---
title: "Furkan Sûresi 7-10. Ayet Tefsiri"
sure: "Furkan"
sure_no: 25
ayet_no: 10
url: https://www.kuranvemeali.com/furkan-suresi/10-ayeti-tefsiri
language: tr
source: Kuran ve Meali
---

# Furkan Sûresi 10. Ayet Tefsiri

> Kur'an-ı Kerim, Furkan Sûresi (25. sûre), 10. ayet. Kaynak: [Kuran ve Meali](https://www.kuranvemeali.com/furkan-suresi/10-ayeti-tefsiri)

### 7. Ayet

## Arapça

وَقَالُوا مَا لِ‌هٰذَا الرَّسُولِ يَأْكُلُ الطَّعَامَ وَيَمْش۪ي فِي الْاَسْوَاقِۜ لَوْلَٓا اُنْزِلَ اِلَيْهِ مَلَكٌ فَيَكُونَ مَعَهُ نَذ۪يرًاۙ

## Okunuşu

Ve kâlû mâli hâżâ-rrasûli ye/kulu-tta’âme veyemşî fî-l-esvâki(ﻻ) levlâ unzile ileyhi melekun feyekûne me’ahu neżîrâ(n)

### 8. Ayet

## Arapça

اَوْ يُلْقٰٓى اِلَيْهِ كَنْزٌ اَوْ تَكُونُ لَهُ جَنَّةٌ يَأْكُلُ مِنْهَاۜ وَقَالَ الظَّالِمُونَ اِنْ تَتَّبِعُونَ اِلَّا رَجُلًا مَسْحُورًا

## Okunuşu

Ev yulkâ ileyhi kenzun ev tekûnu lehu cennetun ye/kulu minhâ(c) vekâle-zzâlimûne in tettebi’ûne illâ raculen meshûrâ(n)

### 9. Ayet

## Arapça

اُنْظُرْ كَيْفَ ضَرَبُوا لَكَ الْاَمْثَالَ فَضَلُّوا فَلَا يَسْتَط۪يعُونَ سَب۪يلًا۟

## Okunuşu

Unzur keyfe darabû leke-l-emśâle fedallû felâ yestatî’ûne sebîlâ(n)

### 10. Ayet

## Arapça

تَبَارَكَ الَّذ۪ٓي اِنْ شَٓاءَ جَعَلَ لَكَ خَيْرًا مِنْ ذٰلِكَ جَنَّاتٍ تَجْر۪ي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُۙ وَيَجْعَلْ لَكَ قُصُورًا

## Okunuşu

Tebârake-lleżî in şâe ce’ale leke ḣayran min żâlike cennâtin tecrî min tahtihâ-l-enhâru veyec’al leke kusûrâ(n)

