---
title: "Enbiyâ Sûresi 52-57. Ayet Tefsiri"
sure: "Enbiyâ"
sure_no: 21
ayet_no: 56
url: https://www.kuranvemeali.com/enbiya-suresi/56-ayeti-tefsiri
language: tr
source: Kuran ve Meali
---

# Enbiyâ Sûresi 56. Ayet Tefsiri

> Kur'an-ı Kerim, Enbiyâ Sûresi (21. sûre), 56. ayet. Kaynak: [Kuran ve Meali](https://www.kuranvemeali.com/enbiya-suresi/56-ayeti-tefsiri)

### 52. Ayet

## Arapça

اِذْ قَالَ لِاَب۪يهِ وَقَوْمِه۪ مَا هٰذِهِ التَّمَاث۪يلُ الَّت۪ٓي اَنْتُمْ لَهَا عَاكِفُونَ

## Okunuşu

İż kâle li-ebîhi vekavmihi mâ hâżihi-ttemâśîlu-lletî entum lehâ ‘âkifûn(e)

### 53. Ayet

## Arapça

قَالُوا وَجَدْنَٓا اٰبَٓاءَنَا لَهَا عَابِد۪ينَ

## Okunuşu

Kâlû vecednâ âbâenâ lehâ ‘âbidîn(e)

### 54. Ayet

## Arapça

قَالَ لَقَدْ كُنْتُمْ اَنْتُمْ وَاٰبَٓاؤُ۬كُمْ ف۪ي ضَلَالٍ مُب۪ينٍ

## Okunuşu

Kâle lekad kuntum entum ve âbâukum fî dalâlin mubîn(in)

### 55. Ayet

## Arapça

قَالُٓوا اَجِئْتَنَا بِالْحَقِّ اَمْ اَنْتَ مِنَ اللَّاعِب۪ينَ

## Okunuşu

Kâlû eci/tenâ bilhakki em ente mine-llâ’ibîn(e)

### 56. Ayet

## Arapça

قَالَ بَلْ رَبُّكُمْ رَبُّ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ الَّذ۪ي فَطَرَهُنَّۘ وَاَنَا۬ عَلٰى ذٰلِكُمْ مِنَ الشَّاهِد۪ينَ

## Okunuşu

Kâle bel rabbukum rabbu-ssemâvâti vel-ardi-lleżî fetarahunne ve enâ ‘alâ żâlikum mine-şşâhidîn(e)

### 57. Ayet

## Arapça

وَتَاللّٰهِ لَاَك۪يدَنَّ اَصْنَامَكُمْ بَعْدَ اَنْ تُوَلُّوا مُدْبِر۪ينَ

## Okunuşu

Veta(A)llâhi leekîdenne asnâmekum ba’de en tuvellû mudbirîn(e)

## Mealler

### 52. Ayet Mealleri

- **Ömer Çelik Meali:** O vakit babasına ve kavmine: “Nedir şu karşısına geçip taptığınız heykeller?” diye sormuştu.
- **Diyanet Vakfı Meali:** O, babasına ve kavmine: Şu karşısına geçip tapmakta olduğunuz heykeller de ne oluyor? demişti.
- **Diyanet İşleri (Eski) Meali:** İbrahim, babasına ve milletine: "Bu tapınıp durduğunuz heykeller nedir?" demişti.
- **Diyanet İşleri (Yeni) Meali:** Hani o, babasına ve kavmine, “Ne bu tapınıp durduğunuz heykeller?” demişti.
- **Elmalılı Hamdi Yazır Meali:** O zaman o, babasına ve kavmine: "Bu tapınıp durduğunuz heykeller nedir?" demişti.
- **Elmalılı Meali (Orjinal) Meali:** O vakıt ki babasına ve kavmine ne bu başına toplanıb durduğunuz temasîl dedi
- **Hasan Basri Çantay Meali:** O zaman o, babasına ve kavmine: «Sizin tapmakda olduğunuz bu heykeller nedir?» demişdi.
- **Hayrat Neşriyat Meali:** Hani babasına ve kavmine: “Sizin şu kendilerine tapınıcı olduğunuz heykeller de nedir?” demişti.
- **Ali Fikri Yavuz Meali:** O zaman, babasına ve kavmine şöyle demişti: “- Sizin tapmakta olduğunuz heykeller nedir?”
- **Ömer Nasuhi Bilmen Meali:** O vakit ki, babasına ve kavmine dedi ki: «Nedir bu timsaller ki, siz onlara (tapınmaya) devam edip duruyorsunuz?»
- **Ümit Şimşek Meali:** O vakit İbrahim babası ile kavmine, “Nedir bu tapıp durduğunuz suretler?” diye sormuştu.
- **Yusuf Ali (English) Meali:** Behold! he said to his father and his people, "What are these images, to which ye are (so assiduously) devoted?"

