---
title: "Kalem Sûresi 44-47. Ayet Tefsiri"
sure: "Kalem"
sure_no: 68
ayet_no: 46
url: https://www.kuranvemeali.com/kalem-suresi/46-ayeti-tefsiri
language: tr
source: Kuran ve Meali
---

# Kalem Sûresi 46. Ayet Tefsiri

> Kur'an-ı Kerim, Kalem Sûresi (68. sûre), 46. ayet. Kaynak: [Kuran ve Meali](https://www.kuranvemeali.com/kalem-suresi/46-ayeti-tefsiri)

### 44. Ayet

## Arapça

فَذَرْن۪ي وَمَنْ يُكَذِّبُ بِهٰذَا الْحَد۪يثِۜ سَنَسْتَدْرِجُهُمْ مِنْ حَيْثُ لَا يَعْلَمُونَۙ

## Okunuşu

Feżernî vemen yukeżżibu bihâżâ-lhadîś(i)(s) senestedricuhum min hayśu lâ ya’lemûn(e)

### 45. Ayet

## Arapça

وَاُمْل۪ي لَهُمْۜ اِنَّ كَيْد۪ي مَت۪ينٌ

## Okunuşu

Ve umlî lehum(c) inne keydî metîn(un)

### 46. Ayet

## Arapça

اَمْ تَسْـَٔلُهُمْ اَجْرًا فَهُمْ مِنْ مَغْرَمٍ مُثْقَلُونَۚ

## Okunuşu

Em tes-eluhum ecran fehum min maġramin muśkalûn(e)

### 47. Ayet

## Arapça

اَمْ عِنْدَهُمُ الْغَيْبُ فَهُمْ يَكْتُبُونَ

## Okunuşu

Em ‘indehumu-lġaybu fehum yektubûn(e)

## Mealler

### 44. Ayet Mealleri

- **Ömer Çelik Meali:** Rasûlüm! Artık şu Kur’an’ı yalanlayanla beni başbaşa bırak! Yakında biz onları bilemeyecekleri, farkına varamayacakları yerden yavaş yavaş helâke sürükleyeceğiz.
- **Diyanet Vakfı Meali:** (Resûlüm!) Sen bu sözü (Kur'an'ı) yalan sayanı bana bırak (kendini üzme). Biz onları, bilmedikleri bir yönden yavaş yavaş azaba yaklaştırıyoruz.
- **Diyanet İşleri (Eski) Meali:** Kuran'ı yalanlayanları Bana bırak; Biz onları bilmedikleri yerden yavaş yavaş azaba yaklaştıracağız.
- **Diyanet İşleri (Yeni) Meali:** (Ey Muhammed!) Bu sözü (Kur’an’ı) yalanlayanlarla beni baş başa bırak. Biz onları bilemeyecekleri biçimde adım adım helâka yaklaştıracağız.
- **Elmalılı Hamdi Yazır Meali:** Bu sözü yalanlayanı bana bırak. Onları bilmedikleri yönden derece derece azaba yaklaştıracağız.
- **Elmalılı Meali (Orjinal) Meali:** O halde bana bırak bu sözü tekzib edenleri, biz onları istidrac ile çıkarır, bilemiyecekleri cihetten yuvarlarız
- **Hasan Basri Çantay Meali:** Artık bu sözü yalan sayanları bana bırak. Biz onları, kendilerinin bilmeyecekleri bir cihetden, derece derece azaba yaklaşdırıyoruz.
- **Hayrat Neşriyat Meali:** (Ey Resûlüm!) Artık bu sözü (Kur'ân'ı) yalanlayanları bana bırak! Yakında onları, bilmedikleri yerden yavaş yavaş (azâba) yaklaştıracağız!
- **Ali Fikri Yavuz Meali:** O halde (Ey Rasûlüm), bu Kur'an'ı yalan sayanları bana bırak, (sen kalbini onlarla meşgul etme. Ben onların hakkından gelirim). Biz, onları, bilemiyecekleri yönden derece derece azaba yaklaştırırız; (Onlara sıhhat ve bol nimet veririz de, onu haklarında iyi zannederler. Halbuki o kâfirlere verdiğimiz bu mühletin sonu fecidir).
- **Ömer Nasuhi Bilmen Meali:** Artık bu kelâmı tekzîp edenleri bana bırak. Onları bilmedikleri bir taraftan derece derece (azaba) yaklaştıracağız.
- **Ümit Şimşek Meali:** Bu sözü yalanlayanı Bana bırak. Onları ummadıkları yönden yavaş yavaş helâke yaklaştıracağız.
- **Yusuf Ali (English) Meali:** Then leave Me alone with such as reject this Message: by degrees shall We punish them from directions they perceive not.

