---
title: "Lokman Sûresi 12-13. Ayet Tefsiri"
sure: "Lokman"
sure_no: 31
ayet_no: 13
url: https://www.kuranvemeali.com/lokman-suresi/13-ayeti-tefsiri
language: tr
source: Kuran ve Meali
---

# Lokman Sûresi 13. Ayet Tefsiri

> Kur'an-ı Kerim, Lokman Sûresi (31. sûre), 13. ayet. Kaynak: [Kuran ve Meali](https://www.kuranvemeali.com/lokman-suresi/13-ayeti-tefsiri)

### 12. Ayet

## Arapça

وَلَقَدْ اٰتَيْنَا لُقْمٰنَ الْحِكْمَةَ اَنِ اشْكُرْ لِلّٰهِۜ وَمَنْ يَشْكُرْ فَاِنَّمَا يَشْكُرُ لِنَفْسِه۪ۚ وَمَنْ كَفَرَ فَاِنَّ اللّٰهَ غَنِيٌّ حَم۪يدٌ

## Okunuşu

Velekad âteynâ lukmâne-lhikmete eni-şkur li(A)llâh(i)(s) vemen yeşkur fe-innemâ yeşkuru linefsih(i)(s) vemen kefera fe-inna(A)llâhe ġaniyyun hamîd(un)

### 13. Ayet

## Arapça

وَاِذْ قَالَ لُقْمٰنُ لِابْنِه۪ وَهُوَ يَعِظُهُ يَا بُنَيَّ لَا تُشْرِكْ بِاللّٰهِۜ اِنَّ الشِّرْكَ لَظُلْمٌ عَظ۪يمٌ

## Okunuşu

Ve-iż kâle lukmânu libnihi vehuve ya’izuhu yâ buneyye lâ tuşrik bi(A)llâh(i)(s) inne-şşirke lezulmun ‘azîm(un)

## Mealler

### 12. Ayet Mealleri

- **Ömer Çelik Meali:** Biz Lokmân’a hikmet verdik ve: “Allah’a şükret!” buyurduk. Kim şükrederse kendi iyiliği için şükretmiş olur. Kim de nankörlük ederse bilsin ki Allah kesinlikle hiçbir şeye muhtaç değildir, her türlü hamde, övgüye lâyık olan da O’dur.
- **Diyanet Vakfı Meali:** Andolsun biz Lokman'a: Allah'a şükret! diyerek hikmet verdik. Şükreden ancak kendisi için şükretmiş olur. Nankörlük eden de bilsin ki, Allah hiçbir şeye muhtaç değildir, her türlü övgüye lâyıktır.
- **Diyanet İşleri (Eski) Meali:** And olsun ki, Lokman'a, Allah'a şükretmesi için hikmet verdik. Şükreden kimse ancak kendisi için şükretmiş olur. Nankörlük eden ise, bilsin ki, Allah her şeyden müstağnidir, övülmeğe layık olandır.
- **Diyanet İşleri (Yeni) Meali:** Andolsun, biz Lokmân’a “Allah’a şükret” diye hikmet verdik. Kim şükrederse, ancak kendisi için şükretmiş olur. Kim de nankörlük ederse, bilsin ki Allah her bakımdan sınırsız zengindir, övülmeye lâyıktır.
- **Elmalılı Hamdi Yazır Meali:** Andolsun ki biz, Lokman'a "Allah'a şükret!" diye hikmet verdik. Kim şükrederse kendi iyiliğine eder. Kim de nankörlük ederse, şüphesiz ki Allah, hiçbir şeye muhtaç değildir, daima övülmeye layıktır.
- **Elmalılı Meali (Orjinal) Meali:** Şanım hakkı için Lokmana hikmet verdik ki şükret Allaha, diye, ve her kim şükrederse kendi lehine eder, her kim de nankörlük ederse her halde Allah ganiydir, hamîddir
- **Hasan Basri Çantay Meali:** Andolsun ki biz Lukman'a, Allaha şükret diye (rek), hikmet verdik. Kim şükrederse ancak kendi fâidesi için şükreder. Kim de nankörlük ederse hiç şüphe yok ki Allah ganîdir (müstağnidir), her hamde o lâyıkdır.
- **Hayrat Neşriyat Meali:** And olsun ki, Lokmân'a: “Allah'a şükret!” diye hikmet verdik. Ve kim şükrederse, artık ancak kendisi için şükretmiş olur. Kim de nankörlük ederse, hiç şübhesiz ki Allah, Ganî(hiçkimsenin şükrüne muhtaç olmayan)dır, Hamîd (hamd edilmeye yegâne lâyık olan)dır.
- **Ali Fikri Yavuz Meali:** Doğrusu (peygamber değil de hikmet sahibi olan) Lokmân'a, “Allah'a şükret!” diye ilim ve anlayış verdik. Kim (Allah'a ibadet suretiyle) şükrederse, ancak kendi nefsi için (sevabına) şükreder. Kim de nimeti inkâr ederse, şübhe yok ki Allah, (onun şükrüne) muhtaç değildir, Hamîd'dir= hamd olunmaya lâyıktır.
- **Ömer Nasuhi Bilmen Meali:** Zât-ı uluhiyetime andolsun ki, Lokman'a Allah'a şükret diye hikmet verdik ve her kim şükrederse ancak kendi nefsi için şükretmiş olur ve her kim de nankörlük ederse süphe yok ki, Allah ganîdir, hamîddir.
- **Ümit Şimşek Meali:** Biz Lokman'a da hikmet verdik ve “Allah'a şükret” dedik. Kim şükrederse kendisi için şükretmiş olur. Nankörlük edene gelince, Allah'ın kimseye ihtiyacı yoktur; her türlü övgü de zaten Ona aittir.
- **Yusuf Ali (English) Meali:** We bestowed (in the past) Wisdom on Luqman: "Show (thy) gratitude to Allah." Any who is (so) grateful does so to the profit of his own soul: but if any is ungrateful, verily Allah is free of all wants, Worthy of all praise.

