---
title: "Ra'd Sûresi 19. Ayet Tefsiri"
sure: "Ra'd"
sure_no: 13
ayet_no: 19
url: https://www.kuranvemeali.com/rad-suresi/19-ayeti-tefsiri
language: tr
source: Kuran ve Meali
---

# Ra'd Sûresi 19. Ayet Tefsiri

> Kur'an-ı Kerim, Ra'd Sûresi (13. sûre), 19. ayet. Kaynak: [Kuran ve Meali](https://www.kuranvemeali.com/rad-suresi/19-ayeti-tefsiri)

## Arapça

اَفَمَنْ يَعْلَمُ اَنَّمَٓا اُنْزِلَ اِلَيْكَ مِنْ رَبِّكَ الْحَقُّ كَمَنْ هُوَ اَعْمٰىۜ اِنَّمَا يَتَذَكَّرُ اُو۬لُوا الْاَلْبَابِۙ

## Okunuşu

Efemen ya’lemu ennemâ unzile ileyke min rabbike-lhakku kemen huve a’mâ(c) innemâ yeteżekkeru ulû-l-elbâb(i)

## Mealler

- **Ömer Çelik Meali:** Rasûlüm! Rabbinden sana indirilenin gerçek olduğunu bilip de buna inananla, bunu göremeyecek kadar kör olan hiç eşit olur mu? Ancak gerçek akıl sahipleri, düşünüp ders ve öğüt alır.
- **Diyanet Vakfı Meali:** Rabbinden sana indirilenin hak olduğunu bilen kimse, (inkâr eden) kör kimse gibi olur mu? (Fakat bunu) ancak akıl sahipleri anlar.
- **Diyanet İşleri (Eski) Meali:** Sana Rabbinden indirilenin gerçek olduğunu bilen kimse, onu bilmeyen köre benzer mi? Ancak akıl sahipleri ibret alırlar.
- **Diyanet İşleri (Yeni) Meali:** Rabbinden sana indirilenin gerçek olduğunu bilen kimse, (onu bilemeyen) kör gibi olur mu? (Bunu) ancak akıl sahipleri anlar.
- **Elmalılı Hamdi Yazır Meali:** Şimdi Rabbinden sana indirilenin gerçekten hak olduğunu bilen bir kimse, kör olan bir kimse gibi olur mu? Fakat bunu ancak üstün akıllı ve temiz vicdanlı kimseler idrak ederler.
- **Elmalılı Meali (Orjinal) Meali:** Şimdi Rabbından sana indirilenin hakikaten hakkolduğunu bilir kimse âmâ olan gibi olur mu? Fakat onu ancak akıl ve vicdanı temiz olanlar idrâk eder
- **Hasan Basri Çantay Meali:** Öyle ya, Rabbinden sana indirilenin ancak hak (ve gerçek) olduğunu bilir kimse, o a'maa olan kişi gibi midir? Ancak selîm akılların saahibleridir ki iyice düşünür (idrâk eder).
- **Hayrat Neşriyat Meali:** (Habîbim, yâ Muhammed!) O hâlde Rabbinden sana indirilenin hak olduğunu bilen kimse, (îmân hakikatlerine gözleri kapalı) o kör kimse gibi olur mu? (Bundan) ancak(istikametli) akıl sâhibleri ibret alırlar.
- **Ali Fikri Yavuz Meali:** Şimdi, Rabbinden sana inridilenin hakikaten gerçek olduğunu bilir kimse, kör olan (imansız) gibi olur mu? Fakat bunu ancak vicdanı temiz, akıl sahipleri anlar.
- **Ömer Nasuhi Bilmen Meali:** Ya o kimse ki, sana Rabbinden indirilmiş olanın şüphesiz hak olduğunu bilir, o âmâ olan kimse gibi midir? Ancak akıl sahipleri idrak ederler.
- **Ümit Şimşek Meali:** Rabbinden sana indirilenin hak olduğunu bilen kimse, gözü kör olan kişiyle bir olur mu? Bunu ancak aklıselim sahipleri düşünür.
- **Yusuf Ali (English) Meali:** Is then one who doth know that that which hath been revealed unto thee from thy Lord is the Truth, like one who is blind? It is those who are endued with understanding that receive admonition;-

