---
title: "Neml Sûresi 67-72. Ayet Tefsiri"
sure: "Neml"
sure_no: 27
ayet_no: 69
url: https://www.kuranvemeali.com/neml-suresi/69-ayeti-tefsiri
language: tr
source: Kuran ve Meali
---

# Neml Sûresi 69. Ayet Tefsiri

> Kur'an-ı Kerim, Neml Sûresi (27. sûre), 69. ayet. Kaynak: [Kuran ve Meali](https://www.kuranvemeali.com/neml-suresi/69-ayeti-tefsiri)

### 67. Ayet

## Arapça

وَقَالَ الَّذ۪ينَ كَفَرُٓوا ءَاِذَا كُنَّا تُرَابًا وَاٰبَٓاؤُ۬نَٓا اَئِنَّا لَمُخْرَجُونَ

## Okunuşu

Vekâle-lleżîne keferû e-iżâ kunnâ turâben ve âbâunâ e-innâ lemuḣracûn(e)

### 68. Ayet

## Arapça

لَقَدْ وُعِدْنَا هٰذَا نَحْنُ وَاٰبَٓاؤُ۬نَا مِنْ قَبْلُۙ اِنْ هٰذَٓا اِلَّٓا اَسَاط۪يرُ الْاَوَّل۪ينَ

## Okunuşu

Lekad vu’idnâ hâżâ nahnu ve âbâunâ min kablu in hâżâ illâ esâtîru-l-evvelîn(e)

### 69. Ayet

## Arapça

قُلْ س۪يرُوا فِي الْاَرْضِ فَانْظُرُوا كَيْفَ كَانَ عَاقِبَةُ الْمُجْرِم۪ينَ

## Okunuşu

Kul sîrû fî-l-ardi fenzurû keyfe kâne ‘âkibetu-lmucrimîn(e)

### 70. Ayet

## Arapça

وَلَا تَحْزَنْ عَلَيْهِمْ وَلَا تَكُنْ ف۪ي ضَيْقٍ مِمَّا يَمْكُرُونَ

## Okunuşu

Velâ tahzen ‘aleyhim velâ tekun fî daykin mimmâ yemkurûn(e)

### 71. Ayet

## Arapça

وَيَقُولُونَ مَتٰى هٰذَا الْوَعْدُ اِنْ كُنْتُمْ صَادِق۪ينَ

## Okunuşu

Ve yekûlûne metâ hâżâ-lva’du in kuntum sâdikîn(e)

### 72. Ayet

## Arapça

قُلْ عَسٰٓى اَنْ يَكُونَ رَدِفَ لَكُمْ بَعْضُ الَّذ۪ي تَسْتَعْجِلُونَ

## Okunuşu

Kul ‘asâ en yekûne radife lekum ba’du-lleżî testa’cilûn(e)

