---
title: "Neml Sûresi 7-14. Ayet Tefsiri"
sure: "Neml"
sure_no: 27
ayet_no: 12
url: https://www.kuranvemeali.com/neml-suresi/12-ayeti-tefsiri
language: tr
source: Kuran ve Meali
---

# Neml Sûresi 12. Ayet Tefsiri

> Kur'an-ı Kerim, Neml Sûresi (27. sûre), 12. ayet. Kaynak: [Kuran ve Meali](https://www.kuranvemeali.com/neml-suresi/12-ayeti-tefsiri)

### 7. Ayet

## Arapça

اِذْ قَالَ مُوسٰى لِاَهْلِه۪ٓ اِنّ۪ٓي اٰنَسْتُ نَارًاۜ سَاٰت۪يكُمْ مِنْهَا بِخَبَرٍ اَوْ اٰت۪يكُمْ بِشِهَابٍ قَبَسٍ لَعَلَّكُمْ تَصْطَلُونَ

## Okunuşu

İż kâle mûsâ li-ehlihi innî ânestu nâran seâtîkum minhâ biḣaberin ev âtîkum bişihâbin kabesin le’allekum testalûn(e)

### 8. Ayet

## Arapça

فَلَمَّا جَٓاءَهَا نُودِيَ اَنْ بُورِكَ مَنْ فِي النَّارِ وَمَنْ حَوْلَهَاۜ وَسُبْحَانَ اللّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ

## Okunuşu

Felemmâ câehâ nûdiye en bûrike men fî-nnâri vemen havlehâ vesubhâna(A)llâhi rabbi-l’âlemîn(e)

### 9. Ayet

## Arapça

يَا مُوسٰٓى اِنَّهُٓ اَنَا۬ اللّٰهُ الْعَز۪يزُ الْحَك۪يمُۙ

## Okunuşu

Yâ mûsâ innehu ena(A)llâhu-l’azîzu-lhakîm(u)

### 10. Ayet

## Arapça

وَاَلْقِ عَصَاكَۜ فَلَمَّا رَاٰهَا تَهْتَزُّ كَاَنَّهَا جَٓانٌّ وَلّٰى مُدْبِرًا وَلَمْ يُعَقِّبْۜ يَا مُوسٰى لَا تَخَفْ اِنّ۪ي لَا يَخَافُ لَدَيَّ الْمُرْسَلُونَۗ

## Okunuşu

Veelki ‘asâk(e)(c) felemmâ raâhâ tehtezzu keennehâ cânnun vellâ mudbiran velem yu’akkib(c) yâ mûsâ lâ teḣaf innî lâ yeḣâfu ledeyye-lmurselûn(e)

### 11. Ayet

## Arapça

اِلَّا مَنْ ظَلَمَ ثُمَّ بَدَّلَ حُسْنًا بَعْدَ سُٓوءٍ فَاِنّ۪ي غَفُورٌ رَح۪يمٌ

## Okunuşu

İllâ men zaleme śümme beddele husnen ba’de sû-in fe-innî ġafûrun rahîm(un)

### 12. Ayet

## Arapça

وَاَدْخِلْ يَدَكَ ف۪ي جَيْبِكَ تَخْرُجْ بَيْضَٓاءَ مِنْ غَيْرِ سُٓوءٍ ف۪ي تِسْعِ اٰيَاتٍ اِلٰى فِرْعَوْنَ وَقَوْمِه۪ۜ اِنَّهُمْ كَانُوا قَوْمًا فَاسِق۪ينَ

## Okunuşu

Veedḣil yedeke fî ceybike taḣruc beydâe min ġayri sû-/(in)(s) fî tis’i âyâtin ilâ fir’avne vekavmih(i)(c) innehum kânû kavmen fâsikîn(e)

### 13. Ayet

## Arapça

فَلَمَّا جَٓاءَتْهُمْ اٰيَاتُنَا مُبْصِرَةً قَالُوا هٰذَا سِحْرٌ مُب۪ينٌۚ

## Okunuşu

Felemmâ câet-hum âyâtunâ mubsiraten kâlû hâżâ sihrun mubîn(un)

### 14. Ayet

## Arapça

وَجَحَدُوا بِهَا وَاسْتَيْقَنَتْهَٓا اَنْفُسُهُمْ ظُلْمًا وَعُلُوًّاۜ فَانْظُرْ كَيْفَ كَانَ عَاقِبَةُ الْمُفْسِد۪ينَ۟

## Okunuşu

Vecehadû bihâ vesteykanet-hâ enfusuhum zulmen ve’uluvvâ(en)(c) fenzur keyfe kâne ‘âkibetu-lmufsidîn(e)

