---
title: "Nahl Sûresi 91-92. Ayet Tefsiri"
sure: "Nahl"
sure_no: 16
ayet_no: 92
url: https://www.kuranvemeali.com/nahl-suresi/92-ayeti-tefsiri
language: tr
source: Kuran ve Meali
---

# Nahl Sûresi 92. Ayet Tefsiri

> Kur'an-ı Kerim, Nahl Sûresi (16. sûre), 92. ayet. Kaynak: [Kuran ve Meali](https://www.kuranvemeali.com/nahl-suresi/92-ayeti-tefsiri)

### 91. Ayet

## Arapça

وَاَوْفُوا بِعَهْدِ اللّٰهِ اِذَا عَاهَدْتُمْ وَلَا تَنْقُضُوا الْاَيْمَانَ بَعْدَ تَوْك۪يدِهَا وَقَدْ جَعَلْتُمُ اللّٰهَ عَلَيْكُمْ كَف۪يلًاۜ اِنَّ اللّٰهَ يَعْلَمُ مَا تَفْعَلُونَ

## Okunuşu

Veevfû bi’ahdi(A)llâhi iżâ ‘âhedtum velâ tenkudû-l-eymâne ba’de tevkîdihâ vekad ce’altumu(A)llâhe ‘aleykum kefîlâ(en)(c) inna(A)llâhe ya’lemu mâ tef’alûn(e)

### 92. Ayet

## Arapça

وَلَا تَكُونُوا كَالَّت۪ي نَقَضَتْ غَزْلَهَا مِنْ بَعْدِ قُوَّةٍ اَنْكَاثًاۜ تَتَّخِذُونَ اَيْمَانَكُمْ دَخَلًا بَيْنَكُمْ اَنْ تَكُونَ اُمَّةٌ هِيَ اَرْبٰى مِنْ اُمَّةٍۜ اِنَّمَا يَبْلُوكُمُ اللّٰهُ بِه۪ۜ وَلَيُبَيِّنَنَّ لَكُمْ يَوْمَ الْقِيٰمَةِ مَا كُنْتُمْ ف۪يهِ تَخْتَلِفُونَ

## Okunuşu

Velâ tekûnû kelletî nekadat ġazlehâ min ba’di kuvvetin enkâśen tetteḣiżûne eymânekum deḣalen beynekum en tekûne ummetun hiye erbâ min umme(tin)(c) innemâ yeblûkumu(A)llâhu bih(i)(c) veleyubeyyinenne lekum yevme-lkiyâmeti mâ kuntum fîhi taḣtelifûn(e)

