---
title: "Kaf Sûresi 36-40. Ayet Tefsiri"
sure: "Kaf"
sure_no: 50
ayet_no: 40
url: https://www.kuranvemeali.com/kaf-suresi/40-ayeti-tefsiri
language: tr
source: Kuran ve Meali
---

# Kaf Sûresi 40. Ayet Tefsiri

> Kur'an-ı Kerim, Kaf Sûresi (50. sûre), 40. ayet. Kaynak: [Kuran ve Meali](https://www.kuranvemeali.com/kaf-suresi/40-ayeti-tefsiri)

### 36. Ayet

## Arapça

وَكَمْ اَهْلَكْنَا قَبْلَهُمْ مِنْ قَرْنٍ هُمْ اَشَدُّ مِنْهُمْ بَطْشًا فَنَقَّبُوا فِي الْبِلَادِۜ هَلْ مِنْ مَح۪يصٍ

## Okunuşu

Vekem ehleknâ kablehum min karnin hum eşeddu minhum batşen fenakkabû fî-lbilâdi hel min mehîs(in)

### 37. Ayet

## Arapça

اِنَّ ف۪ي ذٰلِكَ لَذِكْرٰى لِمَنْ كَانَ لَهُ قَلْبٌ اَوْ اَلْقَى السَّمْعَ وَهُوَ شَه۪يدٌ

## Okunuşu

İnne fî żâlike leżikrâ limen kâne lehu kalbun ev elkâ-ssem’a ve huve şehîd(un)

### 38. Ayet

## Arapça

وَلَقَدْ خَلَقْنَا السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ وَمَا بَيْنَهُمَا ف۪ي سِتَّةِ اَيَّامٍۗ وَمَا مَسَّنَا مِنْ لُغُوبٍ

## Okunuşu

Ve lekad ḣalaknâ-ssemâvâti vel-arda vemâ beynehumâ fî sitteti eyyâmin vemâ messenâ min luġûb(in)

### 39. Ayet

## Arapça

فَاصْبِرْ عَلٰى مَا يَقُولُونَ وَسَبِّحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ قَبْلَ طُلُوعِ الشَّمْسِ وَقَبْلَ الْغُرُوبِۚ

## Okunuşu

Fasbir ‘alâ mâ yekûlûne ve sebbih bihamdi rabbike kable tulû’i-şşemsi ve kable-lġurûb(i)

### 40. Ayet

## Arapça

وَمِنَ الَّيْلِ فَسَبِّحْهُ وَاَدْبَارَ السُّجُودِ

## Okunuşu

Ve mine-lleyli fesebbihhu ve edbâra-ssucûd(i)

