantay Meali:** «Eyvah bize, derler, bu, ceza ve hesâb günüdür».
- **Hayrat Neşriyat Meali:** Ve: “Eyvâh bize! Bu, dîn (cezâ) günüdür!” derler.
- **Ali Fikri Yavuz Meali:** Şöyle derler: “-Eyvah bizlere! Bu, hesab günüdür.”
- **Ömer Nasuhi Bilmen Meali:** Ve derler ki: «Eyvah bizlere! işte bu, ceza günü.»
- **Ümit Şimşek Meali:** “Eyvah bize,” derler. “Hesap günü gelmiş!”
- **Yusuf Ali (English) Meali:** They will say, "Ah! Woe to us! This is the Day of Judgment!"

### 21. Ayet Mealleri

- **Ömer Çelik Meali:** Melekler de: “Evet, evet! Sizin dünyada iken yalan saydığınız hüküm günü, işte bu gündür!” diye cevap verecekler.
- **Diyanet Vakfı Meali:** İşte bu, yalanlamış olduğunuz hüküm günüdür.
- **Diyanet İşleri (Eski) Meali:** Onlara: "İşte bu, yalanladığınız hüküm günüdür" denir.
- **Diyanet İşleri (Yeni) Meali:** Onlara, “İşte bu, yalanlamakta olduğunuz hüküm ve ayırım günüdür” denilir.
- **Elmalılı Hamdi Yazır Meali:** (Onlara): "İşte bu, sizin yalanlamakta olduğunuz (iyi ve kötüyü) ayırt etme günüdür" denir.
- **Elmalılı Meali (Orjinal) Meali:** Bu işte o sizin yalan dediğiniz fasıl günü
- **Hasan Basri Çantay Meali:** (Evet), bu, sizin tekzib eder olduğunuz ayırdetme günüdür.
- **Hayrat Neşriyat Meali:** (Melekler onlara der ki:) “(Evet) bu, kendisini yalanlamakta olduğunuz ayırma günü (aranızda hüküm verme günü)dür!”
- **Ali Fikri Yavuz Meali:** Bu, işte o sizin yalan dediğiniz (müminle kâfiri) ayırd etme günüdür.
- **Ömer Nasuhi Bilmen Meali:** İşte bu, sizin o yalan sandığınız ayırmak günüdür.
- **Ümit Şimşek Meali:** İşte yalanladığınız hüküm günü!
- **Yusuf Ali (English) Meali:** (A voice will say,) "This is the Day of Sorting Out, whose truth ye (once) denied!"

## Tefsir (11-21. ayetler)

### Ömer Çelik Tefsiri

Göklerin,
yerin, bunlardaki büyük ve komplex varlıkların yaratılması, elbette insanın
yaratılışına göre daha büyük bir kuvvet ve kudreti gerektirir. Yani insanın
yaratılışı bunlar karşısında daha basit kalır. Gerçi insanı da yapışkan bir
çamurdan yaratan Allah’tır. Buradan çıkarılacak netice şudur: Bu kadar muazzam
varlıkları yaratan ve idâre eden Allah’ın, ölüleri diriltmeye gücü yeter.
Yalnız bunu anlayabilmek için selim bir akılla düşünmeye, derin bir tefekkür ve
tedebbüre ihtiyaç vardır. Bunun en güzel misâli Resûlullah (s.a.s.)’dir. O,
kâinattaki ilâhî kudret akışları ve azamet tecellileri karşısında hayran kalır;
bunlar üzerinde derin derin tefekkür edip Yüce Allah’ı tesbih ve tenzih ederdi.
Ona tâbi olan mü’minler de böyledir. Onların bu güzel hallerini şu âyet-i
kerîmeler daha açık haber verir:



**“Şüphesiz göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün
birbiri ardınca gelip gidişinde akl-ı selim sahipleri için pek çok delil ve
ibretler vardır. O akıl sahipleri, ayakta dururken, otururken ve yanları
üzerine yatarken dâimâ Allah’ı zikrederler; göklerin ve yerin yaratılışını
tefekkür ederler ve: «Rabbimiz! Sen bunları boşuna yaratmadın. Sen bütün eksik
sıfatlardan pak ve uzaksın. Bizi cehennem azabından koru!» derler.**” (Âl-i
İmrân 3/190-191)



Peygamber ve mü’minler karşısında başka bir grup
var ki, bunlar kâfirlerdir. Bunlar, mü’minlerin hayran kaldıkları şeyleri alaya
alıyorlar. Kur’an’ı, Peygamber’i ve bunların haber verdiği âhireti
yalanlıyorlar. Gördükleri mûcizelerle alay edip, onları büyü olarak niteliyorlar.
Ölüp toprak ve kemik yığını haline geldikten sonra yeniden dirilişi reddediyor,
kendilerinden asırlarca önce ölmüş dedelerinin nasıl dirilebileceğini şirkle
bulanmış akıllarına sığdıramıyorlar. Halbuki, bu kadar muazzam kâinatı,
varlıkları ve şeref misafiri olan insanı yaratan Allah, İsrâfil’in ikinci kez
üflediği korkunç bir sesle herkesi diriltecek, hepsi kabirlerinden fırlayıp
sağa sola bakmaya başlayacaklar. Onlar, bu günün, Peygamber (a.s.)’ın haber
verdiği hesap günü olduğunu hemen anlayacaklar. Fakat hazırlıksız
yakalandıkları için “Eyvâh!” diyecek ve pişman olacaklar. Çünkü hesaplarının
hiç de iç açıcı olmadığı bellidir. Bunu artık kendileri de farketmektedir:

## Bağlantılar

- [Bu sayfanın HTML sürümü](https://www.kuranvemeali.com/saffat-suresi/15-ayeti-tefsiri)
- [15. ayet meali](https://www.kuranvemeali.com/saffat-suresi/15-ayeti-meali.md)
- [11-21. ayet tefsiri](https://www.kuranvemeali.com/saffat-suresi/11-ayeti-tefsiri.md)
- [Önceki ayet (14)](https://www.kuranvemeali.com/saffat-suresi/14-ayeti-tefsiri.md)
- [Sonraki ayet (22)](https://www.kuranvemeali.com/saffat-suresi/22-ayeti-tefsiri.md)
- [Sâffât Sûresi](https://www.kuranvemeali.com/saffat-suresi.md)
- [Tüm sûreler](https://www.kuranvemeali.com/llms.txt)
