---
title: "Furkan Sûresi 63-66. Ayet Tefsiri"
sure: "Furkan"
sure_no: 25
ayet_no: 63
url: https://www.kuranvemeali.com/furkan-suresi/63-ayeti-tefsiri
language: tr
source: Kuran ve Meali
---

# Furkan Sûresi 63. Ayet Tefsiri

> Kur'an-ı Kerim, Furkan Sûresi (25. sûre), 63. ayet. Kaynak: [Kuran ve Meali](https://www.kuranvemeali.com/furkan-suresi/63-ayeti-tefsiri)

### 63. Ayet

## Arapça

وَعِبَادُ الرَّحْمٰنِ الَّذ۪ينَ يَمْشُونَ عَلَى الْاَرْضِ هَوْنًا وَاِذَا خَاطَبَهُمُ الْجَاهِلُونَ قَالُوا سَلَامًا

## Okunuşu

Ve’ibâdu-rrahmâni-lleżîne yemşûne ‘alâ-l-ardi hevnen ve-iżâ ḣâtabehumu-lcâhilûne kâlû selâmâ(n)

### 64. Ayet

## Arapça

وَالَّذ۪ينَ يَب۪يتُونَ لِرَبِّهِمْ سُجَّدًا وَقِيَامًا

## Okunuşu

Velleżîne yebîtûne lirabbihim succeden vekiyâmâ(n)

### 65. Ayet

## Arapça

وَالَّذ۪ينَ يَقُولُونَ رَبَّنَا اصْرِفْ عَنَّا عَذَابَ جَهَنَّمَۗ اِنَّ عَذَابَهَا كَانَ غَرَامًاۗ

## Okunuşu

Velleżîne yekûlûne rabbenâ-srif ‘annâ ‘ażâbe cehennem(e)(s) inne ‘ażâbehâ kâne ġarâmâ(n)

### 66. Ayet

## Arapça

اِنَّهَا سَٓاءَتْ مُسْتَقَرًّا وَمُقَامًا

## Okunuşu

İnnehâ sâet mustekarran vemukâmâ(n)

## Mealler

### 63. Ayet Mealleri

- **Ömer Çelik Meali:** Rahmân’ın has kulları onlardır ki, yeryüzünde tevazu ve vakar ile yürürler; kendini bilmez kimseler onlara laf attığında incitmeksizin “Selâmetle!” derler, geçerler.
- **Diyanet Vakfı Meali:** Rahmân'ın(has) kulları onlardır ki, yeryüzünde tevazu ile yürürler ve kendini bilmez kimseler onlara laf attığında (incitmeksizin) «Selam!» derler (geçerler);
- **Diyanet İşleri (Eski) Meali:** Rahman'ın kulları yeryüzünde mütevazı yürürler. Bilgisizler kendilerine takıldıkları zaman onlara güzel ve yumuşak söz söylerler.
- **Diyanet İşleri (Yeni) Meali:** Rahmân’ın kulları, yeryüzünde vakar ve tevazu ile yürüyen kimselerdir. Cahiller onlara laf attıkları zaman, “selâm!” der (geçer)ler.
- **Elmalılı Hamdi Yazır Meali:** O çok merhametli Allah'ın (has) kulları onlardır ki, yeryüzünde tevazu ile yürürler ve cahil kimseler kendilerine laf attığı zaman (incitmeksizin) "selam" derler (geçerler).
- **Elmalılı Meali (Orjinal) Meali:** Ve o Rahmânın kulları: onlar ki Arzın üzerinde mülayemetle yürürler ve cahiller kendilerine lâf attığı vakıt selâmetle... derler
- **Hasan Basri Çantay Meali:** O çok esirgeyen (Allah'ın haas) kulları, ki onlar yer (yüzün) de vekaar ve tevazu ile yürürler, kendilerine beyinsizler (hoşa gitmeyecek) lâflar atdığı zaman «Selâm (etle» de (yib geçe) rler.
- **Hayrat Neşriyat Meali:** Rahmân'ın kulları ise, öyle kimselerdir ki, yeryüzünde tevâzû' (ve vakar) içinde yürürler; câhiller onlara bir lâf attıkları zaman, “Selâm (Allah selâmet versin)!” derler(geçerler).
- **Ali Fikri Yavuz Meali:** Rahmân'ın o kulları ki, onlar yeryüzünde vakar ve tevazu ile yürürler, cahiller kendilerine (hoşlanmadıkları bir) lâf attıkları zaman, “Selâm” derler (sözün doğrusunu söylerler ve onlarla çatışmazlar);
- **Ömer Nasuhi Bilmen Meali:** Ve Rahmân'ın (halis) kulları onlardır ki, yeryüzünde mütevaziyâne bir halde yürürler ve cahiller onlara hitab ettikleri vakit, «Selâmetle,» derler.
- **Ümit Şimşek Meali:** Rahmân'ın has kulları, yeryüzünde alçakgönüllülükle yürürler; cahiller kendilerine sataştığında da “Selâmetle” der, geçerler.
- **Yusuf Ali (English) Meali:** And the servants of ((Allah)) Most Gracious are those who walk on the earth in humility, and when the ignorant address them, they say, "Peace!";

