---
title: "Hûd Sûresi 41-43. Ayet Tefsiri"
sure: "Hûd"
sure_no: 11
ayet_no: 42
url: https://www.kuranvemeali.com/hud-suresi/42-ayeti-tefsiri
language: tr
source: Kuran ve Meali
---

# Hûd Sûresi 42. Ayet Tefsiri

> Kur'an-ı Kerim, Hûd Sûresi (11. sûre), 42. ayet. Kaynak: [Kuran ve Meali](https://www.kuranvemeali.com/hud-suresi/42-ayeti-tefsiri)

### 41. Ayet

## Arapça

وَقَالَ ارْكَبُوا ف۪يهَا بِسْمِ اللّٰهِ مَجْرٰۭۙيهَا وَمُرْسٰيهَاۜ اِنَّ رَبّ۪ي لَغَفُورٌ رَح۪يمٌ

## Okunuşu

Vekâle-rkebû fîhâ bismi(A)llâhi mecrâhâ vemursâhâ(c) inne rabbî leġafûrun rahîm(un)

### 42. Ayet

## Arapça

وَهِيَ تَجْر۪ي بِهِمْ ف۪ي مَوْجٍ كَالْجِبَالِ وَنَادٰى نُوحٌۨ ابْنَهُ وَكَانَ ف۪ي مَعْزِلٍ يَا بُنَيَّ ارْكَبْۭۗ مَعَنَا وَلَا تَكُنْ مَعَ الْكَافِر۪ينَ

## Okunuşu

Vehiye tecrî bihim fî mevcin kelcibâli venâdâ nûhun(i)-bnehu vekâne fî ma’zilin yâ buneyye-rkeb me’anâ velâ tekun me’a-lkâfirîn(e)

### 43. Ayet

## Arapça

قَالَ سَاٰو۪ٓي اِلٰى جَبَلٍ يَعْصِمُن۪ي مِنَ الْمَٓاءِۜ قَالَ لَا عَاصِمَ الْيَوْمَ مِنْ اَمْرِ اللّٰهِ اِلَّا مَنْ رَحِمَۚ وَحَالَ بَيْنَهُمَا الْمَوْجُ فَكَانَ مِنَ الْمُغْرَق۪ينَ

## Okunuşu

Kâle seâvî ilâ cebelin ya’simunî mine-lmâ-/(i)(c) kâle lâ ‘âsime-lyevme min emri(A)llâhi illâ men rahim(e)(c) vehâle beynehumâ-lmevcu fekâne mine-lmuġrakîn(e)

## Mealler

### 41. Ayet Mealleri

- **Ömer Çelik Meali:** Nûh dedi ki: “Gemiye binin! Onun akıp gitmesi de durması da Allah’ın ismiyledir. Şüphesiz ki Rabbim çok bağışlayıcıdır, engin merhamet sahibidir.”
- **Diyanet Vakfı Meali:** (Nuh) dedi ki: «Gemiye binin! Onun yüzüp gitmesi de, durması da Allah'ın adıyladır. Şüphesiz ki Rabbim çok bağışlayan, pek esirgeyendir.»
- **Diyanet İşleri (Eski) Meali:** Allah "Oraya binin; yürümesi ve durması Allah'ın ismiyledir, Rabbin bağışlar ve merhamet eder" dedi.
- **Diyanet İşleri (Yeni) Meali:** (Nûh), “Binin ona. Onun yüzüp gitmesi de durması da Allah’ın adıyladır. Şüphesiz Rabbim çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.” dedi.
- **Elmalılı Hamdi Yazır Meali:** Nuh dedi ki; "Allah'ın adıyla binin içine. Onun akışı da, duruşu da (O'nun adıyladır). Hiç şüphesiz Rabbim gerçekten çok bağışlayıcı, çok esirgeyicidir.
- **Elmalılı Meali (Orjinal) Meali:** binin içine, Allahın ismile mecrasında da mürsâsında da, hakıkat rabbım şüphesiz bir gafuri rahîmdir
- **Hasan Basri Çantay Meali:** (Nuh) dedi ki: «Binin içerisine. Onun akması da, durması da Allahın adıyladır. Seksiz şübhesiz Rabbim çok yarlığayıcıdır, çok esirgeyicidir».
- **Hayrat Neşriyat Meali:** (Nûh) dedi ki: “Ona binin; onun akıp gitmesi de durması da Allah'ın ismiyledir. Şübhesiz ki Rabbim, elbette Gafûr (çok bağışlayan)dır, Rahîm (çok merhamet eden)dir.”
- **Ali Fikri Yavuz Meali:** Nûh dedi ki: “- Her duruşunda ve gidişinde Allah'ın ismiyle (besmele getirmek üzere) binin gemiye (veya besmele getirerek gemiye binin. Onun gidişi de, duruşu da Allah'ın kudretiyledir). Gerçekten Rabbim Gafûr'dur, Rahîm'dir. “
- **Ömer Nasuhi Bilmen Meali:** Ve dedi ki: «Onun içine akması ve durması anında da Allah Teâlâ'nın ismini yâd-ederek binin. Şüphe yok ki, Rabbim gafûrdur, rahîmdir.»
- **Ümit Şimşek Meali:** Nuh “Gemiye binin,” dedi. “Onun yüzmesi de, durması da Allah'ın adıyladır. Rabbim ise çok bağışlayıcı, çok merhamet edicidir.”
- **Yusuf Ali (English) Meali:** So he said: "Embark ye on the Ark, In the name of Allah, whether it move or be at rest! For my Lord is, be sure, Oft-Forgiving, Most Merciful!"

