---
title: "Mü'min Sûresi 82-85. Ayet Tefsiri"
sure: "Mü'min"
sure_no: 40
ayet_no: 84
url: https://www.kuranvemeali.com/mumin-suresi/84-ayeti-tefsiri
language: tr
source: Kuran ve Meali
---

# Mü'min Sûresi 84. Ayet Tefsiri

> Kur'an-ı Kerim, Mü'min Sûresi (40. sûre), 84. ayet. Kaynak: [Kuran ve Meali](https://www.kuranvemeali.com/mumin-suresi/84-ayeti-tefsiri)

### 82. Ayet

## Arapça

اَفَلَمْ يَس۪يرُوا فِي الْاَرْضِ فَيَنْظُرُوا كَيْفَ كَانَ عَاقِبَةُ الَّذ۪ينَ مِنْ قَبْلِهِمْۜ كَانُٓوا اَكْثَرَ مِنْهُمْ وَاَشَدَّ قُوَّةً وَاٰثَارًا فِي الْاَرْضِ فَمَٓا اَغْنٰى عَنْهُمْ مَا كَانُوا يَكْسِبُونَ

## Okunuşu

Efelem yesîrû fî-l-ardi feyenzurû keyfe kâne ‘âkibetu-lleżîne min kablihim(c) kânû ekśera minhum ve eşedde kuvveten ve âśâran fî-l-ardi femâ aġnâ ‘anhum mâ kânû yeksibûn(e)

### 83. Ayet

## Arapça

فَلَمَّا جَٓاءَتْهُمْ رُسُلُهُمْ بِالْبَيِّنَاتِ فَرِحُوا بِمَا عِنْدَهُمْ مِنَ الْعِلْمِ وَحَاقَ بِهِمْ مَا كَانُوا بِه۪ يَسْتَهْزِؤُ۫نَ

## Okunuşu

Felemmâ câet-hum rusuluhum bilbeyyinâti ferihû bimâ ‘indehum mine-l’ilmi ve hâka bihim mâ kânû bihi yestehzi-ûn(e)

### 84. Ayet

## Arapça

فَلَمَّا رَاَوْا بَأْسَنَا قَالُٓوا اٰمَنَّا بِاللّٰهِ وَحْدَهُ وَكَفَرْنَا بِمَا كُنَّا بِه۪ مُشْرِك۪ينَ

## Okunuşu

Felemmâ raev be/senâ kâlû âmennâ bi(A)llâhi vahdehu ve kefernâ bimâ kunnâ bihi muşrikîn(e)

### 85. Ayet

## Arapça

فَلَمْ يَكُ يَنْفَعُهُمْ ا۪يمَانُهُمْ لَمَّا رَاَوْا بَأْسَنَاۜ سُنَّتَ اللّٰهِ الَّت۪ي قَدْ خَلَتْ ف۪ي عِبَادِه۪ۚ وَخَسِرَ هُنَالِكَ الْكَافِرُونَ

## Okunuşu

Felem yeku yenfe’uhum îmânuhum lemmâ raev be/senâ(s) sunneta(A)llâhi-lletî kad ḣalet fî ‘ibâdih(i)(s) ve ḣasira hunâlike-lkâfirûn(e)

