---
title: "Fetih Sûresi 24-25. Ayet Tefsiri"
sure: "Fetih"
sure_no: 48
ayet_no: 25
url: https://www.kuranvemeali.com/fetih-suresi/25-ayeti-tefsiri
language: tr
source: Kuran ve Meali
---

# Fetih Sûresi 25. Ayet Tefsiri

> Kur'an-ı Kerim, Fetih Sûresi (48. sûre), 25. ayet. Kaynak: [Kuran ve Meali](https://www.kuranvemeali.com/fetih-suresi/25-ayeti-tefsiri)

### 24. Ayet

## Arapça

وَهُوَ الَّذ۪ي كَفَّ اَيْدِيَهُمْ عَنْكُمْ وَاَيْدِيَكُمْ عَنْهُمْ بِبَطْنِ مَكَّةَ مِنْ بَعْدِ اَنْ اَظْفَرَكُمْ عَلَيْهِمْۜ وَكَانَ اللّٰهُ بِمَا تَعْمَلُونَ بَص۪يرًا

## Okunuşu

Ve huve-lleżî keffe eydiyehum ‘ankum ve eydiyekum ‘anhum bibatni mekkete min ba’di en azferakum ‘aleyhim(c) ve kâna(A)llâhu bimâ ta’melûne basîrâ(n)

### 25. Ayet

## Arapça

هُمُ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا وَصَدُّوكُمْ عَنِ الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ وَالْهَدْيَ مَعْكُوفًا اَنْ يَبْلُغَ مَحِلَّهُۜ وَلَوْلَا رِجَالٌ مُؤْمِنُونَ وَنِسَٓاءٌ مُؤْمِنَاتٌ لَمْ تَعْلَمُوهُمْ اَنْ تَطَؤُ۫هُمْ فَتُص۪يبَكُمْ مِنْهُمْ مَعَرَّةٌ بِغَيْرِ عِلْمٍۚ لِيُدْخِلَ اللّٰهُ ف۪ي رَحْمَتِه۪ مَنْ يَشَٓاءُۚ لَوْ تَزَيَّلُوا لَعَذَّبْنَا الَّذ۪ينَ كَفَرُوا مِنْهُمْ عَذَابًا اَل۪يمًا

## Okunuşu

Humu-lleżîne keferû ve saddûkum ‘ani-lmescidi-lharâmi velhedye ma’kûfen en yebluġa mehilleh(u)(c) ve levlâ ricâlun mu/minûne ve nisâun mu/minâtun lem ta’lemûhum en tetaûhum fetusîbekum minhum me’arratun biġayri ‘ilm(in)(s) liyudḣila(A)llâhu fî rahmetihi men yeşâ(u)(c) lev tezeyyelû le’ażżebnâ-lleżîne keferû minhum ‘ażâben elîmâ(n)

## Mealler

### 24. Ayet Mealleri

- **Ömer Çelik Meali:** O Allah ki, Mekke’nin göbeğinde size o kâfirlere karşı zafer nasip ettikten sonra, onların ellerini sizden, sizin ellerinizi de onlardan çekti. Allah, bütün yaptıklarınızı çok iyi görmektedir.
- **Diyanet Vakfı Meali:** O sizi onlara karşı muzaffer kıldıktan sonra, Mekke'nin içinde onların ellerini sizden, sizin ellerinizi de onlardan çekendir. Allah, yaptıklarınızı görendir.
- **Diyanet İşleri (Eski) Meali:** Sizi onlara üstün kıldıktan sonra, Mekke bölgesinde, onların ellerini sizden, sizin ellerinizi onlardan geri tutan, savaşı önleyen O'dur. Allah yaptıklarınızı görendir.
- **Diyanet İşleri (Yeni) Meali:** O, Mekke’nin göbeğinde, sizi onlara karşı üstün kıldıktan sonra, onların ellerini sizden, sizin ellerinizi onlardan çekendir. Allah, yaptıklarınızı hakkıyla görmektedir.
- **Elmalılı Hamdi Yazır Meali:** O sizi onlara karşı muzaffer kıldıktan sonra Mekke'nin göbeğinde onların ellerini sizden, sizin ellerinizi de onlardan çekendir. Allah, yaptıklarınızı görendir.
- **Elmalılı Meali (Orjinal) Meali:** Ve o dur ki onların ellerini sizden sizin ellerinizi de onlardan çekti Mekke deresinde onlara karşı size zafer vermişken, hem Allah, her ne yaparsanız basîr bulunuyor
- **Hasan Basri Çantay Meali:** O, sizi Mekkenin karnında onlara karşı muzaffer kıldıkdan sonra onların ellerini sizden, sizin ellerinizi onlardan çekendi. Allah ne yaparsanız hakkıyle görücüdür.
- **Hayrat Neşriyat Meali:** O, Mekke'nin (sınırlarının) ortasında (Hudeybiye'de) onlara karşı size zafer verdikten sonra, onların ellerini sizden, sizin ellerinizi de onlardan çekendir. Çünki Allah, ne yaparsanız hakkıyla görendir.
- **Ali Fikri Yavuz Meali:** Allah O'dur ki, sizi, Mekke vadisinde kâfirlere karşı sizi zafere erdirdikten sonra, onların ellerini sizden, sizin ellerinizi de onlardan çekti (birbirinizle savaşmadınız). Allah bütün yaptıklarınızı görendir.
- **Ömer Nasuhi Bilmen Meali:** Ve O, o (Hâlık-i Azîm) dir ki onların ellerini sizden ve sizin ellerinizi de onlardan Mekke vadisinde çektirdi, sizi onların üzerlerine muzaffer kıldıktan sonra ve Allah, sizin bütün işlediklerinizi görücüdür.
- **Ümit Şimşek Meali:** Sizi onlara karşı muzaffer kıldıktan sonra Mekke'nin ortasında onların elini sizden, sizin elinizi onlardan çeken de Odur. Allah bütün yaptıklarınızı görmektedir.
- **Yusuf Ali (English) Meali:** And it is He Who has restrained their hands from you and your hands from them in the midst of Makka, after that He gave you the victory over them. And Allah sees well all that ye do.