## Mealler

### 67. Ayet Mealleri

- **Ömer Çelik Meali:** Kâfirler şöyle dediler: “Sahi, biz ve atalarımız çürüyüp toprak olduğumuz zaman mı, yani biz o halde iken mi diriltilip kabirlerimizden çıkartılacağız?”
- **Diyanet Vakfı Meali:** İnkârcılar dediler ki: Sahi, biz ve atalarımız, toprak olduktan sonra, gerçekten (diriltilip) çıkarılacak mıyız?
- **Diyanet İşleri (Eski) Meali:** İnkar edenler: "Biz ve babalarımız toprak olduğumuzda mı, doğrusu bizler mi tekrar çıkarılacağız? Bununla biz de, daha önce babalarımız da, and olsun ki, tehdit edilmiştik. Bu, öncekilerin masallarından başka bir şey değildir" dediler.
- **Diyanet İşleri (Yeni) Meali:** İnkâr edenler dediler ki: “Biz ve babalarımız toprak olmuş iken mi, gerçekten bizler mi (diriltilip) çıkarılacağız?”
- **Elmalılı Hamdi Yazır Meali:** İnkârcılar dediler ki: "Sahi biz ve atalarımız toprak olduktan sonra gerçekten (diriltilip) çıkarılacak mıyız?"
- **Elmalılı Meali (Orjinal) Meali:** Ve o küfredenler şöyle dediler: bir toprak olduğumuz vakıt mı biz ve atalarımız? Hakıkaten bizler mutlak çıkarılacak mıyız?
- **Hasan Basri Çantay Meali:** Küfr (ve inkâr) edenler dedi (ler) ki: «Biz ve atalarımız birer toprak oldukdan sonra mı, hakıykaten biz mi mutlakaa (kabirlerinden) çıkarılanlar (tekrar diriltilecekler olacağız)»?
- **Hayrat Neşriyat Meali:** Hem inkâr edenler dedi ki: “Biz ve atalarımız, toprak olduğumuz zaman mı, gerçekten biz mi muhakkak (kabirlerimizden) çıkarılacak kimseleriz?”
- **Ali Fikri Yavuz Meali:** Kâfir olanlar şöyle dediler: “- Biz ve babalarımız toprak olduğumuz vakit mi, sahiden biz mi (kabirlerimizden diriltilip) çıkarılacağız?
- **Ömer Nasuhi Bilmen Meali:** Ve kâfir olanlar dedi ki: «Biz ve atalarımız toprak olduğumuz vakit mi, muhakkak bizler elbette (kabirlerimizden) çıkarılmış olacak mıyız?»
- **Ümit Şimşek Meali:** Kâfirler dediler ki: “Biz ve atalarımız toprak olduktan sonra tekrar kabirlerimizden çıkarılacak mıyız?
- **Yusuf Ali (English) Meali:** The Unbelievers say: "What! when we become dust,- we and our fathers,- shall we really be raised (from the dead)?

### 68. Ayet Mealleri

- **Ömer Çelik Meali:** “Doğrusu, böyle tehditler bize yapıldığı gibi, bizden önce atalarımıza da yapılmıştı. Fakat bu, öncekilerin masallarından başka bir şey değil!”
- **Diyanet Vakfı Meali:** Andolsun ki, bu tehdit bize yapıldığı gibi, daha önce atalarımıza da yapılmıştır. Bu, öncekilerin masallarından başka bir şey değildir.
- **Diyanet İşleri (Eski) Meali:** İnkar edenler: "Biz ve babalarımız toprak olduğumuzda mı, doğrusu bizler mi tekrar çıkarılacağız? Bununla biz de, daha önce babalarımız da, and olsun ki, tehdit edilmiştik. Bu, öncekilerin masallarından başka bir şey değildir" dediler.
- **Diyanet İşleri (Yeni) Meali:** “Andolsun, bizler de bizden önce babalarımız da bununla tehdit edilmiştik. Bu, öncekilerin masallarından başka bir şey değildir.”
- **Elmalılı Hamdi Yazır Meali:** "And olsun ki, bu tehdit bize yapıldığı gibi, daha önce atalarımıza da yapılmıştır. Bu öncekilerin masallarından başka bir şey değildir."
- **Elmalılı Meali (Orjinal) Meali:** Yemin ederiz ki bu bize de va'dolundu bundan evvel atalarımıza da, bu, eskilerin esatîrinden başka bir şey değil
- **Hasan Basri Çantay Meali:** «Andolsunki (şimdi) bu tehdîd bize (yapıldığı gibi) daha önce atalarımıza da yapılmışdır. Bu, evvelkilerin düzme yalanlarından başka (bir şey) değildir».
- **Hayrat Neşriyat Meali:** “Yemîn olsun ki biz de, daha önce atalarımız da bununla (bu diriltilme ile) va'd olunduk; bu evvelkilerin masallarından başka bir şey değildir.”
- **Ali Fikri Yavuz Meali:** Yemin ederiz ki, bu dirilme işi hem bize, hem bizden önce atalarımıza da vaad olundu. Bu eskilerin masallarından başka bir şey değil...”
- **Ömer Nasuhi Bilmen Meali:** Andolsun ki, bu bize ve evvelce atalarımıza da vaad olunmuştur. Bu evvelkilerin efsanelerinden başka değildir.
- **Ümit Şimşek Meali:** “Bundan önce bize de, atalarımıza da bu vaad edilmişti. Fakat bu eskilerin efsanelerinden başka birşey değildir.”
- **Yusuf Ali (English) Meali:** "It is true we were promised this,- we and our fathers before (us): these are nothing but tales of the ancients."