## Mealler

### 7. Ayet Mealleri

- **Ömer Çelik Meali:** Bir de şöyle dediler: “Bu nasıl Peygamber böyle? Bizim gibi yiyip içiyor, çarşı pazarda dolaşıyor. Bari, yanısıra bir melek indirilmiş olsaydı da, kendisiyle birlikte gezip hem onun peygamberliğini doğrulasa hem de bizi Allah’ın azabına karşı uyarsaydı ya?”
- **Diyanet Vakfı Meali:** Onlar (bir de) şöyle dediler: Bu ne biçim peygamber; (bizler gibi) yemek yiyor, çarşılarda dolaşıyor! Ona bir melek indirilmeli, kendisiyle birlikte o da uyarıcı olmalıydı!
- **Diyanet İşleri (Eski) Meali:** 7,8. Şöyle dediler: "Bu ne biçim peygamber ki yemek yer, sokaklarda gezer? Ona, beraberinde bulunup uyaran bir melek indirilseydi ya! Yahut, kendisine bir hazine verilseydi, veya besleneceği bir bahçe olsaydı ya!" Bu zalimler, inananlara: "Siz sadece büyülenmiş bir adama uyuyorsunuz" dediler.
- **Diyanet İşleri (Yeni) Meali:** Dediler ki: “Bu ne biçim peygamber ki yemek yer, çarşıda pazarda dolaşır. Ona bir melek indirilseydi de, bu onunla beraber bir uyarıcı olsaydı ya!”
- **Elmalılı Hamdi Yazır Meali:** Şöyle dediler: "Bu ne biçim peygamber ki, yemek yer, sokaklarda gezer? Ona, beraberinde bulunup uyaran bir melek indirilseydi ya!"
- **Elmalılı Meali (Orjinal) Meali:** Bir de «bu Peygambere ne oluyor? dediler: yemek yiyor ve çarşılarda yürüyor, ona bir Melek indirilse de maıyyetinde yaver bir savulcu olsa ya!
- **Hasan Basri Çantay Meali:** (Yine) dediler: «Bu, nasıl peygamber? (Bizim gibi) yemek yiyor, çarşılarda yürüyor! Ona bir melek indirilib de (bu suretle) maiyyetinde (kendisini tasdıyk eden) bir inzarcı (yasakçı) bulunmalı değil miydi»?
- **Hayrat Neşriyat Meali:** Bir de (onlar) şöyle dediler: “Bu nasıl peygamber ki, yemek yiyor, çarşılarda geziyor. Ona bir melek indirilmeli de onunla berâber (o da) bir korkutucu olmalı değil miydi?”
- **Ali Fikri Yavuz Meali:** Bir de şöyle dediler: “- Bu peygambere ne oluyor? Yemek yiyor, çarşılarda yürüyor. O'na bir melek indirilse de beraberinde bir davetçi olsa ya! (Meleğin O'nu tasdiki ile hak peygamber olduğunu bilsek ya).
- **Ömer Nasuhi Bilmen Meali:** Ve dediler ki: «Bu Resûl için ne var ki, yemek yiyor ve çarşılarda yürüyor ona bir melek indirilmeli değil mi idi ki, artık O'nunla beraber bir korkutucu olsa idi!»
- **Ümit Şimşek Meali:** Bir de “Bu nasıl peygamber?” dediler. “Yemek yiyor, çarşılarda dolaşıyor. Kendisiyle beraber bir uyarıcı olmak üzere ona bir melek indirilseydi ya!
- **Yusuf Ali (English) Meali:** And they say: "What sort of a messenger is this, who eats food, and walks through the streets? Why has not an angel been sent down to him to give admonition with him?

