---
title: "Hûd Sûresi 81-83. Ayet Tefsiri"
sure: "Hûd"
sure_no: 11
ayet_no: 81
url: https://www.kuranvemeali.com/hud-suresi/81-ayeti-tefsiri
language: tr
source: Kuran ve Meali
---

# Hûd Sûresi 81. Ayet Tefsiri

> Kur'an-ı Kerim, Hûd Sûresi (11. sûre), 81. ayet. Kaynak: [Kuran ve Meali](https://www.kuranvemeali.com/hud-suresi/81-ayeti-tefsiri)

### 81. Ayet

## Arapça

قَالُوا يَا لُوطُ اِنَّا رُسُلُ رَبِّكَ لَنْ يَصِلُٓوا اِلَيْكَ فَاَسْرِ بِاَهْلِكَ بِقِطْعٍ مِنَ الَّيْلِ وَلَا يَلْتَفِتْ مِنْكُمْ اَحَدٌ اِلَّا امْرَاَتَكَۜ اِنَّهُ مُص۪يبُهَا مَٓا اَصَابَهُمْۜ اِنَّ مَوْعِدَهُمُ الصُّبْحُۜ اَلَيْسَ الصُّبْحُ بِقَر۪يبٍ

## Okunuşu

Kâlû yâ lûtu innâ rusulu rabbike len yasilû ileyk(e)(s) feesri bi-ehlike bikit’in mine-lleyli velâ yeltefit minkum ehadun illâ imraetek(e)(s) innehu musîbuhâ mâ esâbehum(c) inne mev’idehumu-ssubh(u)(c) eleyse-ssubhu bikarîb(in)

### 82. Ayet

## Arapça

فَلَمَّا جَٓاءَ اَمْرُنَا جَعَلْنَا عَالِيَهَا سَافِلَهَا وَاَمْطَرْنَا عَلَيْهَا حِجَارَةً مِنْ سِجّ۪يلٍۙ مَنْضُودٍۙ

## Okunuşu

Felemmâ câe emrunâ ce’alnâ ‘âliyehâ sâfilehâ veemtarnâ ‘aleyhâ hicâraten min siccîlin mendûd(in)

### 83. Ayet

## Arapça

مُسَوَّمَةً عِنْدَ رَبِّكَۜ وَمَا هِيَ مِنَ الظَّالِم۪ينَ بِبَع۪يدٍ۟

## Okunuşu

Musevvemeten ‘inde rabbik(e)(s) vemâ hiye mine-zzâlimîne bibe’îd(in)