### 64. Ayet Mealleri

- **Ömer Çelik Meali:** Gecelerini Rablerine secde ederek ve O’nun huzurunda kıyâ­ma durarak geçirirler.
- **Diyanet Vakfı Meali:** Gecelerini Rablerine secde ederek ve kıyam durarak geçirirler.
- **Diyanet İşleri (Eski) Meali:** Onlar, gecelerini Rableri için kıyama durarak ve secdeye vararak geçirirler.
- **Diyanet İşleri (Yeni) Meali:** Onlar, Rabblerine secde ederek ve kıyamda durarak geceleyenlerdir.
- **Elmalılı Hamdi Yazır Meali:** Ve onlar ki, Rablerine secdeler ve kıyamlar ederek yatarlar.
- **Elmalılı Meali (Orjinal) Meali:** Ve onlar ki ya rablarına secdeler, kıyamlar ederek yatarlar
- **Hasan Basri Çantay Meali:** Onlar ki gecelerini Rableri için secdekârlar ve kaaimler olarak geçirirler.
- **Hayrat Neşriyat Meali:** Onlar ki, Rablerine secde eden kimseler olarak ve kıyâma durarak gecelerler.
- **Ali Fikri Yavuz Meali:** Onlar ki, Rablerine secdeler ve kıyamlar yaparak (namaz kılarak) geceyi geçirirler.
- **Ömer Nasuhi Bilmen Meali:** Ve onlar ki Rableri için secde edenler ve kıyamda bulunanlar olarak gecelerler.
- **Ümit Şimşek Meali:** Onlar gecelerini secde ederek, Rableri huzurunda kıyama durarak geçirirler.
- **Yusuf Ali (English) Meali:** Those who spend the night in adoration of their Lord prostrate and standing;

### 65. Ayet Mealleri

- **Ömer Çelik Meali:** Şöyle niyâz ederler: “Rabbimiz! Cehennem azabını bizden uzaklaştır. Doğrusu onun azabı bitip tükenmez, pek korkunç ve tahammülü zor bir azaptır.”
- **Diyanet Vakfı Meali:** Ve şöyle derler: Rabbimiz! Cehennem azabını üzerimizden sav. Doğrusu onun azabı gelip geçici değil, devamlıdır.
- **Diyanet İşleri (Eski) Meali:** 65,66. Onlar, "Rabbimiz! Bizden cehennem azabını uzaklaştır; doğrusu onun azabı sürekli ve acıdır. Orası şüphesiz kötü bir yer ve kötü bir duraktır" derler.
- **Diyanet İşleri (Yeni) Meali:** Onlar, şöyle diyenlerdir: “Ey Rabbimiz! Bizden cehennem azabını uzaklaştır, gerçekten onun azabı sürekli bir helâktir!”
- **Elmalılı Hamdi Yazır Meali:** Onlar ki, şöyle derler: Cehennem azabını üzerimizden sav! Doğrusu onun azabı geçici bir şey değildir.
- **Elmalılı Meali (Orjinal) Meali:** Ve onlar ki ya rabbenâ, derler, sav bizlerden Cehennem azâbını,cidden onun azâbı belâyi mübremdir
- **Hasan Basri Çantay Meali:** Onlar ki: «Ey Rabbimiz, derler, bizden cehennem azabını sav. Gerçek onun azâbı daimî bir helâledir».
- **Hayrat Neşriyat Meali:** Ve onlar ki: “Rabbimiz! Cehennem azâbını bizden uzaklaştır! Çünki onun azâbı devamlıdır” derler.
- **Ali Fikri Yavuz Meali:** Onlar ki, şöyle derler: “- Ey Rabbimiz! Bizden cehennem azabını sav, muhakkak ki onun azabı devamlı bir helâktır.
- **Ömer Nasuhi Bilmen Meali:** Ve onlar ki: «Ey Rabbimiz! Bizden cehennem azabını defet!» derler. Şüphe yok ki, O'nun azabı, bertaraf olmayan bir hüsrândır.
- **Ümit Şimşek Meali:** Onlar “Rabbimiz, Cehennem azabını bizden uzak tut,” derler. “Çünkü onun azabı, kurtuluşu olmayan bir azaptır.
- **Yusuf Ali (English) Meali:** Those who say, "Our Lord! avert from us the Wrath of Hell, for its Wrath is indeed an affliction grievous,-

