---
title: "Duhân Sûresi 22-29. Ayet Tefsiri"
sure: "Duhân"
sure_no: 44
ayet_no: 24
url: https://www.kuranvemeali.com/duhan-suresi/24-ayeti-tefsiri
language: tr
source: Kuran ve Meali
---

# Duhân Sûresi 24. Ayet Tefsiri

> Kur'an-ı Kerim, Duhân Sûresi (44. sûre), 24. ayet. Kaynak: [Kuran ve Meali](https://www.kuranvemeali.com/duhan-suresi/24-ayeti-tefsiri)

### 22. Ayet

## Arapça

فَدَعَا رَبَّهُٓ اَنَّ هٰٓؤُ۬لَٓاءِ قَوْمٌ مُجْرِمُونَ

## Okunuşu

Fede’â rabbehu enne hâulâ-ikavmun mucrimûn(e)

### 23. Ayet

## Arapça

فَاَسْرِ بِعِبَاد۪ي لَيْلًا اِنَّكُمْ مُتَّبَعُونَۙ

## Okunuşu

Fe-esri bi’ibâdî leylen innekum muttebe’ûn(e)

### 24. Ayet

## Arapça

وَاتْرُكِ الْبَحْرَ رَهْوًاۜ اِنَّهُمْ جُنْدٌ مُغْرَقُونَ

## Okunuşu

Vetruki-lbahra rahvâ(en)(s) innehum cundun muġrakûn(e)

### 25. Ayet

## Arapça

كَمْ تَرَكُوا مِنْ جَنَّاتٍ وَعُيُونٍۙ

## Okunuşu

Kem terakû min cennâtin ve ’uyûn(in)

### 26. Ayet

## Arapça

وَزُرُوعٍ وَمَقَامٍ كَر۪يمٍۙ

## Okunuşu

Ve zurû’in ve mekâmin kerîm(in)

### 27. Ayet

## Arapça

وَنَعْمَةٍ كَانُوا ف۪يهَا فَاكِه۪ينَۙ

## Okunuşu

Ve na’metin kânû fîhâ fâkihîn(e)

### 28. Ayet

## Arapça

كَذٰلِكَ۠ وَاَوْرَثْنَاهَا قَوْمًا اٰخَر۪ينَ

## Okunuşu

Keżâlik(e)(s) ve evraśnâhâ kavmen âḣarîn(e)

### 29. Ayet

## Arapça

فَمَا بَكَتْ عَلَيْهِمُ السَّمَٓاءُ وَالْاَرْضُ وَمَا كَانُوا مُنْظَر۪ينَ۟

## Okunuşu

Femâ beket ‘aleyhimu-ssemâu vel-ardu vemâ kânû munzarîn(e)

## Mealler

### 22. Ayet Mealleri

- **Ömer Çelik Meali:** Sonunda Mûsâ Rabbine: “Yâ Rabbi! Doğrusu bunlar suç işlemekte aşırı giden inkârcı bir güruh! Artık onları sana havâle ediyorum Allahım!” diye yalvardı.
- **Diyanet Vakfı Meali:** Bunun üzerine Musa: Bunlar suç işleyen bir toplumdur, diye Rabbine arzetti.
- **Diyanet İşleri (Eski) Meali:** Bunlar, suçlu bir millet olduğu için, Rabbine yardım etmesi için yalvardı.
- **Diyanet İşleri (Yeni) Meali:** Sonra Mûsâ, Rabbine, “Bunlar günahkâr bir toplumdur” diye seslendi.
- **Elmalılı Hamdi Yazır Meali:** Musa: "Şüphesiz ki bunlar suçlu bir kavimdir." diyerek yardım etmesi için Rabbine yalvardı.
- **Elmalılı Meali (Orjinal) Meali:** Sonra rabbına duâ etti: bak bunlar mücrim bir kavim dedi
- **Hasan Basri Çantay Meali:** Nihayet Rabbine «Bunlar hakıykat günahkârlar güruhudur» diye düâ etdi.
- **Hayrat Neşriyat Meali:** Buna rağmen (kavminin îmân etmemesi üzerine, Mûsâ): “Doğrusu bunlar, bir günahkârlar topluluğudur” diye Rabbisine duâ etti.
- **Ali Fikri Yavuz Meali:** Sonra Mûsa Rabbine şöyle dua etti: “- (Ey Rabbim, bu müşriklere müstahak oldukları cezayı ver; çünkü) bunlar günahkâr bir kavimdir.”
- **Ömer Nasuhi Bilmen Meali:** Sonra Rabbine dua etti ki: «Muhakkak bunlar, günahkârlar olan bir kavimdir.»
- **Ümit Şimşek Meali:** Musa Rabbine dua ederek “Bunlar bir mücrimler güruhu” dedi.
- **Yusuf Ali (English) Meali:** (But they were aggressive:) then he cried to his Lord: "These are indeed a people given to sin."

