---
title: "Müddessir Sûresi 38-48. Ayet Tefsiri"
sure: "Müddessir"
sure_no: 74
ayet_no: 44
url: https://www.kuranvemeali.com/muddessir-suresi/44-ayeti-tefsiri
language: tr
source: Kuran ve Meali
---

# Müddessir Sûresi 44. Ayet Tefsiri

> Kur'an-ı Kerim, Müddessir Sûresi (74. sûre), 44. ayet. Kaynak: [Kuran ve Meali](https://www.kuranvemeali.com/muddessir-suresi/44-ayeti-tefsiri)

### 38. Ayet

## Arapça

كُلُّ نَفْسٍ بِمَا كَسَبَتْ رَه۪ينَةٌۙ

## Okunuşu

Kullu nefsin bimâ kesebet rahîne(tun)

### 39. Ayet

## Arapça

اِلَّٓا اَصْحَابَ الْيَم۪ينِۜۛ

## Okunuşu

İllâ ashâbe-lyemîn(i)

### 40. Ayet

## Arapça

ف۪ي جَنَّاتٍۜۛ يَتَسَٓاءَلُونَۙ

## Okunuşu

Fî cennâtin yetesâelûn(e)

### 41. Ayet

## Arapça

عَنِ الْمُجْرِم۪ينَۙ

## Okunuşu

‘Ani-lmucrimîn(e)

### 42. Ayet

## Arapça

مَا سَلَكَكُمْ ف۪ي سَقَرَ

## Okunuşu

Mâ selekekum fî sekar(a)

### 43. Ayet

## Arapça

قَالُوا لَمْ نَكُ مِنَ الْمُصَلّ۪ينَۙ

## Okunuşu

Kâlû lem neku mine-lmusallîn(e)

### 44. Ayet

## Arapça

وَلَمْ نَكُ نُطْعِمُ الْمِسْك۪ينَۙ

## Okunuşu

Velem neku nut’imu-lmiskîn(e)

### 45. Ayet

## Arapça

وَكُنَّا نَخُوضُ مَعَ الْخَٓائِض۪ينَۙ

## Okunuşu

Ve kunnâ neḣûdu me’a-lḣâ-idîn(e)

### 46. Ayet

## Arapça

وَكُنَّا نُكَذِّبُ بِيَوْمِ الدّ۪ينِۙ

## Okunuşu

Ve kunnâ nukeżżibu biyevmi-ddîn(i)

### 47. Ayet

## Arapça

حَتّٰٓى اَتٰينَا الْيَق۪ينُۜ

## Okunuşu

Hattâ etânâ-lyakîn(u)

### 48. Ayet

## Arapça

فَمَا تَنْفَعُهُمْ شَفَاعَةُ الشَّافِع۪ينَۜ

## Okunuşu

Femâ tenfe’uhum şefâ’atu-şşâfi’în(e)

## Mealler

### 38. Ayet Mealleri

- **Ömer Çelik Meali:** Her bir fert, kazandıklarına karşılık Allah katında tutulan bir rehindir.
- **Diyanet Vakfı Meali:** Her nefis, kazandığına karşılık bir rehindir;
- **Diyanet İşleri (Eski) Meali:** Herkes kazancına bağlı bir rehindir;
- **Diyanet İşleri (Yeni) Meali:** Herkes kazandığına karşılık bir rehindir.
- **Elmalılı Hamdi Yazır Meali:** Her nefis kendi kazancına bağlıdır.
- **Elmalılı Meali (Orjinal) Meali:** Her nefis kazancına bağlıdır
- **Hasan Basri Çantay Meali:** Her nefs, kazandığı (kesb-ü ihtiyar etdiği) şey mukaabilinde bir rehindir.
- **Hayrat Neşriyat Meali:** Her nefis (kendi) kazandığına karşılık bir rehînedir!
- **Ali Fikri Yavuz Meali:** Herkes kazandığına karşılık bir rehinedir; (hesabını doğru vermekle ancak kendisini kurtarabilir).
- **Ömer Nasuhi Bilmen Meali:** Her nefs, kazanmış olduğu şeye bağlıdır.
- **Ümit Şimşek Meali:** Her can kendi kazancına bağlıdır.
- **Yusuf Ali (English) Meali:** Every soul will be (held) in pledge for its deeds.

