---
title: "Bakara Sûresi 172-173. Ayet Tefsiri"
sure: "Bakara"
sure_no: 2
ayet_no: 173
url: https://www.kuranvemeali.com/bakara-suresi/173-ayeti-tefsiri
language: tr
source: Kuran ve Meali
---

# Bakara Sûresi 173. Ayet Tefsiri

> Kur'an-ı Kerim, Bakara Sûresi (2. sûre), 173. ayet. Kaynak: [Kuran ve Meali](https://www.kuranvemeali.com/bakara-suresi/173-ayeti-tefsiri)

### 172. Ayet

## Arapça

يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا كُلُوا مِنْ طَيِّبَاتِ مَا رَزَقْنَاكُمْ وَاشْكُرُوا لِلّٰهِ اِنْ كُنْتُمْ اِيَّاهُ تَعْبُدُونَ

## Okunuşu

Yâ eyyuhe-lleżîne âmenû kulû min tayyibâti mâ razeknâkum veşkurû li(A)llâhi in kuntum iyyâhu ta’budûn(e)

### 173. Ayet

## Arapça

اِنَّمَا حَرَّمَ عَلَيْكُمُ الْمَيْتَةَ وَالدَّمَ وَلَحْمَ الْخِنْز۪يرِ وَمَٓا اُهِلَّ بِه۪ لِغَيْرِ اللّٰهِۚ فَمَنِ اضْطُرَّ غَيْرَ بَاغٍ وَلَا عَادٍ فَلَٓا اِثْمَ عَلَيْهِۜ اِنَّ اللّٰهَ غَفُورٌ رَح۪يمٌ

## Okunuşu

İnnemâ harrame ‘aleykumu-lmeytete ve-ddeme velahme-lḣinzîri vemâ uhille bihi liġayri(A)llâh(i)(s) femeni-dturra ġayra bâġin velâ ‘âdin felâ iśme ‘aleyh(i)(c) inna(A)llâhe ġafûrun rahîm(un)

## Mealler

### 172. Ayet Mealleri

- **Ömer Çelik Meali:** Ey iman edenler! Size verdiğimiz rızıkların temiz ve helâl olanlarından yiyin! Eğer yalnız Allah’a kulluk ediyorsanız O’na şükredin!
- **Diyanet Vakfı Meali:** Ey iman edenler! Size verdiğimiz rızıkların temiz olanlarından yeyin, eğer siz yalnız Allah'a kulluk ediyorsanız O'na şükredin.
- **Diyanet İşleri (Eski) Meali:** Ey İnananlar! Sizi rızıklandırdığımızın temizlerinden yiyin; yalnız Allah'a kulluk ediyorsanız, O'na şükredin.
- **Diyanet İşleri (Yeni) Meali:** Ey iman edenler! Eğer siz ancak Allah’a kulluk ediyorsanız, size verdiğimiz rızıkların iyi ve temizlerinden yiyin ve Allah’a şükredin.
- **Elmalılı Hamdi Yazır Meali:** Ey iman edenler! Size kısmet ettiğimiz rızıkların hoş ve temiz olanlarından yiyin ve Allah'a şükredin, eğer yalnız O'na kulluk ediyorsanız.
- **Elmalılı Meali (Orjinal) Meali:** Ey o bütün iyman edenler! size kısmet ettiğimiz rızıkların hoşlarından yeyin ve Allaha şükreyleyin eğer ancak ona tapıyorsanız
- **Hasan Basri Çantay Meali:** Ey îman edenler, size rızk olarak verdiğimiz şeylerin (maddeten ve manen) en temiz olanlarından yeyin, Allaha şükredin, eğer (hakıykaten) ona kulluk ediyorsanız.
- **Hayrat Neşriyat Meali:** Ey îmân edenler! Sizi rızıklandırdığımız şeylerin temiz olanlarından yiyin ve eğer sâdece O'na kulluk ediyorsanız, Allah'a şükredin!
- **Ali Fikri Yavuz Meali:** Ey müminler, size verdiğim rızıkların temiz ve helâlından yeyin ve Allah'a şükredin, eğer hakikaten ona tapıyorsanız.
- **Ömer Nasuhi Bilmen Meali:** Ey imân edenler! Size rızk olarak verdiğimiz şeylerin tertemiz olanlarından yiyiniz ve Allah'a şükrediniz. Eğer siz ancak O'na ibadette bulunuyorsanız.
- **Ümit Şimşek Meali:** Ey iman edenler! Size verdiğimiz rızıkların temiz olanlarından yiyin ve Allah'a şükredin—eğer gerçekten Ona kulluk edecekseniz.
- **Yusuf Ali (English) Meali:** O ye who believe! Eat of the good things that We have provided for you, and be grateful to Allah, if it is Him ye worship.