### 13. Ayet Mealleri

- **Ömer Çelik Meali:** Lokmân oğluna nasihat ederek dedi ki: “Evlâdım! Allah’a ortak koşma. Çünkü şirk, gerçekten çok büyük bir zulümdür!”
- **Diyanet Vakfı Meali:** Lokman, oğluna öğüt vererek: Yavrucuğum! Allah'a ortak koşma! Doğrusu şirk, büyük bir zulümdür, demişti.
- **Diyanet İşleri (Eski) Meali:** Lokman, oğluna öğüt vererek: "Ey oğulcuğum! Allah'a eş koşma, doğrusu eş koşmak büyük zulümdür" demişti.
- **Diyanet İşleri (Yeni) Meali:** Hani Lokmân, oğluna öğüt vererek şöyle demişti: “Yavrum! Allah’a ortak koşma! Çünkü ortak koşmak elbette büyük bir zulümdür.”
- **Elmalılı Hamdi Yazır Meali:** Hani bir zaman Lokman, oğluna öğüt vererek demişti ki: "Yavrucuğum! Allah'a ortak koşma, çünkü Allah'a ortak koşmak (şirk), elbette büyük bir zulümdür."
- **Elmalılı Meali (Orjinal) Meali:** Hani Lokman da oğluna demişti: ona va'zediyordu: yavrum, Allaha şirk koşma, çünkü şirk çok büyük bir zulümdür
- **Hasan Basri Çantay Meali:** Hani Lukman, oğluna — o ona öğüd verirken — (şöyle) demişdi: «Oğulcağızım, Allaha ortak koşma. Çünkü şirk elbette büyük bir zulümdür».
- **Hayrat Neşriyat Meali:** Ve bir zaman Lokmân oğluna, kendisi ona nasîhat ederken şöyle demişti: “Ey oğulcuğum! Allah'a şirk koşma! Muhakkak ki şirk, gerçekten (pek) büyük bir zulümdür!”
- **Ali Fikri Yavuz Meali:** Bir vakit Lokmân, oğluna öğüd vererek şöyle demişti: “Yavrum, Allah'a ortak koşma; çünkü Allah'a ortak koşmak (şirk) çok büyük bir zulümdür.”
- **Ömer Nasuhi Bilmen Meali:** Ve yâd et o vakti ki, Lokman, oğluna nasihat ederek ona demişti ki: «Allah'a şerik koşma, şüphe yok ki, şirk elbette pek büyük bir zulümdür.»
- **Ümit Şimşek Meali:** Lokman oğluna öğüt verirken dedi ki: “Oğlum, Allah'a ortak koşma. Çünkü şirk büyük bir zulümdür.”
- **Yusuf Ali (English) Meali:** Behold, Luqman said to his son by way of instruction: "O my son! join not in worship (others) with Allah. for false worship is indeed the highest wrong-doing."

