---
title: "Neml Sûresi 32-35. Ayet Tefsiri"
sure: "Neml"
sure_no: 27
ayet_no: 35
url: https://www.kuranvemeali.com/neml-suresi/35-ayeti-tefsiri
language: tr
source: Kuran ve Meali
---

# Neml Sûresi 35. Ayet Tefsiri

> Kur'an-ı Kerim, Neml Sûresi (27. sûre), 35. ayet. Kaynak: [Kuran ve Meali](https://www.kuranvemeali.com/neml-suresi/35-ayeti-tefsiri)

### 32. Ayet

## Arapça

قَالَتْ يَٓا اَيُّهَا الْمَلَؤُ۬ا اَفْتُون۪ي ف۪ٓي اَمْر۪يۚ مَا كُنْتُ قَاطِعَةً اَمْرًا حَتّٰى تَشْهَدُونِ

## Okunuşu

Kâlet yâ eyyuhâ-lmeleu eftûnî fî emrî mâ kuntu kâti’aten emran hattâ teşhedûn(e)

### 33. Ayet

## Arapça

قَالُوا نَحْنُ اُو۬لُوا قُوَّةٍ وَاُو۬لُوا بَأْسٍ شَد۪يدٍ وَالْاَمْرُ اِلَيْكِ فَانْظُر۪ي مَاذَا تَأْمُر۪ينَ

## Okunuşu

Kâlû nahnu ulû kuvvetin veulû be/sin şedîdin vel-emru ileyki fenzurî mâżâ te/murîn(e)

### 34. Ayet

## Arapça

قَالَتْ اِنَّ الْمُلُوكَ اِذَا دَخَلُوا قَرْيَةً اَفْسَدُوهَا وَجَعَلُٓوا اَعِزَّةَ اَهْلِهَٓا اَذِلَّةًۚ وَكَذٰلِكَ يَفْعَلُونَ

## Okunuşu

Kâlet inne-lmulûke iżâ deḣalû karyeten efsedûhâ vece’alû e’izzete ehlihâ eżille(ten)(s) vekeżâlike yef’alûn(e)

### 35. Ayet

## Arapça

وَاِنّ۪ي مُرْسِلَةٌ اِلَيْهِمْ بِهَدِيَّةٍ فَنَاظِرَةٌ بِمَ يَرْجِعُ الْمُرْسَلُونَ

## Okunuşu

Ve-innî mursiletun ileyhim bihediyyetin fenâziratun bime yerci’u-lmurselûn(e)