### 173. Ayet Mealleri

- **Ömer Çelik Meali:** Allah size leşi, kanı, domuz etini ve Allah’tan başkası adına kesilen hayvanların etini haram kıldı. Bununla birlikte, kim yemediği takdirde ölecek derecede mecbur kalırsa, başkasının hakkına tecavüz etmemek ve zaruret sınırını aşmamak kaydıyla bunlardan yemesinde bir günah yoktur. Çünkü Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhametlidir.
- **Diyanet Vakfı Meali:** Allah size ancak ölüyü (leşi), kanı, domuz etini ve Allah'tan başkası adına kesileni haram kıldı. Her kim bunlardan yemeye mecbur kalırsa, başkasının hakkına saldırmadan ve haddi aşmadan bir miktar yemesinde günah yoktur. Şüphe yok ki Allah çokça bağışlayan çokça esirgeyendir
- **Diyanet İşleri (Eski) Meali:** Şüphesiz size ölü hayvan etini, kanı, domuz etini, Allah'tan başkası için kesilen hayvanı haram kılmıştır; fakat, darda kalana, başkasının payına el uzatmamak ve zaruret miktarını aşmamak üzere günah sayılmaz. Çünkü Allah bağışlayandır, merhamet edendir.
- **Diyanet İşleri (Yeni) Meali:** Allah, size ancak leş, kan, domuz eti ve Allah’tan başkası adına kesileni haram kıldı. Ama kim mecbur olur da, istismar etmeksizin ve zaruret ölçüsünü aşmaksızın yemek zorunda kalırsa, ona günah yoktur. Şüphesiz, Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
- **Elmalılı Hamdi Yazır Meali:** O, size yalnız şunları haram kıldı: Ölü hayvan, kan, domuz eti, bir de Allah'tan başkası adına kesilen hayvanlar. Sonra kim bunlardan yemeye mecbur kalırsa, başkasının hakkına tecavüz etmemek ve zaruret ölçüsünü geçmemek şartıyla ona da bir günah yükletilmez. Çünkü Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhametlidir.
- **Elmalılı Meali (Orjinal) Meali:** o size yalnız şunları haram kıldı: meyte, kan, hınzır eti, bir de Allahın gayrisinin namına kesilen; sonra kim bunlardan yemeğe muztar kalırsa diğerin hakkına tecavüz etmemek ve zaruret mıkdarını geçmemek şartile ona da günah yükletilmez, çünkü Allah gafur, rahîmdir
