Amel Defteri ile ilgili ayetler (24 kayıt)

Nisâ / 13. Ayet

تِلْكَ حُدُودُ اللّٰهِۜ وَمَنْ يُطِعِ اللّٰهَ وَرَسُولَهُ يُدْخِلْهُ جَنَّاتٍ تَجْر۪ي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ خَالِد۪ينَ ف۪يهَاۜ وَذٰلِكَ الْفَوْزُ الْعَظ۪يمُ

İşte bunlar Allah’ın belirlediği sınırlardır. Kim Allah’a ve Pey­gam­beri’ne itaat ederse Allah onu, içinde ebedî kalmak üzere altlarından ırmaklar akan cennetlere yerleştirir. İşte en büyük başarı ve kurtuluş budur.


Nisâ / 14. Ayet

وَمَنْ يَعْصِ اللّٰهَ وَرَسُولَهُ وَيَتَعَدَّ حُدُودَهُ يُدْخِلْهُ نَارًا خَالِدًا ف۪يهَاۖ وَلَهُ عَذَابٌ مُه۪ينٌ۟

Kim de Allah’a ve Peygamberi’ne isyân eder ve O’nun sınırlarını aşarsa Allah onu, içinde devamlı kalacağı bir ateşe sokar. Onun için zelîl ve perişan eden bir azap vardır.


İsrâ / 13. Ayet

وَكُلَّ اِنْسَانٍ اَلْزَمْنَاهُ طَٓائِرَهُ ف۪ي عُنُقِه۪ۜ وَنُخْرِجُ لَهُ يَوْمَ الْقِيٰمَةِ كِتَابًا يَلْقٰيهُ مَنْشُورًا

Biz her insanın sevabını ve günahını boynuna doladık; öyle ki, kıyâmet günü önüne, her şeyi açık açık kaydedilmiş bulacağı bir defter çıkaracağız.


Enbiyâ / 47. Ayet

وَنَضَعُ الْمَوَاز۪ينَ الْقِسْطَ لِيَوْمِ الْقِيٰمَةِ فَلَا تُظْلَمُ نَفْسٌ شَيْـًٔاۜ وَاِنْ كَانَ مِثْقَالَ حَبَّةٍ مِنْ خَرْدَلٍ اَتَيْنَا بِهَاۜ وَكَفٰى بِنَا حَاسِب۪ينَ

Kıyâmet günü biz adâlet terâzilerini kuracağız da hiç kimseye en küçük bir haksızlık yapılmayacak. Yapılan iş hardal tanesi kadar bile olsa, biz onu getirip mizana koyacağız. Hesap görücü olarak biz yeteriz!


Sâd / 16. Ayet

وَقَالُوا رَبَّنَا عَجِّلْ لَنَا قِطَّنَا قَبْلَ يَوْمِ الْحِسَابِ

Bir de alaylı alaylı: “Rabbimiz! Hesap günü gelmeden önce bize azaptan düşen payımızı hemen veriver!” diyorlar.


Zümer / 69. Ayet

وَاَشْرَقَتِ الْاَرْضُ بِنُورِ رَبِّهَا وَوُضِعَ الْكِتَابُ وَج۪ٓيءَ بِالنَّبِيّ۪نَ وَالشُّهَدَٓاءِ وَقُضِيَ بَيْنَهُمْ بِالْحَقِّ وَهُمْ لَا يُظْلَمُونَ

Yeryüzü Rabbinin nûruyla aydınlanır. Kitap ortaya konur. Peygamberler ve şâhitler getirilir. İnsanların arasında hak ve adâletle hüküm verilir. Kimseye zerre kadar haksızlık yapılmaz.


Câsiye / 28. Ayet

وَتَرٰى كُلَّ اُمَّةٍ جَاثِيَةً۠ كُلُّ اُمَّةٍ تُدْعٰٓى اِلٰى كِتَابِهَاۜ اَلْيَوْمَ تُجْزَوْنَ مَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَ

O gün bütün ümmetleri zillet içinde diz çökmüş olarak görürsün. Her ümmet kendi hesap defterinin başına çağrılır. O gün, ancak yaptıklarınızın karşılığını göreceksiniz.


