---
title: "Ahkaf Sûresi 17-19. Ayet Tefsiri"
sure: "Ahkaf"
sure_no: 46
ayet_no: 18
url: https://www.kuranvemeali.com/ahkaf-suresi/18-ayeti-tefsiri
language: tr
source: Kuran ve Meali
---

# Ahkaf Sûresi 18. Ayet Tefsiri

> Kur'an-ı Kerim, Ahkaf Sûresi (46. sûre), 18. ayet. Kaynak: [Kuran ve Meali](https://www.kuranvemeali.com/ahkaf-suresi/18-ayeti-tefsiri)

### 17. Ayet

## Arapça

وَالَّذ۪ي قَالَ لِوَالِدَيْهِ اُفٍّ لَكُمَٓا اَتَعِدَانِن۪ٓي اَنْ اُخْرَجَ وَقَدْ خَلَتِ الْقُرُونُ مِنْ قَبْل۪ي وَهُمَا يَسْتَغ۪يثَانِ اللّٰهَ وَيْلَكَ اٰمِنْۗ اِنَّ وَعْدَ اللّٰهِ حَقٌّۚ فَيَقُولُ مَا هٰذَٓا اِلَّٓا اَسَاط۪يرُ الْاَوَّل۪ينَ

## Okunuşu

Velleżî kâle livâlideyhi uffin lekumâ eta’idâninî en uḣrace ve kad ḣaleti-lkurûnu min kablî vehumâ yesteġîśâni(A)llâhe veyleke âmin inne va’da(A)llâhi hakkun feyekûlu mâ hâżâ illâ esâtîru-l-evvelîn(e)

### 18. Ayet

## Arapça

اُو۬لٰٓئِكَ الَّذ۪ينَ حَقَّ عَلَيْهِمُ الْقَوْلُ ف۪ٓي اُمَمٍ قَدْ خَلَتْ مِنْ قَبْلِهِمْ مِنَ الْجِنِّ وَالْاِنْسِۜ اِنَّهُمْ كَانُوا خَاسِر۪ينَ

## Okunuşu

Ulâ-ike-lleżîne hakka ‘aleyhimu-lkavlu fî umemin kad ḣalet min kablihim mine-lcinni vel-ins(i)(s) innehum kânû ḣâsirîn(e)

### 19. Ayet

## Arapça

وَلِكُلٍّ دَرَجَاتٌ مِمَّا عَمِلُواۚ وَلِيُوَفِّيَهُمْ اَعْمَالَهُمْ وَهُمْ لَا يُظْلَمُونَ

## Okunuşu

Ve likullin deracâtun mimmâ ‘amilû(s) ve liyuveffiyehum a’mâlehum vehum lâ yuzlemûn(e)

