---
title: "Kasas Sûresi 7-9. Ayet Tefsiri"
sure: "Kasas"
sure_no: 28
ayet_no: 9
url: https://www.kuranvemeali.com/kasas-suresi/9-ayeti-tefsiri
language: tr
source: Kuran ve Meali
---

# Kasas Sûresi 9. Ayet Tefsiri

> Kur'an-ı Kerim, Kasas Sûresi (28. sûre), 9. ayet. Kaynak: [Kuran ve Meali](https://www.kuranvemeali.com/kasas-suresi/9-ayeti-tefsiri)

### 7. Ayet

## Arapça

وَاَوْحَيْنَٓا اِلٰٓى اُمِّ مُوسٰٓى اَنْ اَرْضِع۪يهِۚ فَاِذَا خِفْتِ عَلَيْهِ فَاَلْق۪يهِ فِي الْيَمِّ وَلَا تَخَاف۪ي وَلَا تَحْزَن۪يۚ اِنَّا رَٓادُّوهُ اِلَيْكِ وَجَاعِلُوهُ مِنَ الْمُرْسَل۪ينَ

## Okunuşu

Ve evhaynâ ilâ ummi mûsâ en ardi’îh(i)(s) fe-iżâ ḣifti ‘aleyhi fe elkîhi fî-lyemmi velâ teḣâfî velâ tahzenî(s) innâ râddûhu ileyki vecâ’ilûhu mine-lmurselîn(e)

### 8. Ayet

## Arapça

فَالْتَقَطَهُٓ اٰلُ فِرْعَوْنَ لِيَكُونَ لَهُمْ عَدُوًّا وَحَزَنًاۜ اِنَّ فِرْعَوْنَ وَهَامَانَ وَجُنُودَهُمَا كَانُوا خَاطِـ۪ٔينَ

## Okunuşu

Feltekatahu âlu fir’avne liyekûne lehum ‘aduvven vehazenâ(en)(k) inne fir’avne vehâmâne vecunûdehumâ kânû ḣâti-în(e)

### 9. Ayet

## Arapça

وَقَالَتِ امْرَاَتُ فِرْعَوْنَ قُرَّتُ عَيْنٍ ل۪ي وَلَكَۜ لَا تَقْتُلُوهُۗ عَسٰٓى اَنْ يَنْفَعَنَٓا اَوْ نَتَّخِذَهُ وَلَدًا وَهُمْ لَا يَشْعُرُونَ

## Okunuşu

Vekâleti-mraetu fir’avne kurratu ‘aynin lî velek(e)(s) lâ taktulûhu ‘asâ en yenfe’anâ ev netteḣiżehu veleden vehum lâ yeş’urûn(e)

