---
title: "Enbiyâ Sûresi 39-41. Ayet Tefsiri"
sure: "Enbiyâ"
sure_no: 21
ayet_no: 40
url: https://www.kuranvemeali.com/enbiya-suresi/40-ayeti-tefsiri
language: tr
source: Kuran ve Meali
---

# Enbiyâ Sûresi 40. Ayet Tefsiri

> Kur'an-ı Kerim, Enbiyâ Sûresi (21. sûre), 40. ayet. Kaynak: [Kuran ve Meali](https://www.kuranvemeali.com/enbiya-suresi/40-ayeti-tefsiri)

### 39. Ayet

## Arapça

لَوْ يَعْلَمُ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا ح۪ينَ لَا يَكُفُّونَ عَنْ وُجُوهِهِمُ النَّارَ وَلَا عَنْ ظُهُورِهِمْ وَلَا هُمْ يُنْصَرُونَ

## Okunuşu

Lev ya’lemu-lleżîne keferû hîne lâ yekuffûne ‘an vucûhihimu-nnâra velâ ‘an zuhûrihim velâ hum yunsarûn(e)

### 40. Ayet

## Arapça

بَلْ تَأْت۪يهِمْ بَغْتَةً فَتَبْهَتُهُمْ فَلَا يَسْتَط۪يعُونَ رَدَّهَا وَلَا هُمْ يُنْظَرُونَ

## Okunuşu

Bel te/tîhim baġteten fetebhetuhum felâ yestatî’ûne raddehâ velâ hum yunzarûn(e)

### 41. Ayet

## Arapça

وَلَقَدِ اسْتُهْزِئَ بِرُسُلٍ مِنْ قَبْلِكَ فَحَاقَ بِالَّذ۪ينَ سَخِرُوا مِنْهُمْ مَا كَانُوا بِه۪ يَسْتَهْزِؤُ۫نَ۟

## Okunuşu

Velekadi-stuhzi-e birusulin min kablike fehâka billeżîne seḣirû minhum mâ kânû bihi yestehzi-ûn(e)

## Mealler

### 39. Ayet Mealleri

- **Ömer Çelik Meali:** O kâfirler yüzlerinden ve sırtlarından ateşi savamayacakları, üstelik ondan kurtulmak için de hiçbir yardım göremeyecekleri zamanı bir bilselerdi, onu böyle acele istemezlerdi!
- **Diyanet Vakfı Meali:** İnkâr edenler, yüzlerinden ve sırtlarından (saran) ateşi savamayacakları, kendilerine yardım dahi edilmeyeceği zamanı bir bilselerdi!
- **Diyanet İşleri (Eski) Meali:** Bu kafirler, ateşi yüzlerinden ve sırtlarından menedemeyecekleri ve yardım da göremiyecekleri zamanı keşke bilseler.
- **Diyanet İşleri (Yeni) Meali:** İnkâr edenler, yüzlerinden ve sırtlarından ateşi savamayacakları ve hiçbir yardım da görmeyecekleri vakti bir bilseler!
- **Elmalılı Hamdi Yazır Meali:** Bu kâfirler ateşi yüzlerinden ve sırtlarından men edemeyecekleri ve yardım da göremeyecekleri zamanı, bir bilseler!
- **Elmalılı Meali (Orjinal) Meali:** Bilseler o küfredenler ne yüzlerinden ne arkalarından ateşi men'edemiyecekleri, ve hiç bir taraftan yardım olunmıyacakları o demi
- **Hasan Basri Çantay Meali:** O küfredenler yüzlerinden ve arkalarından (saran) ateşi hiçbir suretle meni' edemeyecekleri, kendilerinin yardım da göremeyecekleri zamaanı bir bilse (ler) di.
- **Hayrat Neşriyat Meali:** İnkâr edenler yüzlerinden ve sırtlarından ateşi savamayacakları ve kendilerine yardım (da) edilmeyecekleri o zamânı biliyor olsalardı (o azâbı bu kadar acele istemezlerdi)!
- **Ali Fikri Yavuz Meali:** Peygamberi ve Kur'an'ı inkâr edenler, ne yüzlerinden, ne arkalarından ateşi men edemiyecekleri ve asla yardım olunamıyacakları vakti bir bilseler!... (Küfür üzere bulunmazlar ve azabı istemezlerdi.)
- **Ömer Nasuhi Bilmen Meali:** Eğer o kâfir olanlar, o zamanı bir bilseler idi ki, ne yüzlerinden ve ne de arkalarından ateşi men edemiyeceklerdir ve onlar yardım da olunamayacaklardır.
- **Ümit Şimşek Meali:** Bir bilseydi kâfirler o ânı ki, ateşi ne yüzlerinden uzaklaştırabilirler, ne arkalarından; hiç kimseden bir yardım da görmezler.
- **Yusuf Ali (English) Meali:** If only the Unbelievers knew (the time) when they will not be able to ward off the fire from their faces, nor yet from their backs, and (when) no help can reach them!