## Mealler

### 7. Ayet Mealleri

- **Ömer Çelik Meali:** Hani Mûsâ, Medyen’den Mısır’a dönerken geceleyin ailesine: “Ben uzakta bir ateş gördüm. Bekleyin; gidip ya oradan size yol güzergâhı hakkında bir haber getiririm veya tutuşmuş bir kor getiririm de ateş yakar ısınırsınız” demişti.
- **Diyanet Vakfı Meali:** Hani Musa, ailesine şöyle demişti: Gerçekten ben bir ateş gördüm. (Gidip) size oradan bir haber getireceğim, yahut bir ateş parçası getireceğim, umarım ki ısınırsınız!
- **Diyanet İşleri (Eski) Meali:** Musa, ailesine: "Ben bir ateş gördüm; size oradan ya bir haber getireceğim, yahut ısınasınız diye tutuşmuş bir odun getireceğim" demişti.
- **Diyanet İşleri (Yeni) Meali:** Hani Mûsâ, ailesine, “Ben bir ateş gördüm, ondan size bir haber, yahut ısınasınız diye bir kor ateş getireceğim” demişti.
- **Elmalılı Hamdi Yazır Meali:** Hani Musa, ailesine şöyle demişti: "Gerçekten ben bir ateş gördüm, (gidip) size oradan bir haber getireceğim yahut bir kor ateş getireyim, umarım ki ısınırsınız."
- **Elmalılı Meali (Orjinal) Meali:** Hani bir vakıt Musâ, ehline demişti: ben cidden bir ateş hissettim, ondan size bir haber getireceğim, yâhud bir yalın şu'le alıp geleceğim, gerek ki bir ocak yakar ısınırsınız
- **Hasan Basri Çantay Meali:** Hani Musa, aailesine: «Ben gerçek bir ateş, gördüm. Size ondan ya bir haber getireyim, yahud size parlak bir ateş koru getireyim. Tâki ısınasınız» demişdi.
- **Hayrat Neşriyat Meali:** Hani Mûsâ (Medyen'den Mısır'a dönerken) âilesine: “Ben hakikaten bir ateş gördüm. Ondan size (yol hakkında) bir haber getireceğim; yâhut ısınasınız diye size tutuşmuş bir kor getireceğim” demişti.
- **Ali Fikri Yavuz Meali:** Bir vakit Mûsa, (sefere çıkıp yolunu şaşırdığı zaman beraberinde bulunan) ehline şöyle demişti: “- Ben cidden bir ateş gördüm; size ondan (ateşin yanında bulunanlardan yol hakkında) ya bir haber getireceğim yahut parlak bir ateş koru getireceğim. Olur ki, ateş yakar ısınırsınız.”
- **Ömer Nasuhi Bilmen Meali:** Hani Mûsa, ailesine demişti ki: «Ben muhakkak bir ateş gördüm, ondan size bir haber getireceğim veyahut size bir parlak ateş koru getiririm. Belki ısınırsınız.»
- **Ümit Şimşek Meali:** Hani Musa ailesine “Ben bir ateş gördüm,” demişti. “Size oradan ya bir haber, ya da ısınmanız için bir kor getiririm.”
- **Yusuf Ali (English) Meali:** Behold! Moses said to his family: "I perceive a fire; soon will I bring you from there some information, or I will bring you a burning brand to light our fuel, that ye may warn yourselves.

