---
title: "Hac Sûresi 26-29. Ayet Tefsiri"
sure: "Hac"
sure_no: 22
ayet_no: 28
url: https://www.kuranvemeali.com/hac-suresi/28-ayeti-tefsiri
language: tr
source: Kuran ve Meali
---

# Hac Sûresi 28. Ayet Tefsiri

> Kur'an-ı Kerim, Hac Sûresi (22. sûre), 28. ayet. Kaynak: [Kuran ve Meali](https://www.kuranvemeali.com/hac-suresi/28-ayeti-tefsiri)

### 26. Ayet

## Arapça

وَاِذْ بَوَّأْنَا لِاِبْرٰه۪يمَ مَكَانَ الْبَيْتِ اَنْ لَا تُشْرِكْ ب۪ي شَيْـًٔا وَطَهِّرْ بَيْتِيَ لِلطَّٓائِف۪ينَ وَالْقَٓائِم۪ينَ وَالرُّكَّعِ السُّجُودِ

## Okunuşu

Ve-iż bevve/nâ li-ibrâhîme mekâne-lbeyti en lâ tuşrik bî şey-en vetahhir beytiye littâ-ifîne velkâ-imîne ve-rrukke’i-ssucûd(i)

### 27. Ayet

## Arapça

وَاَذِّنْ فِي النَّاسِ بِالْحَجِّ يَأْتُوكَ رِجَالًا وَعَلٰى كُلِّ ضَامِرٍ يَأْت۪ينَ مِنْ كُلِّ فَجٍّ عَم۪يقٍۙ

## Okunuşu

Veeżżin fî-nnâsi bilhacci ye/tûke ricâlen ve’alâ kulli dâmirin ye/tîne min kulli feccin ‘amîk(in)

### 28. Ayet

## Arapça

لِيَشْهَدُوا مَنَافِعَ لَهُمْ وَيَذْكُرُوا اسْمَ اللّٰهِ ف۪ٓي اَيَّامٍ مَعْلُومَاتٍ عَلٰى مَا رَزَقَهُمْ مِنْ بَه۪يمَةِ الْاَنْعَامِۚ فَكُلُوا مِنْهَا وَاَطْعِمُوا الْبَٓائِسَ الْفَق۪يرَۘ

## Okunuşu

Liyeşhedû menâfi’a lehum veyeżkurû-sma(A)llâhi fî eyyâmin ma’lûmâtin ‘alâ mâ razekahum min behîmeti-l-en’âm(i)(s) fekulû minhâ veat’imû-lbâ-ise-lfakîr(a)

### 29. Ayet

## Arapça

ثُمَّ لْيَقْضُوا تَفَثَهُمْ وَلْيُوفُوا نُذُورَهُمْ وَلْيَطَّوَّفُوا بِالْبَيْتِ الْعَت۪يقِ

## Okunuşu

Śumme-lyakdû tefeśehum velyûfû nużûrahum velyattavvefû bilbeyti-l’atîk(i)