## Mealler

### 32. Ayet Mealleri

- **Ömer Çelik Meali:** Melike şöyle devam etti: “Ey ileri gelenler! Bu mesele hakkındaki görüşlerinizi lutfen bana bildirin. Pekâlâ bilirsiniz ki, siz yanımda olmadan ve size danışmadan hiçbir konuda kesin kararımı vermem.”
- **Diyanet Vakfı Meali:** (Sonra Melike) dedi ki: Beyler, ulular! Bu işimde bana bir fikir verin. (Bilirsiniz) siz yanımda olmadan (size danışmadan) hiçbir işi kestirip atmam.
- **Diyanet İşleri (Eski) Meali:** "Ey ileri gelenler! Vereceğim emir hakkında bana fikrinizi söyleyin; siz benim yanımda bulunmadıkça, bir iş hakkında kesin bir hüküm vermem" dedi.
- **Diyanet İşleri (Yeni) Meali:** “Ey ileri gelenler! Durumum hakkında bana görüş bildirin. Sizler yanımda bulunmadıkça hiçbir işe kesin olarak karar vermem.”
- **Elmalılı Hamdi Yazır Meali:** (Sonra Melike) dedi ki: "Beyler, ulular! Bu işimde bana bir fikir verin. (Bilirsiniz) siz yanımda olmadan hiçbir işi kestirip atmam."
- **Elmalılı Meali (Orjinal) Meali:** Ey a'yan, dedi: bana emrimde bir fetvâ verin, sizin huzurunuz olmadan ben hiç bir emri kestirmiş değilim
- **Hasan Basri Çantay Meali:** (Kadın): «Ey ileri gelenler, bana (bu) işim hakkında bir re'y verin. Siz huzurumda bulununcaya kadar ben hiçbir işde kat'î (bir hüküm saahibi) olamadım».
- **Hayrat Neşriyat Meali:** (Melîke devamla) dedi ki: “Ey ileri gelenler! (Bu) işim hakkında bana fetvâ verin!(Ben, sizler yanımda) şâhid olmadıkça (size danışmadan) hiçbir iş (hakkında karâr)ımı kat'îleştirici değilim.”
- **Ali Fikri Yavuz Meali:** Ey seçkin topluluk! Bana bu işim hakkında bir fikir verin. Sizin görüşünüz olmadan ben hiç bir işi yapmış değilim.”
- **Ömer Nasuhi Bilmen Meali:** Dedi ki: «Ey ileri gelenler! Bu işim hakkında bana fetva veriniz. Siz hazır bulununcaya değin ben bir işimi kestirmiş değilim.»
- **Ümit Şimşek Meali:** Belkıs “Efendiler, bu iş hakkında bana görüşünüzü bildirin,” dedi. “Ben hiçbir işte sizin görüşünüzü almadan kesin bir hüküm vermiş değilim.”
- **Yusuf Ali (English) Meali:** She said: "Ye chiefs! advise me in (this) my affair: no affair have I decided except in your presence."

### 33. Ayet Mealleri

- **Ömer Çelik Meali:** Onlar da: “Biz güçlü, kuvvetli ve oldukça savaşçı bir milletiz. Fakat karar verme yetkisi senindir. Ne dilersen onu emret, biz uygulamaya hazırız” dediler.
- **Diyanet Vakfı Meali:** Onlar, şu cevabı verdiler: Biz güçlü kuvvetli kimseleriz, zorlu savaş erbabıyız; buyruk ise senindir; artık ne buyuracağını sen düşün.
- **Diyanet İşleri (Eski) Meali:** "Biz güçlü kimseler ve zorlu savaş adamlarıyız, emir senindir, sen emretmene bak."
- **Diyanet İşleri (Yeni) Meali:** Dediler ki: “Biz güçlü kimseleriz ve çetin savaşçılarız. Emir senin. Ne emredeceğini düşün.”
- **Elmalılı Hamdi Yazır Meali:** Onlar, şöyle cevap verdiler: "Biz güçlü kuvvetli kimseleriz, zorlu savaş erbabıyız, buyruk ise senindir; artık ne emredeceğini düşün taşın."
- **Elmalılı Meali (Orjinal) Meali:** Dediler: biz bir kuvvet sahibiyiz ve şiddetli harb ehliyiz, maamafih emir sana aiddir, bak ne ferman buyurursun
- **Hasan Basri Çantay Meali:** Dediler: «Biz güc, kuvvet saahibleri, çetin savaş erbabıyız. Emir sana aaid. Bak, sen ne emr edeceksin».
- **Hayrat Neşriyat Meali:** (Onlar:) “Biz güç sâhibleriyiz ve şiddetli savaş ehliyiz; fakat emir senindir; artık bak, ne emredersin!” dediler.
- **Ali Fikri Yavuz Meali:** (Kavmin ileri gelenleri Belkıs'a şöyle) dediler: “- Biz, kuvvet sahibiyiz ve cesur savaşçıyız. Bununla beraber emir sana aiddir (savaş emrine de, sulh emrine de uyarız). Artık bak, ne emredeceksin.”
- **Ömer Nasuhi Bilmen Meali:** Dediler ki: «Biz kuvvet sahipleriyiz ve şiddetli bir azim sahipleriyiz ve emir sana aittir. Artık bak, ne emredeceksen.»
- **Ümit Şimşek Meali:** “Biz güç sahibi savaş ehliyiz,” dediler. “Emir ise sana aittir. Düşün, ne gerekiyorsa emret.”
- **Yusuf Ali (English) Meali:** They said: "We are endued with strength, and given to vehement war: but the command is with thee; so consider what thou wilt command."