- **Hasan Basri Çantay Meali:** O, size ölüyü (murdar hayvanı), kanı, domuz etini, bir de Allahdan başkası için kesileni kat'iyyen haram kıldı. Fakat kim bunlardan yemiye muztar kalırsa (kimseye) saldırmamak ve haddi (ölmeyecek mikdarı) geçmemek şartıyle onun üzerine günah yokdur. Şübhesiz ki Allah çok yarğılayıcıdır, hakkıyle esirgeyicidir.
- **Hayrat Neşriyat Meali:** (O,) size ancak ölüyü (usûlünce kesilmeden veya avlanmadan ölen hayvanı),(akan) kanı, domuz etini ve kendisi Allah'dan başkası için kesilen (hayvanın etin)i haram kılmıştır. Fakat (başkasının hakkına) tecavüz edici olmadan ve haddi (zarûret mikdârını)aşıcı olmadan kim (bunlardan ölmeyecek kadar yemeye) mecbur kalırsa, artık ona bir günah yoktur. Şübhesiz ki Allah, Gafûr (çok bağışlayan)dır, Rahîm (çok merhamet eden)dir.
- **Ali Fikri Yavuz Meali:** Allah size, (eti yenen hayvanlardan) boğazlanmaksızın ölmüş olanı, akan kanı, domuz etini ve Allah'dan başkası için (putlar ve şahıslar adına) kesilenleri, kesin olarak haram kıldı. Fakat helâk olacak derecede darlığa düşen kimse, helâl benimsemiyerek ve hududu aşmıyarak (zarurî ihtiyacını giderecek kadar) bu haram şeylerden yiyebilir, ona bir günah yoktur. Şüphesiz ki, Allah Gafûr'dur = çok bağışlayıcıdır, Rahîm'dir= çok merhamet edicidir.
- **Ömer Nasuhi Bilmen Meali:** O sizlere ancak meyte (ölü) olanları, akar kanı, hınzır etini ve Allah'tan başkası namına boğazlananı haram kılmıştır. Sonra kim muzdar bir halde kalır da bâğî ve mütecaviz olmamak üzere (bunlardan istifade ederse) kendisine bir günah terettüp etmez. Şüphe yok ki Allah gafûrdur, rahîmdir.
- **Ümit Şimşek Meali:** O, size sadece leşi, kanı, domuz etini ve Allah'tan başkasının adına kesilmiş olan şeyi haram kıldı. Kim bunlardan yemek zorunda kalırsa, başkasının hakkına tecavüz etmeden ve haddi aşmadan yemesinden dolayı ona bir günah olmaz. Allah çok bağışlayıcı, çok merhametlidir.
- **Yusuf Ali (English) Meali:** He hath only forbidden you dead meat, and blood, and the flesh of swine, and that on which any other name hath been invoked besides that of Allah. But if one is forced by necessity, without wilful disobedience, nor transgressing due limits,- then is he guiltless. For Allah is Oft-forgiving Most Merciful.