### 66. Ayet Mealleri

- **Ömer Çelik Meali:** “Gerçekten cehenem ne kötü bir karargâh ve ne fenâ bir ikâmet yeridir!”
- **Diyanet Vakfı Meali:** Orası cidden ne kötü bir yerleşme ve ikamet yeridir!
- **Diyanet İşleri (Eski) Meali:** 65,66. Onlar, "Rabbimiz! Bizden cehennem azabını uzaklaştır; doğrusu onun azabı sürekli ve acıdır. Orası şüphesiz kötü bir yer ve kötü bir duraktır" derler.
- **Diyanet İşleri (Yeni) Meali:** “Şüphesiz, ne kötü bir durak ve ne kötü bir konaktır orası.”
- **Elmalılı Hamdi Yazır Meali:** Orası cidden ne kötü bir uğrak, ne kötü bir konaktır.
- **Elmalılı Meali (Orjinal) Meali:** Filhakıka o ne kötü makarr, ne kötü makam
- **Hasan Basri Çantay Meali:** «Hakıykat o, ne kötü bir karargâh ve ikaametgâhdır».
- **Hayrat Neşriyat Meali:** Gerçekten orası ne kötü bir karargâh ve (ne kötü) bir ikametgâhtır!
- **Ali Fikri Yavuz Meali:** Doğrusu o, ne kötü bir karargâh, ne kötü makamdır!”
- **Ömer Nasuhi Bilmen Meali:** Filhakika o (cehennem) pek kötü bir karargâh, bir ikametgâhtır.
- **Ümit Şimşek Meali:** “Ne kötü bir durak, ne kötü bir konaktır orası!”
- **Yusuf Ali (English) Meali:** "Evil indeed is it as an abode, and as a place to rest in";

## Tefsir (63-66. ayetler)

### Ömer Çelik Tefsiri

Kur’ân-ı
Kerîm’in mü’minleri senâ etmek için kullandığı güzel vasıflardan biri de
“Rahman’ın has kulları” ifadesidir. Bu âyetlerde “Rahman’ın has kulları
şunlardır” diye başlayarak, bu mânevî dereceye yükselecek kişilerin taşımaları
gereken üstün ahlâkî vasıflar sayılmaktadır:

Öncelikle
onların yürüyüş tarzları zikredilmektedir. Rahmân’ın kulları, öyle kimselerdir
ki, onların gidişleri, yeryüzünde yürüyüşleri ve hareket tarzları mülayimdir.
Zorba, mağrur, kibirli, saygısız, kaba ve haşin değil; sukünet ve vakarla,
alçak gönüllü bir şekilde terbiyeli, nazik ve yumuşak yürürler. Etraflarına eza
ve sıkıntı vermez, sendeler gibi gitmez, hesaplı, saygılı, merhamet tavrıyla
güven ve huzur yayarak giderler. Yürürken kendilerini zorlamazlar, yapmacık
hareketlerde bulunmazlar. Ne kibirlenirler ne de böbürlenirler. Ne burunları
havada yürürler ne de kabararak veya şişerek yürürler. Çünkü insanın
sergilediği tüm davranışları gibi yürüyüşü de onun kişiliğinin ve içindeki
duygularının göstergesidir. Normal, kendine güvenen, kararlı ve ciddi bir ruh,
bu özelliklerini sahibinin yürüyüşüne de yansıtır. Böylece normal, kendinden
emin, ciddi ve kararlı yürür. Yoksa “yeryüzünde yumuşak adımlar atarak
yürürler”, onların ölü gibi, boynu bükük, omuzları sarkık, sallanarak
yürüdükleri anlamına gelmez. (Elmalılı, *Hak Dini,*V, 3611; Seyyid Kutub,
*Fî Zılâl,* V, 2577)