### 8. Ayet Mealleri

- **Ömer Çelik Meali:** Oraya gelince kendisine şöyle nidâ edildi: “Ateşin bulunduğu yerdekiler ve çevresindekiler mübârek kılınmıştır. Âlemlerin Rabbi olan Allah her türlü noksanlıktan uzaktır!”
- **Diyanet Vakfı Meali:** Oraya geldiğinde şöyle seslenildi: Ateşin bulunduğu yerdeki ve çevresindekiler mübarek kılınmıştır! Âlemlerin Rabbi olan Allah, eksikliklerden münezzehtir!
- **Diyanet İşleri (Eski) Meali:** Oraya geldiğinde, kendisine şöyle nida olunmuştu: "Ateşin yanında olan ve çevresinde bulunanlar mübarek kılınmıştır. Alemlerin Rabbi olan Allah münezzehtir"
- **Diyanet İşleri (Yeni) Meali:** (Mûsâ) Ateşe varınca ona şöyle seslenildi: “Ateşin başındaki de çevresindekiler de kutlu olsun! Âlemlerin Rabbi olan Allah, eksikliklerden uzaktır.”
- **Elmalılı Hamdi Yazır Meali:** Oraya geldiğinde şöyle seslenilmişti: "Ateşin bulunduğu yerdeki ve çevresindekiler mübarek kılınmıştır! Âlemlerin Rabbi olan Allah, eksikliklerden münezzehtir!"
- **Elmalılı Meali (Orjinal) Meali:** Derken vaktâ ki ona vardı şöyle nidâ olundu: haberin olsun mubarek kılınmıştır bu ateşteki kimse ve bunun havalisindekiler ve sübhandır o âlemlerin rabbı Allah
- **Hasan Basri Çantay Meali:** Vaktâkî oraya gitdi, kendisine (şöyle) nida olundu: «Ateş (mahallin) de bulunana da, çevresinde olan kimselere de muhakkak (feyz ve) bereket verildi. Aalemlerin Rabbi olan Allah münezzehdir».
- **Hayrat Neşriyat Meali:** Nihâyet oraya gelince (kendisine) şöyle seslenildi: “Ateş (sandığın bu nûrun için)de olan (sen) ve (o nûrun) etrâfında bulunanlar (melâikeler) mübârek kılınmıştır. Âlemlerin Rabbi olan Allah ise (her kusurdan) münezzehtir.”
- **Ali Fikri Yavuz Meali:** Vakta ki, o ateşe vardı, şöyle nida olundu: “- Ateş yerinde olan Mûsa'ya ve etrafında bulunan meleklere bereket verildi. Âlemlerin Rabbi olan Allah (bütün noksanlıklardan ve ihtiyaçtan) münezzehtir.
- **Ömer Nasuhi Bilmen Meali:** Vaktâ ki oraya vardı, kendisine nidâ olundu ki: «Bu ateşte olan da ve bunun etrafında bulunan da mübarek kılınmıştır ve âlemlerin Rabbi olan Allah Teâlâ münezzehtir.»
- **Ümit Şimşek Meali:** Oraya geldiğinde nidâ olundu: “Bu ateş mahallinde ve çevresinde bulunanlar mübarek kılınmıştır. Âlemlerin Rabbi olan Allah ise her türlü kusurdan münezzehtir.
- **Yusuf Ali (English) Meali:** But when he came to the (fire), a voice was heard: "Blessed are those in the fire and those around: and glory to Allah, the Lord of the worlds.

### 9. Ayet Mealleri

- **Ömer Çelik Meali:** “Ey Mûsâ! Gerçek şu ki ben, karşı konulamaz sınırsız kudret sahibi, her hükmü ve işi hikmetli ve sağlam olan Allahım!”
- **Diyanet Vakfı Meali:** Ey Musa! İyi bil ki, ben, mutlak galip ve hikmet sahibi olan Allah'ım!
- **Diyanet İşleri (Eski) Meali:** "Ey Musa! Gerçek şu ki, Ben, güçlü ve hakim olan Allah'ım"
- **Diyanet İşleri (Yeni) Meali:** “Ey Mûsâ! Gerçek şu ki, ben mutlak güç sahibi, hüküm ve hikmet sahibi olan Allah’ım.”
- **Elmalılı Hamdi Yazır Meali:** "Ey Musa! İyi bil ki, ben, mutlak galip ve hikmet sahibi olan Allah'ım!"
- **Elmalılı Meali (Orjinal) Meali:** Ya Musâ! hakıkat bu: benim o azîz, hakîm Allah
- **Hasan Basri Çantay Meali:** «Ey Musa, hakıykat şudur ki mutlak gaalib olan, yegâne hüküm ve hikmet saahibi olan Allah ben im».
- **Hayrat Neşriyat Meali:** “Ey Mûsâ! Hakikat şu ki, ben Azîz (kudreti dâimâ üstün gelen), Hakîm (her işi hikmetli) olan Allah'ım!”
- **Ali Fikri Yavuz Meali:** Ey Mûsa! Her şeye gâlib ve hikmet sahibi olan Allah benim.
- **Ömer Nasuhi Bilmen Meali:** «Ey Mûsa! Şüphe yok ki, o (nidâ eden) Ben azîz, hakîm olan Allah'ım.»
- **Ümit Şimşek Meali:** “Ey Musa! Ben kudreti herşeye üstün olan, hikmeti herşeyi kuşatan Allah'ım.
- **Yusuf Ali (English) Meali:** "O Moses! verily, I am Allah, the exalted in might, the wise!....