Vâkıa / 8. Ayet

فَاَصْحَابُ الْمَيْمَنَةِ مَٓا اَصْحَابُ الْمَيْمَنَةِۜ

O “ashâb-ı meymene” ki, ne uğurlu ne mutlu insanlardır o “as­hâb-ı meymene!”


Müddessir / 52. Ayet

بَلْ يُر۪يدُ كُلُّ امْرِئٍ مِنْهُمْ اَنْ يُؤْتٰى صُحُفًا مُنَشَّرَةًۙ

Onlar bu öğütle yetinmiyor, hatta istiyorlar ki, her birine okunmaya hazır açılmış sahifeler verilsin!


Nebe' / 29. Ayet

وَكُلَّ شَيْءٍ اَحْصَيْنَاهُ كِتَابًا

Biz ise onların yaptığı her şeyi bir bir sayıp kayıt altına alıyorduk.


Nebe' / 40. Ayet

اِنَّٓا اَنْذَرْنَاكُمْ عَذَابًا قَر۪يبًاۚ يَوْمَ يَنْظُرُ الْمَرْءُ مَا قَدَّمَتْ يَدَاهُ وَيَقُولُ الْكَافِرُ يَا لَيْتَن۪ي كُنْتُ تُرَابًا

Doğrusu biz sizi, gelmesi yakın bir azaba karşı uyardık. O gün insan bizzat kendi elleriyle ne hazırlayıp gönderdiğine bakacak; kâfir ise tamâmen ümidini yitirip: “Âh ne olurdu, keşke toprak olsaydım” diyecektir.


Tekvir / 10. Ayet

وَاِذَا الصُّحُفُ نُشِرَتْۙۖ

Amel defterleri açıldığı zaman,


Mutaffifin / 7. Ayet

كَلَّٓا اِنَّ كِتَابَ الْفُجَّارِ لَف۪ي سِجّ۪ينٍۜ

Gerçek şu ki, doğru yoldan sapmış kâfirlerin defteri Siccîn’­dedir.


Mutaffifin / 8. Ayet

وَمَٓا اَدْرٰيكَ مَا سِجّ۪ينٌۜ

Bilir misin nedir Siccîn?


Mutaffifin / 9. Ayet

كِتَابٌ مَرْقُومٌۜ

O, kâfirlerin amellerinin yazıldığı, rakamlanıp mühürlendiği bir defterdir.


İnşikak / 7. Ayet

فَاَمَّا مَنْ اُو۫تِيَ كِتَابَهُ بِيَم۪ينِه۪ۙ

Kimin amel defteri sağ tarafından verilirse,


İnşikak / 8. Ayet

فَسَوْفَ يُحَاسَبُ حِسَابًا يَس۪يرًاۙ

Onun hesâbı kolay bir şekilde görülecek,


İnşikak / 9. Ayet

وَيَنْقَلِبُ اِلٰٓى اَهْلِه۪ مَسْرُورًاۜ

Sevinç içinde âilesinin yanına dönecektir.


İnşikak / 10. Ayet

وَاَمَّا مَنْ اُو۫تِيَ كِتَابَهُ وَرَٓاءَ ظَهْرِه۪ۙ

Kimin de amel defteri arka tarafından verilirse,


İnşikak / 11. Ayet

فَسَوْفَ يَدْعُو ثُبُورًاۙ

O, derhal ölümü, yok olmayı isteyecek,


İnşikak / 12. Ayet

وَيَصْلٰى سَع۪يرًاۜ

Yanıp kavrulmak üzere alevli ateşe girecektir.


İnşikak / 13. Ayet

اِنَّهُ كَانَ ف۪ٓي اَهْلِه۪ مَسْرُورًا

Halbuki o, dünyada âilesi arasında pek keyifli ve sevinç içinde idi.


İnşikak / 14. Ayet

اِنَّهُ ظَنَّ اَنْ لَنْ يَحُورَۚۛ

Çünkü o, hiçbir şekilde Rabbine dönmeyeceğini sanıyordu.


İnşikak / 15. Ayet

بَلٰىۚۛ اِنَّ رَبَّهُ كَانَ بِه۪ بَص۪يرًاۜ

Oysa gerçek sandığı gibi değildi. Çünkü Rabbi onu çok iyi görmekteydi.