### 34. Ayet Mealleri

- **Ömer Çelik Meali:** Melike dedi ki: “Gerçek şu ki, hükümdarlar bir ülkeye girdikleri zaman oranın düzenini altüst ederler; halkının onurlu ve şerefli insanlarını zelil hâle getiriler. Herhalde bunlar da böyle yapacaklardır.”
- **Diyanet Vakfı Meali:** Melike: Hükümdarlar bir memlekete girdiler mi, orayı perişan ederler ve halkının ulularını alçaltırlar. (Herhalde) onlar da böyle yapacaklardır, dedi.
- **Diyanet İşleri (Eski) Meali:** 34,35. Melike: "Doğrusu hükümdarlar bir şehre girdikleri zaman orasını bozarlar, onurlu kimselerini aşağılık yaparlar. İşte böyle davranırlar. Ben onlara bir hediye göndereyim de, elçilerin ne ile döneceklerine bakayım" dedi.
- **Diyanet İşleri (Yeni) Meali:** (Kraliçe Belkıs) şöyle dedi: “Krallar bir memlekete girdi mi, orayı harap ederler ve halkının ileri gelenlerini zelil hâle getirirler. İşte onlar böyle yaparlar.”
- **Elmalılı Hamdi Yazır Meali:** Melike, "Hükümdarlar bir memlekete girdiler mi orayı perişan ederler ve halkının ulularını hakir hâle getirirler. (Herhalde) Onlar da böyle yapacaklardır" dedi.
- **Elmalılı Meali (Orjinal) Meali:** Doğrusu, dedi: mülûk bir memlekete girdiler mi onu perişan ederler ve ehalisinin azîz olanlarını zelîl kılarlar, evet, böyle yaparlar
- **Hasan Basri Çantay Meali:** (Kadın): «Şübhesiz ki hükümdarlar, dedi, bir memlekete girdikleri zaman orasını perişan ederler. Halkından şerefli olanları hor ve hakıyr kılarlar. Bunlar da böyle yapacaklardır».
- **Hayrat Neşriyat Meali:** (Melîke:) “Şübhesiz hükümdârlar bir şehre girdikleri zaman orayı harâb ederler vehalkının şerefli kimselerini zelîl kılarlar. Evet böyle yaparlar!” dedi.
- **Ali Fikri Yavuz Meali:** (Padişah Belkıs onlara şöyle) dedi: “- Doğrusu padişahlar bir memlekete girdikleri zaman, orasını perişan ederler ve halkının şerefli kimselerini (öldürerek, esir ederek, mal ve mülklerini yağma ederek) zelil kılarlar. İşte bunlar da böyle yaparlar.
- **Ömer Nasuhi Bilmen Meali:** Dedi ki: «Şüphe yok, hükümdarlar bir şehre girdikleri vakit onu perişan ederler ve ahalisinin şereflilerini zelil kılarlar ve işte öyle yaparlar.»
- **Ümit Şimşek Meali:** Belkıs dedi ki: “Hükümdarlar bir beldeye girdiklerinde oranın düzenini bozar, şereflilerini hor ve hakir ederler. Onların âdeti böyledir.
- **Yusuf Ali (English) Meali:** She said: "Kings, when they enter a country, despoil it, and make the noblest of its people its meanest thus do they behave.