## Tefsir (172-173. ayetler)

### Ömer Çelik Tefsiri

168.
ayette bütün insanlara hitap edilerek yalnızca helâl ve temiz rızıklardan
yemeleri emredilmişti. Bu âyet-i kerîme ise, mü’minlere hitapla başlamakta ve
olardan:

**›** İhsan edilen
rızıkların temiz ve helâl olanlarından yemelerini; kötü ve haram olanlarından
kaçınmalarını,

**›** Sadece Allah
Teâlâ’ya kulluk şuuru içinde, yine O’na şükretmelerini istemektedir.

Zira
Cenab-ı Hakk’ın rızık olarak verdiği şeylerin imtihan gerçeği ve hayatın bir
kısım dengeleri açısından helâli olduğu gibi haramı, temizi olduğu gibi temiz
olmayanı da mevcuttur. O halde rızıkların temizlerinden ve kimsenin hakkı
geçmeden, meşrû şekilde kazanılan helâllerinden insana yakışır tarzda
yenmelidir. Yemede ölçülü olmak gerektiği gibi helâl, hoş ve temiz şeyleri de
haram saymamak lazımdır.

Âyet-i
kerîmedeki “yiyiniz” emri genel mânada “mübahlık” ifade etse de, bir kısım
“yeme”lerin vacip olmasını engellemez. Zira yemenin mübah olan kısmı olduğu
gibi, farz olan kısmı da vardır. Mesela bir insanın ölmeyecek kadar yemesi
farzdır. Bir kimse, imkânı olduğu halde yemez de açlıktan ölürse intihar etmiş
sayılır ve günahkâr olur. Sonra zarûret miktarından fazla olarak ibâdete kuvvet
kazanmak için yemek menduptur. Doyacak kadar yemek mübah, ondan fazlası ise
haramdır. İşte “yiyiniz” emri bütün bunları içine almaktadır. (Râzî, V, 9) O
halde mü’min, temiz ve helâl olan rızıklardan geçimini temin edecek, kendisine
bu nimetleri ikram eden Allah Teâlâ’ya şükredecektir. Sahip olduğu her türlü
nimeti, helâl ve temiz rızıklarla beslenen vücudunu, görünen ve görünmeyen
azalarını, yaratılış gayelerine uygun bir şekilde kullanacaktır. Çünkü şükrün
gerçek bir şekilde yerine getirilmesi, nimeti ihsan edene bu suretle karşılık
vererek saygı göstermektir.

Habîb-i
Ekrem Efendimiz, bir insanın duasının kabul edilebilmesi için, harâm ve helâle
dikkat etmesi gerektiğini vurgulayarak şöyle buyurur:

*“Allah Teâlâ temizdir, ancak temiz olanları kabul eder. O,
peygamberlerine emrettiği şeyi mü’minlere de emretmiştir. Cenâb-ı Hak
peygamberlere: *

***«******Ey
peygamberler! Temiz ve helâl olan rızıklardan yiyin ve dâima sâlih ameller
işleyin»**** *(Mü’minûn
23/51)*buyurmuştur. Mü’minlere de aynı şekilde:*

***«Ey iman edenler! Size verdiğimiz rızıkların temiz ve helâl
olanlarından yiyin!»**** *(Bakara 2/172)*buyurmuştur. Bir kimse Allah yolunda uzun
seferler yapıyor. Saçı başı dağınık, toza toprağa bulanmış vaziyette ellerini
gökyüzüne açarak: «Yâ Rabbî! Yâ Rabbî!» diye yalvarıyor. Halbuki onun yediği
harâm, içtiği harâm, gıdası da harâmdır. Böyle birinin duası nasıl kabul
edilir!”* (Müslim, Zekât 65)

Helâl
lokma yeme bakımından Seyyid Nur Muhammed Bedvânî (k.s.)’un şu gayreti örnek
alınmaya değer bir davranıştır:

“Hazret
midesine haram girmemesi için elinden geleni yapardı. Yiyeceği ekmeğin
buğdayını bulur, ununu öğütür, hamurunu eli ile yoğurur, ekmeğini de kendisi
pişirirdi. Ekmeği kurutur, bir yere bırakır, açlık bastırınca ondan alır yerdi.
Çok da yemezdi, açlığını giderecek kadar bir parça alırdı. Sonra yine murakabe
hâline dalar giderdi. Ekmeği bitince yine kendisi ekmeğini pişirirdi. Önceki
gibi yer, ibâdetine, taatine, murakabesine devam ederdi. Murakabe hâli o kadar
çok idi ki, bu yüzden beli yay gibi olmuştu.” (*el-Hadâiku’l-Verdiyye,* s.
808)

İşte
Yüce Rabbimiz, insanın maddi-mânevî hayatına, onun dünya ve âhiret saadet ve
selametine büyük önem verdiği için neyin helâl neyin haram olduğunu bizzat
kendisi beyân etmektedir. Çünkü akıl ile bunları tam olarak belirleyebilmek
çoğu zaman mümkün olmamaktadır. Âyet-i kerîmede haram olan yiyeceklerin dört
tanesi zikredilmektedir:

****** 
Leş: Kendiliğinden ölmüş ya da usulüne uygun kesilmeden öldürülmüş
hayva­nın eti haramdır. Hayvanın etinin yenilebilmesi için kesim esnasında
canlı olması, bu kesim sonucunda ölmüş olması gerekir.