## Mealler

### 26. Ayet Mealleri

- **Ömer Çelik Meali:** Bir vakit İbrâhim’e Kâbe’nin yerini hazırlayıp göstermiş ve şöyle buyurmuştuk: “Bana hiçbir şeyi ortak koşma. Evimi, onu tavaf edecekler, huzurumda ibâdete duracaklar, rukûya varıp secde edecekler için her türlü kirden temiz tut!”
- **Diyanet Vakfı Meali:** Bir zamanlar İbrahim'e Beytullah'ın yerini hazırlamış ve (ona şöyle demiştik): Bana hiçbir şeyi eş tutma; tavaf edenler, ayakta ibadet edenler, rükû ve secdeye varanlar için evimi temiz tut.
- **Diyanet İşleri (Eski) Meali:** "Bana hiçbir şeyi ortak koşma; tavaf edenler, orada kıyama duranlar, rüku edenler ve secdeye varanlar için Evimi temiz tut" diye İbrahim'i Kabe'nin yerine yerleştirmiştik.
- **Diyanet İşleri (Yeni) Meali:** Hani biz İbrahim’e, Kâbe’nin yerini, “Bana hiçbir şeyi ortak koşma; evimi, tavaf edenler, namaz kılanlar, rükû ve secde edenler için temizle” diye belirlemiştik.
- **Elmalılı Hamdi Yazır Meali:** Bir zamanlar Kâbe'nin yerini İbrahim'e şu şekilde hazırlamıştık: Sakın bana hiçbir şeyi ortak koşma; tavaf edenler, orada (kıyama) duranlar, ruku edenler ve secdeye varanlar için evimi tertemiz et.
- **Elmalılı Meali (Orjinal) Meali:** Hem unutma o vakti ki o beytin yerini İbrahime şöyle diye hazırlamıştık: sakın bana hiç bir şey şirk koşma, ve beytimi dolaşanlar ve duranlar ve ruküa sücude varanlar için tertemiz et
- **Hasan Basri Çantay Meali:** Hatırla o zamanı ki biz Beytin yerini İbrâhîme: «Bana hiç bir şey'i eş tutma, Beytini tavaaf edenler, kıyam edenler, rükû' ve sücûd edenler için iyice temizle» diye merci' yapmışdık.
- **Hayrat Neşriyat Meali:** Ve bir zaman İbrâhîm'e, (tufandan dolayı nerede olduğunu bulamadığı) Beyt'in(Kâ'be'nin) yerini (onu yeniden binâ etmesi için) göstermiş (ve ona şöyle emretmiş)tik: “Bana hiçbir şeyi ortak koşma! Tavâf edenler, (o bölgede) oturanlar (yerli olanlar), rükû' ve secde edenler için beytimi temiz tut!”
- **Ali Fikri Yavuz Meali:** (Ey Rasûlüm), hatırla o zamanı ki, biz Kâbe'nin yerini İbrahîm'e beyan etmiş ve ona: “-Bana hiç bir şeyi ortak koşma. Beyt'imi de tavaf edenler için, orada oturanlar, rükû ve secdeye varanlar için iyice temizle.” diye vahy etmiştik.
- **Ömer Nasuhi Bilmen Meali:** Ve yâd et ki, İbrahim'e Beyt-i Şerif'in yerini bir makam kılmıştık, «Bana bir şeyi şerik koşma ve Benim beytimi tavaf edenler için ve mukim olanlar için ve rükû ve secde edenler için tertemiz tut,» diye (hazırlamıştık).
- **Ümit Şimşek Meali:** Vaktiyle Biz İbrahim'e Beytin yerini göstermiş ve şöyle buyurmuştuk: “Hiçbir şeyi Bana ortak koşma; Beytimi de, tavaf edenler, Allah huzurunda duranlar, rükû ve secde edenler için temiz tut.
- **Yusuf Ali (English) Meali:** Behold! We gave the site, to Abraham, of the (Sacred) House, (saying): "Associate not anything (in worship) with Me; and sanctify My House for those who compass it round, or stand up, or bow, or prostrate themselves (therein in prayer).

### 27. Ayet Mealleri

- **Ömer Çelik Meali:** “Bütün insanlara haccı ilan et ki, gerek yaya olarak gerekse çok uzak diyarlardan yola çıkan ve yolculuktan zayıf düşmüş yorgun develer üzerinde sana gelsinler!”
- **Diyanet Vakfı Meali:** 27, 28. İnsanlar arasında haccı ilân et ki, gerek yaya olarak, gerekse nice uzak yoldan gelen yorgun argın develer üzerinde, kendilerine ait bir takım yararları yakînen görmeleri, Allah'ın kendilerine rızık olarak verdiği kurbanlık hayvanlar üzerine belli günlerde Allah'ın ismini anmaları (kurban kesmeleri için) sana (Kâbe'ye) gelsinler. Artık ondan hem kendiniz yeyin, hem de yoksula, fakire yedirin.
- **Diyanet İşleri (Eski) Meali:** İnsanları hacca çağır; yürüyerek veya binekler üstünde uzak yollardan sana gelsinler.
- **Diyanet İşleri (Yeni) Meali:** İnsanlar arasında haccı ilan et ki, gerek yaya olarak, gerek uzak yollardan gelen yorgun develer üzerinde sana gelsinler.
- **Elmalılı Hamdi Yazır Meali:** İnsanları hacca çağır; yürüyerek veya incelmiş binekler üstünde (uzak yollardan) her derin vadiyi aşarak sana gelsinler.
- **Elmalılı Meali (Orjinal) Meali:** Ve umum nas içinde haccı i'lân eyle gelsinler sana: gerek yaya ve gerek her derin vadiden gelerek incelmiş her bir binid üzerinde
- **Hasan Basri Çantay Meali:** «İnsanlar içinde haccı i'lân et. Gerek yaya, gerek her uzak yoldan gelecek arık develerin üstünde (süvârî) olarak sana gelsinler».
- **Hayrat Neşriyat Meali:** “Ve insanlar içinde Hacc'ı i'lân et, gerek yaya olarak, gerekse bütün uzak yollardan gelen yorgun develer üzerinde sana gelsinler!”
- **Ali Fikri Yavuz Meali:** Bütün insanlara haccı ilân et; gerek yaya olarak, gerek her uzak yoldan binek üzerinde senin huzuruna gelsinler.
- **Ömer Nasuhi Bilmen Meali:** «Ve nâs arasında haccı ilân et, sana piyade olarak ve her bir geniş, uzak yoldan gelen zayıf develer üzerine binmiş olarak geliversinler.»
- **Ümit Şimşek Meali:** “İnsanlara da haccı duyur ki, yaya olarak yahut her türlü binek üzerinde, dünyanın dört bucağından sana gelsinler.
- **Yusuf Ali (English) Meali:** "And proclaim the Pilgrimage among men: they will come to thee on foot and (mounted) on every kind of camel, lean on account of journeys through deep and distant mountain highways;