### 39. Ayet Mealleri

- **Ömer Çelik Meali:** Ancak amel defterleri sağdan verilen uğurlu ve mutlu kimseler başkadır.
- **Diyanet Vakfı Meali:** Ancak sağdakiler başka.
- **Diyanet İşleri (Eski) Meali:** 39,40,41,42,. Ancak, defteri sağdan verilenler böyle değildir; onlar cennettedirler. Suçlulara: "Sizi bu yakıcı ateşe sürükleyen nedir?" diye sorarlar.
- **Diyanet İşleri (Yeni) Meali:** Ancak ahiret mutluluğuna eren kimseler başka.
- **Elmalılı Hamdi Yazır Meali:** Ancak amel defterleri sağından verilenler hariç.
- **Elmalılı Meali (Orjinal) Meali:** Ancak ashabı yemîn
- **Hasan Basri Çantay Meali:** Ancak sağcılar böyle değil.
- **Hayrat Neşriyat Meali:** Ancak Ashâb-ı Yemîn (amel defterleri sağ eline verilenler) müstesnâ.
- **Ali Fikri Yavuz Meali:** Ancak sağcılar (kitabları sağ ellerine verilenler),
- **Ömer Nasuhi Bilmen Meali:** Ashâb-ı Yemîn ise müstesna.
- **Ümit Şimşek Meali:** Ancak defteri sağdan verilenler başkadır.
- **Yusuf Ali (English) Meali:** Except the Companions of the Right Hand,

### 40. Ayet Mealleri

- **Ömer Çelik Meali:** Onlar cennetlerdedir. Aralarında soruşurlar:
- **Diyanet Vakfı Meali:** 40, 41, 42. Onlar cennetler içindedir. Günahkârlara: Sizi şu yakıcı ateşe sokan nedir? diye uzaktan uzağa sorarlar.
- **Diyanet İşleri (Eski) Meali:** 39,40,41,42,. Ancak, defteri sağdan verilenler böyle değildir; onlar cennettedirler. Suçlulara: "Sizi bu yakıcı ateşe sürükleyen nedir?" diye sorarlar.
- **Diyanet İşleri (Yeni) Meali:** 40,41,42. Onlar cennetlerdedirler. Birbirlerine suçlular hakkında sorular sorarlar ve dönüp onlara şöyle derler: “Sizi Sekar’a (cehenneme) ne soktu?”
- **Elmalılı Hamdi Yazır Meali:** Onlar cennettedirler, sorup dururlar.
- **Elmalılı Meali (Orjinal) Meali:** Cennetlerdedir, soruşdururlar
- **Hasan Basri Çantay Meali:** (Onlar) cennetlerdedirler. Soruşurlar,
- **Hayrat Neşriyat Meali:** 40,41. (Onlar) Cennetlerdedir; birbirlerine suçlular(ın hâlin)den sorarlar.
- **Ali Fikri Yavuz Meali:** Cennetlerdedirler; sorarlar.
- **Ömer Nasuhi Bilmen Meali:** Onlar cennetlerdedirler, soruşurlar.
- **Ümit Şimşek Meali:** Onlar Cennetlerde, soruşturmaktadırlar.
- **Yusuf Ali (English) Meali:** (They will be) in Gardens (of Delight): and will ask,

### 41. Ayet Mealleri

- **Ömer Çelik Meali:** Hayatları günah hasadıyla geçmiş inkârcı suçlular hakkında. Sonra suçlulara dönerek:
- **Diyanet Vakfı Meali:** 40, 41, 42. Onlar cennetler içindedir. Günahkârlara: Sizi şu yakıcı ateşe sokan nedir? diye uzaktan uzağa sorarlar.
- **Diyanet İşleri (Eski) Meali:** 39,40,41,42,. Ancak, defteri sağdan verilenler böyle değildir; onlar cennettedirler. Suçlulara: "Sizi bu yakıcı ateşe sürükleyen nedir?" diye sorarlar.
- **Diyanet İşleri (Yeni) Meali:** 40,41,42. Onlar cennetlerdedirler. Birbirlerine suçlular hakkında sorular sorarlar ve dönüp onlara şöyle derler: “Sizi Sekar’a (cehenneme) ne soktu?”
- **Elmalılı Hamdi Yazır Meali:** Suçluların durumunu.
- **Elmalılı Meali (Orjinal) Meali:** Mücrimlerden
- **Hasan Basri Çantay Meali:** günahkârları (n hallerini):
- **Hayrat Neşriyat Meali:** 40,41. (Onlar) Cennetlerdedir; birbirlerine suçlular(ın hâlin)den sorarlar.
- **Ali Fikri Yavuz Meali:** Mücrimlerden;
- **Ömer Nasuhi Bilmen Meali:** Günahkârlardan.
- **Ümit Şimşek Meali:** Mücrimlere sorarlar:
- **Yusuf Ali (English) Meali:** Of the Sinners:

### 42. Ayet Mealleri

- **Ömer Çelik Meali:** “Nedir sizi şu Sekar’a sürükleyen?” derler.
- **Diyanet Vakfı Meali:** 40, 41, 42. Onlar cennetler içindedir. Günahkârlara: Sizi şu yakıcı ateşe sokan nedir? diye uzaktan uzağa sorarlar.
- **Diyanet İşleri (Eski) Meali:** 39,40,41,42,. Ancak, defteri sağdan verilenler böyle değildir; onlar cennettedirler. Suçlulara: "Sizi bu yakıcı ateşe sürükleyen nedir?" diye sorarlar.
- **Diyanet İşleri (Yeni) Meali:** 40,41,42. Onlar cennetlerdedirler. Birbirlerine suçlular hakkında sorular sorarlar ve dönüp onlara şöyle derler: “Sizi Sekar’a (cehenneme) ne soktu?”
- **Elmalılı Hamdi Yazır Meali:** "Nedir sizi Sekar'a sokan?" diye.
- **Elmalılı Meali (Orjinal) Meali:** Nedir, diye: sizi sekare sokan?
- **Hasan Basri Çantay Meali:** «Sizi cehenneme sokan nedir»?
- **Hayrat Neşriyat Meali:** (Sonra o günahkârları görünce dediler ki:) “Sizi Sakar'a (Cehennemin o dehşetli vâdisine) sokan nedir?”
- **Ali Fikri Yavuz Meali:** “-Sizi cehenneme sokan nedir?”
- **Ömer Nasuhi Bilmen Meali:** «Sizi cehennemde bulunmaya ne şey sevketti?»
- **Ümit Şimşek Meali:** “Sizi Sakar'a ne attı?”
- **Yusuf Ali (English) Meali:** "What led you into Hell-Fire?"

### 43. Ayet Mealleri

- **Ömer Çelik Meali:** Onlar da şöyle cevap verirler: “Biz namaz kılanlardan değildik.”
- **Diyanet Vakfı Meali:** Onlar şöyle cevap verirler: Biz namaz kılanlardan değildik,
- **Diyanet İşleri (Eski) Meali:** Onlar derler ki: "Namaz kılanlardan değildik."
- **Diyanet İşleri (Yeni) Meali:** Onlar şöyle derler: “Biz namaz kılanlardan değildik.”
- **Elmalılı Hamdi Yazır Meali:** Suçlular der ki: "Biz namaz kılanlardan değildik."
- **Elmalılı Meali (Orjinal) Meali:** Derler: biz namaz kılanlardan değildik
- **Hasan Basri Çantay Meali:** (Günahkârlar) dediler (derler): «Biz namaz kılanlardan değildik».
- **Hayrat Neşriyat Meali:** (Onlar şöyle) dediler: “(Biz) namaz kılanlardan değildik.”
- **Ali Fikri Yavuz Meali:** Onlar şöyle derler: “- Biz namaz kılanlardan değildik,
- **Ömer Nasuhi Bilmen Meali:** Dediler ki: «Biz namaz kılanlardan olmadık.
- **Ümit Şimşek Meali:** Derler ki: “Biz namaz kılmazdık.
- **Yusuf Ali (English) Meali:** They will say: "We were not of those who prayed;"

### 44. Ayet Mealleri

- **Ömer Çelik Meali:** “Fakirleri, yoksulları doyurmazdık.”
- **Diyanet Vakfı Meali:** Yoksulu doyurmuyorduk,
- **Diyanet İşleri (Eski) Meali:** "Düşkün kimseyi doyurmuyorduk."
- **Diyanet İşleri (Yeni) Meali:** “Yoksula yedirmezdik.”
- **Elmalılı Hamdi Yazır Meali:** "Yoksula da yedirmezdik."
- **Elmalılı Meali (Orjinal) Meali:** Ve fukaraya yemek yedirmezdik
- **Hasan Basri Çantay Meali:** «Yoksula yedirmezdik»,
- **Hayrat Neşriyat Meali:** “Yoksulu da doyurmazdık.”
- **Ali Fikri Yavuz Meali:** Yoksula yedirmezdik,
- **Ömer Nasuhi Bilmen Meali:** Ve yoksullara taam verir de olmadık.»
- **Ümit Şimşek Meali:** “Yoksulları doyurmazdık.
- **Yusuf Ali (English) Meali:** "Nor were we of those who fed the indigent;"