### 69. Ayet Mealleri

- **Ömer Çelik Meali:** De ki: “Yeryüzünde dolaşın da böyle diyerek günaha gömülmüş inkarcı suçluların sonlarının nasıl olduğuna ibretle bakın!”
- **Diyanet Vakfı Meali:** De ki: Yeryüzünde gezin de, günahkârların âkıbeti nice oldu, görün!
- **Diyanet İşleri (Eski) Meali:** De ki: "Yeryüzünde gezin, suçluların sonunun nasıl olduğuna bir bakın."
- **Diyanet İşleri (Yeni) Meali:** De ki: “Yeryüzünde dolaşın da suçluların sonunun nasıl olduğuna bir bakın.”
- **Elmalılı Hamdi Yazır Meali:** De ki: "Hele bir yeryüzünde gezin de, günahkarların sonu nice oldu, bir bakın!"
- **Elmalılı Meali (Orjinal) Meali:** De ki; hele, Arzda bir gezinin de bakın mücrimlerin akıbeti nasıl olmuş?
- **Hasan Basri Çantay Meali:** De ki: «Yerde gezin (dolaşın) da günahkârların sonu nice olmuşdur, görün».
- **Hayrat Neşriyat Meali:** De ki: “Yeryüzünde dolaşın da o günahkârların âkıbeti nasıl olmuş bakın!”
- **Ali Fikri Yavuz Meali:** (Ey Rasûlüm, Mekke halkına) de ki: “- Yeryüzünde gezip dolaşın da bakın, günahkârların akıbeti nasıl olmuş!...”
- **Ömer Nasuhi Bilmen Meali:** De ki: «Yeryüzünde yürüyünüz de bakınız ki, günahkârların akibeti nasıl olmuştur.»
- **Ümit Şimşek Meali:** De ki: Yeryüzünde gezin de görün, mücrimlerin sonu nice olmuş!
- **Yusuf Ali (English) Meali:** Say: "Go ye through the earth and see what has been the end of those guilty (of sin)."

### 70. Ayet Mealleri

- **Ömer Çelik Meali:** Rasûlüm! Onların yüzünden üzülme ve kurmakta oldukları tuzaklardan ötürü de canını sıkma!
- **Diyanet Vakfı Meali:** (Resûlüm!) Onların yüzünden tasalanma, kurmakta oldukları tuzaklardan ötürü sıkıntı duyma.
- **Diyanet İşleri (Eski) Meali:** Onlara üzülme. Hilelerine karşı da sıkılma.
- **Diyanet İşleri (Yeni) Meali:** Onlardan yana üzülme. Kurdukları tuzaklardan ötürü de sıkıntıya düşme.
- **Elmalılı Hamdi Yazır Meali:** (Habibim!) Onlara karşı mahzun olma, kurmakta oldukları tuzaklardan ötürü de sıkıntı duyma!
- **Elmalılı Meali (Orjinal) Meali:** Ve onlara karşı mahzun olma, yaptıkları mekirlerden bir darlığa da düşme
- **Hasan Basri Çantay Meali:** (Habîbim) onlara karşı tasalanma. Kurmakda oldukları tuzaklardan dolayı da darlıkda olma.
- **Hayrat Neşriyat Meali:** (Habîbim, yâ Muhammed!) Artık onlara karşı üzülme ve (size) tuzak kurmakta olduklarından dolayı sıkıntıda olma!
- **Ali Fikri Yavuz Meali:** (Ey Rasûlüm, inkârlarından ve yüz çevirmelerinden dolayı) onlara karşı mahzun olma ve yaptıkları hilelerden ötürü bir sıkıntıya düşme.
- **Ömer Nasuhi Bilmen Meali:** Ve onlara karşı mahzun olma ve onların hilelerinden dolayı bir darlığa düşme.
- **Ümit Şimşek Meali:** Onlar için tasalanma; kurdukları tuzaklar yüzünden de için daralmasın.
- **Yusuf Ali (English) Meali:** But grieve not over them, nor distress thyself because of their plots.