### 23. Ayet Mealleri

- **Ömer Çelik Meali:** Biz de kendisine şöyle buyurduk: “Kullarımla birlikte geceleyin yola çık; çünkü Firavun ve ordusu tarafından tâkip edileceksiniz.”
- **Diyanet Vakfı Meali:** Allah, O halde kullarımı geceleyin yola çıkar. Çünkü takip edileceksiniz, buyurdu.
- **Diyanet İşleri (Eski) Meali:** Allah da şöyle buyurdu: "Kullarımı geceleyin yola çıkar; şüphesiz takip olunacaksınız."
- **Diyanet İşleri (Yeni) Meali:** Allah da şöyle dedi: “O hâlde kullarımı geceleyin yola çıkar, çünkü takip edileceksiniz.”
- **Elmalılı Hamdi Yazır Meali:** Allah buyurdu ki: "Kullarımı geceleyin yürüt. Çünkü siz takib edileceksiniz.
- **Elmalılı Meali (Orjinal) Meali:** Hemen; buyurdu; kullarımı geceleyin yürüt, çünkü siz ta'kıyb olunacaksınız
- **Hasan Basri Çantay Meali:** (Cenâb-ı Hak da) «Öyleyse kullarımı geceleyin götür. (Fakat) muhakkak siz ta'kib olunacaksınız» (buyurdu).
- **Hayrat Neşriyat Meali:** Bunun üzerine (Rabbi de ona): “Kullarımı geceleyin yola çıkar; çünki siz ta'kibe uğrayanlar (olacak)sınız” (buyurdu).
- **Ali Fikri Yavuz Meali:** (Hak Tealâ buyurdu ki): “-Hemen kullarımı geceleyin yürüt; çünkü siz (iman etmiyen Firavun ve askerleri tarafından) takib edileceksiniz.
- **Ömer Nasuhi Bilmen Meali:** Allah Teâlâ da emretti ki, hemen geceleyin kullarım ile yürüyüver. Şüphe yok ki, sizler takib olunmuşlar olacaksınızdır.
- **Ümit Şimşek Meali:** Allah buyurdu ki: “Kullarımla birlikte gece vakti yola çık; çünkü takip edileceksiniz.
- **Yusuf Ali (English) Meali:** (The reply came:) "March forth with My Servants by night: for ye are sure to be pursued.

