---
title: "Ahzâb Sûresi 4-5. Ayet Tefsiri"
sure: "Ahzâb"
sure_no: 33
ayet_no: 5
url: https://www.kuranvemeali.com/ahzab-suresi/5-ayeti-tefsiri
language: tr
source: Kuran ve Meali
---

# Ahzâb Sûresi 5. Ayet Tefsiri

> Kur'an-ı Kerim, Ahzâb Sûresi (33. sûre), 5. ayet. Kaynak: [Kuran ve Meali](https://www.kuranvemeali.com/ahzab-suresi/5-ayeti-tefsiri)

### 4. Ayet

## Arapça

مَا جَعَلَ اللّٰهُ لِرَجُلٍ مِنْ قَلْبَيْنِ ف۪ي جَوْفِه۪ۚ وَمَا جَعَلَ اَزْوَاجَكُمُ الّٰٓـ۪ٔي تُظَاهِرُونَ مِنْهُنَّ اُمَّهَاتِكُمْۚ وَمَا جَعَلَ اَدْعِيَٓاءَكُمْ اَبْنَٓاءَكُمْۜ ذٰلِكُمْ قَوْلُكُمْ بِاَفْوَاهِكُمْۜ وَاللّٰهُ يَقُولُ الْحَقَّ وَهُوَ يَهْدِي السَّب۪يلَ

## Okunuşu

Mâ ce’ala(A)llâhu liraculin min kalbeyni fî cevfih(i)(c) vemâ ce’ale ezvâcekumu-llâ-î tuzâhirûne minhunne ummehâtikum(c) vemâ ce’ale ed’iyâekum ebnâekum(c) żâlikum kavlukum bi-efvâhikum(s) va(A)llâhu yekûlu-lhakka vehuve yehdî-ssebîl(e)

### 5. Ayet

## Arapça

اُدْعُوهُمْ لِاٰبَٓائِهِمْ هُوَ اَقْسَطُ عِنْدَ اللّٰهِۚ فَاِنْ لَمْ تَعْلَمُٓوا اٰبَٓاءَهُمْ فَاِخْوَانُكُمْ فِي الدّ۪ينِ وَمَوَال۪يكُمْۜ وَلَيْسَ عَلَيْكُمْ جُنَاحٌ ف۪يمَٓا اَخْطَأْتُمْ بِه۪ۙ وَلٰكِنْ مَا تَعَمَّدَتْ قُلُوبُكُمْۜ وَكَانَ اللّٰهُ غَفُورًا رَح۪يمًا

## Okunuşu

Ud’ûhum li-âbâ-ihim huve aksetu ‘inda(A)llâh(i)(c) fe-in lem ta’lemû âbâehum fe-iḣvânukum fî-ddîni vemevâlîkum(c) veleyse ‘aleykum cunâhun fîmâ aḣta/tum bihi velâkin mâ te’ammedet kulûbukum(c) vekâna(A)llâhu ġafûran rahîmâ(n)