## Tefsir

### Ömer Çelik Tefsiri

Burada
mü’min ile kâfirin durumlarını karşılaştırarak anlatan bir misal verilir.
Mü’min, Resûlullah (s.a.s.)’e indirilen Kur’an’ın gerçek olduğunu bilir, ona
inanır. Kâfir ise onu kabul etmez. Dolayısıyla “körlük”ten maksat, kalp
körlüğüdür. Dini bilip tanımayan kimse, kalbi kör bir kimsedir. Dinin
emirlerini ve yasaklarını bilen, bunlardan ibret ve öğüt alanlar ise gerçek,
üstün ve temiz akıl sahibi kişilerdir. Bunlar, şu mümtaz vasıflara sahiptirler:

**›** 
Allah’ın bütün ahitlerini yerine getirirler. Bu ahitler, Allah’ın
kullarına öğrettiği tüm emir ve yasaklardır. Allah’a verdikleri kulluk sözünde
durur, tevhidi muhafaza eder ve ilâhî tâlimatların sınırları içinde bulunurlar.
Vefâsızlık edip sözlerinden dönmez, yemin ve antlaşmalarını bozmazlar.

**›** 
Allah’ın gözetilmesini ve yerine getirilmesini istediği hususları
gözetip yerine getirirler. İfâ edilmesi gereken her türlü hak ve hukuk bu
ifadenin muhtevasına dâhildir. Hülasa olarak onlar Allah’ın, peygamberlerin,
âlimlerin, akrabaların, komşuların, bütün mü’minlerin, zimmet ehli olan gayri
müslimlerin, bütün insanların, hatta bütün hayvan, bitki ve cansız varlıkların
hukukuna riâyet ederler. Çünkü yaratılmışların hakkına riâyet, Yaratan’ın
hakkına riâyet demektir.

**›** 
Allah’ın kudret ve azameti karşısında derin bir saygı içinde
bulunur, ürperir, O’na karşı günah işlemekten çekinir ve azabından sakınırlar. اَلْخَشْيَةُ (haşyet), mü’minin hevâ heves
meydanlarında dolaşmasına mâni olan bir gem, yine onu takvâ istikâmetinde
hareket etmeye çeken bir yulardır.

**›** 
Âhirette de kötü bir hesaba maruz kalmaktan, inceden inceye hesaba
çekilmekten ve hesap verirken kötü bir duruma düşmekten son derece korkarlar.
Allah huzurunda daha önce hiç hesaba katmadıkları günahların ortaya çıkmasından
titrerler. Hesaba çekilmeden evvel, kendilerini hesaba çekerler.

Şâir
Nahîfî ne güzel söyler:

*“Kâmil
odur her nefes âkıbet-endîş ola*

*Sonunu
fikr etmeyen sonra peşiman olur.”*[1]

Anlatıldığına
göre bir vezir Zünnûn Mısrî hazretleriyle görüşmeye gider. Birlikte
otururlarken vezir şöyle der:

“-
Gece gündüz padişahın hizmetindeyim, işleriyle meşgulüm. Onun iyiliğini
umuyorum. Fakat sonunda bana darılmasından korkuyorum. Lütfen bana himmet
ediniz, duada bulununuz.”