### 24. Ayet Mealleri

- **Ömer Çelik Meali:** “Asanla vurup denizi ikiye ayır. Karşıya geçtikten sonra da Firavun ve askerlerinin arkanızdan gelmesi için denizde açılan yolu olduğu gibi açık bırak. Çünkü onlar suda boğulacak bir ordudur.”
- **Diyanet Vakfı Meali:** Denizi açık halde bırak. Çünkü onlar boğulacak bir ordudur.
- **Diyanet İşleri (Eski) Meali:** "Denizi sakin iken geride bırak, doğrusu onlar suda boğulacak bir ordudur."
- **Diyanet İşleri (Yeni) Meali:** “Denizi açık hâlde bırak.” Çünkü onlar boğulacak bir ordudur.
- **Elmalılı Hamdi Yazır Meali:** Karşıya geçince denizi olduğu gibi açık bırak. Çünkü onlar suda boğulacak bir ordudur."
- **Elmalılı Meali (Orjinal) Meali:** Ve denizi açık bırak, çünkü onlar ordu halinde gelip gark olunacaklar
- **Hasan Basri Çantay Meali:** «Denizi (sen ve ashaabın selâmetle geçdikden sonra) durgun ve açık bırak. Çünkü onlar boğul (mıya mahkûm ol) muş bir ordudur».
- **Hayrat Neşriyat Meali:** “Ve (karşıya geçince asânla vurarak kapanmasını isteme,) denizi açık bırak! Çünki onlar suda boğul(malarına hükmedil)miş bir ordudur.”
- **Ali Fikri Yavuz Meali:** Denizi de (karşı yakaya geçtikten sonra, sana açılan yolu da kapamayıp) açık bırak; çünkü onlar (açık görecekleri bu yola girip) bir ordu halinde boğulmuş olacaklardır.”
- **Ömer Nasuhi Bilmen Meali:** Ve denizi hâli üzere bırak. Çünkü onlar boğulmuşlar olan bir ordudur.
- **Ümit Şimşek Meali:** “Denizi sakin halde bırak. Onlar boğulmaya mahkûm bir ordudur.”
- **Yusuf Ali (English) Meali:** "And leave the sea as a furrow (divided): for they are a host (destined) to be drowned."

### 25. Ayet Mealleri

- **Ömer Çelik Meali:** Sonunda Firavun ve kavmi Kızıl Deniz’in karanlık sularına gömüldüler. Neler bırakmadılar ki geride: Bahçeler, pınarlar ve çeşmeler…
- **Diyanet Vakfı Meali:** 25, 26, 27. Onlar geride nice bahçeler, pınarlar, ekinler, güzel konaklar, zevk ve sefasını sürdükleri nice nimetler bırakmışlardı.
- **Diyanet İşleri (Eski) Meali:** 25,26,27. Orada nice bahçeler, pınarlar, ekinler, güzel konaklar, eğlenip durdukları nimetler bırakmışlardı.
- **Diyanet İşleri (Yeni) Meali:** Onlar geride nice bahçeler, nice pınarlar bıraktılar.
- **Elmalılı Hamdi Yazır Meali:** Onlar neler bırakmışlardı, ne bahçeler, ne pınarlar!
- **Elmalılı Meali (Orjinal) Meali:** Neler terketmişlerdi: ne Cennetler, ne kaynaklar,
- **Hasan Basri Çantay Meali:** 25,26,27. Onlar bağlardan, pınarlardan, ekinlerden (süslü mahfellerden, güzel konaklardan, içinde nâz ve naıym ile yaşadıkları ihtişam (lar) dan neler, (nice şeyler) bırakdılar.
- **Hayrat Neşriyat Meali:** 25,26,27. (Onlar geride) nice bahçeler, pınarlar, ekinler, güzel mekânlar ve içinde zevk ü sefâ sürmüş kimseler oldukları nice ni'metler bırakmışlardı!
- **Ali Fikri Yavuz Meali:** (Firavun ve ordusu boğulduktan sonra) geriye neler bırakmışlardı! Ne bahçeler, ne kaynaklar...
- **Ömer Nasuhi Bilmen Meali:** Neler terkettiler, bağlardan ve pınarlardan!
- **Ümit Şimşek Meali:** Neler bırakmadılar ki geride: Bahçeler, pınarlar...
- **Yusuf Ali (English) Meali:** How many were the gardens and springs they left behind,