## Mealler

### 91. Ayet Mealleri

- **Ömer Çelik Meali:** Aranızda sözleştiğiniz zaman Allah adına verdiğiniz sözü tam olarak yerine getirin. İyi niyetinize Allah’ı şâhit gösterip iyice pekiştirerek yaptığınız yeminleri bozmaya kalkmayın. Unutmayın ki Allah, yaptığınız her şeyi bilmektedir.
- **Diyanet Vakfı Meali:** Antlaşma yaptığınız zaman, Allah'ın ahdini yerine getirin ve Allah'ı üzerinize şahit tutarak, pekiştirdikten sonra yeminleri bozmayın. Şüphesiz Allah, yapacağınız şeyleri pek iyi bilir.
- **Diyanet İşleri (Eski) Meali:** Ahitleştiğiniz zaman Allah'ın ahdini yerine getirin. Allah'ı kendinize kefil kılarak sağlama bağladığınız yeminleri bozmayın. Allah yaptıklarınızı şüphesiz bilir.
- **Diyanet İşleri (Yeni) Meali:** Antlaşma yaptığınız zaman, Allah’a karşı verdiğiniz sözü yerine getirin. Allah’ı kendinize kefil kılarak pekiştirdikten sonra yeminlerinizi bozmayın. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızı bilir.
- **Elmalılı Hamdi Yazır Meali:** Bir de anlaşma yaptığınızda Allah'ın ahdini yerine getirin ve pekiştirdikten sonra yeminleri bozmayın. Allah'ı üzerinize şahid tuttuğunuz halde, nasıl olur da bozarsınız! Şüphesiz ki Allah yaptıklarınızı bilir.
- **Elmalılı Meali (Orjinal) Meali:** Bir de muahede ettiğinizde Allahın ahdini yerine getirin, ve sağlam sağlam ettiğiniz yeminleri bozmayın, nasıl olur ki ona Allahı kefil kılmıştınız, şüphe yok ki Allah, ne yaparsanız temamen bilir
- **Hasan Basri Çantay Meali:** Karşılıklı muaahede yapdığınız vakit Allahın ahdini yerine getirin. Sapasağlam etdiğiniz yeminleri bozmayın. (Nasıl otur ki) üzerinize Allâhı kefil yapmışsınızdır. Şübhe yok ki Allah ne yapacağınızı bilir.
- **Hayrat Neşriyat Meali:** Sözleştiğiniz zaman da Allah'ın ahdini (verdiğiniz sözü) yerine getirin; hem Allah'ı üzerinize gerçekten kefil tutarak sağlamlaştırdıktan sonra, yeminleri(nizi)bozmayın! Muhakkak ki Allah, ne yaparsanız bilir.
- **Ali Fikri Yavuz Meali:** Bir de andlaşma (bağlantı) yaptığınız zaman Allah'ın ahdini yerine getirin ve yeminleri sağlama bağladıktan sonra, onları bozmayın; Allah'ı üzerine şâhid tuttuğunuz halde, nasıl olur da bozarsınız!... Şüphe yok ki Allah, yaptığınız her şeyi bilir.
- **Ömer Nasuhi Bilmen Meali:** Ve muâhede yaptığınız zaman da Allah'ın ahdini yerine getiriniz ve yeminleri takviye ettikten sonra bozmayınız. Halbuki, Allah Teâlâ'yı üzerinize kefil kılmışsınızdır. Şüphe yok ki, Allah Teâlâ yapacağınız şeyi tamamen bilir.
- **Ümit Şimşek Meali:** Sözleştiğiniz zaman Allah'ın ahdini yerine getirin. Allah'ı kendinize kefil tutarak pekiştirdikten sonra yeminlerinizi bozmayın. Hiç kuşkusuz, Allah sizin işlediklerinizi görür.
- **Yusuf Ali (English) Meali:** Fulfil the Covenant of Allah when ye have entered into it, and break not your oaths after ye have confirmed them; indeed ye have made Allah your surety; for Allah knoweth all that ye do.