## Mealler

### 82. Ayet Mealleri

- **Ömer Çelik Meali:** Onlar yeryüzünde dolaşıp, kendilerinden önce gelip geçenlerin âkıbetlerinin nasıl olduğuna hiç ibretle bakmazlar mı? Halbuki onlar kendilerinden daha kalabalık, gerek kuvvet bakımından, gerekse yeryüzündeki meydana getirdikleri eserler bakımından da daha üstün idiler. Buna rağmen kazandıkları şeyler kendilerine bir fayda sağlamadı.
- **Diyanet Vakfı Meali:** Onlar yeryüzünde gezip dolaşmadılar mı ki, kendilerinden öncekilerin sonu nasıl olmuştur, görsünler! Öncekiler bunlardan daha çoktu, kuvvetçe ve yeryüzündeki eserleri bakımından da daha sağlam idiler. Fakat kazandıkları şeyler onlara asla fayda vermemiştir.
- **Diyanet İşleri (Eski) Meali:** Yeryüzünde dolaşıp, kendilerinden daha çok, daha kuvvetli, yeryüzünde bıraktıkları eserler daha sağlam olan öncekilerin sonuçlarının nasıl olduğunu görmezler mi? Kazandıkları onlara bir fayda vermemiştir.
- **Diyanet İşleri (Yeni) Meali:** Onlar yeryüzünde dolaşıp, kendilerinden önce gelenlerin akıbetlerinin nasıl olduğuna bakmadılar mı? Onlar kendilerinden daha çok, daha güçlü ve onların yeryüzündeki eserleri daha üstündü. Fakat kazanmakta oldukları şeyler onlara bir fayda vermemişti.
- **Elmalılı Hamdi Yazır Meali:** Daha yeryüzünde gezip de bir bakmazlar mı? Kendilerinden öncekilerin sonu nasıl olmuş? Onlar kendilerinden hem daha çok, hem de kuvvetçe ve yeryüzündeki eserlerinin sağlamlığı bakımından daha çetindiler. Öyle iken o kazandıkları şeyler, kendilerini kurtaramadı.
- **Elmalılı Meali (Orjinal) Meali:** Daha Yer yüzünde gezip de bir bakmazlar mı? Kendilerinden evvelkilerin âkıbeti nasıl olmuş? Onlar kendilerinden hem daha çok hem kuvvetçe ve Arzda âsarca daha çetin idiler, öyle iken o kesbettikleri şeyler kendilerini kurtarmadı
- **Hasan Basri Çantay Meali:** Ya onlar yer (yüzün) de gezib dolaşmadılar mı ki kendilerinden evvelkilerin akıbeti nice olmuşdur, baksınlar? Hem onlar bunlardan daha çokdu. Kuvvetçe ve yer (yüzün) deki eserlerce de daha güçlü ve satvetli idi (ler). Fakat kazanır oldukları şeyler kendilerine asla fâide vermedi.
- **Hayrat Neşriyat Meali:** (Onlar) yeryüzünde hiç gezmediler mi ki, kendilerinden öncekilerin âkıbeti nasıl olmuş, baksınlar! (Onlar) bunlardan hem daha çok, hem de kuvvetçe ve yeryüzündeki eserler bakımından daha şiddetli idiler; fakat kazanmakta oldukları şeyler kendilerine bir fayda sağlamadı.
- **Ali Fikri Yavuz Meali:** O kâfirler, yeryüzünde gezip de bakmadılar mı ki, kendilerinden evvelkilerin akıbeti nasıl olmuş? Onlar, kendilerinden (sayıca) daha çok, kuvvetçe daha metin ve yeryüzünde eser (bina) bakımından daha güçlü idiler. Öyle iken, elde ettikleri şeyler kendilerini kurtarmadı.
- **Ömer Nasuhi Bilmen Meali:** Yeryüzünde hiç dolaşmadılar mı ki, bir bakıversinler, kendilerinden evvelkilerin akıbetleri nasıl olmuştur. Onlardan daha ziyâde idiler ve kuvvetçe ve yeryüzünde eserler itibariyle daha şiddetli idiler. Fakat onlara kazanır oldukları şey faidebahş olmadı.
- **Ümit Şimşek Meali:** Onlar yeryüzünde dolaşıp da kendilerinden öncekilerin nasıl son bulduğuna bakmadılar mı? Oysa onlar kendilerinden daha kalabalık ve daha güçlüydüler; ve yeryüzünde daha çok eser bırakmışlardı. Yine de bütün bu kazandıkları, onlara bir fayda vermedi.
- **Yusuf Ali (English) Meali:** Do they not travel through the earth and see what was the End of those before them? They were more numerous than these and superior in strength and in the traces (they have left) in the land: Yet all that they accomplished was of no profit to them.

