---
title: "Kehf Sûresi 20. Ayet Meali"
sure: "Kehf"
sure_no: 18
ayet_no: 20
url: https://www.kuranvemeali.com/kehf-suresi/20-ayeti-meali
language: tr
source: Kuran ve Meali
---

# Kehf Sûresi 20. Ayet Meali

> Kur'an-ı Kerim, Kehf Sûresi (18. sûre), 20. ayet. Kaynak: [Kuran ve Meali](https://www.kuranvemeali.com/kehf-suresi/20-ayeti-meali)

## Arapça

اِنَّهُمْ اِنْ يَظْهَرُوا عَلَيْكُمْ يَرْجُمُوكُمْ اَوْ يُع۪يدُوكُمْ ف۪ي مِلَّتِهِمْ وَلَنْ تُفْلِحُٓوا اِذًا اَبَدًا

## Okunuşu

İnnehum in yazherû ‘aleykum yercumûkum ev yu’îdûkum fî milletihim velen tuflihû iżen ebedâ(n)

## Mealler

- **Ömer Çelik Meali:** “Çünkü eğer şehir halkı yerinizi öğrenirde sizi ellerine geçirirlerse ya sizi taşlayarak öldürürler veya sizi kendi dinlerine döndürürler. İşte o zaman ebediyen kurtuluşa eremezsiniz.”
- **Diyanet Vakfı Meali:** «Çünkü onlar eğer size muttali olurlarsa, ya sizi taşlayarak öldürürler veya kendi dinlerine çevirirler ki, o zaman ebediyyen iflah olmazsınız.»
- **Diyanet İşleri (Eski) Meali:** "Zira onların sizden haberi olacak olursa, ya taşlayarak öldürürler veya dinlerine döndürürler ve bu takdirde asla kurtulamazsınız."
- **Diyanet İşleri (Yeni) Meali:** “Çünkü onlar sizi ele geçirirlerse ya taşlayarak öldürürler, yahut kendi dinlerine döndürürler. O zaman da bir daha asla kurtuluşa eremezsiniz.”
- **Elmalılı Hamdi Yazır Meali:** "Çünkü şehir halkı, sizi ellerine geçirirlerse muhakkak sizi taşlayarak öldürürler veya kendi dinlerine çevirirler ki, o zaman siz dünyada da ahirette de asla kurtuluşa eremezsiniz."
- **Elmalılı Meali (Orjinal) Meali:** Çünkü ellerine geçirirlerse sizi muhakkak recmederler yâhud milletlerine döndürürler ve bu takdirde ebedâ felâh bulamazsınız
- **Hasan Basri Çantay Meali:** «Çünkü onlar size galebe ederlerse sîzi ya taşla öldürürler, yahud sizi (zorla) kendi dînlerine döndürürler. Bu takdîrde ise ebedî felah bulmazsınız».
- **Hayrat Neşriyat Meali:** “Çünki onlar, sizden haberdâr olursa, sizi taşla(yarak öldürü)rler veya sizi dinlerine döndürürler; bu takdirde ebediyen kurtuluşa eremezsiniz!”
- **Ali Fikri Yavuz Meali:** Çünkü şehir halkı, sizi, ellerine geçirirlerse, muhakkak sizi taşla öldürürler, yahud zorla dinlerine döndürürler. Bu takdirde ebediyyen kurtulamazsınız...
- **Ömer Nasuhi Bilmen Meali:** «Şüphe yok ki, onlar eğer size galebe ederlerse sizi ya taşlayarak öldürürler, veya sizi kendi milletlerine (dinlerine) döndürürler ve o takdirde artık ebedîyyen felâh bulamazsınız.»
- **Ümit Şimşek Meali:** “Eğer bizi ele geçirirlerse taşlarlar; yahut kendi dinlerine çevirirler ki, o takdirde ebediyen iflâh olmayız.”
- **Yusuf Ali (English) Meali:** "For if they should come upon you, they would stone you or force you to return to their cult, and in that case ye would never attain prosperity."