## Mealler

### 7. Ayet Mealleri

- **Ömer Çelik Meali:** Mûsâ’yı doğurduğunda annesine: “Onu emzir. Kendisine bir zarar geleceğinden korkarsan onu denize bırak; boğulmasından korkma ve ayrılığına üzülme. Çünkü biz onu sana tekrar kavuşturacağız ve onu peygamberlerden biri kılacağız” diye vahyettik.
- **Diyanet Vakfı Meali:** Musa'nın anasına: Onu emzir, kendisine zarar geleceğinden endişelendiğinde onu denize (Nil nehrine) bırakıver, hiç korkup kaygılanma, çünkü biz onu sana geri vereceğiz ve onu peygamberlerden biri yapacağız, diye bildirdik.
- **Diyanet İşleri (Eski) Meali:** Musa'nın annesine: "Çocuğu emzir, başına gelecekten korktuğun zaman onu suya bırak; korkma, üzülme; Biz şüphesiz onu sana döndüreceğiz ve peygamber yapacağız" diye bildirmiştik.
- **Diyanet İşleri (Yeni) Meali:** Mûsâ’nın annesine, “Onu emzir, başına bir şey gelmesinden korktuğun zaman onu denize (Nil’e) bırak, korkma, üzülme. Çünkü biz onu sana döndüreceğiz ve onu peygamberlerden kılacağız” diye ilham ettik.
- **Elmalılı Hamdi Yazır Meali:** O esnada Musa'nın anasına "Onu emzir, kendisine zarar geleceğinden kaygılandığında onu denize (Nil nehrine) bırakıver, hiç korkup kaygılanma, çünkü biz onu tekrar sana vereceğiz ve onu peygamberlerden biri yapacağız" diye bildirdik.
- **Elmalılı Meali (Orjinal) Meali:** O esnada Musânın anasına şu vahyi verdik: onu emzir, derken aleyhinde bir korku hissettin mi o vakıt onu deryaya bırakıver, hem korkma ve mahzun olma, biz muhakkak onu sana iade edeceğiz ve kendisini mürselînden yapacağız
- **Hasan Basri Çantay Meali:** Musânın anasına: «Onu emzir, ona karşı sana bir tehlike gelirse kendisini denize bırak, (boğulacağından) korkma, (firakından) kederlenme. Çünkü biz onu yine sana geri döndüreceğiz. Hem onu peygamberlerden biri de yapacağız» diye vahyetdik.
- **Hayrat Neşriyat Meali:** Mûsâ'nın annesine ise: “Onu emzir; artık onun hakkında (başına bir şey gelmesinden) korktuğun zaman, o takdirde onu denize (Nîl'e) bırak; ve korkma, hem üzülme! Çünki biz, onu sana geri verecekleriz ve onu peygamberlerden yapacak olanlarız” diye ilhâm ettik.
- **Ali Fikri Yavuz Meali:** Mûsa'nın anasına şöyle ilham ettik: “- Bu çocuğu (Mûsa'yı) emzir; sonra öldürülmesinden korktuğun zaman, onu denize (Nil nehrine) bırakıver, boğulmasından korkma, ayrılığından kederlenme. Çünkü biz, muhakkak onu sana geri vereceğiz; ve kendisini peygamberlerden yapacağız.
- **Ömer Nasuhi Bilmen Meali:** Mûsa'nın validesine de ilham ettik ki: «O'nu emzir, O'nun üzerine korkunca da O'nu denize bırak ve korkma ve mahzun olma, şüphe yok ki, Biz O'nu sana geri döndüreceğiz ve O'nu peygamberlerden kılacağız.»
- **Ümit Şimşek Meali:** Böylece, Musa'nın annesine “Onu emzir,” diye vahyettik. “Başına birşey gelmesinden korktuğun zaman onu deryaya bırak. Korkma ve üzülme; Biz sana onu kavuşturacağız ve onu peygamber yapacağız.”
- **Yusuf Ali (English) Meali:** So We sent this inspiration to the mother of Moses: "Suckle (thy child), but when thou hast fears about him, cast him into the river, but fear not nor grieve: for We shall restore him to thee, and We shall make him one of Our messengers."

### 8. Ayet Mealleri

- **Ömer Çelik Meali:** (Mûsâ’nın annesi onu denize bırakmak mecburiyetinde kaldı.) Derken Firavun’un ailesi onu yitik çocuk olarak bulup denizden aldılar. Bilmiyorlardı ki o, ileride kendileri için bir düşman ve başlarına dert olacaktı. Doğrusu Firavun da Hâmân da askerleri de yanlış bir yolda idiler.
- **Diyanet Vakfı Meali:** Nihayet Firavun ailesi onu yitik çocuk olarak (nehirden) aldı.O, sonunda kendileri için bir düşman ve bir tasa olacaktı. Şüphesiz Firavun ile Hâmân ve askerleri yanlış yolda idiler.
- **Diyanet İşleri (Eski) Meali:** Firavun'un adamları onu almışlardı. Firavun, Haman ve askerleri, suçlu olduklarından, o onlara düşman ve başlarına da dert olacaktı.
- **Diyanet İşleri (Yeni) Meali:** Nihayet Firavun ailesi kendilerine düşman ve üzüntü kaynağı olacak olan o çocuğu bulup aldı. Şüphesiz Firavun, (veziri) Hâmân ve onların askerleri hata yapıyorlardı.
- **Elmalılı Hamdi Yazır Meali:** Nihayet Firavun ailesi onu yitik olarak aldı. Çünkü o, sonunda kendileri için bir düşman ve bir tasa olacaktı. Şüphesiz Firavun ile Hâmân ve askerleri yanılıyorlardı.
- **Elmalılı Meali (Orjinal) Meali:** Bunun üzerine âli Fir'avn onu lekıyt olarak aldı, çünkü ileride kendilerine bir düşman, bir gamm olacaktı Doğrusu Fir'avn de Hamân de, askerleri de hep cânîlerdiler
- **Hasan Basri Çantay Meali:** Bunun üzerine Fir'avnın adamları onu yetik olarak aldı (lar). Çünkü o, aakıbet kendileri için bir düşman ve bir tasa olacakdı. Çünkü Fir'avn da, Hâmân da, bunların orduları da suçlu (insan) lardı.
- **Hayrat Neşriyat Meali:** Derken onu Fir'avun âilesi bul(arak al)dı ki, tâ (bunun netîcesi) kendilerine bir düşman ve bir üzüntü olsun! Gerçekten Fir'avun, (vezîri) Hâmân ve orduları (bütün işlerinde) hatâ etmekte olan kimseler idiler.
- **Ali Fikri Yavuz Meali:** Bunun üzerine (Mûsa bir müddet emzirilip Nil nehrine atıldıktan sonra), Firavun'un adamları onu bulup aldılar. Çünkü, ileride kendilerine bir düşman ve bir üzüntü olacaktı. Doğrusu Firavun, (veziri) Hâmân ve askerleri hep günahkârdılar.
- **Ömer Nasuhi Bilmen Meali:** Artık O'nu Fir'avun'un adamları bulup aldılar, tâ ki, kendileri için bir düşman ve bir üzüntü olsun. Şüphe yok ki Fir'avun ile Haman ve orduları, hata eden kimseler olmuşlardı.
- **Ümit Şimşek Meali:** Derken onu, kendilerine düşman etmek ve başlarına dert açmak için Firavun'un adamları buldu. Doğrusu Firavun da, Hâmân da, askerleri de günahkâr kimselerdi.
- **Yusuf Ali (English) Meali:** Then the people of Pharaoh picked him up (from the river): (It was intended) that (Moses) should be to them an adversary and a cause of sorrow: for Pharaoh and Haman and (all) their hosts were men of sin.