### 26. Ayet Mealleri

- **Ömer Çelik Meali:** Çiftlikler, ekinler, muhteşem konaklar, şerefli makam ve mev­ki­ler…
- **Diyanet Vakfı Meali:** 25, 26, 27. Onlar geride nice bahçeler, pınarlar, ekinler, güzel konaklar, zevk ve sefasını sürdükleri nice nimetler bırakmışlardı.
- **Diyanet İşleri (Eski) Meali:** 25,26,27. Orada nice bahçeler, pınarlar, ekinler, güzel konaklar, eğlenip durdukları nimetler bırakmışlardı.
- **Diyanet İşleri (Yeni) Meali:** Nice ekinler, nice güzel konaklar!
- **Elmalılı Hamdi Yazır Meali:** Ne ekinler, ne güzel kaynaklar,
- **Elmalılı Meali (Orjinal) Meali:** ne çiftlikler, ne kerîm makam
- **Hasan Basri Çantay Meali:** 25,26,27. Onlar bağlardan, pınarlardan, ekinlerden (süslü mahfellerden, güzel konaklardan, içinde nâz ve naıym ile yaşadıkları ihtişam (lar) dan neler, (nice şeyler) bırakdılar.
- **Hayrat Neşriyat Meali:** 25,26,27. (Onlar geride) nice bahçeler, pınarlar, ekinler, güzel mekânlar ve içinde zevk ü sefâ sürmüş kimseler oldukları nice ni'metler bırakmışlardı!
- **Ali Fikri Yavuz Meali:** Ne çiftlikler, ne güzel konaklar...
- **Ömer Nasuhi Bilmen Meali:** Ve ekinlerden ve güzel ikametgâhtan!
- **Ümit Şimşek Meali:** Çiftlikler, muhteşem konaklar...
- **Yusuf Ali (English) Meali:** And corn-fields and noble buildings,

### 27. Ayet Mealleri

- **Ömer Çelik Meali:** Zevk u safâsını sürdükleri daha nice nimetler...
- **Diyanet Vakfı Meali:** 25, 26, 27. Onlar geride nice bahçeler, pınarlar, ekinler, güzel konaklar, zevk ve sefasını sürdükleri nice nimetler bırakmışlardı.
- **Diyanet İşleri (Eski) Meali:** 25,26,27. Orada nice bahçeler, pınarlar, ekinler, güzel konaklar, eğlenip durdukları nimetler bırakmışlardı.
- **Diyanet İşleri (Yeni) Meali:** Zevk ve sefasını sürdükleri nice nimetler!
- **Elmalılı Hamdi Yazır Meali:** Ve içinde eğlenip durdukları nice nimetler ve refah!
- **Elmalılı Meali (Orjinal) Meali:** Ve içinde zevk sürdükleri ne ni'met ve refah
- **Hasan Basri Çantay Meali:** 25,26,27. Onlar bağlardan, pınarlardan, ekinlerden (süslü mahfellerden, güzel konaklardan, içinde nâz ve naıym ile yaşadıkları ihtişam (lar) dan neler, (nice şeyler) bırakdılar.
- **Hayrat Neşriyat Meali:** 25,26,27. (Onlar geride) nice bahçeler, pınarlar, ekinler, güzel mekânlar ve içinde zevk ü sefâ sürmüş kimseler oldukları nice ni'metler bırakmışlardı!
- **Ali Fikri Yavuz Meali:** İçinde zevk sürdükleri ne nimet ve refah...
- **Ömer Nasuhi Bilmen Meali:** Ve içinde zevk ile müstefit oldukları nîmetten.
- **Ümit Şimşek Meali:** Safâsını sürdükleri nimetler...
- **Yusuf Ali (English) Meali:** And wealth (and conveniences of life), wherein they had taken such delight!