### 53. Ayet Mealleri

- **Ömer Çelik Meali:** Onlar da: “Atalarımızı bunlara tapar halde bulduk; biz de onlara uyarak böyle yapıyoruz” diye karşılık vermişlerdi.
- **Diyanet Vakfı Meali:** Dediler ki: Biz, babalarımızı bunlara tapar kimseler bulduk.
- **Diyanet İşleri (Eski) Meali:** "Babalarımızı onlara tapar bulduk" demişlerdi.
- **Diyanet İşleri (Yeni) Meali:** "Babalarımızı bunlara ibadet ediyor bulduk” dediler.
- **Elmalılı Hamdi Yazır Meali:** Onlar: "Biz atalarımızı bunlara tapar bulduk" dediler.
- **Elmalılı Meali (Orjinal) Meali:** Atalarımızı bunlara ıbadet ediyor bulduk dediler
- **Hasan Basri Çantay Meali:** Onlar: «Biz atalarımızı bunların tapıcıları olarak bulduk» dediler.
- **Hayrat Neşriyat Meali:** (Onlar:) “Atalarımızı onlara tapan kimseler bulduk” dediler.
- **Ali Fikri Yavuz Meali:** Onlar: “- Biz, atalarımızı bunlara ibadet ediyor bulduk.” dediler.
- **Ömer Nasuhi Bilmen Meali:** Dediler ki: «Biz babalarımızı bunlara ibadet ediciler bulduk.»
- **Ümit Şimşek Meali:** Onlar “Biz atalarımızı bunlara tapar halde bulduk” dediler.
- **Yusuf Ali (English) Meali:** They said, "We found our fathers worshipping them."

### 54. Ayet Mealleri

- **Ömer Çelik Meali:** İbrâhim: “Doğrusu siz de, atalarınız da apaçık bir sapıklık içine sürüklenmişsiniz” dedi.
- **Diyanet Vakfı Meali:** Doğrusu, siz de, babalarınız da açık bir sapıklık içindesiniz, dedi.
- **Diyanet İşleri (Eski) Meali:** İbrahim: "And olsun ki sizler de babalarınız da apaçık bir sapıklık içindesiniz" deyince:
- **Diyanet İşleri (Yeni) Meali:** İbrahim, “Andolsun, siz de, atalarınız da apaçık bir sapıklık içindesiniz” dedi.
- **Elmalılı Hamdi Yazır Meali:** İbrahim: "And olsun ki sizler de, atalarınız da apaçık bir sapıklık içindesiniz" dedi.
- **Elmalılı Meali (Orjinal) Meali:** Kasem olsun ki dedi, siz de atalarınız da açık bir dalâl içindesiniz
- **Hasan Basri Çantay Meali:** (İbrâhîm) dedi: «Andolsun, siz de, atalarınız da apaçık bir sapıklık içindesiniz».
- **Hayrat Neşriyat Meali:** (İbrâhîm:) “Yemîn olsun ki siz de atalarınız da apaçık bir sapıklık içindesiniz” dedi.
- **Ali Fikri Yavuz Meali:** (Hz. İbrâhîm, onlara) dedi ki: “- Yemin olsun, siz ve atalarınız açık bir sapıklık içindesiniz.”
- **Ömer Nasuhi Bilmen Meali:** «Kasem olsun ki,» Dedi, «siz de, babalarınız da pek açık bir sapıklık içinde bulunmuş oldunuz.»
- **Ümit Şimşek Meali:** İbrahim “And olsun ki,” dedi, “siz de, atalarınız da apaçık bir sapıklıktasınız.”
- **Yusuf Ali (English) Meali:** He said, "Indeed ye have been in manifest error - ye and your fathers."

### 55. Ayet Mealleri

- **Ömer Çelik Meali:** Bunun üzerine: “Senin bu söylediklerin gerçek mi, yoksa bizimle oyun mu oynuyorsun?” dediler.
- **Diyanet Vakfı Meali:** Dediler ki: Bize gerçeği mi getirdin, yoksa sen oyunbazlardan biri misin?
- **Diyanet İşleri (Eski) Meali:** "Sen bize gerçeği mi getirdin yoksa şaka mı ediyorsun?" dediler.
- **Diyanet İşleri (Yeni) Meali:** “Bize gerçeği mi getirdin, yoksa sen bizimle eğleniyor musun?” dediler.
- **Elmalılı Hamdi Yazır Meali:** Onlar : "Sen bize gerçeği mi getirdin (Sen ciddi mi söylüyorsun), yoksa şaka mı ediyorsun?" dediler.
- **Elmalılı Meali (Orjinal) Meali:** Dediler: ciddi mi söylüyorsun yoksa sen şakacılardan mısın
- **Hasan Basri Çantay Meali:** Onlar: «Sen bize gerçeği mi getirdin, yoksa sen şakacılardan mısın?» dediler.
- **Hayrat Neşriyat Meali:** (Onlar:) “(Sen) bize hak ile mi geldin (ciddî mi konuşuyorsun), yoksa sen şaka yapanlardan mısın?” dediler.
- **Ali Fikri Yavuz Meali:** Onlar: “- Sen bize (doğru mu söylüyorsun) hakikatı mı getirdin, yoksa sen şakacılardan mısın (bizimle mi eğleniyorsun)?” dediler.
- **Ömer Nasuhi Bilmen Meali:** Dediler ki: «Sen bize hak ile mi geldin, yoksa sen latife edenlerden misin?»
- **Ümit Şimşek Meali:** “Ciddî mi söylüyorsun, yoksa bizimle eğleniyor musun?” dediler.
- **Yusuf Ali (English) Meali:** They said, "Have you brought us the Truth, or are you one of those who jest?"