## Mealler

### 81. Ayet Mealleri

- **Ömer Çelik Meali:** Melekler ona şöyle dediler: “Ey Lût! Şüphesiz ki biz Rabbinin elçileriyiz. Onlar senin kılına bile dokunamayacaklar. Gecenin bir vaktinde senden olanlarla beraber yola çık. İçinizden hiçbiriniz geri dönüp bakmasın. Ancak karın hâriç. Azgın topluma gelen azap onu da vuracaktır. Onlar için belirlenen azap zamanı, sabah vaktidir. Zâten sabah da yakın değil mi?”
- **Diyanet Vakfı Meali:** (Melekler) dediler ki: Ey Lût! Biz Rabbinin elçileriyiz. Onlar sana asla dokunamazlar. Sen gecenin bir kısmında ailenle (yola çıkıp) yürü. Karından başka sizden hiçbiri geride kalmasın. Çünkü onlara gelecek olan (azap) şüphesiz ona da isabet edecektir. Onlara vâdolunan (helâk) zamanı, sabah vaktidir. Sabah yakın değil mi?
- **Diyanet İşleri (Eski) Meali:** "Ey Lut! Biz Rabbinin elçileriyiz, onlar sana ilişemiyecekler; geceleyin bir ara, ailenle beraber yola çık; karının dışında kimse geri kalmasın. Doğrusu onların başına gelen onun başına da gelecektir. Vadeleri gün doğana kadardır. Gün doğması yakın değil mi?" dediler.
- **Diyanet İşleri (Yeni) Meali:** Konukları şöyle dedi: “Ey Lût! Biz Rabbinin elçileriyiz. Onlar sana asla ulaşamayacaklar. Geceleyin bir vakitte aileni al götür. İçinizden kimse ardına bakmasın. Ancak karın müstesna. (Onu bırak.) Çünkü onların (kavminin) başına gelecek olan azap, onun başına da gelecektir. Onların azabla buluşma zamanı sabahtır. Sabah yakın değil midir?!”
- **Elmalılı Hamdi Yazır Meali:** Melekler dediler: "Ey Lut! Şundan emin ol ki, biz Rabbinin elçileriyiz. Onlar sana asla zarar veremezler. Sen, gecenin bir kısmı olunca ailenle birlikte hemen buradan çık git. İçinizden hiç kimse geri kalmasın, eşin başka. Çünkü ona da onlara gelecek olan musibet gelecektir. Haberin olsun, helâk zamanları sabah vaktidir. Zaten sabah yakın değil mi?"
- **Elmalılı Meali (Orjinal) Meali:** Ya Lut! Dediler: emîn ol biz rabbının Resulleriyiz, onlar sana ihtimali yok el uzatamazlar, sen hemen ehlinle geceden bir kısmında yürü, içinizden hiç biri geri kalmasın, ancak karın, çünkü ona da onlara gelen musıbet gelecek, haberin olsun mev'ıdleri sabahdır, sabah, yakın değil mi?
- **Hasan Basri Çantay Meali:** (Elçi melekler): «Yâ Lût, emîn ol, biz Rabbinin elçileriyiz. Onlar sana kat'iyyen dokunamazlar. Sen hemen gecenin bir kısmında ailenle yürü (yola çık). İçinizden hiç biri geri kalmasın. Yalınız karın müstesna. Çünkü onlara (kavmine) isaabet edecek (azâb) hiç şübhesiz ona da çarpacakdır. Onlara va'd olunan (helak) zamanı sabah vaktidir. Sabah vaktı da yakın değil mi?» dediler.
- **Hayrat Neşriyat Meali:** (Melekler) dediler ki: “Ey Lût! Şübhesiz ki biz, Rabbinin elçileriyiz; (onlar) sana aslâ dokunamazlar; artık gecenin bir kısmında, âileni yola çıkar ve içinizden hiçkimse geri dönüp bakmasın! Karın müstesnâ! Çünki onlara gelen (azab) ona da isâbet edicidir. Muhakkak ki onlara va'd olunan azab zamânı, sabah vaktidir. Sabah (zâten) yakın değil mi?”
- **Ali Fikri Yavuz Meali:** (Elçi melekler) şöyle dediler: “- Ey Lût!” Gerçekten biz, Rabbinin elçileriyiz, onlar asla sana dokunamazlar. Hemen gecenin bir kısmında ev halkınla çık git ve içinizden hiç biri geri kalmasın; ancak karın müstesna. Çünkü kavmine isabet edecek azap, ona da gelecektir. Onların helâk zamanı, sabah vaktidir. Sabah, yakın değil mi?”
- **Ömer Nasuhi Bilmen Meali:** Dediler ki: «Ey Lût! Şüphe yok ki biz senin Rabbinin elçileriyiz. Onlar sana elbette kavuşamayacaklardır. Artık sen âilen ile gecenin bir kısmında yürü ve sizden hiçbir kimse geri kalmasın, zevcen ise müstesna. Şüphesiz ki onlara isabet edecek şey, ona da isabet edicidir. Muhakkak ki onların vaadedilen zamanları, sabah vaktidir, sabah vakti ise yakın değil midir?»
- **Ümit Şimşek Meali:** Konuklar dediler ki: “Ey Lût, biz Rabbinin elçileriyiz. Onlar sana el uzatamazlar. Gecenin bir vaktinde ailenle birlikte yola çık. Hiçbiriniz geri dönüp bakmasın. Ancak karın müstesna; kavminin başına gelen onun da başına gelecektir. Onların vadesi sabah vaktidir. Sabah ise yakın değil mi?
- **Yusuf Ali (English) Meali:** (The Messengers) said: "O Lut! We are Messengers from thy Lord! By no means shall they reach thee! now travel with thy family while yet a part of the night remains, and let not any of you look back: but thy wife (will remain behind): To her will happen what happens to the people. Morning is their time appointed: Is not the morning nigh?"