### 25. Ayet Mealleri

- **Ömer Çelik Meali:** Mekkeli müşrikler, inkârda direttiler ve sizi Mescid-i Haram’ı ziyâret etmekten ve bekletilmekte olan hediye kurbanlıkları da kesim yerlerine ulaşmaktan engellediler. Eğer Mekke’de kendilerini henüz tanımadığınız mü’min erkeklerle mü’min kadınlar olmasaydı; bunları bilmeden ezmeniz ve bu yüzden üzüntü ve zarara uğramanız ihtimali bulunmasaydı Allah ellerinizi birbirinizden çekmez, savaşarak şehre girmenize engel olmazdı. Ancak dilediği kimseleri rahmetine eriştirmek için Allah sizin elinizi onlardan çekmiştir. Şâyet onlar birbirlerinden iyice seçilip ayrılmış olsalardı, onların kâfir olanlarını elbette can yakıcı bir azaba uğratırdık.
- **Diyanet Vakfı Meali:** Onlar, inkâr eden ve sizin Mescid-i Haram'ı ziyaretinizi ve bekletilen kurbanların yerlerine ulaşmasını menedenlerdir. Eğer (Mekke'de) kendilerini henüz tanımadığınız mümin erkeklerle mümin kadınları bilmeyerek çiğnemeniz sebebiyle üzüntüye kapılmanız ihtimali olmasaydı (Allah savaşı önlemezdi). Dilediklerine rahmet etmek için Allah böyle yapmıştır. Eğer onlar birbirinden ayrılmış olsalardı elbette onlardan inkâr edenleri elemli bir azaba çarptırırdık.
- **Diyanet İşleri (Eski) Meali:** Onlar inkar edenlerdir, sizi Mescidi Haram'ı ziyaretten ve bağlı kurbanları yerlerine gitmekten alıkoyanlardır. Eğer, oradaki henüz tanımadığınız inanmış erkeklerle inanmış kadınları bilmeyerek ezmek suretiyle üzüntüye kapılmanız ihtimali olmasaydı Allah savaşı önlemezdi. Allah, dilediklerine rahmet etmek için böyle yapmıştır. Eğer inananlarla inkarcılar birbirinden ayrılmış olsalardı, inkar edenleri can yakıcı bir azaba uğratırdık.
- **Diyanet İşleri (Yeni) Meali:** Onlar, inkâr edenler ve sizi Mescid-i Haram’ı ziyaretten ve (ibadet amacıyla) bekletilen kurbanlıkları yerlerine ulaşmaktan alıkoyanlardır. Eğer, oradaki henüz tanımadığınız inanmış erkeklerle, inanmış kadınları bilmeyerek ezmeniz ve böylece size bir eziyet gelecek olmasaydı, (Allah, Mekke’ye girmenize izin verirdi). Allah, dilediğini rahmetine koymak için böyle yapmıştır. Eğer, inananlarla inkârcılar birbirinden ayrılmış olsalardı, onlardan inkâr edenleri elem dolu bir azaba uğratırdık.
- **Elmalılı Hamdi Yazır Meali:** Onlar inkâr eden ve sizin Mescidi Haram'ı ziyaretinizi ve bekletilen kurbanların yerlerine ulaşmasını men edenlerdir. Eğer kendilerini henüz tanımadığınız mümin erkeklerle, mümin kadınları bilmeyerek ezmek suretiyle bir vebalin altında kalmanız ihtimali olmasaydı, Allah savaşı önlemezdi. Dilediklerine rahmet etmek için Allah böyle yapmıştır. Eğer onlar birbirinden ayrılmış olsalardı elbette onlardan inkâr edenleri elemli bir azaba çarptırırdık.
- **Elmalılı Meali (Orjinal) Meali:** Onlar o küfredip de sizi Mescidi haramdan ve durdurulmakta bulunan hediyyeleri mahalline varmaktan men'eden kimselerdir, eğer kendilerini bilmediğiniz bir takım mü'min erkekler ve mü'mine kadınları bilmiyerek çiğneyip de şânınıza o yüzden şeyn gelecek olmasa idi, Allah dilediğini rahmetine koyacağı için, eğer onlar çekilebilselerdi elbette içlerinden o küfredenleri elîm bir azâba düçar ederdik