## Tefsir (19-20. ayetler)

### Ömer Çelik Tefsiri

Kıssanın
bu safhasında gençler uyandırılıyorlar, fakat uykuya daldıklarından bu yana
mağarada ne kadar kaldıklarını bilmiyorlar. Uyandıktan sonra içlerinden biri
diğerlerine dönüyor ve burada ne kadar kaldıklarını soruyor. Bu soruyu sorarken
uzun bir uykunun tesirini üzerinde hissettiği anlaşılmaktadır. “Bir gün ya da
daha az bir süre kaldıkları” söyleniyor. Ardından bu meseleyi esas sahibine
havale ederek hemen fiilen karşı karşıya kaldıkları bir problemi çözmeye karar
veriyorlar. Evet, çok acıkmışlardı. Yanlarında da şehirden çıkarken üzerlerine
aldıkları gümüş paralar vardı. İçlerinden birini bu parayla şehre gönderiyorlar
ve yemeğin en temizinden getirmesini istiyorlar. Burada, aradan onca zamanın
geçmesine rağmen dinî şuurlarının ilk gün gibi canlı olduğu, haram ve helâle
çok dikkat ettikleri görülmektedir. Durumlarının açığa çıkmasından,
gizlendikleri yerin bilinmesinden, dolayısıyla şehirdeki yöneticilerin,
kendilerini yakalayıp tek bir ilâha kulluk etmek suretiyle müşrik bir toplumun
dini telakkilerine baş kaldırmaları sebebiyle taşa tutup öldürmelerinden
korkuyorlar. Bir taraftan da işkence yapmak suretiyle kendilerini imanlarından
dönmeye zorlamalarından çekiniyorlar. Asıl korkuları zaten buydu. Bu sebeple
şehre gönderdikleri kişiye uyanık, tedbirli ve nâzik olmasını; kendisini ele
vermemesini tavsiye ediyorlar.

Şurası câlib-i dikkattir ki, Ashâb-ı Kehf asırlarca kendilerinden
geçip Hakk’ın yanında bulunmak makamında kaldıkları müddetçe nâil oldukları
rûhânî gıdâlar sâyesinde dünya yiyeceklerine ve cismânî gıdâlara muhtaç
olmadılar. Nitekim Nebiyy-i Ekrem (s.a.s.)’in hâli de böyleydi. O, hiç iftar
etmeksizin günlerce oruç tutar ve: *“Rabb’imin katında gecelerim; O beni
yedirir, içirir”* buyururdu. (Buhârî, Savm 20, 48, 49; Müslim, Sıyam 57 –
58) Hz. Mûsâ da Tûr dağında kırk gün yemedi, içmedi, savm-i visâl tuttu. Fakat
ilâhî fuyuzâtın verdiği huzurla bir an bile ne açlık ne de susuzluk hissetti.
Hz. Hızır’la buluşmak üzere yola çıktığında ise hemen acıktı ve yanındaki
gence: **“Şu kahvaltımızı getir de yiyelim artık! Gerçekten bu yolculuğumuz
yüzünden hayli yorgun düştük”** dedi. (Kehf 18/62) Aynı şekilde Ashâb-ı Kehf
de Hakk’ın yanında olmak makamından kendilerinde olmak durumuna dönünce
açlıklarını hissettiler ve hemen aralarında azık meselesini konuşmaya
başladılar. (bk. Bursevî, *Rûhu’l-Beyân,* V, 274)





Ayetlerin akışı burada bize yüzlerce yıl sonra
şehre gelen arkadaşın karşılaşacağı tuhaf ve acaip durumu düşünme ve boş kalan
o alanı doldurma fırsatı vermektedir. Biz bütün bunları düşünürken Kur’an bu
ibretli kıssanın diğer bir safhasını, onların ruhlarını Allah’a teslim
ettikleri sahneyi takdim eder:

## Bağlantılar

- [Bu sayfanın HTML sürümü](https://www.kuranvemeali.com/kehf-suresi/20-ayeti-meali)
- [20. ayet meali](https://www.kuranvemeali.com/kehf-suresi/20-ayeti-meali.md)
- [19-20. ayet tefsiri](https://www.kuranvemeali.com/kehf-suresi/19-ayeti-tefsiri.md)
- [Önceki ayet (19)](https://www.kuranvemeali.com/kehf-suresi/19-ayeti-meali.md)
- [Sonraki ayet (21)](https://www.kuranvemeali.com/kehf-suresi/21-ayeti-meali.md)
- [Kehf Sûresi](https://www.kuranvemeali.com/kehf-suresi.md)
- [Tüm sûreler](https://www.kuranvemeali.com/llms.txt)