### 28. Ayet Mealleri

- **Ömer Çelik Meali:** Zâlimlerin sonu işte böyle oldu. Biz de bütün bu nimetlere başka bir toplumu mirasçı kıldık.
- **Diyanet Vakfı Meali:** İşte böylece biz de onları başka bir topluma miras bıraktık.
- **Diyanet İşleri (Eski) Meali:** Bu böyledir; onları başka bir millete miras bıraktık.
- **Diyanet İşleri (Yeni) Meali:** İşte böyle! Onları başka bir topluma miras bıraktık.
- **Elmalılı Hamdi Yazır Meali:** İşte böylece biz onları başka bir kavme miras bıraktık.
- **Elmalılı Meali (Orjinal) Meali:** Evet öyle ve hep onları başka bir kavma miras kıldık
- **Hasan Basri Çantay Meali:** İşte (emir) böyledir. Biz (bütün) bunları başka başka kavmler) e mîras verdik.
- **Hayrat Neşriyat Meali:** İşte böyle! Artık onları, başka bir kavme (İsrâiloğullarına) mîras bıraktık.
- **Ali Fikri Yavuz Meali:** İşte bize isyan edenlere böyle yaparız. Onların mülklerini başka bir kavme miras bıraktık.
- **Ömer Nasuhi Bilmen Meali:** İşte böyle oldu, ve onları başkalar olan bir kavmi miras kıldık.
- **Ümit Şimşek Meali:** Bütün bunlara Biz başka bir halkı vâris yaptık.
- **Yusuf Ali (English) Meali:** Thus (was their end)! And We made other people inherit (those things)!

### 29. Ayet Mealleri

- **Ömer Çelik Meali:** Onlara ne gök ağladı, ne de yer. Helâk vakti gelince kendilerine süre de tanınmadı.
- **Diyanet Vakfı Meali:** Gök ve yer onların ardından ağlamadı; onlara mühlet de verilmedi.
- **Diyanet İşleri (Eski) Meali:** Gök ve yer, onlar için gözyaşı dökmedi, onlar erteye bırakılmamışlardı.
- **Diyanet İşleri (Yeni) Meali:** Gök ve yer onların ardından ağlamadı; onlara mühlet de verilmedi.
- **Elmalılı Hamdi Yazır Meali:** Gök ve yer onların üzerine ağlamadı. Onlara mühlet de verilmedi.
- **Elmalılı Meali (Orjinal) Meali:** Binnetice ne Gök ağladı üzerlerine ne Yer ne de imhal olundular
- **Hasan Basri Çantay Meali:** Ne gök, ne yer onların üstüne ağlamadı. Onlara (aman ve) mühlet verilmedi.
- **Hayrat Neşriyat Meali:** Bunun üzerine onlara, ne gök ne de yer ağladı! (Onlar) mühlet verilen kimseler de olmadılar!
- **Ali Fikri Yavuz Meali:** Nihayet (Firavun ve kavminin) üzerlerine ne gök ağladı, ne yer; ne de (azap bakımından) geciktirildiler.
- **Ömer Nasuhi Bilmen Meali:** Artık onların üzerine gök ve yer ağlamadı, ve bir mühlet verilmişler de olmadılar.
- **Ümit Şimşek Meali:** Gök ve yer onlara ağlamadı; kendilerine süre de tanınmadı.
- **Yusuf Ali (English) Meali:** And neither heaven nor earth shed a tear over them: nor were they given a respite (again).