## Mealler

### 17. Ayet Mealleri

- **Ömer Çelik Meali:** Bir de öylesi var ki, kendisini imana dâvet eden anne babasına: “Öf be! Yetti artık! Benden önce nice nesiller gelip geçmişken ve hiçbiri dirilip geri gelmemişken siz beni mezarımdan dirilip çıkarılmakla mı tehdit ediyorsunuz?” der. Ana babası Allah’ın yardımına sığınarak: “Evlâdım! Kendine yazık etme! İnadı bırak da imana gel! Çünkü Allah’ın va‘di gerçektir” dediklerinde ise: “Bu söylediğiniz, eskilerin masallarından başka bir şey değil” diye diretir.
- **Diyanet Vakfı Meali:** Ana ve babasına: Öf be size! Benden önce nice nesiller gelip geçmişken, beni mi tekrar dirilmekle tehdit ediyorsunuz? diyen kimseye, ana ve babası Allah'ın yardımına sığınarak: Yazıklar olsun sana! İman et. Allah'ın vâdi gerçektir, dedikleri halde o: Bu, eskilerin masallarından başka bir şey değildir, der.
- **Diyanet İşleri (Eski) Meali:** 17,18. Annesine babasına: "Of ikinizden; benden önce nice nesiller gelip geçmişken beni tekrar diriltilmemle mi tehdit ediyorsunuz?" diyen kimseye, anne babası Allah'a sığınarak: "Sana yazıklar olsun! İnan; doğrusu Allah'ın sözü gerçektir" dedikleri halde: "Bu, Kuran öncekilerin masallarından başka bir şey değildir" diye cevap verenler işte onlar kendilerinden önce cinlerden ve insanlardan gelip geçmiş ümmetler içinde, Allah'ın azap vadinin aleyhlerinde gerçekleştiği kimselerdir. Doğrusu onlar hüsranda olanlardır.
- **Diyanet İşleri (Yeni) Meali:** Anne ve babasına, “Öf size! Benden önce nice nesiller gelip geçmiş iken, beni tekrar diriltilecek olmakla mı tehdit ediyorsunuz?” diyen kimseye, onlar Allah’a sığınarak, “Yazıklar olsun sana! İman et, Allah’ın va’di gerçektir” diyorlar, o da, “Bu, eskilerin masallarından başka bir şey değildir” diyordu.
- **Elmalılı Hamdi Yazır Meali:** Ana ve babasına: "Öf size! siz bana öldükten sonra tekrar dirilip kabrimden çıkarılacağımı mı vaad ediyorsunuz? Oysa benden önce nice nesiller gelip geçmiştir." diyen kimseye ana ve babası Allah'a sığınarak "Yazıklar olsun sana! Gel iman et, şüphesiz ki, Allah'ın vaadi gerçektir." dediklerinde o: "Bu Kur'ân öncekilerin masallarından başka bir şey değildir" diyordu.
- **Elmalılı Meali (Orjinal) Meali:** Şöylesi ise ki: «anasına babasına of size, dedi: bana çıkarılacağımı mı va'dediyorsunuz? Halbuki benden evvel nice karnlar geçmiş; ikisi de Allaha el'eman çekerek yazık sana, iymana gel, her halde Allahın va'di haktır diyorlar da o yine diyor ki: bu, eskilerin esatîrinden başka bir şey değildir
- **Hasan Basri Çantay Meali:** Ana ve babasına: «Of size, benden evvel nice nice nesiller gelib geçtiği halde beni (tekrar dirilib kabrimden) çıkarılacağımla mı tehdîd ediyorsunuz?» diyen (adam yok mu?) anası, babası Allaha yalvarırlar, (ona) «Yazık sana. İman et. Allahın va'di şübhesiz hakdır» (derler). O ise «Bu (dediğiniz) evvelkilerin masallarından başkası değildir» der.
- **Hayrat Neşriyat Meali:** Fakat o kimse ki, ana-babasına: “Öf ikinize! Benden önce nice nesiller gelip geçmiş iken, (siz) beni (kabirden) çıkarılmakla mı tehdîd ediyorsunuz?” dedi. Onlar (ana-babası) ise, Allah'dan yardım isteyerek: “Yazıklar olsun sana! Îmân et! Elbette Allah'ın va'di haktır!”(dedikleri hâlde, o) diyordu ki: “Bu, eskilerin masallarından başka bir şey değildir!”
- **Ali Fikri Yavuz Meali:** (Kendisini Allah'a ve ahiret gününe iman etmiye davet ettikleri zaman), ana ve babasına: “- Öf size, (usandım sizden)! Benden evvel ne kadar nesiller gelib geçtiği (ve hiç biri dirilmediği) halde, beni (kabirden dirilib) çıkarılmakla mı korkutuyorsunuz?” diyen kimse var ya; ana ve babası kendisinden Allah'a elamân çekerek: “- Yazık sana; imana gel. Muhakkak ki Allah'ın vaadi bir gerçektir, (vukubulacaktır).” diyorlar da, o yine diyor ki: “- Bu dediğiniz, (beni imana davet ettiğiniz şeyler) evvelkilerin uydurma masallarından başka bir şey değildir.”
- **Ömer Nasuhi Bilmen Meali:** Ve o kimse ki, anasına babasına dedi ki: «Üf ikinize! Beni korkutuyor musunuz ki, ben çıkarılacağım? Halbuki, benden evvel nice nesiller gelip geçmiştir.» Anası ile babası ise Allah'tan medet istiyor: «Yazık sana! İmân et, şüphe yok ki, Allah'ın vaadi haktır (diyorlardı).» Oğulları ise hemen diyordu ki, «Bu (dediğiniz), evvelkilerin efsanelerinden başka değildir.»
- **Ümit Şimşek Meali:** Anne-babasına “Öf size! Benden önce nice nesiller geçip gitmişken, siz hâlâ beni tekrar diriltilmekle mi korkutuyorsunuz?” diyen kimseye gelince: Anne-babası Allah'tan yardım isteyerek, “Yazık sana! Allah'ın vaadi gerçektir” demekte, o ise “Bu eskilerin efsanelerinden başka birşey değil” diye cevap vermektedir.
- **Yusuf Ali (English) Meali:** But (there is one) who says to his parents, "Fie on you! Do ye hold out the promise to me that I shall be raised up, even though generations have passed before me (without rising again)?" And they two seek Allah.s aid, (and rebuke the son): "Woe to thee! Have faith! for the promise of Allah is true." But he says, "This is nothing but tales of the ancients!"