### 10. Ayet Mealleri

- **Ömer Çelik Meali:** “Şimdi asânı yere at!” Mûsâ asâyı yere atıp onun çevik bir yılan gibi hareket ettiğini görünce arkasına bakmadan dönüp kaçtı. Biz de buyurduk ki: “Korkma, ey Mûsâ! Çünkü ben öyle bir Rabbim ki, benim huzurumda peygamberler korkmaz!”
- **Diyanet Vakfı Meali:** Asânı at! Musa (asâyı atıp) onu yılan gibi deprenir görünce dönüp arkasına bakmadan kaçtı. (Kendisine dedik ki): Ey Musa! Korkma; çünkü benim huzurumda peygamberler korkmaz.
- **Diyanet İşleri (Eski) Meali:** 10,11,12. "Değneğini at!" Musa, değneğinin yılan gibi hareketler yaptığını görünce, arkasına bakmadan dönüp kaçtı. "Ey Musa! Korkma; Benim katımda peygamberler korkmaz; yalnız haksızlık eden bunun dışındadır. Kötü hali iyiliğe çeviren kimse bilsin ki Ben şüphesiz bağışlarım, merhamet ederim. Elini koynuna sok, Firavun ve milletine gönderilen dokuz mucizeden biri olarak kusursuz, bembeyaz çıksın. Gerçekten onlar yoldan çıkmış bir millettir."
- **Diyanet İşleri (Yeni) Meali:** “Değneğini at.” (Mûsâ değneğini attı.) Onu yılanmış gibi hareket eder görünce, dönüp ardına bakmadan kaçtı. (Allah, şöyle dedi): “Ey Mûsâ, korkma! Benim katımda peygamberler korkmazlar.”
- **Elmalılı Hamdi Yazır Meali:** "Asânı at!" (Asâyı atıp) onu yılan gibi deprenir görünce dönüp arkasına bakmadan kaçtı. (Dedik ki): "Ey Musa korkma! Çünkü benim huzurumda peygamberler korkmaz."
- **Elmalılı Meali (Orjinal) Meali:** Ve bırak asanı, derken onu çevik bir yılan gibi ihtizaz ediyor görüverince dönüb geri kaçtı ve arkasından bakmadı, ya Musâ, korma, zira benim, korkmaz yanımda Resul olanlar
- **Hasan Basri Çantay Meali:** «Asaanı bırak». (Muusâ asaasını bırakıb da) onu çevik bir yılan gibi hareket eder görünce arkasına dönüb kaçdı ve geri dönmedi. «Ey Muusâ, korkma. Çünkü ben (varım). Benim yanımda peygamber (hiçbir şeyden) korkmaz (lar)».
- **Hayrat Neşriyat Meali:** “Asânı (yere) bırak!” (Mûsâ asâsını bıraktı da) birden onu yılan gibi hareket eder bir hâlde görünce, arkasını dönen bir kimse olarak kaçtı ve geri dönmedi. (Kendisine buyuruldu ki:) “Ey Mûsâ! Korkma; çünki ben (o kimseyim) ki, benim huzûrumda peygamberler korkmaz!”
- **Ali Fikri Yavuz Meali:** Asânı bırak! (bırakınca) onu, çevik bir yılan gibi hareket ediyor halde gördüğü zaman, dönüp kaçtı ve arkasına bakmadı. Ey Mûsa! Korkma; benim izzet huzurumda, peygamber olanlar korkmaz.
- **Ömer Nasuhi Bilmen Meali:** «Ve asanı bırak.» Vaktâ ki onu sanki küçük bir yılanmış gibi çalkalanır gördü. Geriye dönerek kaçtı ve gerisine dönmedi. (Buyuruldu ki:) «Ey Mûsal Korkma. Şüphe yok ki Ben (Ma'bûd-ı Kerîm'im ki) Benim huzurumda peygamberler korkmaz.»
- **Ümit Şimşek Meali:** “Şimdi asânı at.” Onu çevik bir yılan gibi hareket eder görünce arkasına bakmadan dönüp kaçtı. “Ey Musa, korkma. Benim huzurumda peygamberler korkmazlar.
- **Yusuf Ali (English) Meali:** "Now do thou throw thy rod!" But when he saw it moving (of its own accord)as if it had been a snake, he turned back in retreat, and retraced not his steps: "O Moses!" (it was said), "Fear not: truly, in My presence, those called as messengers have no fear,-