### 40. Ayet Mealleri

- **Ömer Çelik Meali:** Bilakis o kıyâmet kendilerine ansızın gelecek ve onları şaşkına çevirecektir. Artık ne onu geri çevirmeye güçleri yetecek, ne de kendilerine en küçük bir mühlet verilecektir.
- **Diyanet Vakfı Meali:** Bilâkis kendilerine o (kıyamet) öyle âni gelir ki, onları şaşırtır. Artık, ne reddedebilirler onu, ne de kendilerine mühlet verilir.
- **Diyanet İşleri (Eski) Meali:** Belki aniden gelecek de onları şaşırtacaktır. Artık onu geri çeviremezler; kendileri de ertelenmez.
- **Diyanet İşleri (Yeni) Meali:** Şüphesiz o (tehdit edildikleri azap) onlara ansızın gelecek de kendilerini şaşkınlıktan dondurup bırakacak. Artık ne onu geri çevirmeye güçleri yetecek, ne de kendilerine göz açtırılacak.
- **Elmalılı Hamdi Yazır Meali:** Doğrusu bu azap onlara ansızın gelecek de kendilerini şaşırtacaktır. Artık ne geri çevrilmesine güçleri yetecek, ne de kendilerine mühlet verilecektir.
- **Elmalılı Meali (Orjinal) Meali:** Doğrusu o onları bağdeten gelecek de kendilerini dondura kalacak, artık ne reddini güçleri yetecek ne de kendilerine mühlet verilecek
- **Hasan Basri Çantay Meali:** Belki (bu), onlara ansızın gelecek de kendilerini şaşırtacakdır. Artık onu redde muktedir olamayacaklar (ı gibi), onlara mühlet de verilmeyecekdir.
- **Hayrat Neşriyat Meali:** Bil'akis (kıyâmet) onlara ansızın gelecek de onları dehşete düşürecektir; artık ne onu geri çevirebilirler, ne de kendilerine (tevbe için) mühlet verilir!
- **Ali Fikri Yavuz Meali:** Doğrusu bu azab (kıyamet), onlara ansızın gelecek de kendilerini şaşırtacaktır. Artık ne geri çevrilmesine güçleri yetecek, ne de kendilerine mühlet verilecektir.
- **Ömer Nasuhi Bilmen Meali:** Belki onlara ansızın gelecek, hemen onları hayrette bırakacak, artık onu ne redde takat getirebileceklerdir ve ne de onlara mühlet verilecektir.
- **Ümit Şimşek Meali:** O an birden bire geliverir; onlar da öylece donakalır. Artık ne azabı geri çevirmeye güçleri yeter, ne kendilerine süre tanınır.
- **Yusuf Ali (English) Meali:** Nay, it may come to them all of a sudden and confound them: no power will they have then to avert it, nor will they (then) get respite.