### 8. Ayet Mealleri

- **Ömer Çelik Meali:** “Yahut kendisine bir hazine verilseydi veya kendisinin zahmetsizce yiyip içeceği, geçimini temin edeceği bir bahçesi olsaydı.” Bu zâlimler mü’minlere de: “Siz, başka değil, gerçekten büyülenmiş bir adamın peşine düşmüşsünüz!” dediler.
- **Diyanet Vakfı Meali:** Yahut kendisine bir hazine verilmeli veya içinden yeyip (meşakkatsizce geçimini sağlayacağı) bir bahçesi olmalıydı. (Ayrıca) o zalimler (müminlere): Siz, ancak büyüye tutulmuş bir adama uymaktasınız! dediler.
- **Diyanet İşleri (Eski) Meali:** 7,8. Şöyle dediler: "Bu ne biçim peygamber ki yemek yer, sokaklarda gezer? Ona, beraberinde bulunup uyaran bir melek indirilseydi ya! Yahut, kendisine bir hazine verilseydi, veya besleneceği bir bahçe olsaydı ya!" Bu zalimler, inananlara: "Siz sadece büyülenmiş bir adama uyuyorsunuz" dediler.
- **Diyanet İşleri (Yeni) Meali:** “Yahut kendisine bir hazine verilseydi veya ürününden yiyeceği bir bahçesi olsaydı ya!” Zalimler, (inananlara): “Siz ancak büyülenmiş bir adama uyuyorsunuz” dediler.
- **Elmalılı Hamdi Yazır Meali:** "Yahut kendisine bir hazine verilseydi veya besleneceği bir bahçe olsaydı ya!" Bu zalimler, inananlara "Siz sadece büyülenmiş bir adama uyuyorsunuz" dediler.
- **Elmalılı Meali (Orjinal) Meali:** Veya ona bir hazîne bırakılıverse, yâhud güzel bir bağçesi olsa da ondan yese ya! hem o zalimler «siz, sırf büyülenmiş bir adama tabi' oluyorsunuz» dediler
- **Hasan Basri Çantay Meali:** «Yahud ona (gökden) bir hazîne atılmalı, yahud onun, (meyvelerinden) yiyeceği bir bostanı bulunmalı değil miydi»? O zaalimler (kâfirler, mü'minlere) dedi ki: «Siz büyülenmiş bir adamdan başkasına tâbi' olmuyorsunuz»!
- **Hayrat Neşriyat Meali:** “Yâhut kendisine bir hazîne bırakılmalı, ya da ondan yiyeceği bir bahçesi olmalı(değil miydi?)” Ayrıca o zâlimler (mü'minlere): “(Siz,) ancak sihirlenmiş bir adama tâbi' oluyorsunuz” dedi.
- **Ali Fikri Yavuz Meali:** Yahud O'na (gökten) bir hazine bırakılıverse (de onu harcasa, geçim derdinde olmasa), yahud güzel bir bahçesi olsa da ondan yese ya!” Hem o zalimler, müminlere dediler ki: “- Siz, ancak büyülenmiş bir adama tabi oluyorsunuz.”
- **Ömer Nasuhi Bilmen Meali:** «Yahut O'na bir hazine indirilmeli veya O'nun için bir bostan olmalı değil mi idi ki, ondan yiyiverse idi.» Ve zalimler dedi ki: «Siz başka değil, bir büyülenmiş adama tâbi oluyorsunuz.»
- **Ümit Şimşek Meali:** “Veya ona bir hazine verilseydi. Yahut bir bahçesi olsaydı da oradan yiyip içseydi.” Bir de o zalimler “Siz büyülenmiş bir adamın peşinden gidiyorsunuz” dediler.
- **Yusuf Ali (English) Meali:** "Or (Why) has not a treasure been bestowed on him, or why has he (not) a garden for enjoyment?" The wicked say: "Ye follow none other than a man bewitched."

### 9. Ayet Mealleri

- **Ömer Çelik Meali:** Rasûlüm! Bak, senin hakkında nasıl da böyle tuhaf tuhaf ve tutarsız yakıştırmalarda bulunuyorlar. Onlar işte bu yüzden sapıp gittiler; bu gidişle bir daha da doğru yolu bulamazlar.
- **Diyanet Vakfı Meali:** (Resûlüm!) Senin hakkında bak ne biçim temsiller getirdiler! Artık onlar sapmışlardır ve (hidayete) hiçbir yol da bulamazlar.
- **Diyanet İşleri (Eski) Meali:** Sana nasıl misaller getirdiklerine bir bak! Onlar sapmışlardır, yol bulamazlar.
- **Diyanet İşleri (Yeni) Meali:** (Ey Muhammed!) Senin hakkında bak nasıl da temsiller getirdiler de (haktan) saptılar. Artık onlar doğru yolu bulamazlar.
- **Elmalılı Hamdi Yazır Meali:** Ey Muhammed! sana nasıl misaller getirdiklerine bir bak! Onlar sapmışlardır, yol bulamazlar.
- **Elmalılı Meali (Orjinal) Meali:** Bak senin hakkında ne kıyaslar, ne temsiller - yaptılar da çıkmaza saptılar, artık hiç bir yol bulamazlar
- **Hasan Basri Çantay Meali:** Bak, senin için ne misâller (kıyaslar) getirip sapdılar. Artık onlar (hidâyete) hiçbir yol bulamazlar.
- **Hayrat Neşriyat Meali:** Bak, senin hakkında nasıl misâller getirdiler de dalâlete düştüler; artık (onlar, hidâyete) hiçbir yol bulamazlar.
- **Ali Fikri Yavuz Meali:** (Ey Rasûlüm) bak, senin hakkında ne temsiller yaptılar da haktan saptılar; artık hiç bir yol bulamazlar.
- **Ömer Nasuhi Bilmen Meali:** Bak senin için nasıl misaller irâd ettiler, dalâlete düştüler, hiçbir yol bulmaya da muktedir olamazlar.
- **Ümit Şimşek Meali:** Seni benzettikleri şeye bak! Onlar öyle bir saptılar ki, bir daha da yollarını bulamıyorlar.
- **Yusuf Ali (English) Meali:** See what kinds of comparisons they make for thee! But they have gone astray, and never a way will they be able to find!