## Mealler

### 36. Ayet Mealleri

- **Ömer Çelik Meali:** Biz bunlardan önce, kendilerinden çok daha güçlü nice toplumları helâk ettik. Ölümden kurtulmak için diyar diyar dolaşıp, yeryüzünü delik deşik ettiler. Fakat azabımızdan kurtulmaya imkân var mı?
- **Diyanet Vakfı Meali:** Biz, onlardan önce kendilerinden daha güçlü olan, diyar diyar dolaşan nice nesilleri helâk etmişizdir. Kurtuluş var mı!
- **Diyanet İşleri (Eski) Meali:** Bu inkarcılardan önce, kendilerinden daha kuvvetli olan, diyar diyar dolaşan nice nesilleri yok etmişizdir. Kurtuluşu var mı?
- **Diyanet İşleri (Yeni) Meali:** Biz onlardan önce, kendilerinden daha zorlu nice nesilleri helâk ettik de ülke ülke dolaşıp kaçacak delik aradılar. Kaçacak bir yer mi var?
- **Elmalılı Hamdi Yazır Meali:** Ey Muhammed! Biz onlardan önce kendilerinden daha kuvvetli olan ve beldeleri delik deşik eden nice nesilleri helak ettik, hiç kurtuluş var mı?
- **Elmalılı Meali (Orjinal) Meali:** Hem önlerinde nice karn helâk ettik, onlar tutumca onlardan daha çetin idiler, beldelerde delik aradılar: varmı bir kaçamak?
- **Hasan Basri Çantay Meali:** Biz, bunlardan evvel nice nesilleri helak etdik ki onlar kuvvetçe kendilerinden daha (üstün ve) çetin idiler, (Öyle ki ölümden kurtulmak için) memleketlerde delikler aramışlardı. (Fakat) firara bir (çâre) var mıydı?
- **Hayrat Neşriyat Meali:** (Biz) onlardan (Mekke'lilerden) önce, nice nesilleri helâk ettik ki, onlar kendilerinden kuvvetçe daha şiddetli idiler; bu yüzden diyar diyar dolaştılar. (Hiç ölümden)kurtuluş var mı?
- **Ali Fikri Yavuz Meali:** Onlardan (senin kavminden) önce, biz nice nesilleri helâk ettik ki, onlar senin kavminden daha kuvvetli idiler. Öyle ki, memleketleri delik deşik etmişler, (her tarafı dolaşmışlar, ölümden kurtulmağa çare aramışlardı). Kaçacak bir yer var mı?
- **Ömer Nasuhi Bilmen Meali:** Ve onlardan evvel nice nesilleri helâk ettik ki, onlar kuvvetçe bunlardan daha şiddetli idiler, beldelerde dolaşıp durdular. Hiç kaçıp kurtulacak bir yer var mıdır?
- **Ümit Şimşek Meali:** Biz onlardan önce nice nesiller helâk ettik ki, onlardan çok daha güçlüydüler; fakat diyar diyar kaçacak delik aradılar. Allah'ın azabından sığınılacak yer mi olur?
- **Yusuf Ali (English) Meali:** But how many generations before them did We destroy (for their sins),- stronger in power than they? Then did they wander through the land: was there any place of escape (for them)?

### 37. Ayet Mealleri

- **Ömer Çelik Meali:** Elbette bunda duyarlılığını yitirmemiş bir kalbi olan veya zihnini toparlayarak can kulağıyla dinleyen kimseler için gerçekten ibret alınacak bir hatırlatma vardır.
- **Diyanet Vakfı Meali:** Şüphesiz ki bunda aklı olan veya hazır bulunup kulak veren kimseler için bir öğüt vardır.
- **Diyanet İşleri (Eski) Meali:** Doğrusu bunda, kalbi olana veya hazır bulunup kulak verene ders vardır.
- **Diyanet İşleri (Yeni) Meali:** Şüphesiz bunda, aklı olan yahut hazır bulunup kulak veren kimseler için bir öğüt vardır.
- **Elmalılı Hamdi Yazır Meali:** Şüphesiz ki bunda kalbi olan ve hazır bulunup kulak veren kimse için elbette bir öğüt vardır.
- **Elmalılı Meali (Orjinal) Meali:** Şübhesiz ki bu söylenende kalbi olan yâhud şuhud halinde kulak tutan kimse için uyandıracak bir ıhtar vardır
- **Hasan Basri Çantay Meali:** Şübhesiz ki bunda aklı olan, yahud, kendisi huzuur (-ı kalb) içinde olarak, kulak veren kimseler için elbette bir öğüd (ve haatıra) vardır.
- **Hayrat Neşriyat Meali:** Şübhesiz ki bunda, kalbi olan veya (fikren) hazır bulunup kulak veren kimseler için gerçekten bir ibret vardır.
- **Ali Fikri Yavuz Meali:** Muhakkak ki bu sûrede anılanlarda, aklı olan, yahud kendisi huzurlu bir kalb içinde olduğu halde (nasihatlere) kulak veren kimse için, bir ihtar; (bir ibret dersi) vardır.
- **Ömer Nasuhi Bilmen Meali:** Şüphe yok ki, bunda elbette bir öğüt vardır, kendisi için bir kalb olan veya kendisi şahid olarak kulak veren kimse için.
- **Ümit Şimşek Meali:** İşte bunda kalbi olan veya görerek kulak veren kimseler için bir öğüt vardır.
- **Yusuf Ali (English) Meali:** Verily in this is a Message for any that has a heart and understanding or who gives ear and earnestly witnesses (the truth).