## Mealler

### 4. Ayet Mealleri

- **Ömer Çelik Meali:** Allah, bir adam için onun göğüs boşluğunda iki kalp yaratmadı. Kendilerine “Sen bana annemin sırtı gibisin!” demekle annenizin yerine koyup nefsinize haram ettiğiniz eşlerinizi de sizin gerçek anneleriniz kılmadı. Bunun gibi, evlatlık edinip “evladım!” diye çağırdığınız kişileri de sizin öz çocuğunuz yapmadı. Bunlar ağzınıza doladığınız ama hiçbir gerçekliği olmayan boş lâflardan ibârettir. Allah gerçeği söyler ve uyulması gereken doğru yolu gösterir.
- **Diyanet Vakfı Meali:** Allah, bir adamın içinde iki kalp yaratmadığı gibi, «zıhâr» yaptığınız eşlerinizi de analarınız yerinde tutmadı ve evlâtlıklarınızı da öz oğullarınız olarak tanımadı. Bunlar sizin ağızlarınıza geliveren sözlerden ibarettir. Allah ise gerçeği söyler ve doğru yola O eriştirir.
- **Diyanet İşleri (Eski) Meali:** Allah insanın içine iki kalp koymamıştır. Allah, zıhar yapmanız suretiyle eşlerinizi, anneleriniz gibi yaratmamıştır; evlatlıklarınızı da öz oğullarınız gibi saymanızı meşru kılmamıştır. Bunlar sizin dillerinize doladığınız boş sözlerdir. Allah gerçeği söylemektedir, doğru yola O eriştirir.
- **Diyanet İşleri (Yeni) Meali:** Allah, hiçbir adamın içine iki kalp koymamıştır. Kendilerine zıhâr yaptığınız eşlerinizi de anneleriniz yapmamıştır. Yine evlatlıklarınızı da öz çocuklarınız (gibi) kılmamıştır. Bu, sizin ağızlarınızla söylediğiniz (fakat gerçekliği olmayan) sözünüzdür. Allah ise gerçeği söyler ve doğru yola iletir.
- **Elmalılı Hamdi Yazır Meali:** Allah bir adam için içinde iki kalb yapmamıştır. Kendilerinden zıhar yaptığınız eşlerinizi analarınız kılmamıştır. Evlatlıklarınızı da oğullarınız kılmamıştır. O sizin ağzınızdaki lafınızdır. Allah ise hakkı söylüyor ve doğru yolu gösteriyor.
- **Elmalılı Meali (Orjinal) Meali:** Allah adam için içinde iki kalb yapmamıştır, ve kendilerinden zıhar yaptığınız zevcelerinizi analarınız kılmamıştır, Evlâtlıklarınızı da oğullarınız kılmamıştır, O sizin ağzınızda lâfınızdır, Allah ise hakkı söylüyor ve doğru yola hidayet eyliyor
- **Hasan Basri Çantay Meali:** Allah bir adamın içinde iki kalb yaratmadı. Kendilerinden «zıhâr» yapdığınız karılarınızı o, sizin analarınız (yerinde) tutmadı (ğı gibi) evlâdlıklarınızı da (öz) oğullarınız (gibi) tanımadı. Bu, sizin ağızlarınızdaki lâfınızdır. Allah, hakkı söyler ve O, (doğru) yolu gösterir.
- **Hayrat Neşriyat Meali:** Allah, bir adamın içinde iki kalb kılmadı. Ve kendilerine zıhâr yaptığınız zevcelerinizi, analarınız saymadı. Evlâdlıklarınızı da öz oğullarınız (gibi) kılmadı. Bunlar sizin ağızlarınızdaki sözünüzdür. Hâlbuki Allah, hakkı söyler ve doğru yola O hidâyet eder.
- **Ali Fikri Yavuz Meali:** Allah bir adamın göğsünde iki kalb yaratmamıştır. Kendilerinden “Zihar” yaptığınız= annelerinize benzettiğiniz, karılarınızı analarınız kılmamıştır. (Bir kimsenin karısını, annesinin bir uzvuna benzetmesine “Zihar” denir. Ancak benzetilen annenin uzvu, veya mahreminin uzvu, zihar yapan için bakılması haram olan bir uzuv olması şartdır. Meselâ bir kimsenin karısına: “- Sen bana, annemin arkası veya karnı gibisin” demesi zihar olur. İslâmdan önce, bu gibi sözler boşanmayı icab ettiriyordu. İslâmda bunun telâfisi bir keffaret ödemekledir). Evlâdlıklarınızı da (neseben olan) oğullarınız yerinde tutmamıştır (Cahiliyyet devrinde olduğu gibi, mirasçı ve mahrem olmazlar. Yabancı bir kimse için, benim oğlumdur diye) bu söylediğiniz, ağızlarınızdaki sözünüzdür (boşuna bir sözdür). Allah ise hakkı söyler ve O, doğru yola hidayet buyurur.
- **Ömer Nasuhi Bilmen Meali:** Allah bir kişi için içerisinde iki kalp yaratmamıştır. Ve kendilerinden müzaherede bulunduğunuz zevcelerinizi sizin valideleriniz kılmamıştır ve evlatlıklarınızı da sizin oğullarınız kılmış değildir. O sizin ağızlarınızdaki bir lâkırdınızdır. Ve Allah hakkı söyler ve O, doğru yola irşad buyurur.
- **Ümit Şimşek Meali:** Allah bir adamın içinde iki kalp yaratmamıştır. Zıhar yaptığınız hanımlarınızı anneleriniz hükmünde kılmadığı gibi, evlâtlıklarınızı da öz oğullarınız hükmünde kılmamıştır. Bunlar sizin ağzınızdan çıkan sözlerden ibarettir. Allah ise hakkı söyler ve doğru yola iletir.
- **Yusuf Ali (English) Meali:** Allah has not made for any man two hearts in his (one) body: nor has He made your wives whom ye divorce by Zihar your mothers: nor has He made your adopted sons your sons. Such is (only) your (manner of) speech by your mouths. But Allah tells (you) the Truth, and He shows the (right) Way.