### 35. Ayet Mealleri

- **Ömer Çelik Meali:** “Şimdi ben onlara değerli bir hediye göndereceğim, elçilerimin ne tür bir cevapla döneceklerine bakıp ona göre kararımı vereceğim.”
- **Diyanet Vakfı Meali:** Ben (şimdi) onlara bir hediye göndereyim de, bakayım elçiler ne (gibi bir sonuç) ile dönecekler.
- **Diyanet İşleri (Eski) Meali:** 34,35. Melike: "Doğrusu hükümdarlar bir şehre girdikleri zaman orasını bozarlar, onurlu kimselerini aşağılık yaparlar. İşte böyle davranırlar. Ben onlara bir hediye göndereyim de, elçilerin ne ile döneceklerine bakayım" dedi.
- **Diyanet İşleri (Yeni) Meali:** “Ben onlara bir hediye gönderip, elçilerin ne haber ile döneceklerine bakacağım.”
- **Elmalılı Hamdi Yazır Meali:** "Ben (şimdi) onlara bir hediye göndereyim de, bakayım elçiler ne (gibi bir sonuç) ile dönecekler."
- **Elmalılı Meali (Orjinal) Meali:** Ben ise onlara hediyye ile bir hey'et göndereceğim de bakacağım sefîrler ne ile dönecekler
- **Hasan Basri Çantay Meali:** «Ben onlara bir hediyye göndereyim de elçiler ne (cevab) ile dönecek, bakayım».
- **Hayrat Neşriyat Meali:** “Doğrusu ben ise, onlara bir hediye gönderen (önce iyilikle mukabele eden), daha sonra o elçilerin ne ile (nasıl bir netîce ile) döneceğine bakan (ve artık ona göre hareket edecek olan) bir kimseyim.”
- **Ali Fikri Yavuz Meali:** Ben onlara (Süleyman'a) bir (heyetle) hediye göndereyim de bakayım, elçiler ne ile dönecekler (hediyem kabul mü edilecek, yoksa red mi edilecek)?”
- **Ömer Nasuhi Bilmen Meali:** «Ve muhakkak ki, ben onlara bir hediye ile (bir heyet) göndereceğim, artık gönderilenlerin ne ile dönüp geleceklerine bakacağım.»
- **Ümit Şimşek Meali:** “Ben onlara bir armağan gönderip bakacağım, elçiler nasıl bir cevapla dönecekler.”
- **Yusuf Ali (English) Meali:** "But I am going to send him a present, and (wait) to see with what (answer) return (my) ambassadors."

## Tefsir (32-35. ayetler)

### Ömer Çelik Tefsiri

Belkis
burada devlet erkânının görüşlerine müracaat etmekte, hâdise hakkındaki
fikirlerini istemekte ve durum değerlendirmesi yapıp ortak bir kanaat ortaya
çıkarmalarını beklemektedir:

Şimdiye
kadar ki verdiği emirlerde ve yaptığı işlerde onları yanına almadan hiçbir işi
kestirip atmamış, şimdiye kadar devlet işlerinin hiçbirinde keyfi bir yönetimde
bulunmamış, onların fikrini dinlemeden hiçbirini kendiliğinden yürürlüğe
koymamış, her ne emir vermişse onların huzurunda ve görüşlerini alarak
vermişti. Onun için bu mektup işinde de onların fikir ve fetvalarıyla kuvvet
almak istediğini belirtti. Demek ki, Belkis’in devlet işlerini istişâre için
huzurunda toplanan maruf bir topluluk vardı. Ayrıca söz konusu ifadeler,
krallıkla yönetilmesine rağmen Sebe’lilerdeki idâre şeklinin tam bir
diktatörlük olmadığını, aksine zamanın hükümdarının mühim işlerde, devlet
erkânıyla istişare ettikten sonra karar verdiğini göstermektedir.

Burada
tüm işlerin, bunlar arasında devlet işlerinin de istişâreyle yapılmasının
önemine dikkat çekilir. Nitekim Allah Teâlâ Peygamber (s.a.s.)’e: **“Karara
bağlanacak işlerde onlarla istişâre et!”** (Âl-i İmran 3/159) diye emir
vermiştir. Yine Cenâb-ı Hak, fazilet sahibi kullarını överken: **“Aralarındaki
işlerini istişâre ederek yürütürler”** (Şûrâ 42/38) buyurur.