### 11. Ayet Mealleri

- **Ömer Çelik Meali:** “Fakat kim zulme batmışsa, öylelerinin benden korkması gerekir. Ancak onlar da işledikleri kötülüklerin ardından tevbe edip hâllerini ve amellerini güzelleştirirlerse, bilsinler ki, ben şüphesiz günahları çok bağışlayıcıyım ve engin merhamet sahibiyim.”
- **Diyanet Vakfı Meali:** Ancak, kim haksızlık eder, sonra, işlediği kötülük yerine iyilik yaparsa, bilsin ki ben (ona karşı da) çok bağışlayıcıyım, çok merhamet sahibiyim.
- **Diyanet İşleri (Eski) Meali:** 10,11,12. "Değneğini at!" Musa, değneğinin yılan gibi hareketler yaptığını görünce, arkasına bakmadan dönüp kaçtı. "Ey Musa! Korkma; Benim katımda peygamberler korkmaz; yalnız haksızlık eden bunun dışındadır. Kötü hali iyiliğe çeviren kimse bilsin ki Ben şüphesiz bağışlarım, merhamet ederim. Elini koynuna sok, Firavun ve milletine gönderilen dokuz mucizeden biri olarak kusursuz, bembeyaz çıksın. Gerçekten onlar yoldan çıkmış bir millettir."
- **Diyanet İşleri (Yeni) Meali:** “Ancak kim zulmeder de sonra (yaptığı) kötülüğün yerine iyilik yaparsa bilsin ki şüphesiz ben çok bağışlayıcıyım, çok merhamet edenim.”
- **Elmalılı Hamdi Yazır Meali:** "Ancak, kim haksızlık yapar, sonra yaptığı kötülüğü iyiliğe çevirirse, bilsin ki ben (ona karşı da) çok bağışlayıcıyım, çok merhamet sahibiyim."
- **Elmalılı Meali (Orjinal) Meali:** Ancak zulmeden sonra da kötülüğün arkasından güzelliğe tebdil eyliyen başka, ona da ben gafûr, rahîmim
- **Hasan Basri Çantay Meali:** «Meğer ki zulmeden kimseler ola. Sonra bir kötülüğün ardından onu bir iyiliğe çevirirse şübhesiz ki ben (yine) hakkıyle yarlığayıcı, çok esirgeyiciyimdir».
- **Hayrat Neşriyat Meali:** Ancak, kim zulmeder, sonra (bu amelini) kötülüğün ardından iyiliğe çevirirse, o takdirde (bilsin ki) şübhesiz ben, Gafûr (çok bağışlayan)ım, Rahîm (çok merhamet eden)im.
- **Ali Fikri Yavuz Meali:** Ancak zulmeden müstesna. Sonra da kötülüğün arkasından iyiliğe dönen (tevbe eden) için muhakkak ki ben Gafûr'um= bağışlayıcıyım, Rahîm'im= çok merhametliyim.
- **Ömer Nasuhi Bilmen Meali:** «Ancak (sair nâstan olup da) zulmeden korkmalıdır. (fakat) Sonra kötüIüğün arkasından güzelliğe tebdîl eyleyen (kimseler) başka. (Onlar da korkudan kurtulabilirler) Artık şüphe yok ki, Ben mağfiret, rahmet ediciyim.»
- **Ümit Şimşek Meali:** “Ancak zulmedenler Benden korkar. Onlar da bir kötülük işledikten sonra onun yerine bir iyilik yaparsa, muhakkak ki Ben çok bağışlayıcı, çok merhamet ediciyim.
- **Yusuf Ali (English) Meali:** "But if any have done wrong and have thereafter substituted good to take the place of evil, truly, I am Oft-Forgiving, Most Merciful.

### 12. Ayet Mealleri

- **Ömer Çelik Meali:** “Şimdi de elini koynuna sok! O her türlü leke ve hastalıktan arınmış olarak, bembeyaz bir halde çıkacaktır. Böylece yılana dönüşen asâ ve parlayan el, Firavun ve kavmine göstereceğin dokuz mûcizeden ikisi olacaktır. Çünkü onlar, işledikleri zulümler yüzünden yoldan çıkmış bir toplum hâline geldiler.”
- **Diyanet Vakfı Meali:** Elini koynuna sok da kusursuz bembeyaz çıksın. Dokuz mucize ile Firavun ve kavmine (git). Çünkü onlar artık yoldan çıkmış bir kavim olmuşlardır.
- **Diyanet İşleri (Eski) Meali:** 10,11,12. "Değneğini at!" Musa, değneğinin yılan gibi hareketler yaptığını görünce, arkasına bakmadan dönüp kaçtı. "Ey Musa! Korkma; Benim katımda peygamberler korkmaz; yalnız haksızlık eden bunun dışındadır. Kötü hali iyiliğe çeviren kimse bilsin ki Ben şüphesiz bağışlarım, merhamet ederim. Elini koynuna sok, Firavun ve milletine gönderilen dokuz mucizeden biri olarak kusursuz, bembeyaz çıksın. Gerçekten onlar yoldan çıkmış bir millettir."
- **Diyanet İşleri (Yeni) Meali:** “Elini koynuna sok; Firavun’a ve onun kavmine gönderilen dokuz mucizeden biri olarak, kusursuz bembeyaz olarak çıksın. Çünkü onlar fasık bir kavimdir.”
- **Elmalılı Hamdi Yazır Meali:** "Elini koynuna sok; kusursuz bembeyaz çıkacaktır. Dokuz mucize ile Firavun ve kavmine (git), çünkü onlar yoldan çıkmış bir kavim olmuşlardır."
- **Elmalılı Meali (Orjinal) Meali:** Bir de elini koynuna sok çıksın bembeyaz hiç bir afetsiz, dokuz âyet içinde, Fir'avne ve kavmına, çünkü onlar fasık bir kavm oldular
- **Hasan Basri Çantay Meali:** «Elini koynuna sok da Fir'avne ve kavmine (göstereceğin) dokuz mu'cize içinde o, kusursuz, bembeyaz olarak çıkıversin. Şübhesiz ki onlar fâsıklar güruhudur».
- **Hayrat Neşriyat Meali:** “Hem elini koynuna sok; Fir'avun'a ve kavmine (gönderilen) dokuz mu'cizeden biri olmak üzere kusursuz, bembeyaz (parlayan ve ışık saçan bir el) olarak çıksın! Çünki onlar bir fâsıklar topluluğu oldular!”
- **Ali Fikri Yavuz Meali:** Elini koynuna sok, (sonra) lekesiz bembeyaz çıksın da dokuz mucize ile beraber Firavun'a ve onun (kıpt) kavmine git. Çünkü onlar kâfirler topluluğudur.”
- **Ömer Nasuhi Bilmen Meali:** «Ve elini koynuna sok, bembeyaz, kusursuz olarak çıkıversin. Dokuz mucize ile Fir'avun'a ve kavmine (git), şüphe yok ki onlar fâsıklar olan bir kavim oldular.»
- **Ümit Şimşek Meali:** “Şimdi de elini koynuna sok ki, hiç kusursuz, bembeyaz parlar halde çıksın. Böylece dokuz âyetle Firavun ve kavmine git. Çünkü onlar yoldan çıkmış bir topluluk haline geldiler.”
- **Yusuf Ali (English) Meali:** "Now put thy hand into thy bosom, and it will come forth white without stain (or harm): (these are) among the nine Signs (thou wilt take) to Pharaoh and his people: for they are a people rebellious in transgression."