### 9. Ayet Mealleri

- **Ömer Çelik Meali:** Firavun’un hanımı sandıktan çıkan çocuğu görünce kocasına: “Hem benim, hem de senin için göz ve gönül aydınlığı olacak sevimli bir çocuk! Sakın onu öldürmeyin. Belki bize faydası dokunur yahut onu evlat ediniriz” dedi. Halbuki onlar işin sonunun nereye varacağını fark edemiyorlardı.
- **Diyanet Vakfı Meali:** Firavun'un karısı (sepetin içinden erkek çocuk çıkınca kocasına:) Benim ve senin için göz aydınlığıdır! Onu öldürmeyin, belki bize faydası dokunur, ya da onu evlât ediniriz, dedi. Halbuki onlar (işin sonunu) sezemiyorlardı.
- **Diyanet İşleri (Eski) Meali:** Firavun'un karısı: "Benim de senin de gözün aydın olsun! Onu öldürmeyiniz, belki bize faydalı olur yahut onu oğul ediniriz" dedi. Aslında işin farkında değillerdi.
- **Diyanet İşleri (Yeni) Meali:** Firavun’un karısı şöyle dedi: “Bana da, sana da göz aydınlığı (bir çocuk)! Sakın onu öldürmeyin. Belki bize faydası dokunur, ya da onu evlat ediniriz.” Oysaki onlar (olacak şeylerin) farkında değillerdi.
- **Elmalılı Hamdi Yazır Meali:** Firavun'un karısı (sepetin içinden çocuk çıkınca kocasına), "İkimizin de gözü aydın! Onu öldürmeyin, belki bize faydası dokunur, ya da onu evlad ediniriz" dedi. Halbuki onlar işin sonunu sezemiyorlardı.
- **Elmalılı Meali (Orjinal) Meali:** Fir'avnin hatunu ise «bir göz bebeği: bana ve sana, bunu öldürmeyin, belki bize yarar, yâhud evlâd ediniriz» dedi ve onlar farkında değillerdi
- **Hasan Basri Çantay Meali:** Fir'avnın karısı dedi ki: «Benim için de, senin için de bir göz bebeği! Onu öldürmeyin. Olur ki bize fâidesi dokunur, yahud onu bir evlâd ediniriz». Halbuki onlar (işin) farkında değillerdi!
- **Hayrat Neşriyat Meali:** Ve Fir'avun'un hanımı: “(Bu çocuk) benim için de, senin için de bir göz aydınlığı! Onu öldürmeyin! Belki bize faydası dokunur, ya da onu evlâd ediniriz” dedi. Hâlbuki onlar(işin) farkında değillerdi.
- **Ali Fikri Yavuz Meali:** Firavun'un hanımı (çocuğu görünce kocasına) dedi ki: “-Göz bebeği, bana ve sana! Onu öldürmeyin, olur ki bize faydası dokunur, yahut kendisini çocuk ediniriz.” Onlar işin farkında değillerdi (helâklerinin bu çocuk yüzünden olacağını bilmiyorlardı).
- **Ömer Nasuhi Bilmen Meali:** Ve Fir'avun'un refikası dedi ki: «Benim için ve senin için bir göz aydınlığı. Bunu öldürmeyiniz. Umulur ki bize faideli olacaktır veya O'nu oğul ediniriz. Onlar ise farkında olamıyorlardı.
- **Ümit Şimşek Meali:** Firavun'un hanımı “Senin de, benim de gözümüz aydın!” dedi. “Onu öldürme; bakarsın bize bir faydası dokunur, yahut onu evlât ediniriz.” Onlar o sırada hiçbir şeyin farkında değillerdi.
- **Yusuf Ali (English) Meali:** The wife of Pharaoh said: "(Here is) joy of the eye, for me and for thee: slay him not. It may be that he will be use to us, or we may adopt him as a son." And they perceived not (what they were doing)!