### 92. Ayet Mealleri

- **Ömer Çelik Meali:** Bir topluluğun diğer bir topluluktan siyasî, iktisadî ve askerî yönden güçlü olmasına aldanıp da, ipliğini sağlamca büküp eğirdikten sonra çözen böylece bütün emeğini boşa çıkaran ahmak kadın gibi, ettiğiniz yeminleri bozup aranızda bir aldatma ve işi bozma sebebi kılmayın. Gerçek şu ki, bütün bunlarla Allah sizi imtihan etmektedir; hakkında anlaşmazlığa düştüğünüz şeylerin doğrusunu da kıyâmet günü kesinlikle size açıklayacaktır.
- **Diyanet Vakfı Meali:** Bir toplum diğer bir toplumdan (sayıca ve malca) daha çok olduğu için yeminlerinizi, aranızda bir fesat aracı edinerek ipliğini sağlamca büktükten sonra, çözüp bozan (kadın) gibi olmayın. Allah, bununla sizi imtihan etmektedir. Hakkında ihtilafa düşmekte olduğunuz şeyi kıyamet gününde mutlaka size açıklayacaktır.
- **Diyanet İşleri (Eski) Meali:** Bir ümmetin diğerinden daha çok olmasından ötürü, aranızdaki yeminleri bozarak, ipliğini iyice eğirip katladıktan sonra bozan kadın gibi olmayın. Allah onunla sizi dener. And olsun ki, ayrılığa düştüğünüz şeyleri size kıyamet günü açıklar.
- **Diyanet İşleri (Yeni) Meali:** Bir topluluk diğer bir topluluktan daha (güçlü ve) çoktur diye yeminlerinizi aranızda bir hile ve fesat sebebi yaparak, ipliğini iyice eğirip büktükten sonra (tekrar) çözüp bozan kadın gibi olmayın. Allah, bununla sizi ancak imtihan eder. Hakkında ayrılığa düştüğünüz şeyleri kıyamet günü size elbette açıklayacaktır.
- **Elmalılı Hamdi Yazır Meali:** Bir ümmet, diğer bir ümmetten (sayıca ve malca) daha çok olduğu için, yeminlerinizi aranızda aldatma vasıtası yaparak, ipliğini sağlamca eğirdikten sonra onu söküp bozmaya çalışan kadın gibi olmayın. Allah sizi bununla imtihan eder ve şüphesiz hakkında ihtilaf ettiğiniz şeyleri kıyamet günü size mutlaka açıklayacaktır.
- **Elmalılı Meali (Orjinal) Meali:** Ve bir ümmet diğer bir ümmetten daha nemalı olduğu için yeminlerinizi aranızda bir hud'a ittihaz ederek o, ipliğini kat kat kuvvetle büktükten sonra sökmeye çalışan karı gibi olmayın, her halde Allah sizi onunla imtihan eder ve elbette o ıhtilâf etmekte olduğunuz şeyleri Kıyamet günü size muhakkak beyan edecektir
- **Hasan Basri Çantay Meali:** İpliğini sağlamca bükdükden sonra söküb bozan (kadın) gibi olmayın. «Bir ümmet diğer bir ümmetden (malca ve sayıca) daha çokdur» diye yeminlerinizi aranızda bir hıyle ve fesâd (mevzuu) edinir misiniz? Her halde Allah sizi bununla imtihan eder. Hakkında ihtilâfa düşmekde olduğunuz şey'i ise O, kıyamet gününde elbette size açıklayacakdır.
- **Hayrat Neşriyat Meali:** Hem ipliğini sağlamca büktükten sonra söküp bozan (kadın) gibi olmayın! Bir ümmetin, diğer bir ümmetten daha fazla olması sebebiyle, yeminlerinizi aranızda (bozarak)bir hîle ediniyorsunuz! Allah, sizi bununla ancak imtihân eder. Hakkında ihtilâfa düşmekte olduğunuz şeyleri ise kıyâmet günü size mutlaka açıklayacaktır.
- **Ali Fikri Yavuz Meali:** Bir ümmet diğer bir ümmet'den daha ziyadedir, diye (kafîrlerin çokluğuna bakıp) yeminlerinizi aranızda hile edinerek, o ipliğini sağlamca eğirdikten sonra bozan kadın gibi olmayın. Gerçekten Allah, sizi bununla (ahde vefa ile) imtihan eder; ve dünyada ayrılığa düştüğünüz şeyi, kıyamet gününde muhakkak size açıklayacaktır.
- **Ömer Nasuhi Bilmen Meali:** Ve ipliğini sağlamca büküp yaptıktan sonra çözüp bozan kadın gibi olmayın. Bir ümmetin diğer bir ümmetten daha ziyâde (servet, kuvvet sahibi) olduğu için yeminlerinizi aranızda bir fesada âlet ittihaz edersiniz. Şüphesiz ki, Allah Teâlâ sizi bununla imtihan eder ve elbette kendisinden ihtilâf eder olduğunuz şeyi size Kıyamet gününde açıkça beyan edecektir.
- **Ümit Şimşek Meali:** İpliğini sağlamca eğirdikten sonra tekrar bozan kadına benzemeyin. Bir topluluk diğer bir topluluktan daha kalabalık diye, yeminlerinizi aranızda bir fesat aracı yapmayın. Aslında Allah sizi bununla sınıyor; anlaşmazlığa düştüğünüz şeyi ise kıyamet gününde size açıklayacaktır.
- **Yusuf Ali (English) Meali:** And be not like a woman who breaks into untwisted strands the yarn which she has spun, after it has become strong. Nor take your oaths to practise deception between yourselves, lest one party should be more numerous than another: for Allah will test you by this; and on the Day of Judgment He will certainly make clear to you (the truth of) that wherein ye disagree.

## Tefsir (91-92. ayetler)

### Ömer Çelik Tefsiri

İster
Allah’a verilen kulluk sözü olsun, ister Resûlullah (s.a.s.)’a verilen ittibâ
sözü olsun, isterse müslümanların kendi aralarında veya başkalarıyla yaptıkları
anlaşmalar olsun, hepsi Allah adına verilmiş söz kabul edilir ve hepsinin de
yerine getirilmesi istenir. Bu sözler ahlâkî ve hukukî bakımdan olduğu gibi,
dinî bakımdan da bağlayıcı olup Allah katında mesuliyeti gerektirir. Bu bakımdan
hangi sebep ve gerekçeyle olursa olsun bunları bozmak yasaklanmıştır.