### 13. Ayet Mealleri

- **Ömer Çelik Meali:** Nihâyet mûcizelerimiz, gerçeği tüm açıklığıyla gösterici deliller olarak onlara gelince: “Bunlar, düpedüz bir büyüdür” dediler.
- **Diyanet Vakfı Meali:** Mucizelerimiz onların gözleri önüne serilince: «Bu, apaçık bir büyüdür» dediler.
- **Diyanet İşleri (Eski) Meali:** Ayetlerimiz gözlerinin önüne serilince: "Bu apaçık bir sihirdir" dediler.
- **Diyanet İşleri (Yeni) Meali:** Nitekim âyetlerimiz kendilerine gerçeği gösterecek biçimde gelince, “Bu apaçık bir sihirdir” dediler.
- **Elmalılı Hamdi Yazır Meali:** Bu şekilde âyetlerimiz onların gözleri önüne serilince, "Bu apaçık bir sihirdir" dediler.
- **Elmalılı Meali (Orjinal) Meali:** Bu suretle âyetlerimiz hakıkati gözlerine sokarak vardığı vakıt onlara bu apaçık bir sihir dediler
- **Hasan Basri Çantay Meali:** Vaktaki âyetlerimiz böyle parlak (ve vazıh) olarak onlara geldi, «Bu, apaçık bir büyüdür» dediler.
- **Hayrat Neşriyat Meali:** İşte mu'cizelerimiz onlara (hakikati) açıkça gösterir bir şekilde gelince: “Bu apaçık bir sihirdir” dediler.
- **Ali Fikri Yavuz Meali:** Vaktaki mucizelerimiz açık olarak onlara geldi: “- Bu meydanda bir sihirdir.” dediler.
- **Ömer Nasuhi Bilmen Meali:** Vaktâ ki, onlara âyetlerimizi, vazihen, (tarik-i hidâyeti gösterir bir halde) geldi. Dediler ki: «Bu apaçık bir sihirden ibarettir.»
- **Ümit Şimşek Meali:** Fakat gözleriyle gördükleri âyetlerimiz kendilerine geldiğinde, onlar yine “Bu apaçık bir büyü” dediler.
- **Yusuf Ali (English) Meali:** But when Our Signs came to them, that should have opened their eyes, they said: "This is sorcery manifest!"