### 5. Ayet Mealleri

- **Ömer Çelik Meali:** Evlatlıklarınızı öz babalarına nispet ederek çağırın; çünkü Allah katında doğru olan budur. Eğer öz babalarını bilmiyorsanız, onlar zâten sizin din kardeşleriniz ve aranızda karşılıklı haklar ve vazîfeler bulunan yakın dostlarınızdır. Onları çağırırken yanılarak düşeceğiniz hatalardan dolayı size bir vebâl yoktur; fakat bilinçli ve kasten yaptıklarınızdan sorumlusunuz. Allah, çok bağışlayıcıdır, engin merhamet sahibidir.
- **Diyanet Vakfı Meali:** Onları (evlât edindiklerinizi) babalarına nisbet ederek çağırın. Allah yanında en doğrusu budur. Eğer babalarının kim olduğunu bilmiyorsanız, bu takdirde onları din kardeşleriniz ve görüp gözettiğiniz kimseler olarak kabul edin. Yanılarak yaptıklarınızda size vebal yok; fakat kalplerinizin bile bile yöneldiğinde günah vardır. Allah bağışlayandır, esirgeyendir.
- **Diyanet İşleri (Eski) Meali:** Evlatlıkları babalarına nisbet edin, bu Allah katında en doğru olandır. Eğer babalarının kim olduğunu bilmiyorsanız, bu takdirde onları din kardeşi ve dostlarınız olarak kabul edin. İçinizden kasdederek yaptıklarınız bir yana, yanılmalarınızda size bir sorumluluk yoktur. Allah, bağışlar ve merhamet eder.
- **Diyanet İşleri (Yeni) Meali:** Onları babalarına nispet ederek çağırın. Bu, Allah katında daha (doğru ve) adaletlidir. Eğer babalarını bilmiyorsanız, onlar sizin din kardeşleriniz ve dostlarınızdır. Hata ile yaptığınız bir işte size hiçbir günah yoktur. Fakat kasten yaptığınız şeylerde size günah vardır. Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
- **Elmalılı Hamdi Yazır Meali:** Onları (evlatlıkları) babaları adına çağırın. Allah yanında o daha doğrudur. Eğer babalarını bilmiyorsanız, onlar sizin dinde kardeşleriniz ve dostlarınızdır. Bununla beraber hata ettiklerinizde üzerinize bir günah yoktur. Fakat kalblerinizin kasdettiğinde vardır. Allah, çok bağışlayıcı ve çok merhamet edicidir.
- **Elmalılı Meali (Orjinal) Meali:** Onları babaları namına çağırınız, Allah yanında o daha doğrudur, eğer babalarını bilmiyorsanız dinde kardeşleriniz ve yaranınız, (mevalîniz) dirler, bununla beraber hatâ ettiklerinizde üzerinize bir günah yoktur ve lâkin kalblerinizin teammüd ettiğinde vardır, Hem Allah gafur, rahîm bulunuyor
- **Hasan Basri Çantay Meali:** Onları babalarına nisbetle çağırın. Bu, Allah indinde daha doğrudur. Eğer babalarını (n kim olduğunu) bilmiyorsanız o halde (esasen) dînde kardeşleriniz (olmakla beraber) dostlarınızdır da. Hataa etdiklerinizde ise üstünüze bir vebal yokdur. Fakat kalblerinizin (kasd ve) teammüd etdiğinde (vebal) vardır. Allah çok yarlığayıcı, çok esirgeyicidir.
- **Hayrat Neşriyat Meali:** Onları (evlâdlıklarınızı kendi) babalarına nisbet ederek çağırın! Bu, Allah katında daha doğrudur. Şâyet babalarını bilmiyorsanız, o takdirde (bilin ki onlar) sizin din kardeşleriniz ve dostlarınızdır. Bununla berâber, hakkında hatâ ettiğiniz şey husûsunda size bir günah yoktur. Fakat kalblerinizin kasdettiğinde (günah) vardır. Çünki Allah, Gafûr (çok bağışlayan)dır, Rahîm (çok merhamet eden)dir.
- **Ali Fikri Yavuz Meali:** O çocukları, babalarına nisbetle çağırın. Allah katında bu daha doğrudur. Eğer babalarını bilmiyorsanız, dinde kardeşleriniz ve dostlarınızdırlar, (kendilerini kardeşim ve dostum diye çağırın). Bununla beraber (daha önce cehalet yüzünden) hata ettiklerinizde size bir günah yoktur. Fakat, kalblerinizin kasdı olanda günah vardır. Allah Gafûr'dur= çok bağışlayıcıdır, Rahîm'dir= çok merhametlidir.
- **Ömer Nasuhi Bilmen Meali:** Onları babaları namına çağırınız. Bu, Allah katında adâlete daha yakındır. Eğer onların babalarını bilmiyorsanız artık onlar sizin dinde kardeşlerinizdir ve dostlarınızdır. Ve sizin için kendisinde hata ettiğiniz şeyden dolayı bir günah yoktur. Fakat kalplerinizin kastettiği şeyden (dolayı günah vardır) ve Allah Teâlâ çok yarlığayıcı, çok esirgeyicidir.
- **Ümit Şimşek Meali:** Onları babalarına nispet ederek çağırın; Allah katında doğru olan budur. Babalarını bilmiyorsanız, zaten onlar sizin din kardeşleriniz ve dostlarınızdır. Bu konuda bilmeyerek yaptığınız hatâdan dolayı size bir günah yoktur, ancak kalben kasıt gözetmeniz halinde vardır. Allah ise çok bağışlayıcı, çok merhamet edicidir.
- **Yusuf Ali (English) Meali:** Call them by (the names of) their fathers: that is juster in the sight of Allah. But if ye know not their father´s (names, call them) your Brothers in faith, or your maulas. But there is no blame on you if ye make a mistake therein: (what counts is) the intention of your hearts: and Allah is Oft- Returning, Most Merciful.