## Tefsir (7-9. ayetler)

### Ömer Çelik Tefsiri

Annesi,
Mûsâ’yı dünyaya getirdiğinde onun Firavun tarafından öldürülmesinden çok
korkuyordu. Çünkü o günlerde İsrâiloğulları’ndan doğan erkek çocukların pek
çoğu öldürülmüştü. O zavallı anne kararsızdı ve ne yapacağını bilemiyordu. Yüce
Allah yardımına yetişti. Çocuk hakkında herhangi bir tehlikeden korktuğu
takdirde onu bir sandığa koyup (bk. Tâhâ 20/39), Nil’e bırakmasını,
boğulmasından korkmamasını ve ondan ayrı kalacağım diye üzülmemesini vahyetti.
Zira Allah Teâlâ onu koruyacak, tekrar annesine döndürecek ve onu
peygamberlerden yapacaktı. Korkulan oldu. Çocuğunun öldürülme tehlikesiyle yüz
yüze gelen Mûsâ’nın annesi, onu bir sandığa koyup Nil’e bıraktı. Su onu getirip
ırmağın kenarında küçük bir göletin kıyısına yaklaştırınca Firavun’un
hizmetçileri onu alıp efendilerinin yanına getirdiler. Firavun’un hanımı da
oradaydı. Sandığı açıp o sevimli yavruyu görünce hanımın gönlü ona bağlandı. **“Ayrıca
bizzat benim gözetimimde yetişip eğitilmen için sana kendimden gönülleri
cezbeden bir güzellik ve sevecenlik vermiştim”** (Tâhâ 20/39) âyetinde
verilen müjde gerçekleşmeye başladı. Gerçekten de Cenâb-ı Hak, Mûsâ (a.s.)’ın
gözlerine öyle bir melâhat, öyle bir güzellik vermişti ki, gören kendini
alamıyor, onu sevmekten başka çaresi kalmıyordu. İşte en kritik noktada ona
gönlünü kaptıranlardan biri de Firavun’un hanımı oldu. Onu öldürmelerine
müsaade etmedi. Kocasını da ikna ederek ondan fayda görebileceklerini veya onu
çocuk edinebileceklerini söyledi. Halbuki Firavun ve yardımcıları, Mûsâ’yı
Nil’den kurtarıp ona sahip çıkmakla, onu saraylarında el bebek gül bebek
büyütmekle, kendi sonlarını getirecek ilâhî planın birer oyuncusu olarak iş
yaptıklarının farkında bile değillerdi. Çünkü bu şekilde ileri de kendilerini
mallarından, yurtlarından ayırıp Kızıl Deniz’in azgın sularında boğacak ve
ebedî bir üzüntü ve pişmanlığa uğramalarına sebep olacak birinin bakımını kendi
elleriyle yapıyorlardı. İlâhî kudretin tecellisine bakın ki, murad ettiği
zaman, sahipsiz, güçsüz, kuvvetsiz, ordusuz, silahsız bir garip kulunu, her
istediğini yapmaya muktedir en amansız düşmanlarının elinde nasıl koruyor ve
nasıl yetiştiriyor. İnsanların ordularla, tanklarla ve bombalarla yapamadığını
Firavun’un hanımının kalbine koyduğu ince bir kadınlık şefkatiyle nasıl
gerçekleştiriyor. Her şeye kadirliğini, bize göre küçük ve basit şeylerle
fevkalade büyük işler yapmak suretiyle nasıl gösteriyor!****



Peki bu sırada Mûsâ’nın annesi ne haldeydi:

## Bağlantılar

- [Bu sayfanın HTML sürümü](https://www.kuranvemeali.com/kasas-suresi/9-ayeti-tefsiri)
- [9. ayet meali](https://www.kuranvemeali.com/kasas-suresi/9-ayeti-meali.md)
- [7-9. ayet tefsiri](https://www.kuranvemeali.com/kasas-suresi/7-ayeti-tefsiri.md)
- [Önceki ayet (8)](https://www.kuranvemeali.com/kasas-suresi/8-ayeti-tefsiri.md)
- [Sonraki ayet (10)](https://www.kuranvemeali.com/kasas-suresi/10-ayeti-tefsiri.md)
- [Kasas Sûresi](https://www.kuranvemeali.com/kasas-suresi.md)
- [Tüm sûreler](https://www.kuranvemeali.com/llms.txt)