- **Hasan Basri Çantay Meali:** Onlar, küfreden, sizi Mescid-i haramdan ve alıkonulmuş hediyyelerin mahalline ulaşmasından men' edenlerdir. Eğer (Mekkede) kendilerini henüz tanımadığınız mü'min erkeklerle mü'min kadınları bilmeyerek çiğneyib de o yüzden size bir vebal isaabet edecek olmasaydı (Allah size feth için elbette izin verirdi). (Bunu) kimi dilerse onu rahmetine kavuşdurmak için (yapdı). Eğer onlar seçilib ayrılmış olsalardı biz onlardan küfredenleri muhakkak elem verici bir azaba giriftar etmişdik bile.
- **Hayrat Neşriyat Meali:** Onlar öyle kimselerdir ki, inkâr ettiler ve sizi Mescid-i Harâm'dan, bekletilen kurbanları da yerlerine ulaşmaktan men' ettiler. Hâlbuki (Mekke'de) kendilerini (henüz) tanımadığınız mü'min erkeklerle mü'mine kadınları bilmeyerek kendilerini çiğneyip de, onlardan dolayı size bir meşakkat bir vebâl (bir vicdan azâbı)dokunacak olmasaydı (kâfirlerle savaşmanıza engel olmazdı).(Ama böyle yaptı) ki Allah diledi ğini rahmetine koysun! Eğer (omü'minler kâ firlerden) ayrılmış olsalardı (da siz onları tanıyabilseydiniz), elbette onlardan (Mekke lilerden) in kâr edenleri (pek) elemli bir azâb ile cezâlandırırdık.
- **Ali Fikri Yavuz Meali:** Onlar (Mekke'liler), o kimselerdir ki, Peygamberi inkâr ettiler ve (Kâbe'ye hediye edilmek üzere alıkonub) bekletilmekte olan kurbanlıkları (kesim) yerine ulaşmaktan engellediler. Eğer kendilerini tanımadığınız (Mekkeli kâfirler arasındaki) bir takım mümin erkeklerle mümin kadınları bilmemezlikten çiğneyib o yüzden size bir vebal gelecek olmasaydı, (Allah, size, Mekke'nin fethi için müsaade buyururdu). Allah'ın, Mekke'deki müminleri koruması, dilediği kimseyi rahmetine koymak içindir. Eğer onlar (Mekkedeki müminler, kâfirlerden) ayrılsalardı, onlardan kâfir bulunanları acıklı bir azab ile azablandırırdık.
- **Ömer Nasuhi Bilmen Meali:** Onlar, o kimselerdir ki kâfir oldular ve sizi Mescid-i Haram'dan men eylediler. Kurbanları da mahalline varmaktan mahpus bıraktılar. Eğer bilmediğiniz mü'min erkekler ile imân sahibesi kadınlar bulunmasa idi, onları bilmeksizin çiğneyip de o yüzden sizi bilmeksizin bir meşakkat, bir keder, bir teessüf (isabet etmeyecek olsa idi) elbette ellerini onlardan çektirmezdi, fakat çektirdi, tâ ki, Allah dilediğini rahmeti içine girdirsin. Eğer onlar seçilmiş olsalar idi, elbette onlardan kâfir olanları elîm bir azab ile muazzeb kılardık.
- **Ümit Şimşek Meali:** Onlar inkâr eden ve sizi Mescid-i Haramdan, bekletilen kurbanlıkları da yerine ulaşmaktan alıkoyanlardır. Eğer orada tanımadığınız mü'min erkekler ve mü'min kadınlar bulunup da sizin bilmeden onları ezerek vicdan azabına uğrama ihtimaliniz olmasaydı, Allah savaş izni verirdi. Dilediklerini rahmetine eriştirmek için Allah sizin elinizi onlardan çektirdi. Onlar birbirinden ayırt edilseydi, kâfir olanlarını acı bir azaba uğratırdık.
- **Yusuf Ali (English) Meali:** They are the ones who denied Revelation and hindered you from the Sacred Mosque and the sacrificial animals, detained from reaching their place of sacrifice. Had there not been believing men and believing women whom ye did not know that ye were trampling down and on whose account a crime would have accrued to you without (your) knowledge, ((Allah) would have allowed you to force your way, but He held back your hands) that He may admit to His Mercy whom He will. If they had been apart, We should certainly have punished the Unbelievers among them with a grievous Punishment.