### 83. Ayet Mealleri

- **Ömer Çelik Meali:** Çünkü peygamberleri kendilerine apaçık deliller getirdiği zaman, onlar sahip oldukları bilgi ile şımarıp, yapılan azap tehditlerini alaya aldılar. Ama alaya aldıkları o azap, sonunda onları çepeçevre kuşatıverdi.
- **Diyanet Vakfı Meali:** Peygamberleri onlara apaçık bilgiler getirince, onlar kendilerinde bulunan (beşerî) bilgiye güvendiler (onu alaya aldılar). Alaya aldıkları şey kendilerini boğuverdi.
- **Diyanet İşleri (Eski) Meali:** Peygamberleri onlara belgelerle gelince, kendilerinde olan bilgiden gururlandılar da, alaya aldıkları şey kendilerini sarıverdi.
- **Diyanet İşleri (Yeni) Meali:** Peygamberleri onlara apaçık deliller getirince, sahip oldukları bilgi ile şımardılar (ve onları alaya aldılar). Sonunda alaya almakta oldukları şey kendilerini sarıverdi.
- **Elmalılı Hamdi Yazır Meali:** Çünkü onlara peygamberleri, delillerle geldikleri zaman, kendilerinde bulunan ilme güvendiler de o alay ettikleri şey onları kuşatıverdi.
- **Elmalılı Meali (Orjinal) Meali:** Çünkü onlara Peygamberleri beyyinelerle geldikleri vakıt kendilerinde bulunan ılme güvendiler de o istihza ettikleri şey kendilerini kuşatıverdi
- **Hasan Basri Çantay Meali:** Öyle ya, kendilerine peygamberleri apaçık mu'cizeler getirince onların nezdindeki ilme karşı (eğlenerek) şımarıklık gösterdiler de hakkında istihza edegeldikleri şey kendilerini çepçevre kuşatıverdi.
- **Hayrat Neşriyat Meali:** Öyle ki peygamberleri onlara mu'cizeler getirince, kendilerinde bulunan bilgiden dolayı şımardılar da, kendisiyle alay etmekte oldukları (azab) onları kuşatıverdi.
- **Ali Fikri Yavuz Meali:** Çünkü onlara, peygamberleri mucizelerle geldikleri vakit, kendilerinde bulunan (batıl) ilme güvendiler de, o peygamberleri alaya aldıkları şeyin cezası kendilerini kuşatıverdi.
- **Ömer Nasuhi Bilmen Meali:** Vaktâ ki, onlara peygamberleri zahir mûcizeler ile geldi, kendi yanlarındaki bilgiden olan ile ferahlandılar ve onları kendisiyle istihzâda bulundukları şey, şiddetle ihata etti.
- **Ümit Şimşek Meali:** Peygamberleri kendilerine apaçık delillerle geldiğinde, onlar sahip oldukları bilgiyle mağrur olmuşlardı. Sonunda, alay ettikleri şey onları çepeçevre kuşatıverdi.
- **Yusuf Ali (English) Meali:** For when their messengers came to them with Clear Signs, they exulted in such knowledge (and skill) as they had; but that very (Wrath) at which they were wont to scoff hemmed them in.