### 41. Ayet Mealleri

- **Ömer Çelik Meali:** Rasûlüm! Senden önceki peygamberlerle de alay edilmişti. Fakat, alay konusu yaptıkları o azap, sonunda alay edenleri her taraftan kuşatıp mahvetmişti.
- **Diyanet Vakfı Meali:** Andolsun, senden önceki peygamberlerle de alay edildi; ama onları alaya alanları, o alay konusu ettikleri şey kuşatıverdi.
- **Diyanet İşleri (Eski) Meali:** And olsun ki, senden önce birçok peygamber alaya alınmıştı da, alaya alanları, eğlendikleri şey mahvetmişti.
- **Diyanet İşleri (Yeni) Meali:** Andolsun, senden önce de birçok peygamberle alay edildi de içlerinden alay edenleri, o alaya aldıkları şey kuşatıverdi.
- **Elmalılı Hamdi Yazır Meali:** Yemin olsun ki, senden önce birçok peygamberle alay edildi de içlerinden alay edenleri, o alay ettikleri şey (azap) kuşatıverdi.
- **Elmalılı Meali (Orjinal) Meali:** Kasem olsun ki senden evvel bir çok Peygamberlerle istihzâ edildi de içlerinden alay edenleri o istihzâ ettikleri şey kuşatıverdi
- **Hasan Basri Çantay Meali:** Andolsun, senden evvelki peygamberlerle de istihza (alay) edilmişdir de alay etmekde oldukları şeyler (kavmlerinin) içinden istihza eden o maskaraların kendilerini kuşatmışdır.
- **Hayrat Neşriyat Meali:** And olsun ki, senden önceki enbiyâ (peygamber)ler ile alay edildi de onlarla maskaralık edenleri o kendisiyle alay etmekte oldukları şey (kahredici bir azâb olarak)kuşatıverdi.
- **Ali Fikri Yavuz Meali:** Yemin olsun ki, senden evvel bir çok peygamberlerle alay edildi de, içlerinden alay edenleri, o alay ettikleri şey (azab) kuşatıverdi.
- **Ömer Nasuhi Bilmen Meali:** Muhakkak ki, senden evvel de birçok peygamberler
- **Ümit Şimşek Meali:** Senden önceki peygamberlerle de alay edilmişti. Sonra o alay edenleri, alaya alıp durdukları şey kuşatıverdi.
- **Yusuf Ali (English) Meali:** Mocked were (many) messenger before thee; But their scoffers were hemmed in by the thing that they mocked.

## Tefsir (39-41. ayetler)

### Ömer Çelik Tefsiri

Kıyâmet
ansızın kopacak, ona inanmayanları ve kopacağını sanmayanları büyük bir
şaşkınlık içinde bırakacaktır. Onu durdurmaya kimsenin gücü yetmeyecektir. O
dehşetli vakit geldiğinde ne bir soluk alabilmek, ne de bir çareye
başvurabilmek için hiç kimseye azıcık da olsa bir mühlet verilmeyecektir.
Mizandan, hesaptan sonra kâfirler cehenneme atılacaklar; orada yüzlerini ve
sırtlarını saran yakıp kavurucu cehennem ateşini savmaları mümkün olmayacaktır.
Bu konuda onlara yardım edecek, sahiplik yapacak kimse de yoktur. Eğer kâfirler
dünyada yaşarken bunun farkında olsalardı, küfür içinde kalmaz, kesinlikle iman
ederlerdi. Peygamberimiz (s.a.s.)’e karşı başkaldırıp: “Bizi tehdit edip
durduğun o azap ne zaman? Haydi onu başımıza indirsene!” diye münâsebetsizlik
etmezlerdi. Ancak bu bir ilâhî kanundu. Bir kısım talihsizler peygamberlerin
davetine karşı çıkacaklar, onlarla alay edecekler ve sonunda alay konusu
yaptıkları o azapla mutlaka karşılaşacaklardı. Dolayısıyla Cenâb-ı Hakk’ın
küllî iradesine teslim olup kendimizi teselli etmek, üzerimize düşen vazifeyi
yaptıktan sonra gerisini Yüce Rabbimize havale etmek lâzımdır.




İşin
gerçek yüzünü açıklamak üzere:

## Bağlantılar

- [Bu sayfanın HTML sürümü](https://www.kuranvemeali.com/enbiya-suresi/40-ayeti-tefsiri)
- [40. ayet meali](https://www.kuranvemeali.com/enbiya-suresi/40-ayeti-meali.md)
- [39-41. ayet tefsiri](https://www.kuranvemeali.com/enbiya-suresi/39-ayeti-tefsiri.md)
- [Önceki ayet (39)](https://www.kuranvemeali.com/enbiya-suresi/39-ayeti-tefsiri.md)
- [Sonraki ayet (42)](https://www.kuranvemeali.com/enbiya-suresi/42-ayeti-tefsiri.md)
- [Enbiyâ Sûresi](https://www.kuranvemeali.com/enbiya-suresi.md)
- [Tüm sûreler](https://www.kuranvemeali.com/llms.txt)