### 45. Ayet Mealleri

- **Ömer Çelik Meali:** Aslında ben onlara mühlet veriyorum. Değilse, benim tuzağım gerçekten pek sağlamdır!
- **Diyanet Vakfı Meali:** Onlara mühlet veriyorum. Doğrusu benim fendim çok sağlamdır!
- **Diyanet İşleri (Eski) Meali:** Onlara mehil veriyorum; doğrusu Benim tuzağım sağlamdır.
- **Diyanet İşleri (Yeni) Meali:** Onlara mühlet veriyorum. Şüphesiz benim tuzağım sağlamdır.
- **Elmalılı Hamdi Yazır Meali:** Onlara mühlet veriyorum. Doğrusu benim tuzağım sağlamdır.
- **Elmalılı Meali (Orjinal) Meali:** Ve ben onların ipini uzatırım, çünkü fendim sağlamdır
- **Hasan Basri Çantay Meali:** Ben onlara mühlet (zaman) veriyorum. Şübhe yok ki benim fendim sağlamdır!
- **Hayrat Neşriyat Meali:** Hem onlara mühlet veriyorum! Şübhesiz ki benim tuzağım (ni'metin ardından,nankörlere vereceğim cezâ) pek sağlamdır!
- **Ali Fikri Yavuz Meali:** Ben onlara mühlet veririm; çünkü benim azabım çok şiddetlidir, (onu kimse önliyemez).
- **Ömer Nasuhi Bilmen Meali:** Ve onlar için bir mühlet veririm. Şüphe yok ki, benim fendim sağlamdır.
- **Ümit Şimşek Meali:** Ben mühlet veririm; tuzağım ise pek çetindir.
- **Yusuf Ali (English) Meali:** A (long) respite will I grant them: truly powerful is My Plan.

### 46. Ayet Mealleri

- **Ömer Çelik Meali:** Yoksa sen onlardan tebliğine karşılık bir ücret istiyorsun da, bu yüzden onlar ağır bir borç altında mı eziliyorlar?
- **Diyanet Vakfı Meali:** Yoksa sen onlardan bir ücret istiyorsun da bu yüzden onlar ağır bir borç altında mı kalıyorlar?
- **Diyanet İşleri (Eski) Meali:** Yoksa, sen onlardan ücret istiyorsun da, ağır bir borç altında mı kalıyorlar? Elbette hayır.
- **Diyanet İşleri (Yeni) Meali:** Yoksa sen onlardan bir ücret istiyorsun da onlar bu yüzden ağır bir borç yükü altına mı girmişlerdir?
- **Elmalılı Hamdi Yazır Meali:** Yoksa onlardan bir ücret istiyorsun da bu yüzden onlar ağır bir borç altında mı kalıyorlar?
- **Elmalılı Meali (Orjinal) Meali:** Yoksa sen onlardan bir ücret istiyorsun damı cereme vermekten ezilmişler?
- **Hasan Basri Çantay Meali:** Yoksa sen kendilerinden bir ücret istiyorsun da onlar (sana ödeyecekleri) bir borcdan dolayı ağır yük altında mı bırakılmışlardır.
- **Hayrat Neşriyat Meali:** Yoksa onlardan (tebliğ vazîfesine mukabil) bir ücret istiyorsun da, bu yüzden onlar ağır bir borç altında kalan kimseler midir?
- **Ali Fikri Yavuz Meali:** Yoksa sen, (Mekke halkına risaletini tebliğden dolayı) onlardan bir ücret istiyorsun da, borçlu kalmaktan, yük altında ezilmişlerdir?
- **Ömer Nasuhi Bilmen Meali:** Yoksa onlardan bir ücret mi istiyorsun da, artık onlar bir borçtan dolayı ağır bir yük altında mı bulunmuşlardır?
- **Ümit Şimşek Meali:** Yoksa sen onlardan ücret istiyorsun da onlar ağır bir borç altına mı giriyorlar?
- **Yusuf Ali (English) Meali:** Or is it that thou dost ask them for a reward, so that they are burdened with a load of debt?-