### 84. Ayet Mealleri

- **Ömer Çelik Meali:** Onlar şiddetli azabımızı gördükleri zaman: “Allah’ın birliğine inanıyor, O’na ortak koştuğumuz şeyleri de reddediyoruz” diye çığrıştılar.
- **Diyanet Vakfı Meali:** Artık o çetin azabımızı gördükleri zaman: Allah'a inandık ve O'na ortak koştuğumuz şeyleri inkâr ettik, derler.
- **Diyanet İşleri (Eski) Meali:** Şiddetli azabımızı gördüklerinde: "Yalnız Allah'a inandık; O'na koştuğumuz eşleri inkar ettik" dediler.
- **Diyanet İşleri (Yeni) Meali:** Azabımızı gördükleri zaman, “Yalnız Allah’a inandık; O’na ortak koşmakta olduğumuz şeyleri inkâr ettik” dediler.
- **Elmalılı Hamdi Yazır Meali:** O zaman hışmımızı gördüklerinde: "Allah'ın birliğine inandık ve O'na şirk koştuğumuz şeyleri inkâr ettik" dediler.
- **Elmalılı Meali (Orjinal) Meali:** O vakıt hışmımızı gördüklerinde Allahın birliğine inandık ve ona şirk koştuğumuz şeylere küfrettik dediler
- **Hasan Basri Çantay Meali:** Artık, vaktaki o çetin azabımızı gördüler. «Allaha, bir olarak inandık. Ona eş tutmakda olduğumuz şeyleri inkâr etdik» dediler.
- **Hayrat Neşriyat Meali:** O vakit azâbımızı gördüklerinde: “Allah'a tek olarak inandık ve kendisiyle (Allah'a)şirk koşan kimseler olduğumuz şeyleri inkâr ettik” derler.
- **Ali Fikri Yavuz Meali:** O vakit, azabımızın şiddetini gördüklerinde şöyle dediler: “- Allah'ın birliğine iman ettik ve O'na ortak koştuğumuz şeyleri inkâr ettik.”
- **Ömer Nasuhi Bilmen Meali:** Vaktâ ki, Bizim azabımızı gördüler, dediler ki: «Allah'a, O'nun birliğine imân ettik ve kendisiyle müşrikler olduğumuz şeyleri inkar eyledik.»
- **Ümit Şimşek Meali:** Azabımızı gördüklerinde, “Allah'a bir olarak inandık ve Ona ortak koştuğumuz şeyleri de reddettik” dediler.
- **Yusuf Ali (English) Meali:** But when they saw Our Punishment, they said: "We believe in Allah,- the one Allah - and we reject the partners we used to join with Him."

### 85. Ayet Mealleri

- **Ömer Çelik Meali:** Oysa azabımızı gördükten sonra inanmaları onlara bir fayda sağlayacak değildi. Allah’ın, kulları hakkında uygulayageldiği ve kıyâmete kadar da devam edecek sosyolojik kanunu böyledir. İşte o zaman kâfirler hüsrâna uğrayacaklardır.
- **Diyanet Vakfı Meali:** Fakat azabımızı gördükleri zaman imanları kendilerine bir fayda vermeyecektir. Allah'ın kulları hakkında süregelen âdeti budur. İşte o zaman kâfirler hüsrana uğrayacaklardır.
- **Diyanet İşleri (Eski) Meali:** Ama, Bizim şiddetli azabımızı görüp de öyle inanmaları kendilerine fayda vermedi. Bu, Allah'ın kulları hakkında, öteden beri yürürlükte olan yasasıdır. İşte inkarcılar o zaman hüsranda kaldılar.
- **Diyanet İşleri (Yeni) Meali:** Fakat azâbımızı gördükleri zaman inanmaları, kendilerine fayda vermedi. Bu, Allah’ın kulları hakkında eskiden beri yürürlükte olan kanunudur. İşte orada inkârcılar hüsrana uğradılar.
- **Elmalılı Hamdi Yazır Meali:** Ama hışmımızı gördükleri zamanki imanları kendilerine fayda verecek değildi. Allah'ın, kulları hakkındaki geçe gelen kanunu budur. İşte kâfirler bu noktada hüsrana düştüler.
- **Elmalılı Meali (Orjinal) Meali:** Dediler amma hışmımızı gördükleri vakıtki iymanları kendilerine faide verecek değildi. Allahın kullarında geçe gelen sünneti, ve işte husrâna bu noktada düştü kâfirler
- **Hasan Basri Çantay Meali:** Fakat hışmımızı gördükleri zaman îmanları fâide verecek değildi. Allahın, kulları hakkında carî olagelen âdeti (budup). İşte kâfirler burada hüsrana uğradı.
- **Hayrat Neşriyat Meali:** Fakat azâbımızı gördükleri zaman (ettikleri bu) îmanları kendilerine fayda verecek değildir. Allah'ın, kulları hakkında süregelen kanunu (bu)dur! İşte kâfirler orada hüsrâna uğramıştır.
- **Ali Fikri Yavuz Meali:** Fakat azabımızı gördükleri vakit, imanları kendilerine fayda verecek değildi. Allah'ın kulları hakkında olagelen sünneti (nizamı) budur. İşte kâfirler burada aldanmışlar, ziyana uğramışlardır.
- **Ömer Nasuhi Bilmen Meali:** Artık onlara Bizim azabımızı gördükleri zaman imân etmeleri bir fâide vermiş olmadı. (Bu) Allah'ın kulları hakkında cari olan adetidir. İşte kâfirler orada helâke uğramış oldu.
- **Ümit Şimşek Meali:** Fakat azabımızı gördükleri zamanki imanlarının onlara bir faydası olmadı. Bu, Allah'ın kulları hakkında geçerli olan kanunudur. İşte o zaman kâfirler hüsrana düşüp gitmişlerdir.
- **Yusuf Ali (English) Meali:** But their professing the Faith when they (actually) saw Our Punishment was not going to profit them. (Such has been) Allah.s Way of dealing with His Servants (from the most ancient times). And even thus did the Rejecters of Allah perish (utterly)!