### 10. Ayet Mealleri

- **Ömer Çelik Meali:** O şânı öyle yüce, öyle feyiz ve bereket kaynağı bir Allah’tır ki, eğer dilese, senin için bundan daha hayırlısını verir, sana altlarından ırmaklar akan cennetler lutfeder ve senin için köşkler, saraylar yapar.
- **Diyanet Vakfı Meali:** Dilerse sana bunlardan daha iyisini, altlarından ırmaklar akan cennetleri verecek ve sana saraylar ihsan edecek olan Allah'ın şanı yücedir.
- **Diyanet İşleri (Eski) Meali:** Dilerse sana, bunlardan daha iyi olan, içlerinden ırmaklar akan cennetler verebilen ve köşkler kurabilen Allah yücelerin yücesidir.
- **Diyanet İşleri (Yeni) Meali:** Dilerse sana bundan daha güzelini, içinden ırmaklar akan cennetleri verebilecek olan, sana saraylar kurabilecek olan Allah’ın şanı yücedir.
- **Elmalılı Hamdi Yazır Meali:** Öyle yücedir O ki, dilerse sana ondan daha iyisini, altından ırmaklar akan cennetler verir, sana köşkler de yapar.
- **Elmalılı Meali (Orjinal) Meali:** Öyle yücedir o ki dilerse sana ondan daha hayırlısını verir, Altından ırmaklar akar Cennetler, sana köşkler de yapar
- **Hasan Basri Çantay Meali:** (Allahın şânı) ne yücedir ki O, dilerse sana bunlardan daha hayırlı olmak üzere (bu dünyâda dahi) altından ırmaklar akıb duran cennetler verir, senin için saraylar yapar.
- **Hayrat Neşriyat Meali:** Eğer dilerse, sana bundan daha hayırlısını, altlarından ırmaklar akan Cennetleri verecek ve sana saraylar ihsân edecek olan (Allah) ne yücedir!
- **Ali Fikri Yavuz Meali:** Ne yücedir O Allah ki, dilerse sana, bu dediklerinden (hazine ve bahçelerden) daha hayırlısını verir; ağaçları altından ırmaklar akan cennetler, sana köşkler de yapar.
- **Ömer Nasuhi Bilmen Meali:** Hayır ve nîmeti pek ziyâde olan zât ki (Allah) eğer dilerse sana ondan daha hayırlısını, altlarından ırmaklar akan güzide bostanlar (nâsip) kılar ve senin için köşkler vücuda getirir.
- **Ümit Şimşek Meali:** Şânı pek yücedir Onun ki, dilerse sana bundan daha hayırlısını verir, altından ırmaklar akan bahçeler lütfeder, senin için köşkler yaratır.
- **Yusuf Ali (English) Meali:** Blessed is He Who, if that were His will, could give thee better (things) than those,- Gardens beneath which rivers flow; and He could give thee palaces (secure to dwell in).