Resûlullah
(s.a.s.) yürüdüğü zaman canlı ve dik yürürdü. İnsanlar içinde en hızlı
yürüyeni, en güzel ve en rahat yürüyeniydi. Ebu Hureyre şöyle der:
“Peygamberimiz (s.a.s.)’den daha güzel birini görmedim. Sanki yüzünde güneş
parlıyordu. Ondan daha hızlı yürüyeni de görmedim. Yürürken önünde yer dürülür
gibiydi. Biz onunla yürürken çok zorlanırdık ama o, hiç aldırmazdı.” Ali b. Ebu
Talip (r.a.) şöyle der: “Resûlullah yürürken yukarıdan iniyormuş gibi yürürdü.”
Bir keresinde de şöyle demişti: “Yokuş yukarı çıkarken bile aşağı iniyormuş
gibi yürürdü.” (bk. İbn Sa‘d, *et-Tabakât,*I, 379-380) Bu ise kararlı,
gayretli ve cesur insanların yürüyüşüdür.

İkinci
olarak; cahiller, yani kendini bilmezler, edepsiz güruh onlara laf attığı zaman
“selam” derler. Selametle neticelenecek söz söyler, yahut “selametle” derler.
Onlar ciddilikleri, vakurlukları, kararlılıkları ve içlerindeki büyük
ideallerle uğraşıyor olmaları nedeniyle ahmakların ahmaklıklarıyla, kendini
bilmezlerin beyinsizlikleriyle ilgilenmezler. Akıllarını, vakitlerini ve
emeklerini beyinsizlerle, ahmaklarla tartışmakla, onlarla kavga etmekle,
dalaşmakla uğraştırmazlar, boşuna harcamazlar. Aptallarla beraber olmaktan,
gereksiz davranışlarda bulunmaktan uzak dururlar. Bu tip kimselere yumuşak
sözlerle karşılık verirler. Güçsüz olduklarından değil elbette tenezzül
etmemekten; çaresizlikten değil üstünlük duygusundan dolayı yumuşak
davranırlar. Boş şeylerden, aptalca işlerden daha önemli, daha onurlu ve daha
üstün değerlerle ilgilenen, onurlu bir insanın vaktini ve emeğini uygun olmayan
bir işte harcamasını istemedikleri için yumuşak sözlerle karşılık verirler.
(Elmalılı, *Hak Dini,*V, 3612; Seyyid Kutub, *Fî Zılâl,* V, 2578)

Üçüncü
olarak o güzel kulların karanlık gecelerde Rableriyle olan kulluk münasebetleri
takdim ediliyor.****Ayetteki ifade tarzı, gecenin bir bölümünde insanlar
uykudayken Rahman’ın kullarının hareketlerini tasvir maksadıyla namazdan secde
ve kıyam hareketlerini ön plana çıkarıyor. Onlar, Rablerine secdeler ve
kıyamlar ederek geceliyorlar. Bu insanlar, tatlı ve rahat uykudan daha yararlı,
daha dinlendirici bir şeyle meşgul oluyor, Rablerine yönelmekle, ruhlarını ve
azalarını O’na bağlamakla uğraşıyorlar. Gece evlerine, yataklarına çekildikleri
zaman gidişatları hep böyle oluyor. Yatışları, kalkışları da hep Allah için
oluyor. Gecelerini takvâ, Allah’ın murakabesini ve azametini tefekkür, onun
azabından korkma duygularıyla geçiriyorlar.