### 14. Ayet Mealleri

- **Ömer Çelik Meali:** Vicdanları bunların Allah’tan olduğuna tam kanaat getirdiği halde, bile bile yanlışta ısrar etmeleri ve boş bir büyüklenme ile onları inkâr ettiler. Ama neticede, işi gücü bozgunculuk olan o gürûhun âkibeti nasıl oldu, bir bak!
- **Diyanet Vakfı Meali:** Kendileri de bunlara yakînen inandıkları halde, zulüm ve kibirlerinden ötürü onları inkâr ettiler. Bozguncuların sonunun nice olduğuna bir bak!
- **Diyanet İşleri (Eski) Meali:** Gönülleri kesin olarak kabul ettiği halde, haksızlık ve büyüklenmelerinden ötürü onları bile bile inkar ettiler. Bozguncuların sonunun nasıl olduğuna bir bak!
- **Diyanet İşleri (Yeni) Meali:** Kendileri de bunların hak olduklarını kesin olarak bildikleri hâlde, sırf zalimliklerinden ve büyüklük taslamalarından ötürü onları inkâr ettiler. Ama bozguncuların sonunun nasıl olduğuna bir bak!”
- **Elmalılı Hamdi Yazır Meali:** Ve vicdanları bunlar(ın doğruluğun)a tam bir kanaat getirdiği halde, zulüm ve kibirlerinden ötürü onları bile bile inkâr ettiler. Bozguncuların sonunun nice olduğuna bir bak!
- **Elmalılı Meali (Orjinal) Meali:** Ve nefisleri yakîn hasıl ettiği halde mücerred zulm-ü kibirden onlara cehudluk ettiler, fakat bak o müfsidlerin akıbeti nasıl oldu?
- **Hasan Basri Çantay Meali:** Vicdanları da bunlara tam bir kanâat haasıl etdiği halde zulm ve kibr ile yine bunları (inâdlarından) inkâr etdiler. (Habîbim) fesâdcıların encamı bak nice oldu!
- **Hayrat Neşriyat Meali:** Kendileri de bunlara (bu mu'cizelerimize) kat'î olarak inandıkları hâlde, zulüm ve kibir yüzünden onları inkâr ettiler. Ama bak, o fesad çıkaranların âkıbeti nasıl oldu!
- **Ali Fikri Yavuz Meali:** (Mucizelerin Allah tarafından olduğunu) kalbleriyle yakînen bildikleri halde, nefislerine zulüm yaparak ve kibrederek bütün mucizeleri (açıktan) inkâr ettiler. Ey Rasûlüm, bak ki müfsidlerin (kâfirlerin) akıbeti nasıl oldu! (Nasıl boğulup gittiler!...)
- **Ömer Nasuhi Bilmen Meali:** Ve bu âyetleri, vicdanları da tam bir kanaat getirdiği halde bir zulm ve kibirden dolayı inkar ettiler. Artık bak, o müfsidlerin akibeti nasıl oldu?
- **Ümit Şimşek Meali:** Vicdanları bu âyetleri kesin bir şekilde doğruladığı halde, zulüm ve kibirleri yüzünden onları inkâr ettiler. Fakat bak, o bozguncuların sonu nice oldu!
- **Yusuf Ali (English) Meali:** And they rejected those Signs in iniquity and arrogance, though their souls were convinced thereof: so see what was the end of those who acted corruptly!

## Tefsir (7-14. ayetler)

### Ömer Çelik Tefsiri

Hz.
Mûsâ’nın burada hülâsa olarak anlatılan kıssası daha tafsilatlı bir şekilde
A‘râf ve Tâhâ sûrelerinde geçmişti. (bk.
A‘râf 7/103-157; Tâhâ 20/9-98) Burada
dikkat çekilen noktalar şunlardır:

Birincisi;
Hz. Mûsâ’nın kendisine vahiy geleceği hususunda hiçbir bilgisi ve beklentisi
yoktur. Bu, peygamberliğin vehbî olduğunu gösterir. Nitekim Peygamberimiz (s.a.s.)
hakkında da: **“Sen, aslında bu kitabın sana vahyedileceğini ummuyordun. Bu
sana ancak Rabbinden bir rahmet olarak geldi. O halde sakın kâfirlere arka
çıkma!”** (Kasas 28/86) buyrulur. Mûsâ (a.s.), karşılaşmayı umduğu kimselere
“yol sormak” veya “ısınmak için ateş getirmek” gibi, tamâmen şartların
zorladığı tabii ihtiyaçlar sâikıyla gelmişken, orada birden vahiy gerçeğiyle
karşılaşmıştır.****

İkincisi;
ateşin bulunduğu yerde mübârek kılınan, Mûsâ (a.s.); etrafındakiler ise
meleklerdir. Bu hususta “Mûsâ ve ona iman edenler”, “Mûsâ ve etrafındaki kutsal
topraklar” şeklinde izahlar da vardır.

Üçüncüsü;
Allah Teâlâ’nın kendisini “Âlemlerin Rabbi” olarak tanıtması,
İsrâiloğulları’nda bulunan, Allah’ın yalnız İsrâil’in rabbi olduğu, öteki
milletleri İsrâiloğulları’na köle verdiği şeklindeki yanlış inancı kesinlikle
reddeder. Allah tüm âlemlerin ve bütün insanların Rabbidir. Takvâ ve kulluk
dışında O’na yakın olmanın hiçbir vasıtası yoktur. Hz. Ebubekir (r.a.):
“Allah’ın hiç kimseyle nesep bağı yoktur” sözüyle bu gerçeği ifade eder.