### 18. Ayet Mealleri

- **Ömer Çelik Meali:** İşte bunlar, kendilerinden önce gelmiş geçmiş isyankâr cin ve insan toplulukları içinde, haklarında azap hükmünün kesinleştiği kimselerdir. Gerçekten onlar, kıyâmet günü büyük bir hüsrâna uğrayacaklardır.
- **Diyanet Vakfı Meali:** İşte onlar, kendilerinden önce cinlerden ve insanlardan gelip geçmiş topluluklar içinde, haklarında azabın gerçekleştiği kimselerdir. Gerçekten onlar ziyana uğrayanlardır.
- **Diyanet İşleri (Eski) Meali:** 17,18. Annesine babasına: "Of ikinizden; benden önce nice nesiller gelip geçmişken beni tekrar diriltilmemle mi tehdit ediyorsunuz?" diyen kimseye, anne babası Allah'a sığınarak: "Sana yazıklar olsun! İnan; doğrusu Allah'ın sözü gerçektir" dedikleri halde: "Bu, Kuran öncekilerin masallarından başka bir şey değildir" diye cevap verenler işte onlar kendilerinden önce cinlerden ve insanlardan gelip geçmiş ümmetler içinde, Allah'ın azap vadinin aleyhlerinde gerçekleştiği kimselerdir. Doğrusu onlar hüsranda olanlardır.
- **Diyanet İşleri (Yeni) Meali:** İşte onlar, kendilerinden önce cinlerden ve insanlardan gelip geçmiş topluluklar içinde, haklarında o sözün (azabın) gerçekleştiği kimselerdir. Şüphesiz onlar ziyana uğrayanlardır.
- **Elmalılı Hamdi Yazır Meali:** İşte onlar kendilerinden önce gelip geçmiş olan cin ve insan toplulukları içerisinde haklarında azab vaadi hak olmuş kimselerdir. Onlar gerçekten hüsrana uğramışlardır.
- **Elmalılı Meali (Orjinal) Meali:** İşte bunlar İns-ü Cinden önlerinde geçen ümmetler içinde üzerlerine söz hakk olmuş olan kimselerdir, çünkü bunlar hep husrana mahkûm olmuşlardır
- **Hasan Basri Çantay Meali:** İşte o (ve benzerleri) cinden ve insandan kendilerinden evvel gelib geçen ümmetler arasında, üzerlerine (azâb) söz (ü) hak olmuş (kimseler) dir. Çünkü bunlar hüsrana uğramış olanlardır.
- **Hayrat Neşriyat Meali:** İşte bunlar, cin ve insandan, kendilerinden önce gelip geçmiş topluluklar içinde üzerlerine (azâba dâir) söz, hak olmuş kimselerdir. Gerçekten onlar hüsrâna uğrayanlardır.
- **Ali Fikri Yavuz Meali:** İşte bu inançta olanlar, kendilerinden daha evvel gelib geçen insan ve cinlerden, üzerlerine azab gerçekleşmiş ümmetlerle beraberdirler. Çünkü bunlar, aldanıb hep ziyana uğrayanlardır.
- **Ömer Nasuhi Bilmen Meali:** İşte bunlar izi kendilerinden önce gelip geçen cin ve insten ümmetler arasında bulunan kimselerdir ki, üzerlerine söz hak olmuştur. Muhakkak ki onlar hüsrâna uğramış oldular.
- **Ümit Şimşek Meali:** Onlar, kendilerinden önceki cin ve insan toplulukları içinde azabı hak etmiş kimselerdir. Gerçekten de onlar hüsrana uğramışlardır.
- **Yusuf Ali (English) Meali:** Such are they against whom is proved the sentence among the previous generations of Jinns and men, that have passed away; for they will be (utterly) lost.