### 38. Ayet Mealleri

- **Ömer Çelik Meali:** Biz gökleri, yeri ve ikisi arasındakileri altı günde yarattık. Ama bize en küçük bir yorgunluk bile dokunmadı.
- **Diyanet Vakfı Meali:** Andolsun biz, gökleri, yeri ve ikisi arasında bulunanları altı günde yarattık. Bize hiçbir yorgunluk çökmedi.
- **Diyanet İşleri (Eski) Meali:** And olsun ki, gökleri, yeri ve ikisinin arasında bulunanları altı günde yarattık ve Biz bir yorgunluk da duymadık.
- **Diyanet İşleri (Yeni) Meali:** Andolsun, gökleri, yeri ve ikisi arasında bulunanları altı günde (altı evrede) yarattık. Bize bir yorgunluk da dokunmadı.
- **Elmalılı Hamdi Yazır Meali:** Andolsun ki biz gökleri, yeri ve ikisi arasındakileri altı günde yarattık, Bize hiçbir yorgunluk da dokunmadı.
- **Elmalılı Meali (Orjinal) Meali:** Şanım hakkiçin biz o Gökleri ve Yeri ve aralarındakileri altı günde halk ettik, bize bir yorgunluk da dokunmadı
- **Hasan Basri Çantay Meali:** Andolsun ki biz gökleri, yeri ve ikisi arasında bulunan şeyleri altı günde yaratmışızdır. Bize hiçbir yorgunluk da dokunmamışdır.
- **Hayrat Neşriyat Meali:** And olsun ki, gökleri ve yeri ve ikisi arasında bulunanları altı günde yarattık. Bize hiçbir yorgunluk da dokunmadı.
- **Ali Fikri Yavuz Meali:** Celâlim hakkı için, biz göklerle yeri ve aralarındakileri altı günde yarattık, bize bir yorgunluk da dokunmadı.
- **Ömer Nasuhi Bilmen Meali:** Kasem olsun ki, gökleri ve yeri ve bunların aralarındakilerini altı günde yarattık ve Bize yorgunluktan bir şey dokunmadı.
- **Ümit Şimşek Meali:** Biz gökleri, yeri ve ikisi arasındakileri altı günde yarattık da Bize hiçbir yorgunluk dokunmadı.
- **Yusuf Ali (English) Meali:** We created the heavens and the earth and all between them in Six Days, nor did any sense of weariness touch Us.

### 39. Ayet Mealleri

- **Ömer Çelik Meali:** O halde Rasûlüm, onların alay ve hakaret dolu sözlerine sabret; gerek güneşin doğuşundan önce, gerek batışından önce Rabbini övgüyle tesbih et!
- **Diyanet Vakfı Meali:** (Resûlüm!) Onların dediklerine sabret. Güneşin doğuşundan önce de, batışından önce de Rabbini hamd ile tesbih et.
- **Diyanet İşleri (Eski) Meali:** Söylediklerine sabret; Rabbini, güneşin doğmasından önce ve batışından önce överek tesbih et.
- **Diyanet İşleri (Yeni) Meali:** O hâlde onların söylediklerine sabret ve güneşin doğuşundan önce de, batışından önce de Rabbini hamd ederek tespih et.
- **Elmalılı Hamdi Yazır Meali:** Ey Muhammed! Onların söylediklerine karşı sabret. Güneşin doğuşundan önce (sabah namazını) ve batışından önce de (öğle ve ikindi namazalarını kılarak) Rabbini Hamd ile tesbih et.
- **Elmalılı Meali (Orjinal) Meali:** O halde onların lâflarına karşı sabret de rabbına hamd ile tesbih eyle güneş doğmadan evvel ve batmadan evvel
- **Hasan Basri Çantay Meali:** (Habîbim) ne derlerse sen (şimdilik) sabret. Rabbini, güneşin doğuşundan evvel ve batışından önce, hamd ile tesbîh (ve tenbîh) et.
- **Hayrat Neşriyat Meali:** (Habîbim, yâ Muhammed!) O hâlde (onların) söylediklerine sabret! Hem güneşin doğmasından önce ve batmasından önce Rabbine hamd ile (O'nu) tesbîh et (sabah, öğle ve ikindi namazlarını kıl)!
- **Ali Fikri Yavuz Meali:** O halde (Ey Rasûlüm, müşriklerin öldükten sonra dirilmeyi inkâr edişlerine dair) onların lâflarına karşı sabret de, Rabbini güneşin doğuşundan önce (sabah namazında) ve batmadan önce (öğle ile ikindi namazlarında) hamd ile tesbih et.
- **Ömer Nasuhi Bilmen Meali:** Artık dediklerine karşı sabret ve güneşin doğmasından evvel ve gurubundan evvel Rabbini hamd ile tesbih et.
- **Ümit Şimşek Meali:** Sen onların söylediklerine sabret; Rabbini güneşin doğuşundan ve batışından önce hamd ile tesbih et.
- **Yusuf Ali (English) Meali:** Bear, then, with patience, all that they say, and celebrate the praises of thy Lord, before the rising of the sun and before (its) setting.