Resûlullah
(s.a.s.) şu ikazda bulunur:

*“Ahdini
bozan herkesin, kıyâmet günü onun arka tarafında ahdine olan hâinliği
miktarınca bir sancak dikilir ve «bu filanın ahdine hâinliğidir» denilir.”* (Buhârî,
Edeb 99; Müslim, Cihad 11-16)

Cenâb-ı
Hak, verilen sözden caymanın ve yemini bozmanın ne kadar yanlış ve ahmakça bir
iş olduğunu, iyice anlaşılması için, güzel bir misalle beyân eder:

Antlaşmayı
bozan kişi; iradesi zayıf, dar görüşlü, ahmak ve bunamış bir kadına benzer. Bu
kadın ipliğini eğirip katladıktan sonra tekrar söküp dağıtmakta, çözüp
bozmaktadır. Bu benzetme bütün yönleriyle tahkîr, tezyîf, aşağılama ve horlama
ile doludur. Yemini bozmayı ve sözünden vazgeçmeyi, ruhlara kötü bir şey olarak
hissettirmekte ve gönüllerde onu son derece çirkin göstermektedir. Zaten burada
gaye de budur. İzzet ve şeref sahibi hiçbir insan; bu zayıf iradeli, akli
dengesi bozuk, hayatını yararsız boş şeylere harcayan bu kadın gibi olmak
istemez.

Bu
âyet-i kerîmeler Mekke’de Rasûllah (s.a.s.)’e bey’at eden bazı kimseler
hakkında inmiştir. Onlar Kureyş’in kuvvet bakımından üstünlüğünü ve
müslümanların zayıf düştüğünü görünce korku ve endişeye kapıldılar. Şeytan
onları aldatarak Peygamberimiz (s.a.s.)’le yaptıkları ahitlerini bozdurmak
istedi. Cenâb-ı Hak bu âyetle onları bu tehlikeye kaşı ikaz edip ayaklarını
kaymaktan muhafaza buyurdu. (Taberî, *Câmi‘u’l-beyân,* XIV, 215) Yine Arap
kabileleri arasında doğruluk ve fazilete münâsip olmayan şöyle bir uygulama
vardı. Bir kabile, bir başka kabileyle
antlaştıktan sonra, bunlardan birisine siyasî, iktisâdî ve askerî yönden güçlü
bir kabile gelip de onun ah­dini bozmasını, karşı tarafı aldatmasını isteyecek
olursa, o kabile de ilk antlaşma yaptığı kabileyle olan ahdini bozar, hainlik
eder ve bu büyük kabilenin yanında yer alırdı. (Taberî, *Câmi‘u’l-beyân,*
XIV, 220)














Bu
sebeple Cenâb-ı Hak, bir toplumun diğer bir toplumdan daha güçlü yahut malî
bakımdan daha ileride olması sebebiyle, onlardan korkarak veya bir menfaat umarak
ahitleri bozmayı; yine müşrik olan düşmanların dün­yada sayıca çok olduğunu ve
bolluk içinde olduklarını görüp, bun­dan dolayı yeminleri bozmayı
yasaklamıştır. Esas gaye, müslümanların imanlarını pekiştirmek; kâfirlerin
dünyevî güç ve imkânlarının çokluğuna aldanıp tekrar küfre dönmeyi
düşünmelerine mâni olmaktır. Ama yine de herkesin doğru yol üzere bulunma şartı
yoktur:

## Bağlantılar

- [Bu sayfanın HTML sürümü](https://www.kuranvemeali.com/nahl-suresi/92-ayeti-tefsiri)
- [92. ayet meali](https://www.kuranvemeali.com/nahl-suresi/92-ayeti-meali.md)
- [91-92. ayet tefsiri](https://www.kuranvemeali.com/nahl-suresi/91-ayeti-tefsiri.md)
- [Önceki ayet (91)](https://www.kuranvemeali.com/nahl-suresi/91-ayeti-tefsiri.md)
- [Sonraki ayet (93)](https://www.kuranvemeali.com/nahl-suresi/93-ayeti-tefsiri.md)
- [Nahl Sûresi](https://www.kuranvemeali.com/nahl-suresi.md)
- [Tüm sûreler](https://www.kuranvemeali.com/llms.txt)