### 28. Ayet Mealleri

- **Ömer Çelik Meali:** “Gelsinler de, hacda kendilerini bekleyen dünyevî ve uhrevî faydaları görsünler. Ayrıca Allah’ın onlara ihsân ettiği kurbanlık hayvanları, belirlenen günlerde üzerlerine Allah’ın adını anarak kessinler!” Bu hayvanların etinden hem siz yiyin, hem de darda kalmışlara ve yoksullara yedirin!
- **Diyanet Vakfı Meali:** 27, 28. İnsanlar arasında haccı ilân et ki, gerek yaya olarak, gerekse nice uzak yoldan gelen yorgun argın develer üzerinde, kendilerine ait bir takım yararları yakînen görmeleri, Allah'ın kendilerine rızık olarak verdiği kurbanlık hayvanlar üzerine belli günlerde Allah'ın ismini anmaları (kurban kesmeleri için) sana (Kâbe'ye) gelsinler. Artık ondan hem kendiniz yeyin, hem de yoksula, fakire yedirin.
- **Diyanet İşleri (Eski) Meali:** Taki kendi menfaatlerine şahid olsunlar; Allah'ın onlara rızık olarak verdiği hayvanları belli günlerde kurban ederken O'nun adını ansınlar. Siz de bunlardan yiyin, çaresiz kalmış yoksulu da doyurun.
- **Diyanet İşleri (Yeni) Meali:** Gelsinler ki, kendilerine ait birtakım menfaatlere şahit olsunlar ve Allah’ın kendilerine rızık olarak verdiği (kurbanlık) hayvanlar üzerine belli günlerde (onları kurban ederken) Allah’ın adını ansınlar. Artık onlardan siz de yiyin, yoksula fakire de yedirin.
- **Elmalılı Hamdi Yazır Meali:** Ta ki kendilerine ait birtakım menfaatlere şahid olsunlar; Allah'ın kendilerine rızık olarak verdiği hayvanları belli günlerde kurban ederken O'nun adını ansınlar. Siz de onlardan yiyin, yoksulu, fakiri de doyurun.
- **Elmalılı Meali (Orjinal) Meali:** Gelsinler kendilerine aid bir takım menfeatlere şâhid olsunlar ve En'am behîmelerinden kendilerine merzük buyurduğu kurbanlıklar üzerine ma'lûm günlerde Allahın ismini ansınlar da onlardan yeyin ve yoksulu, fakıri doyurun
- **Hasan Basri Çantay Meali:** «Tâki kendilerine âid menfeatlere şâhid (ve haazır) olsunlar. Allahın rızk olarak kendilerine verdiği dört ayaklı davarlar (kurbanlıklar) üzerine ma'lûm olan günlerde Allahın adını ansınlar. İşte bunlardan yeyin, yoksulu, fakîri de doyurun».
- **Hayrat Neşriyat Meali:** “Tâ ki kendilerine âid (dünyevî ve uhrevî) menfaatlere şâhid olsunlar ve (Allah'ın)kendilerine rızık olarak verdiği sağmal hayvanlar üzerine belli günlerde (onları kurban ederken) Allah'ın ismini zikretsinler! Artık (siz de) bunlardan yiyin, darda kalmış fakire de yedirin!”
- **Ali Fikri Yavuz Meali:** Tâ ki kendilerine ait menfaatlere şahid olsunlar ve Allah'ın kendilerine rızık olarak verdiği dört ayaklı hayvanlar (kurbanlıklar) üzerine belirli günlerde (kurban kesme günlerinde) Allah'ın adını ansınlar. İşte bu kurbanlıklardan yeyin ve muztar fakiri doyurun.
- **Ömer Nasuhi Bilmen Meali:** «Tâ ki, kendileri için birtakım menfaatlere şahit olsunlar ve kendilerini merzûk etmiş olduğumuz dört ayaklı kurbanlık hayvanlar üzerine malum olan günlerde Allah'ın ismini ansınlar. Artık onlardan yeyin ve yoksul fakirlere yediriniz.»
- **Ümit Şimşek Meali:** “Böylece haccın kendilerine sağlayacağı yararları görsünler ve belirli günlerde, Allah'ın kendilerine rızık olarak verdiği hayvanların üzerine Onun adını ansınlar. Sonra onlardan hem siz yiyin, hem de yoksullara ve darlığa düşmüş kimselere yedirin.
- **Yusuf Ali (English) Meali:** "That they may witness the benefits (provided) for them, and celebrate the name of Allah, through the Days appointed, over the cattle which He has provided for them (for sacrifice): then eat ye thereof and feed the distressed ones in want.