****** 
Kan: Eti yenen hayvan bile olsa, canlı veya ölü hayvanın
vücudundan akıp ay­rılmış olan kan haramdır. En‘âm sûresinin 145. âyetindeki
“akıtılmış kan” ifade­si bunu açıklamaktadır. Buna göre bedende et içinde,
ciğerlerde ve dalakta kalan kan et hükmünde olup, helâldir.

****** 
Domuz eti: İslâm’da domuz eti kesin olarak haram kılınmış­tır.

****** 
Allah’tan başkasının adına kesilmiş hayvanın eti haramdır. Âyetin
bu kıs­mıyla her şeyden önce, putlar adına kesilen, onlara kurban edilen
hayvanlar kaste­dilmektedir. Zira müşrikler, putlar için kurban keserken
seslerini yükseltip “Lât’ın ismiyle, Uzzâ’nın ismiyle” derlerdi. Bir müslümanın
veya Ehl-i kitabın unutarak veya unutmadan kasdi olarak besmele çekmeksizin
kestiği hayvanın etinin yenilip yenilmeyeceği hususunda mezhep âlimleri
arasında görüş ayrılığı vardır. Hanefilere göre sadece kasıtlı olarak Allah’ı
anmadan kesilen hayvanın eti haramdır.

Burada
Allah Teâlâ bir istisna yaparak, zaruret hallerinde nasıl davranılması
gerektiğine ışık tutmaktadır. Helâl yiyecek bulamadığı için hayâtî tehlike, bir
kısım uzuvların kaybolmasına etki edecek şiddetli açlık veya zorlama ile
yüzyüze gelenlerin, Allah’ın haram kıldığı şeylerden zarûret miktarı
yemelerinde bir günah yoktur. Ancak iki şarta dikkat edilmelidir: Birincisi
böyle bir durumda kalan kişi, aynı durumdaki bir başkasına haksızlık
yapmamalıdır. Meselâ kendisi gibi zaruret içinde olan bir kimsenin yanında
bulduğu bir leşten kendi açlığını giderecek kadar alıp bunu yalnız başına yer
ve diğeri yiyecek hiçbir şey bulamadığı için açlıktan ölürse bu haramdır.
İkincisi, haram şeyi yemek zorunda kalan kimsenin, sadece açlığını giderecek
miktar yemesi, ondan fazlasını yememesi lazımdır. Allah Gafûrdur; kullarının
her türlü günahlarını, hususiyle böyle durumlarda yenilen haram şeyin günahını
bağışlar. Rahîmdir; merhameti sınırsızdır, özellikle böyle zor durumda
kalanlara bir kısım ruhsatlar vermek sûretiyle merhamet eder.




































Ancak
bile bile Allah’ın ayetlerini gizleyen, hükümlerini az bir dünyalık karşılığı
satan ve tercihini sapıklık istikametinde kullananlar ilâhî bağış ve
merhametten istifade edemeyecekler, bilakis cehenneme atılacaklardır:

## Bağlantılar

- [Bu sayfanın HTML sürümü](https://www.kuranvemeali.com/bakara-suresi/173-ayeti-tefsiri)
- [173. ayet meali](https://www.kuranvemeali.com/bakara-suresi/173-ayeti-meali.md)
- [172-173. ayet tefsiri](https://www.kuranvemeali.com/bakara-suresi/172-ayeti-tefsiri.md)
- [Önceki ayet (172)](https://www.kuranvemeali.com/bakara-suresi/172-ayeti-tefsiri.md)
- [Sonraki ayet (174)](https://www.kuranvemeali.com/bakara-suresi/174-ayeti-tefsiri.md)
- [Bakara Sûresi](https://www.kuranvemeali.com/bakara-suresi.md)
- [Tüm sûreler](https://www.kuranvemeali.com/llms.txt)