### 42. Ayet Mealleri

- **Ömer Çelik Meali:** Sular her tarafı kapladığında, gemi yolcularıyla birlikte dağlar gibi dalgalar arasında süzülmeye başladı. Nûh, geminin dışında bir kenarda bulunan oğluna: “Evlâdım, bizimle birlikte gemiye bin de kâfirlerle beraber olma!” diye seslendi.
- **Diyanet Vakfı Meali:** Gemi, dağlar gibi dalgalar arasında onları götürüyordu. Nuh, gemiden uzakta bulunan oğluna: Yavrucuğum! (Sen de) bizimle beraber bin, kâfirlerle beraber olma! diye seslendi.
- **Diyanet İşleri (Eski) Meali:** Gemi, dağlar gibi dalgalar içinde onları götürürken, Nuh, bir kenarda ayrı kalmış olan oğluna "Ey oğulcuğum! Bizimle beraber gel, kafirlerle birlik olma" diye seslendi.
- **Diyanet İşleri (Yeni) Meali:** Gemi, dağlar gibi dalgalar arasında onları götürüyordu. Nûh, ayrı bir yere çekilmiş olan oğluna, “Yavrucuğum, bizimle beraber sen de bin, inkârcılarla birlikte olma” diye seslendi.
- **Elmalılı Hamdi Yazır Meali:** Gemi içindekilerle birlikte, dağlar gibi dalgalar arasında akıp gidiyordu. Nuh ayrı bir yere çekilmiş olan oğluna bağırdı: "Yavrucuğum, gel, bizimle beraber bin! Kâfirlerle beraber olma!"
- **Elmalılı Meali (Orjinal) Meali:** Gemi, içindekilerle birlikte dağlar gibi dalgalar içinde akıp gidiyordu, Nuh, oğluna bağırdı, ayrı bir yere çekilmişti, ay oğlum, gel bizimle beraber bin, kâfirlerle beraber olma dedi
- **Hasan Basri Çantay Meali:** O (gemi) bunları dağlar gibi dalga (lar) içinden akıtıb götürüyordu. Nuh ayrı bir yere çekilmiş olan oğluna bağırdı: «Oğulcağızım, (gel) bizim yanımıza sen de bin, kâfirlerden olma».
- **Hayrat Neşriyat Meali:** Ve o (gemi, sular her tarafı istîlâ ettiğinde) onlarla birlikte dağlar gibi dalga(lar)içinde akıp gidiyordu. Nûh, (kendilerinden) ayrı bir yerde bulunan oğluna (îmân eder ümîdiyle): “Ey oğulcuğum! Bizimle berâber (sen de) bin, kâfirlerle berâber olma!” diye seslendi.
- **Ali Fikri Yavuz Meali:** Gemi, onları, dağlar gibi dalgalar içinde yüzüp götürüyordu. Nûh, gemiden ayrı bir yerde olan oğluna bağırdı: “- Ey oğulcağızım! Gel, bizimle beraber bin. Kâfirlerle birlikte olma.”
- **Ömer Nasuhi Bilmen Meali:** Ve gemi onlar ile beraber dağlar gibi dalgalar içinde akıp gidiyordu. Ve Nûh, oğluna nidâ etti, o ayrı bir yere çekilmişti. «Ey oğlum! Bizimle beraber bin ve kâfirler ile beraber olma!» (dedi).
- **Ümit Şimşek Meali:** Gemi içindekilerle beraber dağ gibi dalgalar arasında yüzerken, Nuh, bir tarafa çekilmiş bulunan oğluna seslenerek, “Evlâdım, gel bizimle beraber gemiye bin de kâfirlerden olma” dedi.
- **Yusuf Ali (English) Meali:** So the Ark floated with them on the waves (towering) like mountains, and Noah called out to his son, who had separated himself (from the rest): "O my son! embark with us, and be not with the unbelievers!"