### 56. Ayet Mealleri

- **Ömer Çelik Meali:** İbrâhim şöyle dedi: “Hayır, hayır! Sizin Rabbiniz, göklerin ve yerin Rabbidir; onları yoktan O yaratmıştır. Ben de bu gerçeğe şâhitlik edenlerdenim.”
- **Diyanet Vakfı Meali:** Hayır, dedi, sizin Rabbiniz, yarattığı göklerin ve yerin de Rabbidir ve ben buna şahitlik edenlerdenim.
- **Diyanet İşleri (Eski) Meali:** O şöyle dedi: "Hayır; Rabbiniz, göklerin ve yerin Rabbidir ki onları O yaratmıştır. Ben de buna şahidlik edenlerdenim."
- **Diyanet İşleri (Yeni) Meali:** İbrahim, dedi ki: “Hayır! Rabbiniz, göklerin ve yerin Rabbidir. O, bunları yaratandır ve ben de buna şahitlik edenlerdenim.”
- **Elmalılı Hamdi Yazır Meali:** O şöyle dedi: "Hayır Rabbiniz göklerin ve yerin Rabbidir ki onları O yaratmıştır. Ben de buna şahidlik edenlerdenim."
- **Elmalılı Meali (Orjinal) Meali:** Doğrusu, dedi: rabbınız o Göklerin ve Yerin rabbıdır ki onları yaratmıştır ve ben buna şehadet edenlerdenim
- **Hasan Basri Çantay Meali:** O da: «Hayır, dedi, sizin Rabbiniz hem göklerin, hem yerin Rabbidir ki bunları O yaratmışdır ve ben de buna yakıyn haasıl edenlerdenim».
- **Hayrat Neşriyat Meali:** (İbrâhîm şöyle) dedi: “Hayır! Rabbiniz göklerin ve yerin Rabbidir ki, onları yoktan var etmiştir; ben de buna şâhidlik edenlerdenim.”
- **Ali Fikri Yavuz Meali:** (İbrâhîm şöyle) dedi: “- Doğrusu sizin Rabbiniz, hem göklerin, hem de yerin Rabbidir ki, bütün bunları O yaratmıştır ve ben de size bu dediğime şahidlik edenlerdenim.
- **Ömer Nasuhi Bilmen Meali:** Dedi ki: «Hayır. Rabbiniz göklerin ve yerin rabbidir ki, onları yaratmıştır ve ben O'na şehâdet edenlerdenim.»
- **Ümit Şimşek Meali:** İbrahim dedi ki: “Sizin Rabbiniz, göklerin ve yerin Rabbidir ki onların hepsini yoktan yaratmıştır. Ben de buna şahitlik edenlerdenim.
- **Yusuf Ali (English) Meali:** He said, "Nay, your Lord is the Lord of the heavens and the earth, He Who created them (from nothing): and I am a witness to this (Truth).