## Tefsir (4-5. ayetler)

### Ömer Çelik Tefsiri

İslâm
geldiği zaman Araplarda iyice kökleşmiş iki âdet vardı:



**›** 
Zıhâr,



**›** 
Tebennî.



Zıhâr, bir adamın hanımına “senin sırtın bana
annemin sırtı gibidir” dediğinde, o kadının kendi anası gibi sayılması ve artık
erkeğin o hanıma yanaşamaması demekti. Bu durumdaki bir kadın ne sıhhatli bir
evlilik hayatı sürdürebilir, ne boşanabilirdi. Çözümü olmayan zor bir durumda
kalırdı.



Tebennî
ise, başkasının çocuğunu evlât edinmek, böylece miras ve evlilik konularında
ona öz evladı gibi davranmaktı. Buna göre yabancı bir çocuğu evlâtlık almak
isteyen bir adam, halkın önünde o çocuğu evlât edindiğini söyler, artık o çocuk
onun öz evlâdı sayılırdı. Onun adına çağrılır, baba ile oğul arasındaki hukûkî
durumlar bunlar arasında da geçerli olurdu. Birbirlerine vâris olurlar, baba
ile oğul arasındaki nikâh yasakları, bunlar arasında da kurulurdu. Evlâtlık,
evlât edenin kızını, kızkardeşini, halasını, teyzesini alamaz; evlât edinen de
evlâtlığının dul veya boşanmış hanımıyla evlenemezdi. Nitekim Resûlullah
(s.a.s.) de Zeyd b. Hârise’yi bu şartlar içinde evlâtlık edinmişti ve insanlar
onu “Muhammed’in oğlu Zeyd” diye çağırıyorlardı. (Buhârî, Tefsir 33/2; Müslim,
Fezâilü’s-sahâbe 62)