### 29. Ayet Mealleri

- **Ömer Çelik Meali:** “Sonra gerekli temizlikleri yaparak kirlerini gidersinler, adaklarını yerine getirsinler ve o Beyt-i Atîk’i tavaf etsinler!”
- **Diyanet Vakfı Meali:** Sonra kirlerini gidersinler; adaklarını yerine getirsinler ve o Eski Ev'i (Kâbe'yi) tavaf etsinler.
- **Diyanet İşleri (Eski) Meali:** Sonra kirlerini giderip temizlensinler. Adaklarını yerine getirsinler. Kabe'yi tavaf etsinler.
- **Diyanet İşleri (Yeni) Meali:** Sonra kirlerini gidersinler, adaklarını yerine getirsinler ve Beyt-i Atik’i (Kâbe’yi) tavaf etsinler.
- **Elmalılı Hamdi Yazır Meali:** Sonra kirlerini giderip temizlensinler. Adaklarını yerine getirsinler. Kâbeyi tavaf etsinler.
- **Elmalılı Meali (Orjinal) Meali:** Sonra kirlerini atsınlar ve adaklarını yerine getirsinler ve o Beyti atikı tavaf etsinler
- **Hasan Basri Çantay Meali:** «Sonra kirlerini gidersinler. Adaklarını yerine getirsinler ve o Beyt-i atıykı tavaaf etsinler».
- **Hayrat Neşriyat Meali:** “Sonra (vücudlarındaki) kirlerini gidersinler, adaklarını yerine getirsinler ve Beyt-i Atîk'ı (Kâ'be'yi) tavâf etsinler!”
- **Ali Fikri Yavuz Meali:** Sonra kirlerini (saç ve tırnaklarını) atsınlar, adaklarını yerine getirsinler ve o kadîm olan Beyt'i = Kâbe'yi tavaf etsinler.
- **Ömer Nasuhi Bilmen Meali:** «Sonra kirlerini gidersinler ve adaklarını yerine getirsinler ve Beyt-i Atik'i tavaf etsinler.»
- **Ümit Şimşek Meali:** “Sonra kirlerini gidersinler, adaklarını yerine getirsinler ve Beyt-i Atik'i tavaf etsinler.”
- **Yusuf Ali (English) Meali:** "Then let them complete the rites prescribed for them, perform their vows, and (again) circumambulate the Ancient House."