## Tefsir (7-10. ayetler)

### Ömer Çelik Tefsiri

Bu
âyet-i kerîmelerin iniş sebebiyle ilgili olarak şöyle bir hâdise nakledilir:

Mekke’de
bir grup müşrik toplanıp: “Muhammed’e haber gönderelim, gelsin de kendisiyle
konuşalım ki, sonra ona yapacaklarımızda mazur olalım” dediler ve gelmesi için
Efendimiz (s.a.s.)’e haber gönderdiler. Peygamberimiz (s.a.s.) yanlarına geldi.
Ona:

“-
Ey Muhammed! Seni çağırdık ki konuşalım da sonra sana yapacaklarımızda mazur
olalım! Eğer bu getirdiğin dâvâ ile mal peşinde isen, toplayıp biriktirdiğimiz
malları sana verelim. Eğer şan şeref peşinde isen seni başımıza geçirelim. Eğer
kral olmak istiyorsan gel seni kral yapalım” diye tekliflerde bulundular. Allah
Resûlü (s.a.s.) şöyle cevap verdi:

*“-
Söylediklerinizin hiçbirine ihtiyacım yok. Bunları ne malınızı istemek, ne
aranızda şan ve şeref sahibi olmak, ne de kral olmak için getirdim. Bilakis
Allah beni size peygamber gönderdi, bana kitap indirdi ve sizi müjdeleyip
uyarmamı emretti. Ben size O’nun dinini tebliğ ettim, size öğüt verdim,
nasihatte bulundum. Eğer benim getirdiklerimi kabul edecek olursanız bu, dünya
ve âhirette size fayda verecek pek kıymetli bir nasiptir. Reddedecek olursanız,
Allah benimle sizin aranızı ayırıncaya kadar Allah’ın takdirine sabredeceğim”* buyurdu.
Onlar:

“Ey
Muhammed! Bu tekliflerimizin hiçbirini kabul etmeyeceksen o takdirde Rabbinden
bazı isteklerde bulun. Meselâ melek göndersin de o senin peygamberliğinin
gerçek olduğunu bize söylesin. Rabbinden dile, sana bağlar bahçeler, saraylar
versin. Çünkü biz senin, tıpkı bizim gibi, geçim derdine düşmüş çarşı pazarda
dolaşıp durduğunu görüyoruz. Bunları sana versin ki çarşı pazar dolaşıp çalışmaktan
kurtulasın, biz de iddia ettiğin gibi senin gerçekten Rabbinin katında üstün
bir merteben olduğunu bilelim” dediler. Bunun üzerine Allah Resûlü (s.a.s.):

*“-
Bu söylediklerinizi yapacak değilim; bu söylediklerinizi Rabbimden isteyecek
değilim. Zaten ben bunun için de gönderilmedim. Şunu bilin ki, Allah beni, sizi
müjdelemem ve uyarmam için peygamber gönderdi”* buyurdu.
Bunun üzerine bu âyet-i kerîmeler nâzil oldu. (Âlûsî, *Rûhu’l-me‘ânî,*
XVIII, 237)














Kâfirlerin
bunca inat ve itirazlarının arkasında yatan gerçek sebep şudur:

## Bağlantılar

- [Bu sayfanın HTML sürümü](https://www.kuranvemeali.com/furkan-suresi/10-ayeti-tefsiri)
- [10. ayet meali](https://www.kuranvemeali.com/furkan-suresi/10-ayeti-meali.md)
- [7-10. ayet tefsiri](https://www.kuranvemeali.com/furkan-suresi/7-ayeti-tefsiri.md)
- [Önceki ayet (9)](https://www.kuranvemeali.com/furkan-suresi/9-ayeti-tefsiri.md)
- [Sonraki ayet (11)](https://www.kuranvemeali.com/furkan-suresi/11-ayeti-tefsiri.md)
- [Furkan Sûresi](https://www.kuranvemeali.com/furkan-suresi.md)
- [Tüm sûreler](https://www.kuranvemeali.com/llms.txt)