## Tefsir (12-13. ayetler)

### Ömer Çelik Tefsiri

Lokmân
(a.s.)’ın peygamber olup olmadığı tartışılsa da büyük bir velî ve hakîmlerin
pîri olduğu kesindir. Bu sebeple “Lokmân Hakîm” lâkabıyla meşhurdur. Cenâb-ı
Hak kendisine “hikmet” vermiştir. Allah Teâlâ, Lokmân (a.s.)’ı numûne
göstererek, bir babanın evlâdına nasıl örnek olması ve onları nasıl bir İslâmî
terbiye ile yetiştirmesi lâzım geldiğini beyân eder.



Hikmet;
insanın nazarî ilimleri en güzel şekilde öğrenip onların gereklerini yerine
getirmesi, böylece üstün ve güzel fiilleri, gücü nispetinde meleke kazanarak
kemale erdirmesidir.



Hikmet;
illet ve sebeplerini bilerek, gâyeye ulaştıracak şekilde ameli ilme, ilmi amele
uydurmaktır.



Hikmet;
gerçek Hakîm olan Allah Teâlâ’nın hükmüne boyun eğmek, nefsin istediğine değil
de Hakk’ın istediğine uymak, nefsi tanıyıp dizginlerini ele alarak ölçülü
davranmak ve hükmüne karşı koymanın imkânsız olduğunu bildiğimiz Allah’a karşı
asla isyan etmemektir. Bu sebeple âyet-i kerîmede:



**“Kime
hikmet verilmişse, ona gerçekten pek çok hayır verilmiştir”** (Bakara
2/269) buyrulur.



Lokmân
Hakîm’e verilen hikmetlerden bir misâl şöyledir:



Bir
gün Dâvûd (a.s.), Lokmân Hakîm’den bir koyun kesip en iyi yerinden iki parça
getirmesini istedi. Lokmân Hakîm de ona, kestiği hayvanın dilini ve yüreğini
getirdi. Aradan birkaç gün geçtikten sonra Hz. Dâvûd, bu defâ hayvanın en kötü
yerinden iki parça et getirmesini taleb etti. Lokmân Hakîm, yine koyunun dil ve
yüreğini getirdi. Dâvûd (a.s.), ona bunun sebebini sorunca da şöyle dedi:



“–Bu
iki şey iyi olursa, bunlardan daha iyisi olmaz. Yine bu iki şey kötü olursa,
bunlardan daha kötüsü olmaz!..” (Taberî, *Câmi‘u’l-beyân,* XXI, 82)



İmâm
Mâlik şöyle anlatır:



“Bana
ulaşan bilgiye göre Lokmân Hakîm’e:



«–Sende
gördüğümüz bu meziyetin mâhiyeti nedir?» diye sormuşlar, bununla onun
faziletlerini kastetmişlerdi. O da şu cevâbı verdi:



«−Doğru
sözlülük, emâneti yerine getirmek, beni ilgilendirmeyen şeyi terk etmek ve ahde
vefâ göstermek.»” (Muvattâ, Kelâm 17)