Resûlullah
(s.a.s.) şöyle buyuruyor:

*“Gece
namazı kılan, hanımını da uyandıran, uyanmadığı takdirde yüzüne su serpip
uyandıran kimseye Allah merhamet etsin. Gece namazı kılan, kocasını uyandıran,
uyanmadığı zaman yüzüne su serpip uyandıran kadına da Allah merhamet etsin!”* (Ebû Dâvûd,
Vitr 13)

Hak
âşığı kadınlardan Amre (k.s.), seher vakti gelince kocasının yanına gider ve
şöyle derdi:

“Kalk
artık… Yattığın kâfî… Gece bitti; gündüz geldi. Yücelerin yıldızları yeryüzüne
düşmeye başladı. İyiler kâfilesi yola revân oluyorlar. Sen hâlâ duruyorsun. Bu
hâlinle onlara kavuşman kâbil değil!...” (*Velîler Ansiklopedisi,* I, 219)

Bu
arada Yüce Hakk’ın övgüsüne nâil olan o mü’minlerin, kıyam ve secde halindeyken
gönüllerinde taşıdıkları derin takvâ duygularından akisler yer almaktadır. Bu
güzel kullar, kendi amellerine değil Allah’ın sonsuz merhametine güveniyorlar.
Onlar Rablerinin huzurunda ayakta dururken, secdeye varırken, Rahman’ın arşını
görürken kalpleri Allah ve cehennem korkusuyla dolarak şöyle diyorlar: **“Rabbimiz!
Cehennem azabını bizden uzaklaştır. Doğrusu onun azabı bitip tükenmez, pek
korkunç ve tahammülü zor bir azaptır. Gerçekten cehenem ne kötü bir karargâh ve
ne fenâ bir ikâmet yeridir!”** Sanki cehennem herkesin önüne serilmiş, tüm
insanlığın yolunu kesmiş, kollarını uzatmış, ağzını açmış, uzak-yakın herkesi yakalayıp
yutacakmış gibi duruyor. Rahman’ın has kulları da korkuyorlar, ürperiyorlar, bu
azabı kendilerinden uzak tutması, bu azapla karşılaşmaktan, bu azaba uğramaktan
kurtarması için Rablerine yalvarıyorlar. Onlar cehennemi görmemişler ama
cehennemin varlığına inanıyor; Kur’ân-ı Kerîm’in ve Peygamberimiz’in tasvir
ettiği şekliyle cehennemi zihinlerinde canlandırıyor ve onun azabından
âlemlerin merhametli Rabbine sığınıyorlar.

Nitekim
asr-ı saadette yaşanan şu hâdise cehennem korkusunun kalbe tesirini göstermesi
bakımından çok ibretlidir:

Ensâr’dan
bir genç vardı. Kalbini cehennem korkusu sarmıştı. Cehennemden bahsedildiğinde
ağlardı. Nihâyetinde evine kapandı. Bu durum Allah Resûlü’ne haber verildi.
Efendimiz gencin yanına geldi. Genç, Resûlullah (s.a.s.)’e hasretle baktı,
hemen fırladı, Âlemlerin Efendisi’nin boynuna sarıldı ve rûhunu Hakk’a teslîm
ederek yere yığıldı. Fahr-i Kâinat Efendimiz şöyle buyurdu:

*“–Kardeşinizi
yıkayıp kefenleyin! Cehennem korkusu onun ciğerini parçalamış. Nefsim kudret
elinde olan Allah’a yemin ederim ki, Allah onu ateşten korudu. Kim bir şeyi
isterse onu elde etmenin yollarını arar, kim de bir şeyden korkarsa ondan
kaçar.” *(Hâkim,
*el-Müstedrek,* II, 536/3828; Ali el-Müttakî, III, 708/8526)




























O
has kulların diğer mümtaz vasıfları şöyle sıralanıyor:

## Bağlantılar

- [Bu sayfanın HTML sürümü](https://www.kuranvemeali.com/furkan-suresi/63-ayeti-tefsiri)
- [63. ayet meali](https://www.kuranvemeali.com/furkan-suresi/63-ayeti-meali.md)
- [63-66. ayet tefsiri](https://www.kuranvemeali.com/furkan-suresi/63-ayeti-tefsiri.md)
- [Önceki ayet (62)](https://www.kuranvemeali.com/furkan-suresi/62-ayeti-tefsiri.md)
- [Sonraki ayet (67)](https://www.kuranvemeali.com/furkan-suresi/67-ayeti-tefsiri.md)
- [Furkan Sûresi](https://www.kuranvemeali.com/furkan-suresi.md)
- [Tüm sûreler](https://www.kuranvemeali.com/llms.txt)