Zünnûn
ağlayarak şöyle karşılık verir:

“-
Eğer senin hükümdardan korkutuğun kadar ben Allah’tan korksaydım, bugün Allah
Teâlâ’nın sevdiği doğru ve samimi güzel kullarından olurdum.” (Sâdi Şirâzî, *Gülistan*,
s. 61)

**›** 
Sırf Allah rızâsı için zahmetlere katlanıp, hak yolunda sabır ve
sebat gösterirler.

**›** 
Namazları hakkını vererek, âdâb ve erkânına riâyet ederek,
dosdoğru kılarlar.

**›** 
Allah’ın kendilerine ihsan ettiği rızıklardan gizlice ve açıktan,
zekât ve sadaka olarak cömertçe infak ederler.

**›** 
Kötülüğü iyilikle savarlar. Sâlih ameller işleyerek kötü amelleri
uzaklaştırırlar. Şerri hayırla bertaraf ederler. Kötü ve çirkin sözleri
selâmla; zulmü affetmekle; günahı tevbeyle; cahillerin saygısızlık ve
edepsizliklerini hilimle bertaraf ederler. Bir kötülük yapmak istediklerinde
ondan vazgeçer ve hemen Allah’tan mağfiret dilerler. Nitekim bir âyet-i
kerîmede: **“Şüphesiz ki iyilikler kötülükleri giderir”** (Hûd 11/114)
buyrulur. Peygamberimiz (s.a.s.) de: *“Kötülüğün ardından hemen iyiliği
yetiştir ki onu silsin. İnsanlarla da güzel bir ahlâk ile geçin”* (Tirmizî, Birr 55) tavsiyesinde bulunur. Yine
Efendimiz: *“Hayır ancak hayırdan gelir. Hayır ancak hayırdan gelir. Hayır
ancak hayırdan gelir”* (İbn Mâce, Fiten 18) buyurur. Bizim, “İyiliğe iyilik
her kişinin kârı, kötülüğe iyilik er kişinin kârı” atasözümüz, bu gerçeği
hülasa eder.

Muhammed
Lütfi (k.s.) ne güzel söyler:

*“Âşık
der ki: İnci den den*

*İncinme
incidenden*

*Kemâlde
noksan imiş*

*İncinen
incidenden.”**[2]***

Hak
dostlarından İbrâhim b. Edhem (k.s.)’un şu hâli âyetin bizden istediği bu güzel
ahlâka ne güzel bir misaldir:

İbrâhim
b. Edhem Hazretleri, bir sarhoşun pis kokulu ve bulaşık ağzını yıkamış, bunu
niçin yaptığını soranlara da:

“–Eğer
yüce Allah’ın adını zikretmek için yaratılan dil ve ağzı bulaşık olarak
bıraksaydım, hürmetsizlik olurdu...” demişti. Adam ayıldığında ona:

“–Horasan
zâhidi İbrâhim b. Edhem ağzını yıkadı...” dediler.

Bu
durumdan mahcub olan sarhoşun gönlü de uyandı ve:

“−Öyleyse
ben de tevbe ettim...” dedi.

Böyle
bir hâle vesîle olan İbrâhim b. Edhem Hazretleri’ne rüyâsında Hak katından
şöyle nidâ edildi:

“–Sen
bizim için onun ağzını yıkadın! Biz de senin için onun kalbini yıkadık!..”

İşte
sayılan bu güzel hasletlere sahip olanlar, kullukla ihya ettikleri bu dünya
hayatının sonucunda en büyük mükâfât olan ebedi âhiret nimetine erişeceklerdir.
O nimet de şudur:




































































[1] **Âkıbet-endîş:** İşin
sonunu düşünen.








[2] **Den den:** Tane tane.
**Kemâl:** Olgunluk, ahlâkî yücelik.

## Bağlantılar

- [Bu sayfanın HTML sürümü](https://www.kuranvemeali.com/rad-suresi/19-ayeti-tefsiri)
- [19. ayet meali](https://www.kuranvemeali.com/rad-suresi/19-ayeti-meali.md)
- [19. ayet tefsiri](https://www.kuranvemeali.com/rad-suresi/19-ayeti-tefsiri.md)
- [Önceki ayet (18)](https://www.kuranvemeali.com/rad-suresi/18-ayeti-tefsiri.md)
- [Sonraki ayet (20)](https://www.kuranvemeali.com/rad-suresi/20-ayeti-tefsiri.md)
- [Ra'd Sûresi](https://www.kuranvemeali.com/rad-suresi.md)
- [Tüm sûreler](https://www.kuranvemeali.com/llms.txt)