### 43. Ayet Mealleri

- **Ömer Çelik Meali:** Fakat oğlu: “Ben şöyle büyük bir dağa sığınırım, o da beni sulardan korur” diye karşılık verdi. Nûh: “Bugün, merhamet edip korudukları dışında, hiçbir kimse bir başkasını Allah’ın helâk emrinden kurtaramaz” dedi. Birden aralarına dalga giriverdi de o âsi oğul boğulanlardan oldu.
- **Diyanet Vakfı Meali:** Oğlu: Beni sudan koruyacak bir dağa sığınacağım, dedi. (Nuh): «Bugün Allah'ın emrinden (azabından), merhamet sahibi Allah'tan başka koruyacak kimse yoktur» dedi. Aralarına dalga girdi, böylece o da boğulanlardan oldu.
- **Diyanet İşleri (Eski) Meali:** Oğlu: "Dağa sığınırım, beni sudan kurtarır" deyince, Nuh: "Bugün Allah'ın buyruğundan O'nun acıdıkları dışında kurtulacak yoktur" dedi. Aralarına dalga girdi, oğlu da boğulanlara karıştı.
- **Diyanet İşleri (Yeni) Meali:** O, “Ben, kendimi sudan koruyacak bir dağa sığınacağım” dedi. Nûh, “Bugün Allah’ın rahmet ettikleri hariç, O’nun azabından korunacak hiç kimse yoktur” dedi. Derken aralarına dalga giriverdi de oğlu boğulanlardan oldu.
- **Elmalılı Hamdi Yazır Meali:** O, dedi ki; "Ben, beni sudan koruyacak bir dağa çıkacağım". Nuh da "Bu gün Allah'ın merhamet ettiğinden başkasını, Allah'ın bu emrinden koruyacak kimse yoktur." dedi. Derken dalga aralarına giriverdi. O da boğulanlardan oldu.
- **Elmalılı Meali (Orjinal) Meali:** O, ben: beni sudan koruyacak bir dağa sığınacağım dedi, bu gün, dedi: Allahın emrinden koruyacak yoktur, meğer ki o rahmet buyıra derken, dalga aralarına giriverdi, o da boğulanlardan oldu
- **Hasan Basri Çantay Meali:** O, dedi ki: «Bir dağa sığınırım, o beni sudan korur». (Nuh da şöyle) dedi: «Bu gün Allahın emrinden, esirgeyen kendinden başka, hiç bir koruyucu yokdur», ikisinin arasına dalga girdi, o da boğulanlardan oldu.
- **Hayrat Neşriyat Meali:** (Oğlu yine de îmân etmekten kaçınarak:) “Beni sudan muhâfaza edecek bir dağa sığınacağım” dedi. (Nûh:) “Bugün (Allah'ın) merhamet ettiği kimse müstesnâ, Allah'ın emrinden (azâbından) koruyucu kimse yoktur!” dedi. Ve aralarına dalga girdi de (artık o)boğulanlardan oldu.
- **Ali Fikri Yavuz Meali:** O, (babasına) dedi ki: “- Beni sudan koruyacak bir dağa sığınırım.” Babası şöyle dedi: “- Bugün Allah'ın emrinden koruyacak yoktur. Meğer ki, Allah iman nasip etmekle rahmet buyursun.” Nihayet, ikisinin arasına dalga girdi, o da boğulanlardan oldu.
- **Ömer Nasuhi Bilmen Meali:** Dedi ki: «Ben bir dağa sığınacağım, beni sudan korur.» (Nûh da) Dedi ki: «Bugün Allah'ın emrinden koruyacak yoktur, O'nun rahmet ettiği müstesna.» Ve ikisinin arasına dalga giriverdi de o boğulanlardan oldu.
- **Ümit Şimşek Meali:** O ise “Bir dağa sığınırım, o beni sudan korur” diye cevap verdi. Nuh dedi ki: “Bugün Allah'ın merhamet ettiklerinden başkasını Onun emrinden hiç kimse kurtaramaz.” Derken aralarına dalga girdi, o da boğulup gitti.
- **Yusuf Ali (English) Meali:** The son replied: "I will betake myself to some mountain: it will save me from the water." Noah said: "This day nothing can save, from the command of Allah, any but those on whom He hath mercy! "And the waves came between them, and the son was among those overwhelmed in the Flood.