## Tefsir (24-25. ayetler)

### Ömer Çelik Tefsiri

Resûlullah
(s.a.s.), ashâbıyla birlikte Hudeybiye’de bulunuyorlarken, müşriklerden seksen
kişilik bir grup bir sabah namazı vakti üzerlerine hücum etti. Maksatları Allah
Resûlü (s.a.s.)’i öldürmekti. Hiçbir zarar veremeden yakalandılar.
Peygamberimiz (s.a.s.) onları affedip serbest bıraktı. (Müslim, Cihad 133)
Kureyşlilerin sonunda barış istemelerine bu olay sebep olmuştur.



Âyetlerin
bir diğer iniş sebebi de şudur:



Hudeybiye
anlaşması gereğince Mekkeliler’den müslüman olup Medine’ye Resûlullah
(s.a.s.)’in yanına gidenler Mekkelilere iâde edilecekti. Anlaşma imzalandıktan
sonra Ebû Basîr isminde biri müslüman olmuş, bir Mekkeli de Medine’ye
sığınmıştı. Ancak Peygamberimiz (s.a.s.), şartnâmeye göre onu müşriklere teslîm
etmek zorunda kaldı. Ebû Basîr de önce Allah Resûlü’nün bu hareketine bir mâna
veremeyerek:



“–Beni
puta tapıcılığa mı döndürmek istiyorsun?” sözleriyle hayretini izhâr etti.
Resûlullah (s.a.s.) sâkin bir şekilde onu tesellî buyurdu:



*“–Ebû
Basîr! Biz ahdimizi bozamayız. Ama sen biraz sabret; Allah Teâlâ, sana ve senin
gibilere elbette bir selâmet yolu gösterecektir.”*



Bu
sözlerden sonra Ebû Basîr, sesini çıkarmayarak Peygamberimiz (s.a.s.)’in
verdiği hükme boyun büktü. Umum müslümanların durumunu düşünerek müşriklere teslîm
oldu. Ancak o, Mekke’ye değil, ölüme götürülüyordu. Bunu bildiğinden, yolda bir
fırsatını bulup kendisini götürenlere hücûm ederek nefsini müdâfaa etti.
Yanındaki iki kişiden birini öldürdü, diğerini ise elinden kaçırdı. Ebû Basîr,
öldürdüğü kişinin elbisesini, eşyâlarını ve kılıcını aldı, Allah Resûlü’ne
getirdi:



“–Yâ
Resûlallah! Bunların beşte birini ayır, kendin için al!” dedi. Efendimiz:



*“–Ben
bunun beşte birini aldığım zaman, onlarla yapmış olduğum anlaşmaya uymamış
olurum. Fakat sen ayrı bir durumdasın. Senin davranışın da, öldürdüğün adamın
eşyâsı da seni ilgilendirir”* buyurdu. (Vâkıdî, *el-Meğâzî,*II, 626-627)



Firâsetle
hareket eden Ebû Basîr, bir müddet sonra Medine’den çıktı. Deniz kıyısında
Mekke ile Şam arasında Îs denilen bir yere yerleşti. Kısa bir müddet sonra
orası tarafsız bir bölge olarak bir ilticâ mekânı hâline geldi. Az önce bahsi
geçen Ebû Cendel de zâlimlerin elinden kurtularak Ebû Basîr’e katıldı. Durumdan
haberdar olan mazlum mü’minler birer ikişer oraya toplanmaya başladılar. Böylece
müslümanların sayısı çok geçmeden üç yüze ulaştı. Mekkelilerin Şam ticâret yolu
tehlikeye girdi. Bunun üzerine Mekkeli müşrikler, çâresiz kalarak Peygamber
Efendimiz’den bu husustaki maddenin kaldırılmasını taleb ettiler. Yâni
Mekke’den müslüman olup da kaçanların Medine’ye kabul olunmasını ricâ ettiler.
Peygamber Efendimiz de Ebû Basîr’e mektup göndererek Medine’ye gelmelerini
bildirdi. Bunu üzerine Fetih sûresinin 24-26. âyetleri nâzil oldu. (bk. Buhârî,
Şurût 15)