Dördüncüsü;
Peygamberler Allah tarafından güvende kılınmış kişilerdir. Kur’ân-ı Kerîm’de **“onlara
hiçbir korku yoktur, onlar asla üzülmeyeceklerdir”** (bk. Yûnus 10/62)
buyrulan evliyaullahın başında şüphesiz en seçkin insanlar olan peygamberler
gelir. Âniden kıvrak, çevik bir yılana dönüşen asâ karşısında ürperip, ardına
bakmaksızın koşan Mûsâ (a.s.)’a: **“Korkma! Çünkü ben öyle bir Rabbim ki,
benim huzurumda peygamberler korkmaz!”** (Neml 27/10) telkiniyle bu gerçeğe
işaret edilmiştir. Aslında iman ve sâlih amellerle dâimâ Allah’ın huzurunda
bulunduğunun farkında olan ve bunun huzurunu gönlünde hisseden bir mü’minin
herhangi bir şeyden korkmasına gerek yoktur. Çünkü o, her şeyin Allah’ın elinde
olduğunu, O dilemedikçe hiçbir şeyin olmayacağını, O izin vermedikçe hiçbir
varlığın başka bir varlığa zarar vermeyeceğini bilir. O’nun takdir buyurduğu
iyiliğin de kötülüğün de geri kalmayacağına, mutlaka vuku bulacağına inanır.
Ancak böyle bir inanç, insanın tedbirli yaşamasına kesinlikle engel olmamalıdır.
Mûsâ (a.s.)’a gelince, yanlışlıkla kıptiyi öldürmesi sebebiyle onun içinde bir
günah korkusu bulunmaktaydı. Belki korkup kaçmasının altında, işlediği bu
suçtan kaynaklanan bir endişe yatmaktaydı. Bu bakımdan, âyetin devamında
kötülükten sonra bundan vazgeçip amelini ve hâlini düzeltenlerin bağışlanacağı
müjdesi Hz. Mûsâ’yı rahatlatmıştır.

Dördüncüsü;
burada Hz. Mûsâ’ya verilen dokuz mûcizeden sadece ikisine yâni “asâ ve yed-i
beyzâ”ya yer verilmiş (bk. A‘râf 
7/107-108; Tâhâ 20/19-22), diğerlerine sadece söz gelimi temas
edilmiştir. (bk. A‘râf 7/130-133)

Kıssada
yeni olan taraf; Firavun ve kavminin, Mûsâ’nın gösterdiği mûcizelerin, Allah
tarafından ona verildiğini vicdânen bildikleri halde sırf zulüm ve kibirleri
yüzünden bunları inkâr ettiklerini belirtmesidir. Onların bu davranışlarıyla,
sırf haksızlık, gurur ve kibirleri yüzünden Hz. Muhammed (s.a.s.)’in
peygamberliğini inkâr eden müşriklerin davranışları arasında benzerlik vardır.
Meselâ Peygamberimiz (s.a.s.)’i “el-Emîn” ve “es-Sâdık” vasıflarıyla niteleyenler
Mekkelilerdi. Hattâ Allah Resûlü’nün amansız bir düşmanı olan Ebû Cehil bile
O’na bir gün:

“−Yâ
Muhammed! Ben sana, «Sen yalancısın!» demiyorum. Fakat şu getirdiğin davetini
istemiyorum...” diyerek Efendimiz’in doğruluğunu vicdânen kabul ettiğini, fakat
davetine icâbet etmekte nefsine mağlûb olduğunu bir bakıma îtirâf etmişti.
Nitekim bu hâl, âyet-i kerîmede şöyle beyân edilmektedir:

**“…Gerçekte
onlar seni yalanlamıyorlar, fakat o zalimler bile bile Allah’ın âyetlerini
inkâr ediyorlar.”** (En‘âm 6/33)

Dolayısıyla
Kur’an’ın maksadı, muhataplarına, yaptıklarının, Firavun ve kavminin
yaptıklarına benzediğini anlatıp, onları intibâha davettir.






















Hz.
Mûsâ ve Firavun kıssasıyla, Allah ve peygamber düşmanı zâlimleri bekleyen fecî
âkibete dikkat çekildikten sonra, şimdi de Hz. Dâvûd ve Hz. Süleyman
kıssalarından aktarılacak kesitlerle Allah’ın ve Peygamber’in yoluna
kendilerini adamış mü’minlere müjdelenen nimetler haber verilmektedir:

## Bağlantılar

- [Bu sayfanın HTML sürümü](https://www.kuranvemeali.com/neml-suresi/12-ayeti-tefsiri)
- [12. ayet meali](https://www.kuranvemeali.com/neml-suresi/12-ayeti-meali.md)
- [7-14. ayet tefsiri](https://www.kuranvemeali.com/neml-suresi/7-ayeti-tefsiri.md)
- [Önceki ayet (11)](https://www.kuranvemeali.com/neml-suresi/11-ayeti-tefsiri.md)
- [Sonraki ayet (15)](https://www.kuranvemeali.com/neml-suresi/15-ayeti-tefsiri.md)
- [Neml Sûresi](https://www.kuranvemeali.com/neml-suresi.md)
- [Tüm sûreler](https://www.kuranvemeali.com/llms.txt)