## Tefsir (41-43. ayetler)

### Ömer Çelik Tefsiri

Hz.
Nûh, gemiye yüklenmesi emredilen yükleri ve canlıları yükledikten sonra
beraberindeki mü’minlere “bismillâh”
diyerek gemiye binmelerini söyledi. Geminin akıp gidişinin de, demirleyip
duruşunun da Allah’ın ismiyle olduğunu haber verdi. Yani onun gitmesi de
durması da ancak Allah’ın gücü, kuvveti ve izniyledir. Onu “bismillâh” diyerek
çalıştırmak ve “bismillâh” diyerek durdurmak mümkün olabilir. Gemi ancak
Allah’ın lutuf ve yardımı ile kurtulabilecektir. Allah’ın yardımı olmadan
hiçbir geminin böylesi dağlar gibi dalgalara dayanması mümkün değildir. Nitekim
rivayete göre Hz. Nûh geminin hareket etmesini istediği zaman “bismillâh”
demiş, gemi hareket etmiştir. Geminin durmasını istediği zaman da yine
“bismillâh” demiş ve gemi durmuştur. Cenâb-ı Hak Hz. Nûh ve ona iman edenleri,
rahmet ve mağfiret edici sıfatlarının bir tecellisi olarak kurtarmıştır. Burada
Allah Teâlâ’nın bu iki sıfatının zikredilmesi, mü’minlerin kurtulmayı hak
ettiklerinden dolayı değil de, sırf Cenâb-ı Hakk’ın lutfu, bağışlaması ve
rahmeti sebebiyle kurtulduklarına bir delâlet vardır.

Gökten
ve yerden sular coşup taştı ve Allah’ın takdir buyurduğu bir seviyeye ulaştı.
(Kamer 54/12) Gemi hareket etti, dağlar gibi dalgalar arasında, içindekilerle
beraber akıp gitmeye başladı. Hz. Nûh’un bir oğlu iman etmemiş ve gemiye
binmemişti. Geminin dışında ayrı ve uzak bir yerde duruyordu. Nûh (a.s.)
babalık şefkatiyle ona seslenerek gelip gemiye binmesini ve kurtulmasını
istedi. Kâfirlerden olmamasını öğütledi. Allah’tan başka bugün kimsenin kimseyi
kurtarmaya gücü yetmeyeceğini, ancak Allah’ın merhamet ettiği talihli kulların
helakten kurtulabileceğini söyledi. Fakat oğlu bu şefkatli seslenişe
kulaklarını kapadı, olan bitenin sıradan bir hâdise olduğunu, dolayısıyla dağa
tırmanarak tufandan kurtulacağını sandı. Fakat iş sandığı gibi olmadı, bir
dalga gelerek onu suların içine gömdü; boğularak helak olup gitti.






Geminin
ve içindekilerinin akıbetine gelince:

## Bağlantılar

- [Bu sayfanın HTML sürümü](https://www.kuranvemeali.com/hud-suresi/42-ayeti-tefsiri)
- [42. ayet meali](https://www.kuranvemeali.com/hud-suresi/42-ayeti-meali.md)
- [41-43. ayet tefsiri](https://www.kuranvemeali.com/hud-suresi/41-ayeti-tefsiri.md)
- [Önceki ayet (41)](https://www.kuranvemeali.com/hud-suresi/41-ayeti-tefsiri.md)
- [Sonraki ayet (44)](https://www.kuranvemeali.com/hud-suresi/44-ayeti-tefsiri.md)
- [Hûd Sûresi](https://www.kuranvemeali.com/hud-suresi.md)
- [Tüm sûreler](https://www.kuranvemeali.com/llms.txt)