### 57. Ayet Mealleri

- **Ömer Çelik Meali:** Sonra içinden: “Allah’a yemin olsun ki, siz dönüp gittikten sonra putlarınıza mutlaka bir tuzak kuracağım!” diye karar verdi.
- **Diyanet Vakfı Meali:** Allah'a yemin ederim ki, siz ayrılıp gittikten sonra putlarınıza bir oyun oynayacağım!
- **Diyanet İşleri (Eski) Meali:** "Allah'a yemin ederim ki, siz ayrıldıktan sonra, putlarınıza bir tuzak kuracağım!"
- **Diyanet İşleri (Yeni) Meali:** Allah’a yemin ederim ki, siz arkanızı dönüp gittikten sonra ben putlarınıza muhakkak bir tuzak kuracağım.
- **Elmalılı Hamdi Yazır Meali:** "Allah'a yemin ederim ki, siz arkanızı dönüp gittikten sonra, ben putlarınıza elbette bir tuzak kuracağım."
- **Elmalılı Meali (Orjinal) Meali:** Ve tallahi siz dönüp gittikten sonra putlarınıza lâhüdd bir tedbir yapacağım
- **Hasan Basri Çantay Meali:** «Allaha yemîn ederim ki siz arkanızı dönüb gitdikden sonra ben putlarınıza elbette bir tuzak kuracağım».
- **Hayrat Neşriyat Meali:** “Ve Allah'a yemîn olsun ki, (siz) arkasını dönen kimseler olarak dönüp gittikten sonra putlarınıza elbette bir tuzak kuracağım!”
- **Ali Fikri Yavuz Meali:** Allah'a yemin ederim ki, siz arkanızı dönüb (bayram yerinize) gittikten sonra muhakkak putlarınıza bir iş yapacağım (onları kıracağım).”
- **Ömer Nasuhi Bilmen Meali:** «Vallahi yemin ederim ki, siz dönüp gittikten sonra elbette putlarınıza bir mekrde bulunacağım.»
- **Ümit Şimşek Meali:** “Allah'a yemin olsun ki, siz arkanızı dönüp gittikten sonra ben putlarınıza bir oyun edeceğim.”
- **Yusuf Ali (English) Meali:** "And by Allah, I have a plan for your idols - after ye go away and turn your backs"..

## Tefsir (52-57. ayetler)

### Ömer Çelik Tefsiri

52. âyette geçen اَلتِّمْثَالُ
(timsâl), Allah Teâlâ’nın yarattığı şeylere benzetilerek yapılan heykellerdir.
Hz. İbrâhim’in peygamber gönderildiği toplum, insan, hayvan, yıldız ve benzeri
şekillerde yapılmış çeşitli putlara tapıyorlardı. İbrâhim (a.s.), öncelikle **“Nedir
şu karşısına geçip taptığınız heykeller?”**(Enbiyâ 21/52)****diye
sorarak söze başlar. Böylece onların zihinlerini sarsarak yaptıkları işin
mâhiyeti hakkında düşünmelerini sağlamak ister. Ayrıca bu soru karşısında ileri
sürecekleri şüpheleri öğrenip onları iptal etmek için tatbik edeceği yolu
belirlemeyi düşünür. Kavmi, ileri sürebilecekleri sağlam bir delile sahip
olmadıkları için, ancak taklit yoluna başvurarak, atalarını o putlara tapar
halde bulduklarını, dolayısıyla kendilerinin de onların yollarını takip
etmelerinden daha tabii bir durum olmadığını söylerler. İbrâhim (a.s.), hiç
çekinmeden hem onların hem de putperest atalarının apaçık bir sapıklık içinde
olduklarını haber verince, alışık olmadıkları bu tavır karşısında şaşırır
kalırlar. Böyle bir şeyi daha önce hiç akıllarına getirmedikleri için, Hz.
İbrâhim’e bunun gerçek mi yoksa bir şaka mı olduğunu sorar, kendileriyle dalga
geçip geçmediğini öğrenmek isterler. İbrâhim (a.s.) ise işin ciddiyetini
belirtmek üzere, onlara hak dinin tevhid akîdesini anlatmaya, bunun temel
esasının, gökleri ve yeri yaratan ve her şeyin Rabbi olan Allah’ın tek olduğunu
ve kendileri de dâhil bütün insanların Rabbinin O olduğunu ilan etmeye başlar.
Tevhid akîdesinin kabulü ve yerleşmesi için putların ve putperestliğin ortadan
kalkması gerektiğinden dolayı da putlarla alakalı olarak tatbik edeceği planı
netleştirir. Bu yöndeki niyet ve himmetini kesinleştirerek kararını alır. Bu
kararını ya sadece içinden geçirir veya kavmi oradan ayrılıp gidince geride
kalan bir kısım zayıf ve hasta kimselerle de paylaşır. Sonra verdiği bu kararı
uygulamaya koyar:

## Bağlantılar

- [Bu sayfanın HTML sürümü](https://www.kuranvemeali.com/enbiya-suresi/56-ayeti-tefsiri)
- [56. ayet meali](https://www.kuranvemeali.com/enbiya-suresi/56-ayeti-meali.md)
- [52-57. ayet tefsiri](https://www.kuranvemeali.com/enbiya-suresi/52-ayeti-tefsiri.md)
- [Önceki ayet (55)](https://www.kuranvemeali.com/enbiya-suresi/55-ayeti-tefsiri.md)
- [Sonraki ayet (58)](https://www.kuranvemeali.com/enbiya-suresi/58-ayeti-tefsiri.md)
- [Enbiyâ Sûresi](https://www.kuranvemeali.com/enbiya-suresi.md)
- [Tüm sûreler](https://www.kuranvemeali.com/llms.txt)