### 71. Ayet Mealleri

- **Ömer Çelik Meali:** Onlar: “Eğer doğru söylüyorsanız, bizi tehdit edip durduğunuz bu azap ne zaman gerçekleşecek?” diyorlar.
- **Diyanet Vakfı Meali:** Onlar: Eğer doğru sözlü iseniz (söyleyin bakalım) bu tehdit ne zaman gerçekleşecek? derler.
- **Diyanet İşleri (Eski) Meali:** Onlar: "Eğer doğru söylüyorsanız, bildirin, bu sözünüz ne zaman yerine gelecektir?" derler.
- **Diyanet İşleri (Yeni) Meali:** Onlar, “Eğer doğru söyleyenler iseniz, bu tehdit ne zaman gerçekleşecek?” diyorlar.
- **Elmalılı Hamdi Yazır Meali:** Bir de, "Eğer doğru söylüyorsanız bu vaad (ettiğiniz azab) hani, ne zaman?" derler.
- **Elmalılı Meali (Orjinal) Meali:** Bir de ne zaman bu va'd gerçek iseniz? diyorlar
- **Hasan Basri Çantay Meali:** Onlar: «Bu va'd (ve tehdîd) in (tahakkuku) ne zaman? Doğrucu kimselerseniz (söyleyin)» derler.
- **Hayrat Neşriyat Meali:** “Bir de eğer (iddiânızda) doğru kimseler iseniz, bu va'd (edilen azab) ne zaman?” diyorlar.
- **Ali Fikri Yavuz Meali:** Bir de şöyle diyorlar: “- (Azabla bizi korkuttuğunuz) bu vaad ne zaman? Sözünüzde doğru kimselerseniz söyleyin.”
- **Ömer Nasuhi Bilmen Meali:** Ve derler ki: «Bu vaad ne zamandır? Eğer siz doğru sözlü kimseler oldunuz iseniz (haber veriniz bakalım).»
- **Ümit Şimşek Meali:** Diyorlar ki: “Eğer doğru söylüyorsanız, vaad ettiğiniz bu şey ne zaman gelecek?”
- **Yusuf Ali (English) Meali:** They also say: "When will this promise (come to pass)? (Say) if ye are truthful."