### 45. Ayet Mealleri

- **Ömer Çelik Meali:** “Boş şeylere dalanlarla birlikte biz de dünyanın aldatıcı zevklerine dalar giderdik.”
- **Diyanet Vakfı Meali:** (Bâtıla) dalanlarla birlikte dalıyorduk,
- **Diyanet İşleri (Eski) Meali:** "Batıla dalanlarla biz de dalardık."
- **Diyanet İşleri (Yeni) Meali:** “Batıla dalanlarla birlikte biz de dalardık.”
- **Elmalılı Hamdi Yazır Meali:** "Boş şeylere dalanlarla dalar giderdik."
- **Elmalılı Meali (Orjinal) Meali:** Batakçılarla dalar giderdik
- **Hasan Basri Çantay Meali:** «Biz de (baatıla) dalanlarla beraber dalardık»,
- **Hayrat Neşriyat Meali:** “(Bâtıla) dalanlarla berâber (biz) de dalardık.”
- **Ali Fikri Yavuz Meali:** Batıla dalanlarla beraber dalıyorduk,
- **Ömer Nasuhi Bilmen Meali:** «Ve biz bâtıla dalanlar ile beraber dalan kimseler olmuştuk.»
- **Ümit Şimşek Meali:** “Bâtıla dalanlarla biz de dalıp gitmiştik.
- **Yusuf Ali (English) Meali:** "But we used to talk vanities with vain talkers;"

### 46. Ayet Mealleri

- **Ömer Çelik Meali:** “Hesap ve ceza gününü yalanlardık.”
- **Diyanet Vakfı Meali:** Ceza gününü de yalan sayıyorduk,
- **Diyanet İşleri (Eski) Meali:** "Ceza gününü yalanlardık."
- **Diyanet İşleri (Yeni) Meali:** “Ceza gününü de yalanlıyorduk.”
- **Elmalılı Hamdi Yazır Meali:** "Ceza gününü yalanlardık."
- **Elmalılı Meali (Orjinal) Meali:** Ve ceza gününe yalan derdik
- **Hasan Basri Çantay Meali:** «Ceza (ve hisâb) gününü de yalan sayardık».
- **Hayrat Neşriyat Meali:** “Ve dîn (hesab) gününü yalanlardık.”
- **Ali Fikri Yavuz Meali:** Hesab gününü de yalan sayardık.
- **Ömer Nasuhi Bilmen Meali:** «Ve biz ceza gününü tekzîp eder olmuştuk..
- **Ümit Şimşek Meali:** “Hesap gününü de yalanlıyorduk.
- **Yusuf Ali (English) Meali:** "And we used to deny the Day of Judgment,"

### 47. Ayet Mealleri

- **Ömer Çelik Meali:** “Böyle gaflet içinde yaşayıp giderken kaçınılması mümkün olmayan ölüm gerçeği geldi çattı.”
- **Diyanet Vakfı Meali:** Sonunda bize ölüm geldi çattı.
- **Diyanet İşleri (Eski) Meali:** "Ölüm bize o haldeyken geldi."
- **Diyanet İşleri (Yeni) Meali:** “Nihayet ölüm bize gelip çattı.”
- **Elmalılı Hamdi Yazır Meali:** "Nihayet bize ölüm gelip çattı."
- **Elmalılı Meali (Orjinal) Meali:** Tâ gelinciye kadar bize o yakîn
- **Hasan Basri Çantay Meali:** «Nihayet bize ölüm gelib çatdı».
- **Hayrat Neşriyat Meali:** “Nihâyet bize yakin (inkâr edemeyeceğimiz ölüm) geldi!”
- **Ali Fikri Yavuz Meali:** Nihayet bize ölüm gelib çattı.”
- **Ömer Nasuhi Bilmen Meali:** Bize ölüm gelinceye değin.»
- **Ümit Şimşek Meali:** “Sonunda kesin bilgi bize ulaştı.”
- **Yusuf Ali (English) Meali:** "Until there came to us (the Hour) that is certain."