### 82. Ayet Mealleri

- **Ömer Çelik Meali:** Nihâyet azab emrimiz gelince, günahlarla kirlenmiş o memleketin üstünü altına getirdik; üzerlerine de ateşte pişirilmiş taşları peş peşe yağdırdık.
- **Diyanet Vakfı Meali:** Emrimiz gelince, oranın altını üstüne getirdik ve üzerlerine (balçıktan) pişirilip istif edilmiş taşlar yağdırdık.
- **Diyanet İşleri (Eski) Meali:** 82,83. Buyruğumuz gelince oraların altını üstüne getirdik; üzerine Rabbinin katından, işaretli olarak yığın yığın sert taş yağdırdık. Bunlar zalimlerden hiçbir zaman uzak olmayacaktır.
- **Diyanet İşleri (Yeni) Meali:** 82,83. (Azap) emrimiz gelince oranın altını üstüne getirdik. Üzerine de Rabbinin katında işaretlenmiş pişirilmiş balçıktan taşlar yağdırdık. Bunlar zalimlerden uzak değildir.
- **Elmalılı Hamdi Yazır Meali:** Ne zaman ki, emrimiz geldi, o ülkenin altını üstüne getirdik ve üzerlerine istif edilip pişirilmiş çamurdan taşlar yağdırdık.
- **Elmalılı Meali (Orjinal) Meali:** Vaktâ ki emrimiz geldi o memleketin üstünü altına geçirdik ve üzerlerine istif edilmiş siccîlden taşlar yağdırdık
- **Hasan Basri Çantay Meali:** 82,83. Vaktaki (azâb) emrimiz geldi, (o memleketin) üstünü altına getirdik ve tepelerine balçıkdan pişirilmiş, istif edilmiş taşlar yağdırdik ki onlar Rabbinin katında hep damgalanmışlardı. Onlar zaalimlerden uzak değildir.
- **Hayrat Neşriyat Meali:** Nihâyet (azâb) emrimiz gelince oranın üstünü altına getirdik ve üzerlerine(balçıktan) pişirilmiş, arka arkaya dizilmiş taşlar yağdırdık!
- **Ali Fikri Yavuz Meali:** Onlara azab emrimiz gelince, o memleketin üstünü altına getirdik ve üzerlerine, arka arkaya ateşte pişirilmiş çamurdan taşlar yağdırdık.
- **Ömer Nasuhi Bilmen Meali:** Vaktâ ki, emrimiz geldi, onun (o yurdun) üstünü altına çevirdik ve onun üzerine ateşte pişirilmiş, birbirine bitişik bulunmuş balçıktan taşlar yağdırdık.
- **Ümit Şimşek Meali:** Emrimiz geldiğinde, oranın altını üstüne getirdik ve başlarına ateşte pişmiş taşları peş peşe yağdırdık.
- **Yusuf Ali (English) Meali:** When Our Decree issued, We turned (the cities) upside down, and rained down on them brimstones hard as baked clay, spread, layer on layer,-

### 83. Ayet Mealleri

- **Ömer Çelik Meali:** O taşlar, Rabbin tarafından işaretlenmiş, her birinin kimi vuracağı belirlenmişti. Böyle bir taş yağmuru, her dönemde ve her yerdeki zâlimlerden uzak değildir.
- **Diyanet Vakfı Meali:** (O taşlar:) Rabbin katında işaretlenerek (yağdırılmıştır). Onlar zalimlerden uzak değildir.
- **Diyanet İşleri (Eski) Meali:** 82,83. Buyruğumuz gelince oraların altını üstüne getirdik; üzerine Rabbinin katından, işaretli olarak yığın yığın sert taş yağdırdık. Bunlar zalimlerden hiçbir zaman uzak olmayacaktır.
- **Diyanet İşleri (Yeni) Meali:** 82,83. (Azap) emrimiz gelince oranın altını üstüne getirdik. Üzerine de Rabbinin katında işaretlenmiş pişirilmiş balçıktan taşlar yağdırdık. Bunlar zalimlerden uzak değildir.
- **Elmalılı Hamdi Yazır Meali:** Bu taşlar Rabbinin katında damgalanmışlardı. Bunlar zalimlerden uzak şeyler değildir.
- **Elmalılı Meali (Orjinal) Meali:** Ki rabbının ındinde damgalanmışlar, ve bunlar zalimlerden baîd değildir
- **Hasan Basri Çantay Meali:** 82,83. Vaktaki (azâb) emrimiz geldi, (o memleketin) üstünü altına getirdik ve tepelerine balçıkdan pişirilmiş, istif edilmiş taşlar yağdırdik ki onlar Rabbinin katında hep damgalanmışlardı. Onlar zaalimlerden uzak değildir.
- **Hayrat Neşriyat Meali:** (Ki bu taşlar) Rabbinin katında (her taşın kime isâbet edeceği dahi belli olarak)damgalanmıştır. Hem o (taşlar), zâlimlerden uzak değildir!
- **Ali Fikri Yavuz Meali:** Ki onlar, Rabbinin katında (hükmünde) azab için damgalanmışlardı. Bu taşlar, senin ümmetinin zalimlerinden de uzak değildir. (Onların da başına yağar.)
- **Ömer Nasuhi Bilmen Meali:** (O taşlar) Rabbin indinde nişanlanmış idi, ve o, zalimlerden uzak değildir.
- **Ümit Şimşek Meali:** O taşlar Rabbinin katında işaretlenmişti. Böyle bir azap zalimlerden hiçbir zaman uzak değildir.
- **Yusuf Ali (English) Meali:** Marked as from thy Lord: Nor are they ever far from those who do wrong!