## Tefsir (26-29. ayetler)

### Ömer Çelik Tefsiri

Cenâb-ı
Hak, Hz. İbrâhim’e Beytullâh’ın yerini göstermiş ve daha önceki temelleri
üzerine orasını inşa etmesini emretmişti. (bk. Bakara 2/127) Böylece orası
tevhidin ve yalnızca Allah’a ibâdetin bir merkezi hâline gelecekti. Bu
çalışmaları sürdürürken dikkat edeceği hususları ise ona şöyle talim buyurmuştu.

**›** Allah’a
hiçbir şeyi ortak koşmayacak. Beytullâh’ı binâ ederken Allah’a ihlastan başka
hiçbir gaye beklemeyecek, her şeyi sırf Allah rızâsı için ve samimi bir kulluk
vazifesi olarak yapacak. Zaten “Beytullâh”, “Allah’ın evi” mânasında olup, sırf
Allah için ibâdete mahsus hâne demektir.

**›** Beytullâh’ı
onu tavaf edenler, namaz kılmak üzere kıyamda duranlar, rukû ve secde edenler
için tertemiz tutacak. Buradaki temizlik hem maddi hem de manevî temizliktir.
Dolayısıyla orasını hem ibâdete mâni maddi kirlerden ve pisliklerden
temizleyecek; hem de şeytan işi birer pislik olan (bk. Mâide 5/90) putlardan ve
dikili taşlardan temizleyecektir.

“Evimi
temizle” ifadesine işârî olarak; “Kalbini, Allah’ın zikri dışında her şeyden
temizle”mânası verilebilir.

Nakledildiğine
göre, Allah Teâlâ peygamberlerden birine:

“-
Benim için içini boşaltarak bir ev tanzim et ki, için de oturabileyim” diye
vahyeder. O peygamber de:

“-
Ya Rabbi! Seni hangi ev istiâb edebilir? Nasıl bir evden bahsediyorsun?” diye
sorunca, Âlemlerin Rabbi:

“-
Bu, benim mü’min kulumun kalbidir” buyurur. 
Oraya yerleşecek olan Allah’ın zikridir ve kalbin Allah’ın zikri için
boşaltılmasına işaret edilmiştir. Buna göre kalp önce gafletten, sonra da
kademe kademe Allah’ın dışındaki bütün varlıkların düşüncesinden, dünya ve
âhirete ait korku ve ümitlerden boşaltılacaktır. (Kuşeyrî, *Letâifü’l-işârât*,
II, 317)

**›** İnsanlara
haccı ilan edecek; onlar da dünyanın uzak yakın çeşitli bölgelerinden gerek
yaya olarak, gerekse uzaklardan geldiği için yorgun argın düşen develer üzerinde
Beytullâh’ı ziyarete gelecekler.

Şâir
şöyle der:

*“Kim
ki Kâbe nasib olsa Hudâ rahmet eder*

*Her
kişi hânesine sevdiğini davet eder.”* (Nahîfî)

Hac,
-hâşâ- insanlara kuru bir meşakkat ve zorluk olsun diye farz kılınmış değildir.
Bu ibâdetin sağladığı maddi ve mânevî, dünyevî ve uhrevî pek çok faydaları
vardır. Uhrevî faydası günahların bağışlanması ve ilâhî rızâya erebilmeye
vesile olmasıdır. Dünyevî faydası ise içtimâî, iktisâdî, ticârî ve siyâsî
yönden müslümanların gelişmesine ve bir kısım imkânların değerlendirilmesine
katkıda bulunmasıdır. Allah Teâlâ buyurur:

**“Allah
Kâbe’yi, o Beyt-i Harâm’ı, haram ayları, Kâbe’ye hediye edilen kurbanı ve
kurbanlıklara takılan gerdanlıkları insanlar için maddî-manevî bir kalkınma ve
geçim vesilesi kılmıştır. Şunu bilesiniz ki, Allah göklerde ve yerde ne varsa
hepsini bilir. Çünkü Allah her şeyi hakkiyle bilendir.” **(Mâide 5/97)****

Hacda
ticâretin mübah olduğunu bildiren diğer bir âyette de şöyle buyrulur:

**“Hac
mevsiminde ticâret yaparak Rabbinizden rızık talep etmenizde hiçbir günah
yoktur.” **(Bakara
2/198)

Hacca
gelen insanlar, eğer kurban kesecekleri bir hacca niyet ettiler ise, “kurban
günleri” olarak bilinen Zilhicce’nin 10, 11 ve 12. günlerinde, kurban edilmesi
caiz olan deve, sığır, koyun, keçi gibi hayvanların üzerine Allah’ın ismini
anarak, yâni بِسْمِ اللّٰهِ اَللّٰهُ اَكْبَرُ
(Bismillâhi Allahu Ekber) diyerek kurbanlarını keserler. Etlerinden bir kısmını
kendileri yer, bir kısmını ise darda kalmış yoksul ve fakirlere yedirirler. Şu
kadar var ki, kendilerinin yemesi mübah, fakirlere yedirmeleri vaciptir. Mendup
olan, kurbanın üçte birini kendi ve ailesi, üçte birini dostları ve akrabaları,
üçte birini ise fakirlere ayırmaktır. Haccın menâsikini yerine getirdikten
sonra hacılar kirlerini temizlerler. Yani sakal ve bıyığını düzeltmek, başını
tıraş etmek, temizlenmesi gereken başka yerleri temizlemek gibi genel
temizliklerini yaparlar. Adaklarını yerine getirirler. Son olarak da
el-Beytü’l-Atîk olan Kâbe’yi tavaf ederek hac farîzalarını bitirmiş olurlar.

Burada
iki hususa dikkat çekmek gerekir:

Birincisi;
âyette bahsedilen tavaf hangi tavaftır? Çoğunluğun görüşüne göre bu, haccın
farzlarından olan “ifâza yani ziyaret tavafı”dır. Bu tavaf yapılmadan ihramdan
çıkılmaz, kirlerden de temizlenilmez. Buna göre âyette kullanılan “vav” harfi
tertip ifade etmez. Yani farz olan sıra ne ise ona göre hareket edilir: Önce
tavaf yapılır, sonra da tıraş olunup ihramdan çıkılır. Eğer bundan maksat,
Mekke’nin dışından gelenler için vacip olan “vedâ tavafı” ise, buna göre
âyetteki “vavlar”ın tertibe delâlet ettiği kabul edilir.

İkincisi;
Kâbe’ye اَلْبَيْتُ الْعَت۪يقُ (el-Beytü’l-‘Atîk) isminin verilmesinin
hikmetleri şunlardır:

****** 
Bu ifade “Kadim Ev” mânasına gelir. Gerçekten de yeryüzünde ilk
kurulmuş en kadim evin ve mâbedin Kâbe olduğunda şüphe yoktur. (bk. Âl-i İmrân
3/96)

****** 
‘Atîk kelimesinin değerli, saygı değer, şerefli mânaları da
vardır. Kâbe gerçekten böyledir; çok değerli ve şereflidir. Nitekim onun bir
ismi de “Hürmetli Ev” mânasında “el-Beytü’l-Harâm”dır.

****** 
‘Atîk, özgür ve hür olmak mânasına da gelir. Kâbe zalim
despotların saldırılarından ve sataşmalarından kurtulduğu için ona bu isim
verilmiştir. (bk. Tirmizî, Tefsir 22/3) Ayrıca Kâbe, hiç kimsenin şahsî mülkü
değil, temelden özgürdür. Aynı zamanda onun اَلْمُعْتِقُ
(Mu‘tik), yani özgürlüğe kavuşturan mânası da vardır. Çünkü kendisini ziyarete
gelenlerin boyunlarını günahlardan kurtarır.
















































Zaten
kulun en mühim vazifesi, Rabbinin emirlerini tutmak, öncelikle de günahlardan
sakınmaktır:

## Bağlantılar

- [Bu sayfanın HTML sürümü](https://www.kuranvemeali.com/hac-suresi/28-ayeti-tefsiri)
- [28. ayet meali](https://www.kuranvemeali.com/hac-suresi/28-ayeti-meali.md)
- [26-29. ayet tefsiri](https://www.kuranvemeali.com/hac-suresi/26-ayeti-tefsiri.md)
- [Önceki ayet (27)](https://www.kuranvemeali.com/hac-suresi/27-ayeti-tefsiri.md)
- [Sonraki ayet (30)](https://www.kuranvemeali.com/hac-suresi/30-ayeti-tefsiri.md)
- [Hac Sûresi](https://www.kuranvemeali.com/hac-suresi.md)
- [Tüm sûreler](https://www.kuranvemeali.com/llms.txt)