## Tefsir (82-85. ayetler)

### Ömer Çelik Tefsiri

Son
olarak sayılarının çokluğuna; askeri, siyâsî ve iktisâdî güçlerinin
üstünlüğüne; dünyada kültür ve medeniyet adına meydana getirdikleri eserlerin
sağlamlığına ve vahiyden bağımsız olarak sahip oldukları bilgi ve bilime
güvenip böbürlenerek peygamberlerin getirdiği ilâhî tâlimatlara ihtiyaç
duymayan, onları hiçe sayan inkârcı zihniyetlere büyük bir tehdit gelmektedir.
İnkârlarının cezası olarak tepelerine ilâhî azap indiğinde kazandıkları bu
şeyler kendilerine hiçbir fayda sağlamayacak, azabı onlardan savamayacaktır.
Kızıl Deniz’de boğulacağını yakînen anlayan Firavun gibi, Allah’ın şiddetli
azabını görünce, şirkten vazgeçip Allah’ın birliğine inandıklarını söyleseler
de, artık âhiret perdelerinin açılmaya başladığı böyle bir durumda imanları
onlara bir fayda vermeyecektir. Çünkü tevbe ve iman ancak azap ve ölüm gelmeden
önce bir fayda sağlar. Azap ve ölüm geldikten sonra imanın bir faydası yoktur.
Bu Allah Teâlâ’nın başlangıçtan beri kulları hakkında uyguladığı sosyolojik bir
kanundur. Kıyamete kadar da bu kanun böylece devam edecektir. Bu kanuna göre,
kâfirler, küfürde kaldıkları sürece kaçınılmaz olarak hüsrâna uğrayacaklardır.
O halde tek çıkar yol; küfrü, şirki, Allah ve Peygamber düşmanlığını terk edip
nasûh bir tevbe, kuvvetli bir iman, yeni bir aşk ve heyecanla İslâm’a
dönmektir!



Mü’min sûresinin sonunda yer alan kâfirlere yönelik
tehdîdi, daha ayrıntılı ve örneklerle açıklamak üzere Fussilet sûresi
gelmektedir:

## Bağlantılar

- [Bu sayfanın HTML sürümü](https://www.kuranvemeali.com/mumin-suresi/84-ayeti-tefsiri)
- [84. ayet meali](https://www.kuranvemeali.com/mumin-suresi/84-ayeti-meali.md)
- [82-85. ayet tefsiri](https://www.kuranvemeali.com/mumin-suresi/82-ayeti-tefsiri.md)
- [Önceki ayet (83)](https://www.kuranvemeali.com/mumin-suresi/83-ayeti-tefsiri.md)
- [Mü'min Sûresi](https://www.kuranvemeali.com/mumin-suresi.md)
- [Tüm sûreler](https://www.kuranvemeali.com/llms.txt)