### 40. Ayet Mealleri

- **Ömer Çelik Meali:** Gecenin bir bölümünde ve secdelerin ardından da O’nu tesbih et.
- **Diyanet Vakfı Meali:** Gecenin bir bölümünde ve secdelerin ardından da O'nu tesbih et.
- **Diyanet İşleri (Eski) Meali:** Geceleyin ve secdelerin ardından O'nu tesbih et.
- **Diyanet İşleri (Yeni) Meali:** Gecenin bir kısmında ve secdelerin ardından da O’nu tespih et.
- **Elmalılı Hamdi Yazır Meali:** Geceleyin (akşam ve yatsı namazlarını kılarak), namazlardan sonra da (vitir ve nafile kılarak) O'nu tesbih et.
- **Elmalılı Meali (Orjinal) Meali:** Geceden de tesbih et ona hem de secde arkalarında
- **Hasan Basri Çantay Meali:** Gecenin bir cüz'ünde ve secdelerin arkalarında da onu tesbîh et.
- **Hayrat Neşriyat Meali:** Gecenin bir kısmında ve secdelerin arkalarında da O'nu tesbîh et (akşam ve yatsı namazlarını ve sabah namazının sünnetini kıl ve ardındaki tesbîhâtı yap)!
- **Ali Fikri Yavuz Meali:** Bir de gecenin bir kısmında (akşam ve yatsı namazlarında) ve namazların sonlarında O'nu tesbih eyle.
- **Ömer Nasuhi Bilmen Meali:** Ve geceden de O'na tesbihte bulun ve secdelerin arkalarından da.
- **Ümit Şimşek Meali:** Gecenin bir kısmında ve secdelerin ardında da Onu tesbih et.
- **Yusuf Ali (English) Meali:** And during part of the night, (also,) celebrate His praises, and (so likewise) after the postures of adoration.

## Tefsir (36-40. ayetler)

### Ömer Çelik Tefsiri

Önceden
gelip geçen çok daha güçlü toplumlar, arzı delik deşik edip, her tarafı
dolaşarak ölümden kurtulmaya çare aradıkları halde, böyle bir çare
bulamamışlardır. Çünkü Allah Teâlâ’dan veya ölümden kaçacak bir yer bulmak
mümkün değildir. İdrak edecek bir vicdanı olan veya anlamak maksadıyla
dikkatlice kulak verip dinleyen kimseler bu gerçeği anlar; bundan ders ve ibret
alırlar. Gökleri, yeri ve bunlar arasında bulunan her şeyi yarattığı halde
kendine en küçük bir yorgunluk dokunmayan Allah Teâlâ’nın kudretini iyi tanımak
gerekir. O her an yaratmaya, yaratılışı döndürmeye devam etmektedir.
Dolayısıyla O, insanları öldükten sonra yeniden yaratmaya da kadirdir. O halde
Allah Teâlâ’nın istediği şekilde O’na kulluk ve ibâdet yapılmalıdır:



“Tesbih”ten
maksat namaz, zikir ve duadır. “Güneşin doğuşundan önce” sabah namazı, “güneşin
batışından önce” öyle ve ikindi namazı, “geceleyin” ise akşam, yatsı ve
teheccüd namazlarıdır. “Secdelerden sonraki tesbih”e gelince bundan maksat,
farzlardan sonra kılınan nafile namazlar ve yapılan diğer zikirlerdir.



