---
title: "Muhammed Sûresi 21. Ayet Meali"
sure: "Muhammed"
sure_no: 47
ayet_no: 21
url: https://www.kuranvemeali.com/muhammed-suresi/21-ayeti-meali
language: tr
source: Kuran ve Meali
---

# Muhammed Sûresi 21. Ayet Meali

> Kur'an-ı Kerim, Muhammed Sûresi (47. sûre), 21. ayet. Kaynak: [Kuran ve Meali](https://www.kuranvemeali.com/muhammed-suresi/21-ayeti-meali)

## Arapça

طَاعَةٌ وَقَوْلٌ مَعْرُوفٌ۠ فَاِذَا عَزَمَ الْاَمْرُ۠ فَلَوْ صَدَقُوا اللّٰهَ لَكَانَ خَيْرًا لَهُمْۚ

## Okunuşu

Tâ’atun ve kavlun ma’rûf(un)(c) fe-iżâ ‘azeme-l-emru felev sadekû(A)llâhe lekâne ḣayran lehum

## Mealler

- **Ömer Çelik Meali:** Allah’ın emrine gönülden itaat etmek ve savaşa hazır olduklarını bildiren uygun sözler söylemek! İş ciddiye bindiği ve düşman askerleriyle karşılaşıldığı sırada, Allah’a verdikleri sözü yerine getirselerdi, elbette kendileri için daha hayırlı olacaktı!
- **Diyanet Vakfı Meali:** (Onların vazifesi) itaat ve güzel sözdür. İş ciddiye bindiği zaman Allah'a sadakat gösterselerdi, elbette kendileri için daha hayırlı olurdu.
- **Diyanet İşleri (Eski) Meali:** 20,21. İnananlar: "Keşke bir süre indirilse de cihada çıksak" derlerdi. Fakat hükmü açık bir süre inip, orada savaş zikredilince, kalblerinde hastalık olanların, ölüm korkusuyla bayılmış kimselerin bakışları gibi, sana baktıklarını gördün. Oysa onlara itaat etmek ve uygun olanı söylemek yaraşırdı. İş ciddileşince Allah'a verdikleri yeminde doğruluk gösterselerdi, onların iyiliğine olurdu.
- **Diyanet İşleri (Yeni) Meali:** İtaat ve güzel bir söz onlar için daha hayırlıdır. İş ciddileşince Allah’a verdikleri söze bağlı kalsalardı, elbette kendileri için daha iyi olurdu.
- **Elmalılı Hamdi Yazır Meali:** Onların vazifesi itaat ve güzel söz söylemekti. Sonra iş kesinleşince Allah'ın emrine sadakat gösterselerdi, elbette kendileri için daha hayırlı olurdu.
- **Elmalılı Meali (Orjinal) Meali:** Fakat bir tâat ve bir güzel söz, sonra emir kat'ıyyet kesbedince Allaha sadakat etselerdi elbette kendileri için daha hayırlı olurdu
- **Hasan Basri Çantay Meali:** (Onların vazîfesi) tâatdı, güzel söz söylemek (tatlı dil kullanmak) dı. Bunun için onlar, iş ciddîleşince, derhal Allaha (verdikleri sözde) sadâkat gösterselerdi kendileri için elbet hayırlı olurdu.
- **Hayrat Neşriyat Meali:** (Onlara düşen,) itâat etmek ve (böyle zamanlarda teslîmiyetini gösteren) güzel (söz)söylemektir. Öyle ki iş ciddîleştiği zaman, artık Allah'a sâdık kalsalardı, elbette kendileri için hayırlı olurdu.
- **Ali Fikri Yavuz Meali:** Fakat bir itaat ve güzel bir söz, onlar için hayırlıdır. Sonra (cihadın farziyetine dair) emir kesinleşince, Allah'a sadakat gösterselerdi, elbette haklarında daha hayırlı olurdu.
- **Ömer Nasuhi Bilmen Meali:** (Onlar için) İtaat ve güzel söz (yaraşır). Sonra (savaş) emri, kat'iyyet kesbedince eğer Allah'a sadâkatta bulunsalar idi elbette kendileri için hayırlı olurdu.
- **Ümit Şimşek Meali:** İtaat ve güzel söz. İş ciddîleştiğinde Allah'a verdikleri sözde dursalardı, onlar için daha hayırlı olurdu.
- **Yusuf Ali (English) Meali:** Were it to obey and say what is just, and when a matter is resolved on, it were best for them if they were true to Allah.