Belkıs’ın
istişârede bulunduğu ileri gelenler, **“Biz güçlü, kuvvetli ve oldukça savaşçı
bir milletiz”** (Neml 27/33) diyerek teslim olmamak için savaşmak lâzım
geleceğini düşünerek güç ve kuvvetlerini yeterli olduğunu ve gerektiğinde
şiddetli bir şekilde savaşabileceklerini belirtmişlerdir. Bununla beraber
açıkça “Savaşmalıyız” demiyorlar; doğrusu kraliçenin emrine karışmayı da pek
uygun bulmuyorlar. Âdeta savaş olmadan bir çare bulunabildiği takdirde sürûr
duyacaklarını hissettirir bir şekilde kararı ehline teslim ederek ve siyasî bir
taktik göstererek sözü şöyle bitiriyorlar: “Bununla birlikte karar verme
yetkisi senindir, senin sorumluluğunda olan bir vazifedir. Ne emredeceğini sen
düşün ve karar ver. Savaş mı yaparsın, yoksa barışa bir yol mu bulursun? Bu
senin bileceğin bir durumdur. Hangi kararı verirsen ver, biz onu yapmaya
hazırız. ”

Belkis,
beyân edilen fikir ve kanaatlerin kendi düşüncesi çerçevesinde ortaya çıktığını
gördü. Bu kez kadınlığın getirdiği savaş ve yıkıcılığa aykırı fıtrî bir
temâyülle harp ihtimâlini bir tarafa bırakmak üzere sözüne devam etti.
Kralların savaşarak bir memlekete girdiklerinde oranın düzenini bozup perişan
ettiklerini, halkının izzet ve şeref sahibi olanlarını hor ve hakir hale
getirdiklerini; öldürme, esaret, sürgün, hapis ve benzeri çeşitli zillet, hakaret
ve kötülüklere düşürdüklerini hatırlattı. Mektubunda “bana karşı baş
kaldırmayın” ikazında bulunan Hz. Süleyman’ın da böyle yapma ihtimalinin uzak
olmadığını imâ etti. Böylece ileri gelenlerin gönüllerinde az da olsa bulunması
muhtemel savaşma meylini tamamen ortadan kaldırdı. Savaştan mümkün olduğu kadar
sakınmak ve memleketi düşman istilâsına uğratmaya sebebiyet vermemek gerektiği
düşüncesini iyice tebellür ettirmiş oldu. Elçileriyle hediye gönderme kararı
ise bu düşüncesinin son hamlesi oldu. Gönderdiği hediyeyle Hz. Süleyman’ın
gerçek durumunu yoklayacak ve ona göre hareket edecekti. Eğer Süleyman (a.s.)
bu hediyeleri kabul ederse, bu onun dünyalık peşinde olduğunu ve barış için
dünyevî vasıtaların fayda verebileceğini anlayacaktı. Yok eğer kabule yanaşmazsa
o zaman bunun akideyle alakalı ulvî bir dâva olduğunu bilecek; hiç bir malın,
hatta yeryüzündeki en değerli şeylerin bile onu durduramayacağını anlayacak ve
teslim olacaktı.












Belkis’in
elçileri Hz. Süleyman’ın huzurunda:

## Bağlantılar

- [Bu sayfanın HTML sürümü](https://www.kuranvemeali.com/neml-suresi/35-ayeti-tefsiri)
- [35. ayet meali](https://www.kuranvemeali.com/neml-suresi/35-ayeti-meali.md)
- [32-35. ayet tefsiri](https://www.kuranvemeali.com/neml-suresi/32-ayeti-tefsiri.md)
- [Önceki ayet (34)](https://www.kuranvemeali.com/neml-suresi/34-ayeti-tefsiri.md)
- [Sonraki ayet (36)](https://www.kuranvemeali.com/neml-suresi/36-ayeti-tefsiri.md)
- [Neml Sûresi](https://www.kuranvemeali.com/neml-suresi.md)
- [Tüm sûreler](https://www.kuranvemeali.com/llms.txt)