Nitekim
Resûlullah (s.a.s.) farz namazın akabinde:



*“Allah’tan
başka hiçbir ilâh yoktur. O bir ve tektir. O’nun ortağı yoktur, mülk yalnız
O’nundur. Hamd yalnız O’nadır. O herşeye güç yetirendir. Al­lahım! Senin
verdiğini engelleyecek olamaz. Senin alıkoyduğunu da kimse veremez. Varlık
sahibi bir kimsenin varlığının sana karşı herhangi bir fayda­sı olamaz”* diye dua
ederdi. (Müslim, Mesâcid 137)



Rivayete
göre bir gün fakir muhacirlerden birkaçı Peygamberimiz’in huzurunda otururken:



“-
Ey Allah’ın Rasûlü, zenginler büyük dereceler elde ettiler” dediler.
Peygamberimiz:



*“-
Ne oldu?”*
diye sordu. Dediler ki:



“-
Bizim kıldığımız gibi zenginler de namaz kılıyor, bizim tuttuğumuz gibi onlar
da oruç tutuyor, fakat onlar sadaka veriyor biz veremiyoruz, onlar köle azad
ediyor biz edemiyoruz.”



Peygamberimiz
(s.a.s.) bunun üzerine şöyle buyurdu:



*“-
Ben size bir şey söyleyeyim mi? Onu yaparsanız, sizin yaptığınızı onların da
yapma ihtimali hariç, diğer insanlarla yarışırsınız. Bu da sizin her namazdan
sonra otuz üç kere Sübhanallah, otuz üç kere Elhamdülillah ve otuz üç kere
Allahü ekber demeğe devam etmenizdir.”*



Birkaç
gün sonra bu insanlar tekrar Peygamberimiz (s.a.s.)’e gelerek:



“-
Zengin kardeşlerimiz de bu sözü duymuşlar, onlar da bunu yapmaya başlamışlar”
deyince Peygamberimiz (s.a.s.):



*“-
Ne yapalım! Artık bu Allah’ın dilediğine verdiği bir lütfudur”* buyurdu.
(Müslim, Mesâcid 142)



Allah
Resûlü (s.a.s.) gece tesbihi hakkında da şöyle buyurur:



*“Geceleyin
uyanıp da*



لَا إِلٰهَ
اِلَّا اللّٰهُ وَحْدَهُ لَا شَر۪يكَ لَهُ، لَهُ الُمُلْكُ وَ لَهُ الْحَمْدُ وَ
هُوَ عَلٰي كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يرٌ.



سُبْحَانَ
اللّٰهِ وَ الْحَمْدُ لِلّٰهِ وَ لَا اِلٰهَ اِلَّا اللّٰهُ وَ اللّٰهُ اَكْبَرُ
وَ لَا حَوْلَ وَ لَا قُوَّةَ اِلَّا بِاللّٰهِ الْعَلِيِّ الْعَظ۪يم



* «Lâ
ilâhe illallûhu vahdehû lâ şerîke leh, lehü’1-mülkü ve lehü’l-hamdü ve hüve alâ
külli şey’in kadîr. Sübhânallâhi ve’1-hamdü lillâhi ve lâ ilâhe illallahu
vallahu ekber. Ve lâ havle ve lâ kuvvete illâ billahi’1-aliyyi’1-azîm» diyen,
sonra da bağışlanmayı dileyen bağışlanır, dua edenin duası ka­bul edilir,
abdest alanın ve namaz kılanın namazı makbul olur.”* (Buhârî,
Teheccüd 21)



Gece, gündüz, sabah ve akşam Allah Teâlâ’ya
kulluğa, O’nu zikir ve tesbihe devam etmek zarureti vardır. Çünkü bir
davetçinin çağrısına icâbet vakti hızla yaklaşmaktadır:

## Bağlantılar

- [Bu sayfanın HTML sürümü](https://www.kuranvemeali.com/kaf-suresi/40-ayeti-tefsiri)
- [40. ayet meali](https://www.kuranvemeali.com/kaf-suresi/40-ayeti-meali.md)
- [36-40. ayet tefsiri](https://www.kuranvemeali.com/kaf-suresi/36-ayeti-tefsiri.md)
- [Önceki ayet (39)](https://www.kuranvemeali.com/kaf-suresi/39-ayeti-tefsiri.md)
- [Sonraki ayet (41)](https://www.kuranvemeali.com/kaf-suresi/41-ayeti-tefsiri.md)
- [Kaf Sûresi](https://www.kuranvemeali.com/kaf-suresi.md)
- [Tüm sûreler](https://www.kuranvemeali.com/llms.txt)