Hikmet
sahibi kişiye lâzım gelen, hem ilim hem de amel bakımından bunun şükrünü îfâ
etmektir. Bu yüzden hikmetin verilmesi mukâbilinde “Allah’a şükret!” buyrulur.
Bu şükrün ilmî yönü, önce o hikmetin Allah Teâlâ’nın bir ihsânı olduğunu
bilerek, Allah’ı şirkten pak ve uzak tutmaktır. Amelî yönü ise her türlü söz,
fiil ve davranışlarda kendi nefsânî arzularını değil, Allah’ın emrini ve
rızâsını gözetmektir. İşte bu sebeple, Lokmân (a.s.)’ın oğluna nasihati vesile
kılınarak Allah’a şirk koşmak en büyük zulüm sayılıp kesinlikle yasaklanmış,
sonra da sâlih amellerin başında gelen Allah’a kulluk ve ana babaya iyilik
emredilmiştir.



“Zulüm”;
bir şeyi olması gereken yere koymamak, bir kimseyi hakkından mahrum etmek ve
adâletsizce davranmaktır. Buna göre en büyük zulüm, şirk yâni tek olan Allah’a
zâtında, sıfatlarında, yetki ve hükümlerinde ortak koşmaktır. Çünkü:



İnsan
kendisini yaratan ve her türlü rızkını, nimetini veren Allah’a karşı, bu
hususlarda hiçbir katkısı bulunmayan varlıkları ortak koşmaktadır. Bundan daha
büyük bir haksızlık ve adâletsizlik olamaz.



Yine
insanın yalnızca Allah’a kulluk etmesi, tek Yaratıcı olan Cenâb-ı Hakk’ın insan
üzerindeki hakkıdır. Fakat şirke düşen, başkalarına tapmakla Allah’ın bu
hakkını çiğnemekte ve büyük bir haksızlık yapmaktadır. Dahası ötesi, insan
Allah’tan başkasına taparken yaptığı her işte, kendi fizikî, aklî ve rûhî
imkânlarından tutun, yer ve göklerdeki bir çok şeyi bu yolda seferber eder.
Halbuki seferber ettiği bütün imkânlar, bir olan Allah tarafından yaratılmıştır
ve insanın Allah’tan başkasına kulluk ederek onlardan hiçbirini sarf etmeye
hakkı yoktur.



Ayrıca
insanın kendi üzerinde koruması gereken bir hakkı vardır. Bu hak, mükerrem
kılındığının farkında olarak kendisini alçaltmamak, layık olmadığı mecrâlara
sürüklememek ve onu cezaya müstahak hale getirmemektir. Ancak, şu bir gerçek
ki, Allah’tan başkasına tapan kişi netice itibariyle büyük bir cezaya müstahak
olduğu gibi kendisini de alçaltmakta, insanlık şeref ve haysiyetini
sıfırlamaktadır. Girdiği bu yanlış yol sebebiyle şirk belâsına bulaşan kişinin
bütün hayatı, her yönüyle ve tüm anlarıyla zulüm haline gelir. Hatta onun
aldığı her nefes bir adâletsizlik ve zulmün ifadesi keyfiyetindedir. (bk.
Mevdûdî, *Tefhîmu’l-Kur’ân,* IV, 295)



Şirkten arınıp tevhide ulaşma sorumluluğundan sonra
ikinci talimat ana-babaya iyilik olarak belirlenmektedir:

## Bağlantılar

- [Bu sayfanın HTML sürümü](https://www.kuranvemeali.com/lokman-suresi/13-ayeti-tefsiri)
- [13. ayet meali](https://www.kuranvemeali.com/lokman-suresi/13-ayeti-meali.md)
- [12-13. ayet tefsiri](https://www.kuranvemeali.com/lokman-suresi/12-ayeti-tefsiri.md)
- [Önceki ayet (12)](https://www.kuranvemeali.com/lokman-suresi/12-ayeti-tefsiri.md)
- [Sonraki ayet (14)](https://www.kuranvemeali.com/lokman-suresi/14-ayeti-tefsiri.md)
- [Lokman Sûresi](https://www.kuranvemeali.com/lokman-suresi.md)
- [Tüm sûreler](https://www.kuranvemeali.com/llms.txt)