## Tefsir (20-21. ayetler)

### Ömer Çelik Tefsiri

Müşriklerin
baskı, işkence ve zulümleri karşısında büyük çilelere katlanan mü’minler,
“Allah tarafından izin verilse de artık biz de kâfirlere karşı savaşsak” diye
talepte bulunmaya başlamışlardı. Bunlar arasında henüz iman kalplerine tam
yerleşmemiş kimseler ve münafıklar da vardır. Bunlar aslında mallarını ve
canlarını Allah’ın emrinden üstün tutuyor ve O’nun uğrunda bir tehlikeye
atılmayı göze alamıyorlardı. Bu sebepledir ki, savaş emri gelir gelmez gerçek
mü’minlerle münafıklar birbirinden ayrılıverdi. Savaş emri gelmezden önce
münafıklarla gerçek mü’minler arasında görünüşte hiçbir fark görülmüyordu. Onlar
da mü’minlerle beraber namaz kılıyor, oruç tutuyor ve diğer normal
faaliyetlerde bulunuyorlardı. İsteksiz de olsa İslâm’ı kabul ediyor
görünüyorlardı. Fakat İslâm uğruna canları feda etme vakti gelince,
münafıklıkları açığa çıkmaya başladı; göstermelik imanları üzerindeki perde
açıldı. Nitekim aynı durum Nisâ sûresinde şöyle haber verilir:



**“Ne zaman
savaş izni verileceğini sorup durdukları bir zamanda kendilerine: «Şimdilik
elinizi savaştan çekin, namazı dosdoğru kılın ve zekâtı verin» denilen kimseleri
görmedin mi? Nihâyet kendilerine savaş farz kılınınca içlerinden bir kısmının,
Allah’tan korkar gibi, hatta daha da fazla insanlardan korkmaya başladığını ve:
«Rabbimiz, bize savaşı niçin farz kıldın? Bize biraz daha mühlet verseydin
olmaz mıydı?» dediklerini görürsün. Onlara de ki: «Dünyanın menfaati pek azdır
ve kısa bir süre içindir. Âhiret ise, gönülleri Allah saygısı ve korkusuyla
dopdolu olup O’na karşı gelmekten sakınanlar için bütünüyle hayırdır ve size
orada kıl kadar bile bir haksızlık yapılmaz.»” **(Nisâ 4/77)



Allah yolunda savaşmaya cesaret edememekle
birlikte, iş bozgunculuk yapmaya gelince münafıkların o konuda oldukça mahir
oldukları görülür. Bu sebeple buyruluyor ki:

## Bağlantılar

- [Bu sayfanın HTML sürümü](https://www.kuranvemeali.com/muhammed-suresi/21-ayeti-meali)
- [21. ayet meali](https://www.kuranvemeali.com/muhammed-suresi/21-ayeti-meali.md)
- [20-21. ayet tefsiri](https://www.kuranvemeali.com/muhammed-suresi/20-ayeti-tefsiri.md)
- [Önceki ayet (20)](https://www.kuranvemeali.com/muhammed-suresi/20-ayeti-meali.md)
- [Sonraki ayet (22)](https://www.kuranvemeali.com/muhammed-suresi/22-ayeti-meali.md)
- [Muhammed Sûresi](https://www.kuranvemeali.com/muhammed-suresi.md)
- [Tüm sûreler](https://www.kuranvemeali.com/llms.txt)