## Tefsir (22-29. ayetler)

### Ömer Çelik Tefsiri

Cenâb-ı
Hak Hz. Mûsâ’ya kavmini geceleyin yola çıkarıp Mısır’ı terk etmesini emir
buyurdu. Firavun ordusunun da kendilerini takip edeceğini haber verdi. Cenâb-ı
Hakk’ın lütfuyla Mûsâ (a.s.) ve İsrâiloğulları Kızıl Deniz’i geçip kurtuldular.
(bk. Şuarâ 26/52-66) Hz. Mûsâ denizi geçtikten sonra, açtığı yolun kapanıp
denizin eski haline gelmesi için asasını ona vurmak istedi. Çünkü Firavun’un
peşinden gelmesinden korkmuştu. Fakat Allah Teâlâ, Firavun ve ordusunun
boğulabilmesi için yolun açık tutulmasını emretti. İsrâiloğullarının ardından
geçeriz ümidiyle denizde açılan yollara dalan Firavun ve ordusu, arka tarafları
da bütünüyle suyun içinde kalacak duruma gelince, yollar kaldırıldı ve o
azgınlar suyun içinde boğuldular. Mısır’da büyük bir refah, sayısız nimetler
içinde yaşıyorlardı. Bâtıl bir dava uğruna bütün bu nimetleri ve daha önemlisi
canlarını kaybettiler. Bu nimetler, dün köle muamelesi gören İsrâiloğullarına
miras bırakıldı.



29.
âyette yer alan “Gök ve yerin ağlaması”, mecazi bir ifadedir. Onların hâline
hiç kimsenin acımadığını haber verir. Bir açıklamada şöyledir: Araplar bir
büyük insan vefat ettiğinde: “Onun için gök ve yer ağladı” derler, bununla,
onun ölümü ile gelen musibetin her şeyi kuşattığını söylemek isterlerdi. Halkın
kullandığı bu ifade seçilerek, Firavun ve adamlarının değersizliği
anlatılmıştır. Bir yoruma göre de gök ve yerden maksat, gök ve yer halkıdır.
Bunlardan hiçbiri onların helakine üzülmemişlerdir. Çünkü onlar, Allah’ın
yarattıklarına karşı herhangi bir kimsenin kendileri için üzülmesini
gerektirecek bir iyilik bile yapmamışlardır. Yine onlar, göktekilerin, onların
yıkılmasından üzüntü duyacakları, Allah rızâsı için bir iyilik de yapmamışlardır.
Allah’ın kendilerine tanıdığı fırsat boyunca, yeryüzünde fesat çıkarmışlar ve
sonunda haddi aştıklarında azaba uğramış, adeta bir çöp gibi ezilerek bir
kenara atılmışlardır.



“Onlara
ne gök ağladı ne de yer” ifadesi, hakiki anlamda kullanılmış da olabilir.
Dolayısıyla bunların başkaları için ağlayabileceğini hatıra getirmektedir.
Nitekim Resûl-i Ekrem (s.a.s.) şöyle buyurmuştur: *“Her bir mü’min için gökte
iki kapı vardır. Bunların birinden onun yaptığı ameller yükselir, diğerinden de
onun rızkı iner. O mü’min öldüğünde 
ikisi de onun arkasından ağlar.”* Peygamberimiz (s.a.s.) bunu
söyledikten sonra Duhan sûresi 29. âyeti okumuştur. (Tirmizî, Tefsir 44/2)



Şunu
ifade edelim ki, nasıl göklerin ve yerin Allah’ı tesbihini tam olarak anlamamız
mümkün değilse (bk. İsrâ 17/44), onların ağlamasının mâhiyetini de tam olarak
anlayamayız.



Gelelim Firavun zulmünden kurtulan
İsrâiloğulları’nın durumuna:

## Bağlantılar

- [Bu sayfanın HTML sürümü](https://www.kuranvemeali.com/duhan-suresi/24-ayeti-tefsiri)
- [24. ayet meali](https://www.kuranvemeali.com/duhan-suresi/24-ayeti-meali.md)
- [22-29. ayet tefsiri](https://www.kuranvemeali.com/duhan-suresi/22-ayeti-tefsiri.md)
- [Önceki ayet (23)](https://www.kuranvemeali.com/duhan-suresi/23-ayeti-tefsiri.md)
- [Sonraki ayet (30)](https://www.kuranvemeali.com/duhan-suresi/30-ayeti-tefsiri.md)
- [Duhân Sûresi](https://www.kuranvemeali.com/duhan-suresi.md)
- [Tüm sûreler](https://www.kuranvemeali.com/llms.txt)