## Tefsir (81-83. ayetler)

### Ömer Çelik Tefsiri

Melekler,
Hz. Lût’un kendileri için ne kadar zor durumda kaldığını ve nasıl çırpındığını
görünce hemen gerçeği açıkladılar: Kendilerinin azgın kavmi helak etmek üzere
Allah tarafından gönderilen melekler olduklarını, dolayısıyla kavmin onlara bir
kötülük yapmasının mümkün olmadığını söylediler. Fakat artık o bedbaht
kimselerin helak edilme vakitleri gelmişti. Melekler Lût (a.s.)’a bunu haber
verdiler. Gecenin bir vaktinde inananlarla birlikte bölgeyi terk etmelerini,
geride hiç kimsenin kalmamasını istediler. Ancak Hz. Lût’un karısı istisnâ
edildi; o geride kalacak ve kavmin başına gelen azapla o da helak edilecekti.
Azabın gelme vakti de sabah vakti olacaktı. Nihâyet zaman doldu, Allah’ın azap
emri geldi. Lût kavminin yaşadığı bölgenin üstü altına getirildi. Allah katında
özel işaretlenmiş, kimin başına ineceği belirlenerek istif edilmiş, ateşte
pişmiş taşlar, üzerlerine yağmur gibi peş peşe yağdırıldı. Böylece helak
edildiler.

“Ateşte
pişirilmiş taş” tanımıyla ilk akla gelen şey bir yanardağ patlamasıdır. Yer
kabuğunun altında “kaynayan kayalar” şeklinde tarif edebileceğimiz erimiş
madenler, yanardağ patlamasıyla fırlatıldığında, şiddetli yer sarsıntılarının
eşliğinde, çevreye küller ve dumanlarla beraber, irili ufaklı taşlar ile
aralarından şimşekler çakan volkanik püskürtüler ve lav parçaları halinde âdeta
gülleler yağar. Allah’ın bu nevi azapları zalimlerden uzak değildir. Hangi zamanda
ve her nerede olurlarsa olsunlar zulmedenler, böyle ilâhî azaplara uğramaktan
korkarak, yaptıkları günah ve haksızlıklardan vazgeçsinler!






İnsanlık
tarihinin bir başka ibret verici sayfası da şudur:

## Bağlantılar

- [Bu sayfanın HTML sürümü](https://www.kuranvemeali.com/hud-suresi/81-ayeti-tefsiri)
- [81. ayet meali](https://www.kuranvemeali.com/hud-suresi/81-ayeti-meali.md)
- [81-83. ayet tefsiri](https://www.kuranvemeali.com/hud-suresi/81-ayeti-tefsiri.md)
- [Önceki ayet (80)](https://www.kuranvemeali.com/hud-suresi/80-ayeti-tefsiri.md)
- [Sonraki ayet (84)](https://www.kuranvemeali.com/hud-suresi/84-ayeti-tefsiri.md)
- [Hûd Sûresi](https://www.kuranvemeali.com/hud-suresi.md)
- [Tüm sûreler](https://www.kuranvemeali.com/llms.txt)