### 47. Ayet Mealleri

- **Ömer Çelik Meali:** Yoksa gaybe ait bilgiler onların yanında da, oradan istedikleri gibi mi yazıp duruyorlar?
- **Diyanet Vakfı Meali:** Yahut gaybın bilgisi onların nezdinde de, onlar mı (istedikleri gibi) yazıyorlar?
- **Diyanet İşleri (Eski) Meali:** Yoksa, gaybın bilgisi kendilerinin katında da onlar mı yazıyorlar?
- **Diyanet İşleri (Yeni) Meali:** Yahut gayb (Levh-i Mahfuz) kendi yanlarında da onlar mı (bundan aktarıp) yazıyorlar?
- **Elmalılı Hamdi Yazır Meali:** Yoksa gayb onların yanlarında da onlar mı yazıyorlar?
- **Elmalılı Meali (Orjinal) Meali:** Yoksa gayb yanlarında da onlar mı yazıyorlar?
- **Hasan Basri Çantay Meali:** Yahud gayb, yanlarındadır da onlar (bunu ondan) mı yazıyorlar?
- **Hayrat Neşriyat Meali:** Yoksa gayb (Levh-i Mahfûz) onların yanında da, onlar (ondan) mı yazıyorlar?
- **Ali Fikri Yavuz Meali:** Yoksa gayb (Allah'ın ilmi) yanlarında da, onlar (ondan) mı yazıyorlar?
- **Ömer Nasuhi Bilmen Meali:** Yoksa onların yanlarında gayb mi vardır ki, artık onlar yazıveriyorlar?
- **Ümit Şimşek Meali:** Yahut yanlarında gayb bilgisi var da ona bakarak mı yazıyorlar?
- **Yusuf Ali (English) Meali:** Or that the Unseen is in their hands, so that they can write it down?

## Tefsir (44-47. ayetler)

### Ömer Çelik Tefsiri

Kur’ân-ı
Kerîm’i yalanlayanları, onun getirdiği hakikatleri kabul etmeyenleri
cezalandırma işini Allah Teâlâ kendi uhdesine almıştır. Dolayısıyla onların
yaptıklarına aldırmadan tebliğe devam etmek gerekir. Zira layık oldukları
cezayı onlara Allah verecektir. Onları bilmedikleri yerden yavaş yavaş helake
sürükleyecektir. Bu şekilde cezalandırmaya “istidrâc” denilmektedir. Şöyle ki:
Allah zalimlere, din düşmanlarına, haklarında iyi zannettikleri mallar,
servetler, evlatlar, kuvvetler ve zevkler verir. Onları gittikçe artırıp
hızlandırır. Böylece o zalim yaptığı işte bir eksiklik ve yanlışlık olmadığını
zannederek, hakka karşı düşmanlığa, zulüm ve isyana battıkça batar. Bu
nimetlerin kendisi için bir lutuf değil, bilakis helakine sebep olduğunu fark
edemez. Böylece Allah hiç hissettirmeden onu derece derece uçurumun kenarına
çeker, bilemediği bir yerden uçurumdan aşağı yuvarlar. (bk. A‘râf 7/182) Bu sebeple Kur’an düşmanları, Allah’ın
kendilerine verdiği mühleti yanlış anlamasınlar. Her şeyi kuşatan ilmiyle
kâfirlerin hilelerine karşı hazırladığı tuzak ve aldığı tedbir son derece
sağlam olan Allah’ın azabından emin olmasınlar. Bilakis O’ndan korksunlar ve
kendilerini korumaya çalışsınlar.



Peygamber’in ve mü’minlerin yapmaları gerekene
gelince:

## Bağlantılar

- [Bu sayfanın HTML sürümü](https://www.kuranvemeali.com/kalem-suresi/46-ayeti-tefsiri)
- [46. ayet meali](https://www.kuranvemeali.com/kalem-suresi/46-ayeti-meali.md)
- [44-47. ayet tefsiri](https://www.kuranvemeali.com/kalem-suresi/44-ayeti-tefsiri.md)
- [Önceki ayet (45)](https://www.kuranvemeali.com/kalem-suresi/45-ayeti-tefsiri.md)
- [Sonraki ayet (48)](https://www.kuranvemeali.com/kalem-suresi/48-ayeti-tefsiri.md)
- [Kalem Sûresi](https://www.kuranvemeali.com/kalem-suresi.md)
- [Tüm sûreler](https://www.kuranvemeali.com/llms.txt)