### 19. Ayet Mealleri

- **Ömer Çelik Meali:** Herkesin yaptığı işlere göre dereceleri vardır. Allah onlara amellerinin karşılığını tam olarak verecek ve kimseye asla haksızlık yapılmayacaktır.
- **Diyanet Vakfı Meali:** Herkesin yaptıklarına göre dereceleri vardır. Allah, onlara yaptıklarının karşılığını verir, asla kendilerine haksızlık yapılmaz.
- **Diyanet İşleri (Eski) Meali:** İşlediklerinden ötürü herkesin bir derecesi vardır. Herkese işlediklerinin karşılığı ödenir. Kendilerine haksızlık yapılmaz.
- **Diyanet İşleri (Yeni) Meali:** Herkesin yaptıklarına göre dereceleri vardır. (Bu da) Allah’ın onlara yaptıklarının karşılığını tastamam vermesi içindir. Asla kendilerine haksızlık yapılmaz.
- **Elmalılı Hamdi Yazır Meali:** Herkesin yaptıklarına göre dereceleri vardır. Allah onlara yaptıklarının karşılığını tam olarak verir. Onlara haksızlık edilmez.
- **Elmalılı Meali (Orjinal) Meali:** Her biri için de yaptıkları amellerden dereceler vardır, bu da hiç hakları yenmiyerek bütün amellerini kendilerine temamen ödemek içindir
- **Hasan Basri Çantay Meali:** Herkesin yapdıklarına göre dereceleri (mertebeleri) vardır. (Bu da) kendilerine hiçbir haksızlık edilmeyerek amelleri (nin karşılığını) onlara tamamen ödemek içindir.
- **Hayrat Neşriyat Meali:** Herkes için yaptıklarına göre dereceler vardır. Tâ ki (Allah) onlara, amellerini(n karşılığını) tam versin! Hem onlara haksızlık edilmez.
- **Ali Fikri Yavuz Meali:** Herkesin işlediği amellere göre dereceleri vardır. Ta ki, kendilerine haksızlık edilmiyerek bütün amellerinin karşılığı onlara ödensin.
- **Ömer Nasuhi Bilmen Meali:** Ve herkes için yapmış olduklarından (dolayı) dereceler vardır ve onlara amellerini tamamen ödemek için ve onlar zulmolunmazlar.
- **Ümit Şimşek Meali:** Herkes için, yaptıklarına karşılık dereceler vardır. Ne yapmışlarsa karşılığını Allah onlara eksiksiz öder; kimse bir haksızlığa uğramaz.
- **Yusuf Ali (English) Meali:** And to all are (assigned) degrees according to the deeds which they (have done), and in order that ((Allah)) may recompense their deeds, and no injustice be done to them.

## Tefsir (17-19. ayetler)

### Ömer Çelik Tefsiri

Burada,
önceki iki âyette tasvir edilen iyi bir evlat örneğinin karşısına kötü bir
evlat örneği konur. Bu evlat, âhirete inanmamakta ve kendisini imana çağıran
ana babasına da kaba ifadeler kullanarak küstahça isyan etmektedir. Ana babanın
son derece müşfikâne ve merhamet dolu sözlerine karşı pervasızca inkârını
kusmaktadır. Bu duurmdaki insanlar, durumlarını değiştirmedikleri takdirde,
kendisinden önce gelip geçen aynı tînetteki insan ve cin gürûhlarıyla birlikte
azab-ı ilâhîye uğrayacaklardır.



Bu
misalleri okuyanlar ve dinleyenler, bu iki evlattan hangisini beğenirlerse onu
kendilerine örnek seçebilir ve seçtikleri örneğe göre de sonuca razı olurlar.
Çünkü Allah, herkese aynı şekilde muamele yapmayacaktır. Yapılan iyiliklere ve
kötülüklere göre dereceler takdir edilecek; cezalar ve mükâfatlar da buna göre
verilecektir. Herkese amelinin karşılığının tam olarak verilmesi ve kimseye
haksızlık yapılmaması açısından da bu derecelendirme önem arz etmektedir. Zira
eğer bir insan ecirlerinden mahrum kalır veya hak ettiğinden daha azını alırsa
bu bir zulüm olduğu gibi, aynı şekilde kötü bir insan da hak ettiği cezayı
görmez veya hak ettiğinden daha fazlasını bulursa bu da bir zulüm olacaktır.
Allah ise zulmetmekten pek yücedir.



Dünya nimetlerini tıka basa kullanıp kötülük
işlemeye devam eden kimselerin âhirette karşılaşacakları feci durum şöyle haber
verilir:

## Bağlantılar

- [Bu sayfanın HTML sürümü](https://www.kuranvemeali.com/ahkaf-suresi/18-ayeti-tefsiri)
- [18. ayet meali](https://www.kuranvemeali.com/ahkaf-suresi/18-ayeti-meali.md)
- [17-19. ayet tefsiri](https://www.kuranvemeali.com/ahkaf-suresi/17-ayeti-tefsiri.md)
- [Önceki ayet (17)](https://www.kuranvemeali.com/ahkaf-suresi/17-ayeti-tefsiri.md)
- [Sonraki ayet (20)](https://www.kuranvemeali.com/ahkaf-suresi/20-ayeti-tefsiri.md)
- [Ahkaf Sûresi](https://www.kuranvemeali.com/ahkaf-suresi.md)
- [Tüm sûreler](https://www.kuranvemeali.com/llms.txt)