### 72. Ayet Mealleri

- **Ömer Çelik Meali:** De ki: “Bir an önce gelmesini istediğiniz azabın bir kısmı belki de peşinize takılmış, ensenizde patlamak üzeredir.”
- **Diyanet Vakfı Meali:** De ki: Çabucak gelmesini istediğiniz şeyin (azabın) bir kısmı herhalde yakında başınıza gelecektir.
- **Diyanet İşleri (Eski) Meali:** De ki: "Acele ettiğiniz şeyin bir kısmı belki hemen başınıza gelir."
- **Diyanet İşleri (Yeni) Meali:** De ki: “Belki de acele gelmesini istediğiniz şeyin bir kısmı size çok yaklaşmıştır.”
- **Elmalılı Hamdi Yazır Meali:** De ki: "Çabucak gelmesini istediğiniz şeyin (azabın) bir kısmı herhalde yakında ensenize binecektir."
- **Elmalılı Meali (Orjinal) Meali:** De ki: «belki o ivdiğinizin bir kısmı ensenize binmiş bulunuyor»
- **Hasan Basri Çantay Meali:** De ki: «Çabucak (gelmesini) istemekde olduğunuz (o azâb) ın bir kısmı ensenize binmek üzeredir».
- **Hayrat Neşriyat Meali:** De ki: “Acele istiyor olduğunuz şeyin (azâbın) bir kısmı, belki size gelmek üzere olabilir!”
- **Ali Fikri Yavuz Meali:** De ki: “- Çarçabuk gelmesini istediğiniz azabın bir kısmı (yakında Bedir savaşında) size ulaşmak üzeredir.”
- **Ömer Nasuhi Bilmen Meali:** De ki: «O acele istediğiniz şeyin bir kısmı belki de sizin ardınıza takılmış bulunmaktadır.»
- **Ümit Şimşek Meali:** Sen de ki: Çabuklaştırılmasını istediğiniz şeyin bir kısmı, belki de peşinize takılmıştır bile.
- **Yusuf Ali (English) Meali:** Say: "It may be that some of the events which ye wish to hasten on may be (close) in your pursuit!"

## Tefsir (67-72. ayetler)

### Ömer Çelik Tefsiri

Kur’ân-ı
Kerîm’de yer yer tekrar edildiği üzere, âhirete karşı kalp gözleri kör olan
inkârcılar, ölüp toprak olduktan sonra yeniden dirilmeyi akıllarına
sığdıramıyor, İslâm’ın bu temel rüknünün öteden beri tekrar edile gelen bir
masaldan ibaret olduğunu söylüyorlar. Halbuki İslâm, dünya ve âhirete ait tüm
nizamını “âhirete iman, hesap, cennet ve cehennem” esası üzerine kurar. Her iki
âlemin bir haritası, fihristi ve rehber kitabı olan Kur’an’a da ancak, âhirete
iman edenlerin inanıp tâbi olacaklarını haber verir. (bk. En‘âm 6/92) O halde
esas çözülmesi gereken problem, âhirete iman problemidir. Kâfirler bundan
mahrum oldukları için Peygamberimiz (s.a.s.)’in uyarılarına kulak asmıyor,
alaylı bir şekilde tehdit ettiği azabın ne zaman tepelerine ineceğini
soruyorlardı. Cenâb-ı Hak, böyle kimselere yeryüzünde dolaşıp, günahlara
daldıkları için helak edilmiş önceki toplumların feci âkıbetlerine bakıp ibret
almalarını öğütlemekte; tehdit edildikleri azabın bir kısmının peşlerine
takılmış, tepeleri üzerine inmekte olduğu uyarısını yapmakta; Resûlullah
(s.a.s.)’i de onların hallerine üzülmemesi ve kuracakları tuzaklar sebebiyle
canını sıkmaması hususunda teselli etmektedir.



Bununla birlikte:

## Bağlantılar

- [Bu sayfanın HTML sürümü](https://www.kuranvemeali.com/neml-suresi/69-ayeti-tefsiri)
- [69. ayet meali](https://www.kuranvemeali.com/neml-suresi/69-ayeti-meali.md)
- [67-72. ayet tefsiri](https://www.kuranvemeali.com/neml-suresi/67-ayeti-tefsiri.md)
- [Önceki ayet (68)](https://www.kuranvemeali.com/neml-suresi/68-ayeti-tefsiri.md)
- [Sonraki ayet (73)](https://www.kuranvemeali.com/neml-suresi/73-ayeti-tefsiri.md)
- [Neml Sûresi](https://www.kuranvemeali.com/neml-suresi.md)
- [Tüm sûreler](https://www.kuranvemeali.com/llms.txt)