Bu
âdetler, İslâm’ın tesis etmeye çalıştığı âile nizamına uygun olmayıp en tesirli
bir yolla kaldırılmaları gerekiyordu. Burada “bir adamın iki kalbi olamayacağı”
örnek verilir. Bu örnekle ilk olarak insanın, birisiyle iman, sevgi, ibâdet ve
taatle tek Allah’a yöneldiği, diğeri ile de başkalarına yöneldiği iki kalbi
olmadığı; aksine insanda sadece tek kalbin bulunduğu ve bunu hangi şeye
bağlarsa diğerlerini bırakmak mecburiyetinde kalacağı anlatılır. İkinci Sultan
Selim der ki:



*“Âşık-ı
sâdıkda dil birdir olur mu yâr iki*



*Hiçbir
taht üstüne mümkün müdür hünkâr iki.”*



“Bir
taht üzerine iki hükümdarın oturması ne kadar imkânsız ise, hakiki bir âşıkın,
ancak bir sevgilinin muhabbetiyle dolu olan gönlünde de ondan başkasının aşkı
barınamaz. Eğer aksi olabiliyorsa, o âşık tam mânasıyla bir âşık değildir.”



Bununla
birlikte, aralarında bulunması gereken çok kuvvetli sevgi bağına işaretle, bir
kadının aynı şahıs için hem eş hem de anne olamayacağı, bir çocuğun da iki
babası olamayacağı belirtilir. Böylece bu iki câhiliye âdetinin kaldırıldığı
haber verilir. Ayrıca evlâtlıkların öz babalarına nispet edilerek çağrılmaları,
eğer babaları bilinmiyorsa onlara kardeşçe ve dostça hitap ve muamele edilmesi
istenir.



Bu
sûrenin 37. âyetinde geleceği üzere “evlatlık”la, özellikle evlatlığın boşadığı
kadınla evlilik hususundaki düzenleme, evlatlığı Zeyd b. Hârise’nin boşadığı
Hz. Zeynep’le evlenmek sûretiyle ilk defa bizzat Resûlullah (s.a.s.)’in eliyle
tatbik edilmiştir. Zıhar ise Mücâdile sûresinin 1-4. âyetlerinde açıkça haram
kılınmış ve bu uygulamayı devam ettirmek isteyenlere ceza olmak üzere “kefâret”
hükmü getirilmiştir.



İşte böylece ferdî, âilevî ve içtimâî hayatımızın
her alanını Rabbimizin istediği şekilde düzenleyen hükümleri bize getiren ve bu
hükümleri uygulamamız sâyesinde Allah Teâlâ’nın rızâsını kazanmamıza vesile
olan Resûlullah (s.a.s.), elbette bize bizden daha yakın, bize bizden daha
merhametlidir:

## Bağlantılar

- [Bu sayfanın HTML sürümü](https://www.kuranvemeali.com/ahzab-suresi/5-ayeti-tefsiri)
- [5. ayet meali](https://www.kuranvemeali.com/ahzab-suresi/5-ayeti-meali.md)
- [4-5. ayet tefsiri](https://www.kuranvemeali.com/ahzab-suresi/4-ayeti-tefsiri.md)
- [Önceki ayet (4)](https://www.kuranvemeali.com/ahzab-suresi/4-ayeti-tefsiri.md)
- [Sonraki ayet (6)](https://www.kuranvemeali.com/ahzab-suresi/6-ayeti-tefsiri.md)
- [Ahzâb Sûresi](https://www.kuranvemeali.com/ahzab-suresi.md)
- [Tüm sûreler](https://www.kuranvemeali.com/llms.txt)