Aslında,
hem mü’minlerin hem de kâfirlerin bütün yaptıklarını hakkiyle gören Cenâb-ı
Hak, Mekke dâhilinde iki grup arasında bir savaşın olmasını istemiyordu. Bunun
iki hikmeti vardır:



Birincisi;
o dönemde Mekke’de imanlarını gizleyen ve gizlemeyen erkek kadın birçok
müslüman bulunmaktaydı. Onlar imkânsızlık ve güçsüzlüklerinden dolayı hicret
edememişler, eziyet ve işkenceye maruz kalmışlardı. Hudeybiye’ye kadar
mü’minlerin bundan haberleri yoktu. Böyle bir ortamda savaş olup müslümanlar
kâfirleri kovalayarak Mekke’ye girselerdi, kâfirlerle birlikte,
tanınmadıklarından dolayı bu müslümanları da öldürebilirlerdi. Gerçeğin farkına
vardıklarında da bu durumdan acı ve üzüntü duyarlardı. Bu yüzden ayrıca müşrik
Araplara: “Bu insanlar savaşta kendi din kardeşlerini bile öldürmekten
çekinmiyorlar” deme fırsatı verilmiş olurdu. Dolayısıyla Cenâb-ı Hak, bir
taraftan Mekke’deki bu çaresiz müslümanlara merhamet etmek, onları koruyup
kollamak; öte yandan da Peygamberimiz (s.a.s.) ve ashâbını üzüntü ve
lekelenmekten kurtarmak maksadıyla bu kritik noktada savaşa müsaade buyurmadı.



İkincisi;
Yüce Allah, Kureyş’in mağlup edilip Mekke’nin fethedilmesinin böyle kanlı bir
savaş sonucu olmasını istemiyordu. Belki de murâd-ı ilâhî, Mekkelilerin her
yandan çembere alınması yoluyla çaresiz ve güçsüz hale getirilmeleri, hiç bir
eziyete lüzum kalmadan mağlup olmaları ve nihâyet Kureyş kabilesinin topyekun
İslâm’ı kabul edip Allah’ın rahmetine nâil olmalarına zemin hazırlamak idi.
Gerçekten de Hudeybiye’den sonra geçen iki sene bu maksat için kâfi geldi.
Mekke bu şekilde fethedildi.



Söz
arasında şunu belirtmek gerekir ki, fetihten sonra Efendimiz’in Mekke-i
Mükerreme’ye girişi dünyada eşi görülmemiş en büyük tevâzû örneklerindendir.
Hâdiseye şâhit olan ashâb-ı kirâm bu hâli şöyle tasvîr ederler:



“Resûlullah
(s.a.s.), Mekke’yi fethe giden ordunun başında bulunuyordu. Zafer müyesser olup
da devesinin üzerinde Mekke’ye girerken, başını Yüce Rabbine karşı tevâzû ile o
derece eğmişti ki, sakalının uçları neredeyse devenin semerine değmekteydi.
Sanki bir şükür secdesindeydi. O esnâda devamlı olarak:



*«Ey
Allahım! Hayat, ancak âhiret hayâtıdır!»* diyordu.” (bk. Buhârî, Rikâk, 1;
Vâkıdî, *el-Meğâzî,*II, 824)



Müşriklerin, Peygamberimiz ve ashâbını Beytullah’ı
ziyaretten engellemelerinin gerçek sebebi ise şöyle haber veriliyor:

## Bağlantılar

- [Bu sayfanın HTML sürümü](https://www.kuranvemeali.com/fetih-suresi/25-ayeti-tefsiri)
- [25. ayet meali](https://www.kuranvemeali.com/fetih-suresi/25-ayeti-meali.md)
- [24-25. ayet tefsiri](https://www.kuranvemeali.com/fetih-suresi/24-ayeti-tefsiri.md)
- [Önceki ayet (24)](https://www.kuranvemeali.com/fetih-suresi/24-ayeti-tefsiri.md)
- [Sonraki ayet (26)](https://www.kuranvemeali.com/fetih-suresi/26-ayeti-tefsiri.md)
- [Fetih Sûresi](https://www.kuranvemeali.com/fetih-suresi.md)
- [Tüm sûreler](https://www.kuranvemeali.com/llms.txt)