### 48. Ayet Mealleri

- **Ömer Çelik Meali:** Artık şefaat edenlerin şefaati onlara bir fayda vermeyecektir.
- **Diyanet Vakfı Meali:** Artık şefaatçilerin şefaati onlara fayda vermez.
- **Diyanet İşleri (Eski) Meali:** Artık onlara, şefaatçilerin şefaati fayda vermez.
- **Diyanet İşleri (Yeni) Meali:** Artık şefaatçilerin şefaati onlara fayda vermez.
- **Elmalılı Hamdi Yazır Meali:** Artık onlara şefaatçilerin şefaatı fayda vermez.
- **Elmalılı Meali (Orjinal) Meali:** Fakat fâide vermez o vakıt şefaati şefaatçilerin
- **Hasan Basri Çantay Meali:** Artık şefaat edicilerin hiçbir şefaati onlara fâide vermeyecek.
- **Hayrat Neşriyat Meali:** Artık şefâatçilerin şefâati onlara (kâfirlere) fayda vermez!
- **Ali Fikri Yavuz Meali:** Fakat (o vakit) şefaatçilerin şefaatı onlara fayda vermez.
- **Ömer Nasuhi Bilmen Meali:** Artık onlara şefaat edecek olanların şefaati bir fâide verecek değildir.
- **Ümit Şimşek Meali:** Şefaat edenlerin şefaati onlara fayda vermez.
- **Yusuf Ali (English) Meali:** Then will no intercession of (any) intercessors profit them.

## Tefsir (38-48. ayetler)

### Ömer Çelik Tefsiri

Dünyada
insan hür iradesiyle ister hak, isterse bâtıl yolu tutabilir. Bu hususta
Cenâb-ı Hak onu özgür bırakmıştır. Fakat kıyamet günü her can yaptıklarına
karşılık rehin alınır, bağlanır, tutuklanır. Saadet veya felaketi kazancına
bağlıdır. Sorumluluk ferdîdir. Her insan dünyadaki iman ve taatine yahut inkâr
ve isyanına göre mükâfat veya ceza görür. Hâsılı insana ebedî kurtuluşu
sağlayacak olan da, onu ebedî felâkete sürükleyecek olan da, onun dünyada
tuttuğu yola ve o yolun Allah’ın rızâsına uygun olup olmamasına bağlıdır. Eğer
bir insanın imanı bâtıl ve ameli bozuksa, onu en yakın dostlarının bile
kurtarması mümkün değildir. Neticede Kur’an’ın “ashâb-ı yemîn” dediği; dünyada
Allah’ın râzı olduğu itikat, ibâdet, ahlâk ve muâmelât çerçevesinde bir hayat
yaşayıp, o imanla âhirete göçen ve mahşerde de amel defteri sağ elinden verilen
bahtiyarlar, nefislerini rehin olmaktan kurtaracak ve cennete gireceklerdir.
(bk. Vâkıa 56/8, 27-40; Hakka 69/19-24) Bunların dışındakiler ise “ashâb-ı
şimâl” olup amel defterlerini sol taraftan alacaklar ve cehenneme
atılacaklardır. (bk. Vâkıa 56/9, 41-56; Hakka 69/25-37)



Bu
arada cennetliklerle cehennemlikler arasında vuku bulan bir konuşma dile
getirilerek, cehennemliklerin oraya atılma sebepleri haber verilir. Bunun
hedefi, dünyadaki kâfirlere âhiretteki durumlarını anlatmak, bu yaptıklarından
orada pişman olacaklarını gösterip onları uyanmaya ve doğru yola sevk etmektir.
Bu sebepler şunlardır:



**›** Namaz
kılmamak,



**›** Fakirlere,
yoksullara, muhtaçlara yemek yedirmemek,



**›** Bâtıla, boş
şeylere dalanlarla birlikte dalıp gitmek,



**›** Hesap ve ceza
gününü yalanlamak.



İşte
böyle bir inkâr ve günah hali üzere ölenlere o gün hiçbir şefaatçinin şefaati
fayda vermeyecektir.



Öyleyse, bu gerçekler karşısında insanın uyanıp
kendine gelmesi ve yürüdüğü yanlış yolları bırakıp doğru yolu tutması gerekmez
mi? Bu yüzden şöyle soruluyor:

## Bağlantılar

- [Bu sayfanın HTML sürümü](https://www.kuranvemeali.com/muddessir-suresi/44-ayeti-tefsiri)
- [44. ayet meali](https://www.kuranvemeali.com/muddessir-suresi/44-ayeti-meali.md)
- [38-48. ayet tefsiri](https://www.kuranvemeali.com/muddessir-suresi/38-ayeti-tefsiri.md)
- [Önceki ayet (43)](https://www.kuranvemeali.com/muddessir-suresi/43-ayeti-tefsiri.md)
- [Sonraki ayet (49)](https://www.kuranvemeali.com/muddessir-suresi/49-ayeti-tefsiri.md)
- [Müddessir Sûresi](https://www.kuranvemeali.com/muddessir-suresi.md)
- [Tüm sûreler](https://www.kuranvemeali.com/llms.txt)
